/

42 GÜN SONRA

Türkiye’nin korona salgınıyla karşılaşmasının üzerinden 42 gün geçti.

Türkiye’nin korona salgınıyla karşılaşmasının üzerinden 42 gün geçti. 11 Mart günü ülkemizdeki ilk vakanın resmi olarak duyurulmasından bu yana, 21 Nisan 2020 itibarıyla tam 95.591 kişi COVID -19 virüsüne enfekte oldu, 2.259 kişi vefat etti ve 14.918 kişi de hastalığı yenerek hastanelerden taburcu oldu. (1) Türkiye, bugün tespit edilen vaka sayısı açısından pandeminin en çok vurduğu ülkelerden İran’ı ve başlangıç noktası olan Çin’i de geçerek dünya sıralamasında yedinci sıraya gelmiş bulunuyor.(2)  Bizim açımızdan sevindirici haber, vaka sıralamasında üst sıralarda yer almamıza karşın, benzer vaka sayılarına sahip ülkelere göre vefat oranı açısından en alt sıralarda yer almamız.

Bu sayılar ışığında Türkiye’nin koronavirüs karşısındaki savaşına dair çeşitli fikir tartışmaları yürütülüyor. Türkiye’nin bu savaşta diğer ülkelerden farklı bir yol izlediğine, başarılı bir sınav verdiğine inananlar olduğu kadar devletin paylaştığı rakamlar ile gerçekleri sakladığına, alınan önlemlerin yetersizliğine, geç kalmışlığına ve yapılan hatalara dair birçok fikir öne sürülüyor. Peki, iş dünyası ve özellikle kamuoyu Türkiye’yi ve diğer ülkeleri bu savaşta ne kadar başarılı buluyor? 

Nisan başında Türkiye’nin önde gelen C Düzeyi yöneticileri ile yapılan bir araştırmaya göre, Güney Kore (% 38), Almanya (% 30) ve Çin (% 18) korona pandemisi ile yapılan savaşta en başarılı olan üç ülke olarak değerlendiriliyor. Buna karşın, İtalya (% 41), ABD (% 28) ve İngiltere de (% 14) bu savaştaki en başarısız üç ülke olarak sıralamadaki yerlerini alıyor. (3)

Türkiye’nin üç büyük kentinde yaşayan 18 yaş ve üzeri tüketiciler ile Nisan ayı ortasında yapılan bir başka araştırmada da ABD (% 46), İtalya (% 31) ve İngiltere (% 8) değişen bir sıralama ile en başarısız üç ülke konumunu koruyor. Başarısızlık ile ilgili değerlendirmede tüketicilerin ve iş dünyasının değerlendirmeleri örtüşüyor. (4)

Tüketicilerin başarılı ülke değerlendirmesinde ise, bambaşka bir resim ile karşılaşıyoruz; sıralamanın en üstünde Türkiye yer alıyor (% 53) ve onu Çin (% 15) ve Almanya (% 10) izliyor. 

Kamuoyunun Türkiye’ye yönelik bu pozitif algısının ardında koronavirüs konusuna siyaset ve partiler üstü yaklaşması yatıyor. Son yedi yıldır hemen her konuda hızla iki ana kutba ayrılan toplum bir virüse karşı verilen savaşta Hükümet’in ve özellikle Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca’nın çalışmalarını ve alınan önlemleri büyük ölçüde beğeniyor ve destekliyor. Gerek Hükümet’in gerek Sağlık Bakanı’nın bu savaşta kamuoyundan aldığı destek Hükümet’in bugüne dek herhangi bir konuda aldığı en yüksek desteğe işaret ediyor. Bu konunun tek istisnası Hükümet’in bu savaşta aldığı ekonomik önlemler ve işyeri sahibiyle, çalışanıyla iş dünyasına sunduğu destekler. Yetersiz algılanan ekonomik düzenlemeler korona günlerinde Hükümet’in yumuşak karnını oluşturuyor, toplumdaki beklentileri karşılamaktan uzak kalıyor. 

Kamuoyu salgın karşısında Hükümet’e yönelik verdiği desteği yerel yönetimlerden de esirgemiyor. Üç büyük ilin Büyükşehir Belediyeleri tarafından yürütülen çalışmalar kamuoyundan büyük destek alıyor. Özellikle Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik beğeni ve takdir düzeyi diğer iki ilin yerel yönetimlerinden çok daha yüksek bir mertebede bulunuyor.  

Toplum bugün salgın karşısında, bir virüse karşı verilen bu savaşta siyaset kurumuna ve aktörlerine yeni bir sayfa açmış bulunuyor. Bu, hem merkezi yönetim hem de yerel yönetimler için geçerli. Toplum siyasi aktörler ile ilgili değerlendirmelerini bu aşamada dondurmuş bulunuyor, devletin meseleye siyaset üstü çözümler getirmesini bekliyor. Kamuoyunun yönetim konumunda bulunanlara verdiği mesaj son derece basit ve net: ‘her türlü tartışmayı ve meseleyi bir yana bırak, öncelikle benim hayatımı ve sağlığımı koruyacak önlemleri al ve hayatımı idame ettirecek koşulları sağla’. 

Hükümet’in ve AKP’nin geleceğini de kamuoyunun bu yalın beklentisini karşılayıp karşılayamadığı tayin edecek; şu ana dek izlenen politikalara ve son günlerdeki konuşmalara bakarak AKP’nin tarihinin en kritik hatalarından birisini yaptığını kolaylıkla öne sürmek mümkün görünüyor. 

0  0,00