AMERİKA’DA BİR ‘HAYALÎ’: AYHAN HÜLAGÜ

Karagöz eğitimi almış olup Amerika’da Geleneksel Türk Tiyatrosu’nu yaşatan Ayhan Hülagü ile Karagöz ve ABD’de kurduğu Karagoz Theatre Company üzerine sohbet ettik

Karagöz’ü İngilizce icra ediyorsunuz, biraz kendinizden bahseder misiniz?


Uzun süredir birçok farklı alanda çalışmalar yürütüp içerik üretiyorum: Oyunculuk, yazarlık, eğitmenlik, geleneksel sanatlar… Pamukkale Üniversitesi’nde kurduğumuz tiyatro ekibiyle oyunculukla yoğun mesai harcamaya başladım. Okul bittikten sonra İstanbul’a taşınıp Studio Oyuncuları’nda oyunculuk eğitimi, aynı süreçte Karagöz eğitimi aldım. Bu dönemde farklı ulusal gazete, dergilerde kültür sanat alanında profesyonel olarak metin yazarlığı, röportajlar yaptım. 2017 yılında Amerika’da Karagoz Theatre Company’i kurup Geleneksel Türk Tiyatrosu özelinde projeler üretmeye başladım. Oyunlarım Amerika ve Afrika’da uluslararası festivallerde perde açtı. Üniversitelerde söyleşiler, sergiler düzenledim, atölyeler yaptım. Son olarak Harvard Üniversitesi’nde sahne alıp Broadway’de gösteriler düzenledim.

Pergelin ucunu geleneksele koydum


Neden geleneksel Türk tiyatrosu öğelerinden birini icra etme isteğinde oldunuz?
Üniversitede tiyatromun adı “Hayal Perdesi” idi. Karagöz’de gösteri yapılan perdeye verilen ad… O dönemlere uzanıyor geleneksele ilgim. “Yaşadığım coğrafyanın sanat dili nasıldı, nasıl olmalı” ile başlayan sorular beni geleneksel sanat üzerine arkeolojik kazılar yapmaya itti. Oyunculuk ve Karagöz eğitimi sürecinde okumalarım, yaptığım çalışmalar Anadolu’daki oyun kavramı, anlatı dili, seyirci ile ilişki kurma biçimleri vb özelinde yoğunlaştı. Gazeteciliğin de katkısıyla farklı insan kaynağına ve arşivlere ulaşma, irdeleme imkânım oldu. Karagöz, köy seyirlik oyunları, meddah özelinde denemeler, sahnelemeler yaptım. Pergelin ucunu geleneksele koyup anlatıyı merkeze alarak simgelerden uzak, ‘estetik’, ‘evrensel’, günü ıskalamayan hikayelerin peşine düştüm. Geleneksel oyunları yeniden yorumlayıp sahneliyor, Shakespeare’in Hamlet’i gibi klasikleri Karagöz perdesine uyarlayıp dünyanın farklı noktalarında sergiliyorum.

Karagöz’ün ana vatanı Türkçe’dir. Kelime oyunları, hiciv, kinaye, yanlış anlaşılmalar ile hayat buluyor, Anadolu insanının mizah algısına hitap ediyor. Karagöz’ü başka bir dilde başka coğrafyaya sunarken her şeyi olduğu gibi muhafaza etmek çok mantıklı gelmiyor. Temel önceliğim Karagöz’ün geleneksel formuyla evrensel hikayeler anlatmak.

Karagöz’e tam olarak ne zaman bulaştınız ve ilk figürünüz neydi?

Oyunculuk eğitimim devam ederken 2011 yılında Unima İstanbul şubesi, Karagöz ile ilgili bir atölye başlattı. Akademisyen ve hayalî Alpay Ekler’in liderliğinde UNESCO yaşayan insan hazineleri Orhan Kurt, Metin Özlen ve Tacettin Diker’in eğitimlere katıldığı bir atölye… Tasvir yapım ve oynatımından karagöz tarihi, musikisine yoğun bir süreci deneyimleme şansım oldu. İlk yaptığım figür Zenne’ydi. Ustalarımızın çalışmalarına, tasvirlerine öykünüp yaptığımız denemelerden biri. O çalışmalar eğitim süreci sonunda Göztepe’de bir kültür merkezinde sergiyle seyirciyle buluştu. O günden bugüne geleneksel yöntemle karakterler yaratıp kendi özgün dilimi aramaya devam ediyorum. Michael Jackson’dan Dostoyevski’ye, Simurgh’tan Antik Yunan mitolojik karakterlerine geniş yelpazede bir koleksiyon oluşturdum. Karagöz’de olduğu gibi manda yahut deve derisine bu figürleri geleneksel yöntemlerle işleyip gösterilerimde de yer veriyorum. Dünyanın farklı noktalarında gösteriler yaptığım için çeşitliliği çoğaltmaya özen gösteriyorum.

Minimalist bir sanat algısı

Geleneksel Türk Tiyatrosu’nda Karagöz özelinde sizi asıl cezbeden şey neydi:  gölge oyunu olması mı, sizi hayalî konumuna sokması mı yoksa , dil kullanımı ya da toplum eleştirisi mi?

İcracısından önce sanat tüketicisi olarak geleneksel formlara her daim yoğun ilgim oldu. Kukla özelinde bakarsak Punch and Judy’den Wayank’a tüm geleneksel formlar dikkatimi celp ediyor. Büyüdüğüm coğrafya hasebiyle en iyi bildiğim Karagöz olduğu için sanırım o daha cazipti. Kültürel kodlar, sanatın hikayesi, mistik yönü, mizahı vb ilişkimi güçlendiriyor. Bir mendil, bir baston ile beni bir romanın içinde dolaştıran meddah ile hudutsuz bir dünya vadeden hayal oyunu bende benzer coşkuları oluşturuyor. Moliere komedyası yahut Brecht metni ile orta oyununu tekrardan benzer düzlemde okumak zihin açıcı olabiliyor… Karagöz sahnelenmesini ciddi bir ‘performans sanatı’ olarak gördüğüm ve gösteri için ikinci bir kişiye ihtiyaç duyulmadığı için öncelik tanıdığımı söyleyebilirim. Seyirciyle dürüst bir ilişkinin kurulduğu oyun tarzından mutluluk duyuyorum. Devasa dekorlar yerine hayal gücüyle dolup taşan boş sahne; ihtişamlı kostümler, aksesuarlar yerine halıya, sofraya dönüşen tek bir mendil beni daha çok heyecanlandırıyor. Minimalist bir sanat algısına sahibim. 

Ayhan Hülagü
Fotoğraf Kristopher
Johnson

Amerika’ya gidişiniz nasıl gerçekleşti?

Sanatla ilgilenmeye başladığım dönemden bu yana her daim uluslararası projeler yapma arzum vardı. 2017’de Amerikaya yeniden geldiğimde Washington DC ve New York’ta oyunculuk ile ilgili çalışmalara katıldım. Ardından Karagöz başta olmak üzere geleneksel sanatlar üzerine yaptığım çalışmalar, yazdığım metinler ile sanatçı vizesiyle Green Card aldım. Sonrasında Karagoz Theatre Company’i kurup Türk tiyatrosuyla ilgili çalışmalarıma hız verdim. The Swing, The Forest of the Witch, Dream of Hamlet projelerini yaptım. Amerikalı sanatçılarla birlikte kıtanın farklı eyaletlerinde 7-8 farklı ortak proje ve sahnelemeler gerçekleştirdim. Amerikanın en büyük kukla festivallerine (National Puppetry Festival, Great Plain Puppet Train vb), üniversitelerine (Minesota, New York, Petersburg Üniversitesi vb) davet aldım. Harvard Üniversitesi’nde gösteri ve söyleşi düzenleyip Broadway’de birçok defa perde açtım.

En önemlisi de sanırım Broadway oldu!

Tiyatromu kurduktan sonra ilk işim kukla örgütleriyle ve sanatçılarıyla ortak projeler üretmek oldu. Amerika çok yoğun bir nüfusa ve dinamik bir kültür sanat ortamına sahip olduğu için özgün, yeni, geleneksel tüm farklı seslere açık. UNIMA USA, Puppeteers of America gibi oluşumlara katılarak Amerika’daki kukla endüstrisinin işleyişine dair deneyim edindim. Oyunumun Uluslararası Kukla Festivali’nin programına alınmasından sonra İran’dan Vietnam’a birçok ülkeye ve Broadway’e davet aldı. Türkiye’de Susam Sokağı, Edi ile Büdü vb karakterle tanınan Hollywood’un efsane isimlerinden Jim Henson’un vakfı da projemi destekledi. Geleneksel gölge oyunumuz Karagöz’ü bu vesileyle farklı periyotlarda Broadway’de sahneleme imkânı yakaladım. Broadway World platformu 700 yıllık Karagöz tarihinde bu sanatı Broadway’e taşıyan ilk Türkiyeli sanatçı olarak adımı duyurdu.

Her toplumun eğlence kültürü, mizah yapısı farklı olabiliyor. Onun için ben oyunları İngilizce sahnelerken birebir aktarım yapmıyorum. Çoğu zaman sözü geriye çekip olay ve durum komedisini ön planda tutuyorum. İnteraktif, izleyenin oyunun içinde olduğu bir oyun biçemi

Amacım evrensel hikayeler anlatmak


Karagöz’de dil çok önemli bir öge. Peki yabancı bir dil ile bu ögeyi nasıl işliyorsunuz?


Karagöz’ün ana vatanı Türkçe’dir. Kelime oyunları, hiciv, kinaye, yanlış anlaşılmalar ile hayat buluyor, Anadolu insanının mizah algısına hitap ediyor. Karagöz’ü başka bir dilde başka coğrafyaya sunarken her şeyi olduğu gibi muhafaza edip sunmak bana çok mantıklı gelmiyor. Zira her toplumun eğlence kültürü, mizah yapısı farklı olabiliyor. Onun için ben oyunları İngilizce sahnelerken birebir aktarım yapmıyorum. Çoğu zaman sözü geriye çekip olay ve durum komedisini ön planda tutuyorum. İnteraktif, izleyenin oyunun içinde olduğu bir oyun biçemi. Temel önceliğim Karagöz’ün geleneksel formuyla evrensel hikayeler anlatmak. Farklı biçimlere yöntemlere başvuran bir hikâye anlatıcılığına soyunduğum söylenebilir.

Peki Amerika’da Karagöz’e bakış nasıl?


Karagöz, Unesco somut olmayan kültürel miras listesinde yer alan dünyaya mal olmuş bir kültür, köklü bir geçmişi olan kültürel bir ikon. Amerika çok uluslu, kültürlü. Ötekinin kendisi olarak var olabildiği bir sosyal ve kültürel hayata sahip. Bu çeşitliliğin içinde Karagöz özelinde tüm geleneksel sanatlar kendine yer buluyor. Bu anlamda yaptığım gösterilerin yoğun ilgi gördüğünü, kıymet gördüğünü söyleyebilirim. African American siyahi birinin yahut Afrikalı, Çinli bir çocuğun Karagöz’le tanışması, onunla oynayıp şarkılar söylemesi bana ayrı bir manevi doyum veriyor.

0  0,00
Whatsapp Destek
1
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?