Bezin öyküsü

Hiçbir kaba sığmamış bezin hikayesi. Atkı çözgü tezgahlarından rotatiflere uzanan macera devam eder mi bilmem, ama ya soyunan ya örtünen coğrafyaların kaderi polyester kefenbeziyle elzem…

Hiçbir kaba sığmamış bezin hikayesi. Atkı çözgü tezgahlarından rotatiflere uzanan macera devam eder mi bilmem, ama ya soyunan ya örtünen coğrafyaların kaderi polyester kefenbeziyle elzem…

Örtünme ve giyinme arasındaki farkı anlamak için işin kumaşına bakmak lazım. Kumaşı bozuk işten model çıkmaz, kafalara sokmak lazım…
Dokuma, belki de insanın yarattığı en uzun soluklu ürün. Düşünsenize, doğar doğmaz bebek bezi bağlanıyor kıçınıza, sonra bir zıbın, bir de tülbent eldiven ki tırnaklar cildi çizmesin diye… Üstüneüstlük kundak bezi ile sarıp sarmalanıyorsunuz. Beze bağımlı hayatın paçavra bezine dönüşeceğinin asla farkına varamıyorsunuz.
Çocukluğa gelindiğinde de kurtuluş yok. Afacanlık izleri anılara imza olurken bol sargı bezi ile devam ediyor bedenlere.Ve ergenlik geldiğinde daha da mahreminizde ve elinizde. Adet kanamasına arabezi, mastürbasyonda mendil bezi.
Amerikan bezi bohçaların iktidarına yerleştiğinde ise işler daha da çeşitleniyor. Cübbe oluyor, çarşaf oluyor, sanduka örtüsü oluyor. Kimi kürkünü torbalıyor kimi bakliyatını. Çuval bezinden gelen gıdaların tapınmasını da sofra bezi süslüyor.
Bezin öyküsü bitmiyor kolay kolay. Çiftleşmeye başlandığında kadının elinde toz, bulaşık, mutfak, yer ve cam bezleri, erkeğin elinde ise bilardoya çuha bezi ya da geneleve peçete serzenişleri. Yıllar ilerledikçe çerşaftaki bekaret lekesinden koltuk örtüsüne heryeri örtüyor bezler. Yaşlılıkta altbezi oluyor ölünce de kefen bezi ve tüm bu süreçte flama olarak gönderde sallanıyor bezlerin en kerkenezlisi. Ama kumaşa döndüğünde işin rengi değişiyor ve geliyor en afillisi.
Bez Bebek öldü.
Müslin, şifon, jorjet, kerpdamur, krepdöşin, organza, organtin, gazar, yünkrep, buklet, dublefas, prensdögal, piyedepul, piyedekok, divitin, pazen, fay, empermeyable, tafta, saten, brokar, tül, döşemelik, devore, fasone, emprime, kloke, brode, dantel, kadife, jarse, triko, pentür, poplin, mermerşahi, muare, tülbent, maroken… Özellikle Türkçe okunuşları ile bir çırpıda aklıma gelenler. Tam 55 yıl olmuş tek tek binlercesi elimde yeniden şekillenenler…
Kimi zaman bluz olmuş, kimi zaman redingot, döpiyes, robmanto. Bazen drapeye dönüşmüş bazen nervure. Belki su büzgüsü belki de pililerle anlatılmış fikirler. Ve her yeni fikir iğne iplik ile yeniden yazılmış. Ehram bezi ve kitonun fibulayla birleşmesi kostüm denen arayışı başlatmış.
Erken rönesans döneminde insan bedeninin çıplak tasviri ile de parçalı giyime ulaşılmış. Bazen jile olmuş tayyör içinde bazen de omuzlarda bir kap.
Şimdi ise zaman değişmiş, bir mintan bir şalvar ya da bir pardösü, bir de 110×110 eşarplar.
Hiçbir kaba sığmamış bezin hikayesi. Atkı çözgü tezgahlarından rotatiflere uzanan macera devam eder mi bilmem, ama ya soyunan ya örtünen coğrafyaların kaderi polyester kefenbeziyle elzem.
1980’ler öncesinden Güler Umur, Siren Ökten Demirkan ve Zenger’in BEZDEN adlı butiğinin yerinde şimdi bir Fransız bankası var. Bülent Erbaşar’ın yerine ise saray soytarısı modacılar…
Bezin yerinde ise kağıt para yerine bile sayısal elektronik rakamlar.
Bezbebek öldü, bakalım ne kadar yaşayacak plastik olanlar!..

Yazan: Barbaros Şansal

0  0,00
Whatsapp Destek
Merhaba. Yardımcı olabilir misiniz ?
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?