İ. Bülent Çelik

İ. Bülent Çelik

Bir başına Özlem Gürses ne yapsın?

Gazete Pencere; ilk çıktığı günden itibaren, bana gazetenin logosunun yanında bir, günlük karikatür alanı açtı.
Devamlı okurlar bilir; o günden bu yana orada çiziyorum.
Bir de ‘Lomboz’ isimli bir mizah köşemiz var ki orada da her Cuma ve Pazar günleri kendi üslubumuzca, ortaya karışık, hem yazıyoruz hem de çiziyoruz.
◆◆◆
Geçtiğimiz Cuma, bizim Lomboz köşesinde, Beyaz Saray güvenlik müdürünün, Trump geri gelmesin diye Beyaz Saray’ın dış kapı kilit göbeğini değiştirmesi haberimizin hemen üstünde yer alan, “Gülnaz Şırınga isimli hemşirenin, Bahçeli’nin aşısını yaptıktan sonra evine giderken ‘canımızı yakanın canına okuruz’ sloganıyla darp edilmesi” haberi ses getirdi.
◆◆◆
Ses getirmesinin nedeni, sağolsun Halk Tv. programcısı Özlem Gürses’in, bu mizah haberi bir an için gerçek haber sanıp programında okumuş olması.
Gürses, sonrasında da “Hata yaptım, bu bir mizah habermiş!” deyip özür dilemiş ama öyle bir sosyal medya lincine uğramış ki o kadar olur!
Halbuki; Hata insani, özür ise erdem.
◆◆◆
Olay üzerine Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı “Personelimiz içinde ‘Gülnaz Şırınga’ isimli bir çalışan kayıtlı değildir!” şeklindeki açıklaması, bana, Gülnaz Şırınga haberinden daha komik gelmedi desem yalan olur.
◆◆◆
Teyid.org’dan da aranıp “bu mizah yazısı, gerçekten de bir mizah yazısı mı?” şeklinde sorgulanınca yazmak şart oldu.
◆◆◆
Aslında Özlem’in de, onu linç edenlerin de kusuru yok!
Kusur benim!..
Ya da benim gibi bu ülkede hala mizah yapacağım diye debelenenlerin..
Çünkü artık gerçek denilen şey o kadar absürtleşmiş o kadar mizah haline gelmiş, o kadar mizah ile yakınlaşmış ki bir mizahçının bununla yarışması söz konusu değil.
◆◆◆
Tansu Çiller’in başbakan iken “Trabzon’u Akdeniz’in incisi yapacağız!” açıklaması sadece basit bir gaf idi.
Ya da Özal’ın Ahmet Özal ile ilgili iddialarda bulunan Erdal İnönü’ye -hesapta torunu Turgut’u kastederek- “Ahmet size ağır gelir, siz Küçük Turgut’la uğraşın!” demesi ve SHP’li Cüneyt Canver’in işin içine Semra Hanımı da katan manidar cevabı, karşılıklı seviye sorunlu bir polemik idi.
◆◆◆
Oysa bizzat Sağlık Bakanımıza ait olan “Bu hastalığa karşı elimizde güçlü bir koz var! Yakalanmamak!” sözü bir mizah yazarını kıskandıracak dolgunlukta, derin bir espridir. Üstelik de espri niyetiyle söylenmediği için etkisi katmerlidir.
Reanimasyon doktoru Hayati Abi’nin “Ölüme karşı elimizde güçlü bir koz var! Ölmemek!” demesi gibi bir şeydir.
Mizahçıyı, “Ben bunu nasıl Sağlık Bakanı’ndan önce düşünemedim!” diye hayıflandıran sağlamlıkta bir repliktir.
Bununla nasıl yarışırsın?
◆◆◆
Misal; “İşsizlik artarken istihdamı da arttırdık” haberinin beyin yakan matematiği herhangi bir mizah yazarı tarafından yazılırsa komik buluş sınıfına girer. Ama bunu TUİK, mizahçıdan önce yazınca mizahçı, elma şekerini kaptırmış ilkokul bebesi gibi eli böğründe, kalakalır!
◆◆◆
Misal; “Bizim arkadaşlar kızıyor ama yüksek faize karşıyım!” özlü sözünü, hem her şeyi bir kararname ile itirazsız uygulatma yetkisine sahip hem de bu icraattan sorumlu bir Cumhurbaşkanı söylerse, biz mizah yazarı olarak bu kaliteli buluşla nasıl yarışabiliriz?.
◆◆◆
Misal; “Koronavirüs ile mücadele kapsamında uygulanan sokağa çıkma yasağında D-100 karayolunda uzun araç kuyrukları oluştu!” şeklindeki gazete haberi mizahın çapraz çelişkisini bihakkın taşımıyor mu? Mizahçı bunun üzerine nasıl bir buluş yapabilir ki okur da mizah ile gerçek olanı ayırt edebilirsin?
◆◆◆
Misal; anlı şanlı bir yandaş televizyonun, GTA 4 oyunun hileleri listesini yayınlayıp, “Fetö’nün darbe şifrelerini bulduk!” şeklinde yaptığı haberdeki cinlik, hangi mizah yazarının havsalasının ürünü olabilir?
◆◆◆
Mizahçı olarak “Üzerlerine biber gazı atılan direnişçiler gözyaşlarını tutamadı!” manşeti ile belki baş ederiz ama “Gökkuşağı simgeli ürünlere Ticaret Sanayi Bakanlğının +18 yasağı getirmesi” haberi ile nasıl rekabet edeceğiz?
◆◆◆
Bir ülkede, gerçek ile mizahın arasındaki sınırın kalkması, mizahın gerçek, gerçeğin de mizah gibi algılanması mizahı üretenlerin değil, gerçeği üretenlerin sorunudur!
Gerçeği gerçek gibi üretin kardeşim, karışıyor sonra!

Önceki ve Sonraki Yazılar
İ. Bülent Çelik Arşivi