Hakan Kulaçoğlu

Hakan Kulaçoğlu

Bir sezona adını vermek...

Ligimizin en ilginç sezonlarından biri olan 1980-81’in hikâyesini anlatan bir kitap üzerine çalışıyoruz bir süredir. O dönemde Türkiye Kupası’nı alan Ankaragücü’nde ve Katar’da yapılan Dünya Ordular Arası Futbol Şampiyonası’na katılan Ordu Milli Takımında yer alan kuzenim Cüneyt Memişoğlu ile biraz sohbet edip arşivindeki gazete kesiklerini almak için Gençlerbirliği tesislerini ziyaret ettim geçtiğimiz günlerde. Geçmişten sohbet zaten bizatihi hüzünlü bir şey ya, daha nizamiyeden girerken gencecik Ahmet Çalık portresiyle karşılaşınca en baştan düşüverdi süngüm. Zamanlı ölüm çok azdır herhalde ama Ahmet’inki çok zamansız olanlardan biriydi. Huzur içinde dinlensin.

Her futbolcu ölümü, futbolseverler için ağır bir yenilgi aslında. Her bir kayıpta nice hatırası elenip gidiyor serüvenin. Bu hafta bir başka önemli futbolcuyu andık ölüm yıldönümünde. Trabzonspor’un o unutulmaz 70’li yıllarının kaptanı Cemil Usta’yı. Trabzon’da “Dozer”, bazılarınca da “Takoz” lakabıyla anılan bu büyük kaptanı on dokuz yıl önce bir 15 Mart günü henüz 52 yaşındayken kaybetmiştik. Yıllar sonra başlatılan uygulamanın altıncısında, Türkiye Futbol Federasyonu Süper Lig’in 2019-20 sezonuna onun adını vermişti, tıpkı 2021-22’nin Ahmet Çalık sezonu olması gibi. Dozer Cemil’in vefat haberini duyduğumda, yoğun bir üzüntü içinde, dönemin önemli haber portallerinden ntvmsnbc.com’un Murat Yığcı editörlüğündeki başarılı spor sayfasında yayımlanacak bir yazıyı kaleme almıştım. Bugün o anıyı geri çağırdığımda hâlâ tarifsiz bir hüzün doluyor içime. Büyük Kaptan huzur içinde dinlensin mezarında; bizler de birlikte okuyalım onun hatırasına.

DOZER CEMİL

Çocukluğumdan bir parça koptu…

Hey gidi Dozer Cemil! Seni, tanıyamayanlara nasıl anlatsak… Bugüne kadar yeterince yerine getiremediğimiz bu kutsal görevi şimdi nasıl başarsak…

Sabah gazeteyi okurken öğrendim; Dozer Cemil ölmüş! Üzüntü ile utanma karışımı, çok ama çok şiddetli bir duygu darbesi çarptı yüzüme. Efsane’den bir parça kopacak olsa, anında yüreğimde hissederim sanırdım oysa. Dozer Cemil’in ölüm haberini bir gün sonra yaygın medyadan almak, gündüz oynanan bir Trabzonspor maçının sonucunu gece teleteksten öğrenmekten, ya da köşedeki marketin çırağına sormaktan çok daha ağır geldi bana.

· · ·

Hey gidi Dozer Cemil! Seni, tanıyamayanlara nasıl anlatsak… Bugüne kadar yeterince yerine getiremediğimiz bu kutsal görevi şimdi nasıl başarsak…

Şenol Güneş’in, “Rüzgarın Oğlu” Ali Kemal’in, “Dakika 61” Hüseyin Tok’un, istikrar abidesi Turgay Semercioğlu’nun, o muhteşem Necati-Kadir tandeminin, sessiz sedasız kahraman Bekir Barçın’ın, asker Mehmet Cemil’in, joker Ali Yavuz’un, Gol Kralı Necmi Perekli’nin, Tipitip Ahmet’in, Cosmos Engin’in, Şahinkaya’lardan Güngör’ün, Mesçi’lerden Tuncay’ın kaptanı; Dozer Cemil, Takoz Cemil… Seni bu postmodern, yusyuvarlak futbol alemine nasıl anlatsak…

Kupanın her türünü kaldıran ellerini, Liverpool’un Ray Clemence’ini ters köşeye yatıran ayaklarını, hiç paraya pula çevirmediğin gözlerini, o koca gövdenin içine sakladığın mangal ciğerini, Trabzonspor aşkıyla atan pırıl pırıl yüreğini, Efsane’nin kaptanlığına ne de çok yakışan vakarını… Tüm bu özelliklerini, bugünün, yarının sporcularına nasıl aktarsak…

· · ·

Hey gidi Dozer Cemil! Benim gibi Trabzonsporlu ortaokul talebelerine, vardığı her coğrafyada üniversite profesörü onuru yaşatan o büyük takımın büyük kaptanı. Ölüm haberini okur okumaz, kaptanlığı devraldığın Faruk Özak’ı ve kaptanlığı devrettiğin Şenol Güneş’i aradım. Onların sesinde, belki Ergin amcamın güller açan yüzü ve Şamil amcanın “Hakkoş” sedasıyla nice zaferden sonra soyunma odasına girdiğimizde, o en pahalı parfümden daha değerli ter kokunuzu içime çekebilirim, sırılsıklam formalarınıza dokunabilirim, Ahmet Suat hocanın gururlu tebessümünü görebilirim, rahmetli Süha amcanın davudi sesini duyabilirim diye…

Hey gidi yetmişlerin kaptanı! O takımı bir kez daha seyredebilmek, o pazubantlı koluna tutunup maskot olarak sahaya çıkabilmek için neler vermezdim neler! Biz, ne koşulda olursa olsun bordoyu ve maviyi sevmeyi, desteklemeyi, en kötü oyunu, en yetersiz kadroyu bile bir şampiyonmuş gibi alkışlamayı miras aldık sizin döneminizden… Yani, belki de onca şampiyonluktan çok daha önemli bir sportif değeri. Ne kadar teşekkür etsek azdır, sizlere, ne kadar ağlasak az arkanızdan…

· · ·

Güle güle Dozer Cemil, güle güle çocukluğumun kaptanı… Gözün arkada kalmasın; sevgini hep taşıyacağız yaşadıkça, ama göz yaşına çok zaman ayırmayacağız ne kadar hak etsen de.

Çünkü, ağlamaktan daha önemli görevlerimiz var sizden devraldığımız mirası bizden sonrakilere sağ salim ulaştırma yolunda. Doğruları, ilkeleri ve güzelleri bıkmadan usanmadan anlatmak borcu boynumuzun.

Güle Güle Dozer Cemil, güle güle Büyük Kaptan… Şu gözü kör olası yaşamın yapamadığını, bazen bir anlık ölüm yapıyor işte bizlere, ters köşeye yatırıyor hepimizi.

Elveda Dozer Cemil, huzur içinde dinlen, aklın kalmasın buralarda. Bil ki, Trabzonspor da senin kaptanlığın da bakidir sen bedenen aramızda olmasan da.

Yine de diyorum ki be Kaptan; bassaydın da şu topa, bekleseydin biraz geriden gelenleri…

Önceki ve Sonraki Yazılar
Hakan Kulaçoğlu Arşivi