Bir Tablonun Anlattıkları “Folies-Bergère'de Bir Bar”

Folies-Bergère'de Bir Bar, 1882 yılında Fransız ressam Édouard Manet tarafından yapılan ve aynı sene Paris Salonu'nda sergilenen tablo. Eserde, Paris'te yer alan Folies Bergère isimli gece kulübünden bir sahne betimlenmiştir. Folies-Bergère'de Bir Bar'ı Manet, ölümünden bir sene evvel, hastalığının ileri safhasındayken yaptı. Londra'daki Courtauld Galerisi'nde sergilenen tablo, ressamın son büyük başyapıtı kabul edilmektedir.

Folies-Bergère’de bir Bar, ölümünden sadece bir yıl önce, 1882 Paris Salon sergisinde Édouard Manet tarafından sunuldu. Manet’nin son büyük eseri olan Folies-Bergère’de bir Bar, önceki on yılda Empresyonizm ile diyalog içinde geliştirdiği bir konu olan kentsel eğlence ve gösteri sahnelerine olan ilgisinin doruk noktasını temsil eder. Sergilendiği yıldan bu yana sanatçıları ve sanat tarihçilerini şaşırtan onlara ilham veren bir şaheserdir.

Resim; kadın bir barmenin, bir müşteriye hizmet etmek için geldiği yoğun bir eğlence mekanının bar tezgahını gösterir. Aynı zamanda, Paris’in en önemli müzik salonlarından ve kabarelerinden biri olan Folies-Bergère’nin hareketli iç mekanını temsil eder. 1869 yılında açılan mekânın atmosferinin “saf bir neşe” uyandırdığı söyleniyordu. Buna karşılık, Manet’nin temsilindeki kadın barmen, barın arkasında yalnız ve mahsur kalmış gibi gözüküyor.

Manet’nin başarısı, imajı sürekli sorgulamaya açık bırakıyor olmasındadır. Örneğin kadın barmen, girişkenlik ve hayal kırıklığı arasında bir yerde muğlak bir tavır sergiliyor. Bakışlarımızla buluşuyor, ama aynı zamanda bakışımızdan da uzaklaşıyor. Cesur kompozisyonu ve hızlı uygulanan fırça darbeleriyle birlikte bu tür belirsizlikler, çalışmayı yapıldıktan bir buçuk asır sonra bile hafızalarımızda taze tutuyor.

Bu tablonun belki de üstüne en çok konuşulan detaylarından biri olmasına rağmen gözden kaçırması kolay bir ayrıntı var. Sol üst köşede görünüyor: seyircilerin üzerinde performans sergileyen bir trapez sanatçısına ait yeşil ayakkabılarla bir çift ayak. Trapez perdesinin bacakları, gecenin performansının tüm hızıyla devam ettiğini gösteriyor.

Folies-Bergère, balelerden sirk gösterilerine kadar değişen eğlence sunan, Paris’in özenli gösteri mekanlarından biriydi. Bir başka cazibe merkezi ise gizli fahişeler olarak varsayılan kadın barmenlerdi. Hatta, ünlü yazar Guy de Maupassant, bu kadın barmenleri “içki ve sevgi satıcıları” olarak tanımlamıştı. Manet, bu kadınlardan birini ve erkek müşterisini heybetli bir şekilde tasvir ederek, ahlaki açıdan şüpheli bir konuyu yüksek sanat camiasına “seviyesizce” tanıtmış oldu.

Kabare’den gördüğümüz manzara, kadın barmenin arkasındaki aynadan yansımakta aslında. Bu yansımayı resmin sağına bakarsanız fark edebilirsiniz: Kadın barmen silindir şapkalı, bıyıklı bir adamla konuşuyor.

Ayna yansımasının dinamikleri, bu resim etrafında pek çok tartışmanın nedeni olmuştur. Kadın barmenin yansımasının sağdan çok uzak olduğu, tezgâhın üzerindeki nesnelerin mantıksız bir şekilde yer değiştirdiği ve yansımada kadın barmenin karşısındaki adamın aslında ‘gerçeklikte’ olmadığı iddia edildi.

Aslında, Manet’nin çalışması kolay bir okumaya meydan okur, çünkü eser kadın barmen hakkındaki her türlü kolay veya ahlaki yargıdan vazgeçilmesini sağlar. Şimdi geriye dönüp baktığımızda, Manet’nin sanata yaklaşımını geleneğe bir meydan okuma olarak kabul etme eğilimindeyiz ancak çağdaşlarına göre resimleri, onlar hakkında (bazıları için) saygınlık ve incelikten yoksun, düz fırça işçiliği ve boyanın gevşek kullanımı ile daha da kötüleşen bir doğruluk taşıyordu.

Emile Zola’nın bir zamanlar Manet’nin tarzı hakkında belirttiği gibi, “doğanın ani oluşu” yakın çalışmanın ve meraklı bir gözün sonucudur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kubilay Kaptan Arşivi