BU İŞTE BİR HAKSIZLIK VAR

Yıllar önce yeni yıl yaklaşınca "Gel artık 2015...Gel kurtar bizi 2016, bit artık 2017, yetiş 2018, düş yakamızdan 2019, gidişin olsun dönüşün olmasın 2020..." denilirken bu yılbaşında kimse 2022'ye girmek için heveslenmedi. İlk defa kitlesel olarak 2021'e çok laf edilmedi. Çünkü tecrübeli yeni yıl temennicileri gelen yılın gideni arattığını tecrübeyle öğrenmişti. 

Nitekim öyle de oldu. Tam 2022'ye girdiğimiz dakikalarda elektriğe Cumhuriyet tarihinin en büyük zamlarından birisi geldi. Biz yeni yıla girip girmediğimizi anlamaya çalışırken 2021'in son golü uzatma dakikalarında ağlarımızla buluştu. 2022 maaş zamlarına yansımasın diye de elektrik ve doğalgaz zammını eski yılın kapanışında gerçekleştirdiler. Aynı zamanda yeni yılda ve ertesi günü insanların ekran eğlencelerinde olacağı hesabıyla da az tepki olur ayağına yılbaşı gecesi bu zammı yaptılar. Bu icat eski iktidarlar tarafından da kullanılıyordu ama Cumhuriyet tarihindeki halkın en mutsuz döneminde de kırk yılda bir eğlenen vatandaşa bunu yapmak da az biraz işkence kıvamında oldu.

Bence yapılan yüzde 120 zamma bir tepki de Sayın Cumhurbaşkanından gelir, hemen bir yüzde 10 indirim yapılır; elde kalan yüzde 110 zammı halay çekerek kutlarız!

Geçtiğimiz günlerde KPSS'de birinci, yedinci, sekseninci olan ve puanları 90'ın üzerinde olan gençlerin bazıları  mülakatlarda elendiler. Yazılı sınavda 50 alanlar, mülakatlarda atanırken; ilk yüze girenler ise mülakatlarda elendi. Bazıları duruma sosyal medyadan isyan edince konu yeniden kamuoyunun gündemine oturdu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yaşananlara isyan eden gençlere sosyal medya üzerinden destek verdi.

HAKSIZLIK DOĞUŞTAN BAŞLIYOR

Kamuoyu genelde yaşanan spesifik haksızlıklara tepki verip unutur. İktidarlar bunu çok iyi bildiğinden işi uzatmamak için varolan nepotizmle ilgili yorum yapmaz. Tam tersine; "benden değilsen sana iş yok" propagandası ile tabanını bir arada tutar ve özellikle taşrada vatandaşı kendi il ilçe binalarına yönlendirir. Bu nedenle üye sayılarında rekor kırdılar. Bir kısım muhalefet torpil olaylarını gündeme getirdiklerinde iktidarı yıprattıklarını zannetse de; tam tersine iktidarı güçlendiren bir sosyolojik vaka ile karşı karşıya kalıyorlar. Çünkü toplumun geniş bir kesimine göre nepotizm kötü bir şey değil. Tam tersine iktidarı kazanan muktedir hakkıdır öncelik. Çünkü açıkça yazmakta beis yok: toplumun yarısı eşitlik isterken diğer yarısı ayrıcalık istiyor...

Nepotizm tüm dünyada bir problem ancak bizdeki kadar kabul edildiği, normalleştirildiği ve bir virüs gibi yayıldığı ülke sayısı çok az. Siyasal duruşu ve ideolojisi ne olursa olsun gizli bir sessiz torpil 'motto' orkestrası her mahallede çalıyor. Çünkü haksızlığa uğradığını düşünen her mahallede, önceden yapılan yanlışların kendi mahallerinde yapılmaya başlanması bir 'hakka' dönüşüyor. Onlar torpil yapıp hakkımızı çaldı şimdi biz yapalım ki haksızlık kapansın. Bunu asla duymazsınız ama gerçek olduğunu bilirsiniz.

Ortalama bir vatandaş bu nedenle doğar doğmaz haksızlığa uğramaya başlar. Sistemin en dışında ve altındasınızdır. En kalitesiz gıda ürününü tüketir, en kalitesiz eğitim kurumlarına gider ve en kötü evlerde oturursunuz. Kışın iyi ısınamaz, yazın serinleyemezsiniz. Tatil denilince akla en fazla dedenin yaşadığı köye gitmek gelir. Okulda Türkiye'nin 3 tarafı denizlerle çevrilidir, ülkemiz bir yarım ada ülkesi diye öğretirler ama yüzme öğretmezler. Çünkü sahiller ya zenginlerin ya ayrıcalıkların ya da bir şirkete aittir. Sen denize anca şehir merkezindeki kirli kısımda girersin. Zar zor bir üniversitede okursan dahi muhtemelen mezun olduğun bölümle ilgili değil, 'nasibindeki' işte çalışmaya başlarsın. Bu da muhtemelen en zor ve en düşük maaşlı iş olacaktır. Çünkü iyi işler çoktan birilerine nasip olmuştur! Senin çocuğun koşunca, konuşunca terbiyesiz ve aptal; ayrıcalıklıların çocuğu koşup konuşunca üstün zekalı olur. Nitekim üstün zeka da halka kalacak değildi. Yurt dışına gitmeniz zaten mümkün değildir. Youtube'dan izleyebilirsiniz elbet. Askere mutlaka hep biz gitmeliyizdir. Vergiyi hep biz ödemeli, onlar statükolarını sürdürsün diye yerlerine biz kavga etmeliyiz. 3 arabası 4 evi olanlar senin bir telefon sahibi olmanı bile lüks bulur. Uzun yıllardır zaten eksik beslendiğin için zayıfsındır, ekonomi kötüye gidince daha az yiyin porsiyonlar küçülsün denir. Çünkü zaten alışıksındır açlığa. Yemek zamanı 5 dakika geçerse folik asit ve diyet dengesi bozulanlar bunun verdiği asabiyetle işyerinde seni aşağılayabilir, canı isterse kovabilir. Haksızlığa uğradığını düşünüp adliyeye gidersen siz bilirsiniz tabi. Anayasa'da herkesin eşit olduğu yazılır ama bazıları daha eşittir. İşsiz kalırsan beceriksiz, rüşvet almazsan enayi ve kurallara uyarsan zayıf olursun. Sen üzerine bir kot bir gömleği zor alırken giyinmeyi bilmiyor olursun ama mağaza kapatanlar 'süper giyiniyor abi!' Olur. Nezaket gösterince zafiyet algılanır. Dünya hep başkaları için dönerken sen hep başkalarının figüranısındır.

Oysa çoğunluksundur ama bir o kadar da azsındır. Covid karantinasında hayat eve sığar diyen yalı sahibinin kargosunu yetiştirmek için aşısız şekilde sokaktasındır, en çok ölenler ya emekçi ya sağlıkçılardır. Hayat eve sığamamıştır çünkü hayatını eve sığdırsın diye başkaları için virüse göğüs germek zorundasındır. Bir pizzayı 20 dakikada yetiştirmek için canını tehlikeye atman gereklidir. Sistem seni öyle bir hale getirir ki çöken maden altından çıkarsan bile sedyeyi kendinden daha değerli zannedersin. Çocuğun üşümesin diye saç kurutma makinası açıp kendini asar, evladına pantolon alamadığın için canına kıyar, torpilin olmadığı ve atanamadığın için kendini öldürürsün ve cebinden sadece 6 lira çıkar. Parasız olduğundan tarikat yurduna mecbur kalırsın ve manyağın biri satırla seni satırla keser.  Nedense hep kader fakiri öldürür. Annen, baban,  doğduğun yer, etnik yapın, mezhebin ve inancın başka olsa çok başka bir hayat yaşayacakken şimdi ise gözündeki hayat ışığını bile çalarlar; başkalarının gözleri ışıldasın diye...

Bir atanamadığımızda mı haksızlığa uğradık zannediyorsunuz? İşin ÖZ'eti: sevmediler bizi, sevemediler. Dünyada hiçbir siyasal yapı ve burjuva kendi insanından bu kadar nefret etmemiştir herhalde.

E iğne ve çuvaldız meselesi, sen de hak ettiğini aldın canım kardeşim: 2022'de de halaya devam mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Seyit Tosun Arşivi