Kültür - Sanat - Page 47

DEĞİŞMEYEN TEK ŞEY DEĞİŞİM

Evde çalışmayla birlikte çevrimiçi çalışma koşullarına nasıl da hızlı adapte olduk! Aynı ofis katında iken bile, birbirine elektronik posta atan ofis çalışanları olarak, büyük bir kısmımız, gereksizce ofis ortamına gidiyorduk sanki!.. Mimarlar, tasarımcılar gibi mesailerinin büyük bir kısmını bireysel olarak proje üretmek, çizim ve hesaplama yapmak, sunum hazırlamak gibi işlerle geçiren yaratıcı ofisler şimdilik büyük

KORONA DEHŞETİNDE LÜKS MODANIN DEVLERİ ELİNİ TAŞIN ALTINA KOYUYOR MU?

Çinliler son 10 yılda lüks modada en büyük itici güç rolünde; tüm lüks alımlarının yaklaşık üçte birini ve lüks tüketimdeki yıllık büyümenin de yüzde 70’inden fazlasını oluşturuyorlar. Dolayısıyla, uzunca bir süredir lüks moda markalarının neredeyse sadece Uzakdoğu pazarına dayanan orantısız bir güveni var.  Bu sebeple de koronavirüs salgını Çin’i vurduğunda ilk desteklerden birinin LVMH grubundan

Netflix bir orta sınıf budalalığı mı?

Geçtiğimiz hafta Ekşi Sözlük’te açılan bir başlık epey bir tartışma yarattı. “Bir orta sınıf budalalığı olarak Netflix” başlığını açan yazar, “Netflix onlar (orta sınıf) için adeta bir medeniyet göstergesi, kültürün olmazsa olmaz üstün bir parçası, orta sınıflığın vazgeçilmez sınıfsal bir sembolü haline geldi” diyordu. Yazara göre Netflix yeni zamanların bir dini, ona kapılan orta sınıf

Anakonda kesen, Korona biçer!

Korona karantinasında evde kâh kitaplara gömülüp, kâh filmlere sardırmış halde hayatı sürdürürken gözümüz ekranda bir “korku” filmine orta yerinden takılıyor. Muazzam güzellikte gözümüzün önüne serilmiş ormanın ortasındaki nehrin içinde bir yakadan öbür yakaya geçmeye çalışan kadınlı erkekli bir grup insan karşımızda ve suyun ortasında art arda ilerliyorlar. Müzik gergin mi gergin, belli ki yüreğimizi ağzımıza

“1” RAKAM DEĞİL, İNSANDIR

Sayılar, ruhsuz ve tekniktir.  Haberlerden alışkınızdır onlara. 1 kişi şehit olur, 5 kişi göçük altında kalır, 25 kişi açlıktan ölür. Binlerce kadın öldürülür, milyonlarca insan yoksulluktan hastalanır, yüzlerce mülteci sokaklarda aç yatmaktadır.  Beynimizin “insan” bölümü değil de adeta “şey” (eşya, nesne, meta, vs) bölümü çalışır. Bir özne gibi göremeyiz ötekileri. Ekranın arkasından uzak bir hikâyeye

Sessiz Konuşanlar

Birkaç ay önce, arabada 90’lar Türkçe pop şarkılarını dinlediğimde ilk gençliğime gittim. O şarkılarda ilk arkadaş tatilim var. İlk aşkım, ilk hayalkırıklığım, ilk gece evden kaçışım –opera gitmek içindi!- , arkadaşlarımla ilk otobüs yolculuğum, İtalya sokaklarında bağıra bağıra söylediğimiz şarkılar var. Kavafis özlediğin o şehir değil gençliğindir der ya. Tam rüyalara dalmışım. Radyoda “gitme gitme

İktidarın müstehcenliği

Eskiden, eskiden diyorsam da İlk Çağ’dan bahsetmiyorum, tüketim toplumuna dönüşene kadar, insanların sahip olduklarını sergilemesi, zenginliklerini teşhir etmesi, mülkiyeti bir şiddet aracı olarak kullanması ahlaken doğru karşılanmaz, ayıplanırdı. Bunun çeşitli nedenleri vardı. Öncelikle, yoksulu ve yoksunu rencide etmemek, yoksula yoksulluğunu, yoksuna yoksunluğunu yüzüne vurmamak, ne kadar çalışırsa çalışsın asla sahip olamayacağı bir şeyi biri başkasında

Korana günlerinde “yeni normal”ler ve tuhaflıklar

Instagram hikayeleri kendilerini optimizasyona adamış insanların türlü uğraşlarıyla dolup taşıyor. Kimileri harıl harıl ekmek pişiriyor. Bazıları hangi kitapları bir solukta okuduğunu, ilk konferans görüşmesinden önce sabah kaç saat egzersiz yaptığını, en sofistike yemeği kendisinin pişirdiğini, tek bir rulo tuvalet kağıdıyla kaç gün geçirdiğini yazıyor. Yazmazsa öleceğini sanıyor. Yetmiyor, canlı olarak gün boyu gözümüze sokuyor. Bütün

1 45 46 47
Whatsapp Destek
1
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?