Kategoriye Gözat

Prof. Dr. Erhan Erkut- Sayfa 5

Amerikan Üniversitelerinin Salgın ile Sınavı

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

Aç…Kapa

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

Tercihten sonra

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

Üniversite Tercihleri

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

Yükseköğretimde harmanlanmış eğitim modeli

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

#YKSdayanışması

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

Eğitime kredi yok mu?

/
Merhaba Sayın Gazete Pencere okuyucusu.
Bu içeriğin devamını görebilmeniz için sitemize abone olup yapmanız gerekmektedir.
Eğer abone değilseniz
BİZE KATILIN !

Yükseköğretimin Geleceği – 2

/

Son yazımda Covid-19 salgını sonrası yükseköğretimde beklenen değişiklikleri yazmaya başlamıştım. Bu yazıda işin finansal yönüne eğileceğim. 2019-20 akademik yılının ikinci dönemininin ortasında dünyanın neredeyse tüm üniversiteleri kapandı ve çevrimici eğitime geçildi.
Gelirler azalırken giderler artıyor
Bu dönemde üniversitelerin yan gelirleri (kampüsteki işletmelerden alınan kiralar, yurt gelirleri, kafeterya ve servis gelirleri, etkinlik gelirleri vs.) neredeyse sıfırlandığı gibi, çevrimici eğitim için gereken acil yatırımlar ve yazın yapılması beklenen telafi eğitimleri nedeniyle bütçelenen giderlerde de artışlar görüldü. Tasarruflar ise tüm maaşlar ödenmeye devam edildiğinden, elektrik ve su paraları ile kısıtlı kaldı. ABD’de bazı büyük üniversiteler 100 Milyon dolar civarında bütçe açıkları yaşadılar. ABD, üniversiteleri için 14 Milyar Dolarlık bir destek paketi açıkladı, fakat üniversite yöneticileri önümüzdeki dönemde oluşacak yabancı öğrenci gelir kayıplarını da gözönüne alarak 50 Milyarlık bir pakete ihtiyaçları olduğunu belirttiler. İngiltere hükümeti ise üniversiteleri için 2 Milyar Poundluk bir destek paketi hazırlıyor.
Türkiye’de?
Öğrencilerin %92’sinin devlet yükseköğrenim kurumlarında kayıtlı olduğu Türkiye’de ise üniversiteler için bir destek paketi açıklanmasını bir kenara bırakalım, son kanun değişikliği ile vakıf üniversitelerinin bütçeleri bir darbe daha yedi. Vakıf üniversiteleri hem gelirlerinin %2’lik bir kısmını bir “kara gün fonu”na yatırmak zorundalar, hem de tam burslu öğrenci oranı %10’dan %15’e çıkartıldı. Birçok vakıf üniversitesinin son yıllardaki ortalama bursluluk oranı %50 civarında olduğundan, %5’lik bir tam burslu kontenjan artışının toplam gelire etkisi %10 civarında olacak. Son kanun değişikliği ile zaten alınması neredeyse imkansız olan devlet desteğinin sözü bile kanundan çıkartıldı. Ayrıca, birkaç ay önce alınan izahı zor bir karar ile birçok aile için önemli bir fırsat olan %75 burs kategorisi elimine edilmiş olduğundan, birçok vakıf üniversitesi orta gelirli öğrencilerin eğitime ulaşabilmeleri için ek burslar verecekler ve bu da vakıfların gelirini düşürecek. Bunların yanında, YÖK bazı bölümlerde kadroda olması gereken tam zamanlı öğretim üyesi sayılarını da artırdı. Özetle, korona salgını etkisini bir yana bıraksak bile vakıfların gelirleri aşağıya çekilirken giderleri artırıldı.
Gelecek
Takip edebildiğim kadarı ile dünyanın birçok üniversitesi 2020-21 akademik yılı için farklı senaryolar üzerinde çalışıyor. Hem yerli hem de yabancı öğrenci kayıtlarının düşmesi bekleniyor. Bunun yanında, sosyal mesafeyi uygulayabilmek için kampüslerde bir dizi fiziksel değişikliklerin (yurtlların, yemekhanelerin seyreltilmesi, sınıf ve laboratuarların yeniden tasarlanması vs.) yapılması planlanıyor. Ayrıca, birçok senaryoda harmanlanmış (yani yüzyüze ile çevrimçinin birlikte kullanıldığı) eğitim modeli üzerinde duruluyor. Çevrimiçi eğitimin etkin verilebilmesi için öğretim üyelerinin ciddi bir eğitimden geçmesi ve derslerini yeniden tasarlamaları gerekecek. Üniversiteler hem teknolojik altyapıya hem de eğitim teknolojisi uzmanlarına daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalacaklar. Özetle, yükseköğrenim sektörü azalan gelir ve artan giderler açmazı ile karşı karşıya kalmaya devam edecek. ABD’de yüzlerce üniversitenin kapanma ihtimali var. Türkiye’de ise bu finansal açmazın sözü bile edilmiyor. Vakıf üniversitelerimiz için gerçekten kış yaklaşıyor…
Erhan Erkut (erhanerkut.com, @ErhanErkut, erkute@mef.edu.tr)

Yükseköğretimin Geleceği

/

2020 yılının başında ortaya çıkan yeni koronavirüs salgını tüm dünyadaki
eğitim sistemlerine büyük bir darbe vurdu. Tüm dünyada gönüllü veya zorunlu olarak uygulanan sosyal mesafe kısıtlamaları enfekte birey sayısının sağlık sisteminin kapasitesini aşmamasını hedefliyor, fakat aynı zamanda salgının
süresini de uzatıyor. Salgını artık kontrol altına almak mümkün olmadığından
sürü bağışıklığına geçişi beklemek
gerekecek gibi. Şu anda pandeminin ne
zaman sona ereceği konusunda tahmin
yürütmek zor, fakat geçmişteki salgınların 12 ila 36 ay arasında sürdüğünü
düşünürsek, bırakın yaz okulunu, 2020
güz döneminde %100 yüzyüze eğitime geçilmesini beklemek bile fazla
iyimser olabilir. Ayrıca bu yeni bir
virüs olduğundan, birdenbire ortadan
kalkmayacak ve bağışıklığı olmayan
bireyleri enfekte etmeye devam edecek.
Dolayısıyla, salgın bitmiş gibi görünse
bile Eylül 2020’de okulları açmak riskli
olabilir.
DEĞIŞIMLER
Bu salgın tümüyle bittikten sonra
bile, eğitim kurumlarının salgın öncesi
eğitim modeline dönmelerini mümkün
görmüyorum. Tüm sistemin yeniden
düşünülmesi gerekecek. Üniversite
tanıtımlarını çevrimicine taşınacak,
oryantasyon kısmen çevrimici kısmen
de küçük gruplar halinde yapılacak, yurt
odaları tek kişiliğe çevrilecek, ortak kullanıma açık banyo ve tuvaletlerin sayısı
artırılacak, yemekhane veya kafeterya
yerine tek öğünlük paketlenmiş yemeklerin dağıtıldığı noktalar olacak, okulda
sürekli maske dağıtılacak ve takılacak,
girişlerde ateş ölçümü yapılacak, öğrenciler yanyana veya arka arkaya oturmayacaklarından sınıflarda sınıf kapasitesinin en fazla dörtte biri kadar öğrenci
olabilecek, dersliklerin ve laboratuarların renove edilmesi gerekecek, yüzyüze
yapılması gereken eğitimlerin küçük
gruplara en az dört defa tekrarlanması
gerekecek, eğitimi destekleyen araştırma görevlilerinin ve asistanların önemi
ve sayısı artacak, çevrimici eğitim ve
tersyüz eğitim (flipped learning) uygulamaları artacak. Belki de eğitime en
büyük darbe, öğrencilerin ders dışında
yetkinliklerini geliştirebildikleri öğrenci
klüpleri ve spor takımları etkinlikleri ile
yüzyüze staj ve yarı-zamanlı çalışma
olanaklarının azalması olacak.
HAZIRLIK
Tüm kurum ve bireylerin korona-sonrası eğitime hazırlanması gerekiyor.
Örneğin, YÖK’ün eğitimi örgün veya
uzaktan şeklinde keskin bir şekilde ikiye
ayırmak yerine eğitimin karma (blended) modelde (kısmen yüzyüze, kısmen
çevrimici) verilebileceği fikrine adapte
olması gerekiyor. Eğitim kanallarının
kullanımının fakülte ve program bazında optimize edilmesi gerek. Bazı derslerin (örneğin uygulamalı laboraturalar)
tümüyle yüzyüze yapılması gerekirken,
bazıları (örneğin birçok giriş dersi)
tümüyle çevrimici yapılabilir. Kanımca
derslerin büyük çoğunluğunda karma
modele geçmek ve belirli bir oranda
çevrimicinden yararlanmak mümkün
olacak. Bu yapıldığında, iyi bir koordinasyon ile örneğin 30.000 kişilik bir
kampüste günlük öğrenci sayısı 6.000
ile kısıtlanabilecek ve sosyal mesafe
uygulaması mümkün hale gelecek.
Buna bağlı olarak bu yaz aylarında tüm
üniversitelerin çevrimici eğitim altyapılarının güçlendirilmesi ve tüm hocaların
çevrimici öğretme kapasitesinin artırılması üniversite yöneticilerinin birinci
önceliği olmalı.
Gelecekte eğitim eskisi gibi olmayacak. Korona ve koronadan sonra
gelecek salgınlar ile birlikte yaşamayı
öğrenmemiz gerekiyor. Tüm dünyada
çağdışı kalmış olan eğitim sisteminin
evrilmesi için iyi bir fırsat!

1 3 4 5