Çeşit Çeşit Üniversite Sıralamaları

Birçoğunuzun bildiği gibi dünyada farklı üniversite sıralamaları var. Hatta bazı kuruluşlar sadece üniversite sıralaması yaparak para kazanıyorlar. Geçmişte bir dergi olduğu halde artık sadece üniversite sıralaması yapan US News & World Report buna sadece bir örnek. Bu kuruluşlar arasında ülkemizde en bilineni İngiliz Times Higher Education (THE) dergisi. Sıralama işinden para kazanmanın iki yolu var: siteye reklam almak ve sıralamalarda yukarılara çıkmak isteyen üniversitelere danışmanlık vermek. Bu iki yol için de ne kadar çok sayıda sıralama yaparsanız, o kadar fazla gelir sağlama potansiyeli yaratırsınız. Pazarlamada iyi bilinen bu segmentasyon modelini THE da uyguluyor. Bilinen “esas” THE sıralamasının yanında farklı gruplar için de sıralamalar oluşturup daha fazla üniversitenin ilgisi çekiyorlar: gelişmekte olan ülke üniversiteler sıralaması, 50 yaşından genç üniversiteler sıralaması ve Asya üniversiteleri sıralaması.
Etki sıralaması
THE’nın sıralamalarından birisi de 2019’da “piyasaya sürülen” ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda üniversitelerin neler yaptığını değerlendiren “Etki Sıralaması”. Ticari kaygılardan bağımsız olarak THE’nın bu girişimini olumlu buluyorum. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri doğrultusunda üniversitelerin liderlik yapması çok önemli. Fakat tabii ki bu sıralama THE’ya yeni ve geniş pazarlar da açıyor. Tam 17 sürdürülebilir kalkınma hedefi var ve 17 farklı sıralama oluşturmak mümkün! Böylece esas sıralamada yukarılarda yer alamayan birçok üniversite için yeni fırsatlar yaratılmış olacak ve daha fazla reklam geliri elde edilecek, daha fazla danışmanlık hizmeti satılabilecek. Esas sıralamaya giremeyen üniversiteler için de bir övünme fırsatı yaratılmış olacak. Yani tam bir kazan/kazan stratejisi.
Bir örnek
2019 yılındaki ilk sıralamaya 17 hedeften 11’i dahil edildi ve sıralamaya katılmak isteyen üniversiteler 2017 yılındaki performansları ile başvurularını yaptı. Kriterler hakkında sadece bir örnek: “Nitelikli Eğitim” başlığında, erken dönem ve yaşam boyu eğitim hakkında yazılmış olan makaleler, ilköğretimde öğretmen olan mezun oranı, üniversite öğrencisi olmayanlar için açılan yaşam boyu öğrenim programları, dışarıya verilen konferanslar, mesleki eğitimler, okullara verilen eğitimler ve üniversite öğrencileri arasında ailesinde ilk defa üniversiteye gidenlerin oranı. Özetle, bu kriterler üniversitenin nitelikli eğitime özellikle üniversite dışındaki katkısını ölçmeyi hedefliyor, üniversitedeki eğitimin kalitesini değil.
İlk etki sıralaması
2019’da üniversiteler 11 kriterde kendi performanslarını THE’ya sundu, THE her üniversite için en iyi performans gösterdikleri 3 kriteri seçip üniversiteleri sıraladı. Sonuçlar? Yeni Zelanda’nın Auckland Üniversitesi toplam 97,2 puanla birinci oldu. Bilinen sıralamaların en tepelerinde olan Amerikan üniversiteleri bu sıralamaya rağbet etmedi. 467 üniversitenin bulunduğu bu sıralamaya 19 Türk üniversitesi katıldı. En tepedeki üniversitemiz 79,2 puan ile 72. olan Özyeğin. Hacettepe 87., Koç ise 92. oldu. Abdullah Gül, Ankara ve Boğaziçi 64 ila 76 puan arasında alarak sıralamada 101-200 arasında yer buldu. Erciyes, İYTE, Kadir Has, Ondokuz Mayıs, Sabancı ve Yeditepe 54 ila 64 puan arasında alarak sıralamada 201-300 arasında yer aldı. Diğer 7 üniversitemiz ise 24 ila 54 puan arasında alarak ilk 300’e giremedi ve sıralamada “301+” olarak belirtildi: Bahçeşehir, Beykent, Çukurova, İstinye, İzmir Ekonomi, Marmara ve TOBB.
İlk 400 iddiası?
Bu sonuçları görünce, Boğaziçi Üniversitesi’ne atanan rektör Prof. Dr. Melih Bulu’nun çeşitli yayın organlarında çıkan (ve Boğaziçi’nin web sitesinde halen bulunan) İstinye Üniversitesini “ilk 400’e soktuğu” iddiası akla geliyor. 467 üniversite arasında ilk 400’e girmenin çok övünülecek bir şey olmamasını bir yana bırakalım, THE sitesinde sıralamada “ilk 400” şeklinde bir kategori yok! İlk 300’e giremeyen 167 üniversitenin hepsi (301+) kategorisine konulmuş. Az sayıda üniversitenin katıldığı, birçok prestijli üniversitenin veri yollamadığı, üniversitelerin farklı kriterlere göre sıralandığı (yani elma ile armutun kıyaslandığı) bu ilk sıralamada daha yukarılarda yer almanın bile pek övünülecek bir şey olduğundan emin değilim.
İkinci etki sıralaması
Bu yeni sıralama epey ilgi çekmiş ve ikinci yılında 768 üniversite sıralamaya katılmış. 3 Türk üniversitesinin 2019’da ilk 100’e girmiş olması Türkiye’de heyecan yaratmış ve 36 üniversitemiz ikinci sıralamaya katılmış. Fakat 2020’de maalesef hiçbir üniversitemiz ilk 100’e girememiş. En yukarıda olan Abdullah Gül Üniversitesi 101-200 arasında sıralanmış. Aralarında İstinye’nin de bulunduğu 12 üniversitemiz en son kategoride (601+) sıralanmış.
Özetle Prof. Bulu’nun kurucu rektörü olduğu üniversiteyi dünya sıralamalarına soktuğu iddialarını verilerle desteklemek mümkün değil. İstinye Üniversitesi’ni beğenerek takip ediyor ve atılımları ile gelecekte önemli bir yere geleceğine inanıyorum. Fakat bir üniversiteyi kuruluş yıllarında sıralamalara dahil etmeyi doğru bulmuyorum.
İlk 600?
Benzer şekilde Prof. Bulu’nun 2020’de sadece bir yıl için rektörü olduğu Haliç Üniversitesi’ni “ilk 600’e” soktuğu iddiası da yersiz çünkü 2021 THE etki sıralaması üniversitelerin 2019 performansları üzerinden yapıldı—yani Prof. Bulu’dan önceki yılda. Dolayısıyla, Haliç’in 2021 sıralamasında rektörün rolü formu doldurtup başvuruyu yapmak ile kısıtlı.
Abartılara dikkat
Maalesef benzer fırsatçı abartmaları başka üniversitelerimizden de duyduk: “Uluslararası Arenada En İyi Üniversiteler Arasında,” veya “Dünyada eğitim kalitesinde ilk 100’e girdik.” Sıralamalar üzerine haber yapan rektör ve iletişimcilerin daha dikkatli olması, sıralamalara bakanların da dikkatli olması gerekiyor. Ne de olsa medya okuryazarlığı 21. yüzyıl yetkinliklerinden.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Erhan Erkut Arşivi