Cumhurbaşkanlığı yetmez, Meclis çoğunluğu da gerek

Akape’nin seçim kazanmak için başvurmayacağı hiçbir yol olmadığı yönünde yaygın bir kanaat var toplumda. Akape’lisi de muhalifi de biliyor ki 21 yıldır ülkeyi idare eden kötülük, 14 Mayıs’ta seçimi kazanmak zorunda ve bu amaçla elinin yetiştiği bütün düğmelere basacak.

Düğmelerin bir kısmı gayrimeşru, bir kısmı kanunsuz. Çoğu ayıplı…

Ama olsun. Basacaklar o düğmelere. Hepsine basacaklar.

Yandaş medyalarında her gün müjde üstüne müjde duyuruluyor. TOKİ sosyal konut projesinden EYT sorununa getirdikleri kısmi çözüme, KYK borçlarının faizlerinin silinmesinden çeşitli sosyal yardım programlarına, bayram ikramiyelerine zamdan, elektrik ve doğal gaz fiyatlarında indirime varan yetersiz de olsa birçok hamleye girişti iktidar.

Bunlara bir diyeceğimiz yok. Zaten çoğu Kılıçdaroğlu’nun gündeme taşıdığı konular.

Bir de seçimlerin eşitsiz bir ortamda yapılacak olması gerçeği var. TRT’sinden Anadolu Ajansı’na, RTÜK’ünden YSK’sına devletin bütün kurumları iktidarın hizmetinde, muhalefete kötülük peşinde. İktidar devletin bütün araç ve olanaklarıyla kampanyasını sürdürecek; Cumhurbaşkanı, bizim vergilerimizle çalışan uçak filosunu, otomobil konvoylarını, yine bizim vergilerimizle alınıp seçmenin kafasına atılacak çay ve oyuncak paketlerini ampule oy toplamak için sonuna kadar kullanacak.

“Bunlar her türlü pisliği yaparlar” diye genel bir kanaatin varlığı çok acı olmalı bir iktidar için.

Ama umurlarında bile değil.

Düşünün ki vatandaş seçimi iktidara ‘çaldırmamak’ için örgütleniyor. Sivil toplum sandıkların, tutanakların, oy torbalarının namusunu korumak için dernekler kuruyor, sosyal medyada gruplar oluşturuyor, çağrılar yapılıyor… Ben bile bu yaşımda sandık müşahidi yazdırıyorum kendimi.

Vatandaş tedirgin, kuşkulu. Güvenmiyor iktidara. Nasıl güvensin ki?

2017 referandumunda mühürsüz oyların geçerli sayıldığı şaibeli bir referandumla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denilen bugünkü berbat yönetim şeklini sardılar milletin başına.

31 Mart seçiminin sonucunu beğenmediler, seçimi tekrarlattılar emirlerindeki Yüksek Seçim Kurulu’na baskı yaparak.

Akape iktidarı sabıkalıdır bu anlamda.

Ama muhalefetin de basabileceği düğmeler var.

Aslında ilk ve en önemli düğmeye bastı ve bu organize kötülük iktidarını alt etmek için birleşmek gerektiğinin bilincine vardı. Ve öyle yaptı.

Çok ciddi işler başardı birleşmiş muhalefet. Çok iyi çalışılmış bir anayasa değişikliği önerisi, tarihte görülmedik kadar ayrıntılı bir hükümet programı ve Güçlendirilmiş Parlamenter Sisteme geçiş sürecinin yol haritasını çıkarttılar ortaya. Bunların hepsi gerekli, değerli ve doğruydu.

Ama muhalefetin basabileceği bir düğme daha var. Basabileceği değil, mutlaka basması gerektiği bir düğme: Adayları tek bir listede toplamak.

Akape-MHP ikilisinin geçen yıl birlikte bastıkları bir düğme de seçim kanununda yaptıkları değişiklikti. Bu değişikliğe göre bir ittifakta yer alan partilerin seçime tek tek kendi amblem ve listeleriyle girmektense tek bir liste altında girmeleri halinde o ittifak büyük avantaj elde ediyor.

Değiştirilen seçim kanununa göre, bir partinin bir ittifak içinde yer alması o partiyi %7 seçim barajı koşulundan kurtarıyor kurtarmasına da partiler her bir ilde milletvekili çıkarmak için ne kadar oy almak gerekiyorsa o oyu almak zorunda. Örneğin ülke genelinde %5 oy almış bir partinin illerde de o civarda oy alması halinde belki büyük merkezlerde bir-iki milletvekili çıkarabilir ama diğer bütün illerde aldığı oylar çöpe gider.

Önceki seçim kanununa göre, bir ilde milletvekili çıkarmak için örneğin 100 bin oy almak gerekiyorsa, 99 bin oy alan partinin o oyları ittifaka yazılıyor ve ittifak aldığı toplam oya göre milletvekili çıkarıyordu. Değiştirilmiş kanuna göre bu kez o 99 bin oy çöpe gidecek. Oyu alan partiye milletvekili kazandırmadığı gibi ittifaka da bir hayrı dokunmuyor o oyların.

Altı partiden oluşan Millet İttifakı’nın tek listeyle seçime giremeyeceği düşüncesiyle yapılan kanun değişikliğinin kurduğu bu tuzağa düşmemek ittifakın elinde.

İdeal çözüm altı partinin tek bir ortak listeyle seçime girmesi ve böylelikle tek bir oyun dahi çöpe gitmesinin önüne geçilmesi.

Unutulmasın ki, önümüzdeki seçimde yaşamsal önem taşıyan amaç sadece Erdoğan’dan kurtulmak değil meclis çoğunluğunu da elde etmek. Meclis çoğunluğu sağlanamazsa cumhurbaşkanlığını almak pek de işe yaramayacak. Bugünkü meclis çoğunluğu cumhurbaşkanıyla aynı tarafta yer aldığı, hatta onun güdümünde olduğu için meclisin önemi göz ardı ediliyor. Ancak, Cumhur İttifakı’nın çoğunlukta olduğu bir meclis Kılıçdaroğlu’nun Çankaya Köşkü’nde eli kolu bağlı oturmasına yol açar.

Millet İttifakının bu konunun önemini müdrik olduğunu ve ona göre adım atacağını umalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Kaya Türkmen Arşivi