Diyanet İşleri Başkanlığı makamına yeni bir misyon mu yüklenilmek isteniyor?

Diyanet İşleri Başkanımız Ali Erbaş, pek de alışkın olmadığımız bir şekilde alanı dışında ön planda olmaya başlayınca hâliyle gündemde…
Öncelikle, söylem ve davranışları itibarıyla Sayın Ali Erbaş’ı “din adına değil iktidar adına hareket eden bir Diyanet İşleri Başkanı” olarak gördüğümü belirtmek istiyorum.
Zira iktidar neye karşıysa, neden rahatsızsa Ali Bey de onunla ilgili olumsuz görüş bildiriyor. Dinen hoş görülmeyen bir icraat iktidarın uygulamasındaysa sessiz kalmayı tercih ediyor.
Örneğin, “mekruh” olan sigara için net bir şekilde “Haramdır” açıklamasını yapıyor fakat kesin olarak haram olan piyango veya zina için herhangi bir beyanda bulunmuyor.
“Bir Diyanet İşleri Başkanı sosyal medya düzenlemesi dâhil ilgili ilgisiz her konuda neden yorumda bulunur?”un tartışıldığı şu günlerde düşüncelerimi paylaşmak istiyorum.
Çünkü yakın zamanda yaşadığımız olayları değerlendirdiğimizde kafaların karışmaması mümkün değil.
Örneğin;
Cumhurbaşkanlığı’ndaki 30 Ağustos Töreni’nde Diyanet İşleri Başkanı’nın gayri resmi olarak devlet protokolündeki yerinin değiştirilmesi,
Ali Bey’in afetlere, hastane ziyaretlerine vs. resmi kimliğiyle gitmesi,
Adli yılın açılışında Cumhurbaşkanı’nın hemen yanında yer alması,
Hükümetin icraatlarıyla ilgili fikir beyan etmesi, güncel olaylarla ilgili yorum yapması vs.
Şahsen tüm bu gelişmeleri Diyanet İşleri Başkanlığı’na “yeni bir misyon” yüklenildiğinin işareti olarak değerlendiriyorum. Önümüzdeki seçimde Erbaş’ın ön plana çıkarılması ve muhafazakâr kesimi etkilemeye çalışması ihtimalini de bu misyonun bir parçası olarak görüyorum. Osmanlı dönemindeki Şeyhülislamlık tarzı bir yapı mı düşünülüyor bilemiyorum fakat bunun yapılmasının çok ama çok tehlikeli bir şey olacağına inanıyorum.
İktidarın az çok böyle bir durumun getirebileceği sonuçları öngörüyor olmaması imkânsız. En barizi Cumhur İttifakı’na karşı olanlar sanki dine de karşıymış gibi bir algı olacak ve toplumdaki kutuplaşma daha da derinleşecek.
Zaten insanlar siyaset yapılıyor diye Diyanet’e tepkili. Sırf bu yüzden cuma namazına dahi gitmeyen insanlar biliyorum. Başörtü yasağında başını açmamak için direnen kadınlarımız bugün başlarını açıyor. Gençler deizme ve ateizme yöneliyor. En önemlisi de artık din görevlileri “En güvenilir meslekler” sırasında ilk üçe giremiyor.
Diyanet İşleri Başkanı’nın oturup “Biz nerede hata yapıyoruz?” diyeceğine iktidarın sözcülüğüne soyunması anlaşılır bir durum değil. Siyasetten bağımsız bir kurum olamayacaksa kapatılsın…
Umarım yanılıyorumdur… Umarım, din siyasete kurban edilmez.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ayşe Baykal Arşivi