Doğanın imtihanı ve intikamı-2: ‘Rantiyeciler müjde, Yağmur Ormanları yerleşime açılıyor!’

Son yıllarda ormanlarının yarısından fazlasını kaybettiğimiz, Borneo Adası’nın gizemli doğasını anlatmaya devam ediyoruz

Geçen hafta “doğanın imtihanı ve intikamı” isimli yazımı okuyanlar hatırlayacaklardır, özellikle geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısından sonra, tüketimin önlenemez biçimde artışıyla, çok yakın bir zamana kadar var olan doğal güzelliklerin ve çevreyle ilgili değerlerin bazılarına alelacele veda ettiğimizi yazmıştım. Verdiğim örnekte, deniz suyuna bile dayanıklı kerestesiyle tarih boyunca insanlığı uzak denizlerde seyahat ettiren ve envaı çeşit hayvana barınak olan, oksijen kaynağı teak ağacı ormanlarının kesilerek yok edildiğini, ağaçlar bitince de vinçlerle köklerinin toprağın bağrından söküldüğünü anlatmıştım. Okyanus rüzgârlarına direnen ve muson yağmurlarını içine çekerek su baskınlarını önleyen teak ağaçlarıyla dolu ormanların hoyratça tüketilmesinin ardından 2004 yılında yaşanan tsunami felaketinin tam 230.000 kişinin ölümüne yol açmasının nedenini, büyük ölçüde yok edilen ormanlara, doğanın bozulan dengesine bağlamıştım.

Borneo Adası’nın nesli tükenmekte olan Orangutanları, zor çoğalan narin yapılarının yanı sıra, uzuvlarında cinsel kudret, şans ve tedavi uman batıl inanç sahibi para babaları için acımasızca avlanıyor, dövülerek öldürülüyorlar

Borneo Adasının muson yağmurları çeken iklimi, bataklıklarla çevrili olarak suyolu dışında geçit vermeyen yapısı içinde, sadece burada yaşayan envaı çeşit hayvanlarıyla ve literatürde olmayan yüzlerce, hatta binlerce meyvesiyle-bitkisiyle, bilimsel arayışların merkezinde olan varlığından bahsetmiştim. Hatırlarsanız farklı disiplinlerdeki bilim insanlarının ağaçların üstünde oluşturulan platformlarda yaşayarak izledikleri doğal yaşamdan da, topladıkları numunelerin incelenmesinden de, yüzlerce yayın yapıldığını, fantastik blgilerin açığa çıktığını yazmıştım.

Bu yazımda Borneo Adası hakkında derlediğim farkı bilgileri sunmak istiyorum.

1 milyon hektar orman yok oldu

Yüzölçümü 743.000 km2 olan Borneo Adası, dünyanın üçüncü büyük adası. Öncelikle hatırlatmak istiyorum ki, burası, yerkürenin ayakta kalabilmiş, kapitalizmin yağmasından etkilense de nispeten direnebilmiş yağmur ormanlarından biri. Uzmanlara göre tam 130 milyon yaşında! Yani Amazon ormanlarından 70 milyon yıl daha yaşlı. Adada, kuzey ve batı tarafında Malezya’ya bağlı Sabah ile Sarawak eyaletleri, Endonezya’ya bağlı Kalimantan bölgesi ve bu iki ülkenin arasında da 400 bin nüfuslu Brunei Sultanlığı olmak üzere üç ülkenin toprakları bulunuyor.

Nüfusu 18, 5 milyon olan Borneo’da yaşayanların çoğunluğu Müslüman. Adanın derinliklerinde, yüksekliği 70 metreyi bulan “menggaris” ağaçlarının arasında birçoğu literatürde olmayan 15 bin civarında öngörülen farklı bitki türü yaşadığı düşünülüyor. Geçtiğimiz yıllarda 100,8 metre uzunluğuyla Dünyanın en uzun ağacı burada bulunmuş ve bu ağaca, Malay dilinde “kule” anlamına gelen Menara (minare) ismi verilmiş.  

Borneo yağmur ormanlarının son 60 yılda yüzde 50, son 25 yıl içinde de yüzde 20’sinden fazlası insanlar tarafından yok edilmiş. Kısa adı WWF olan Dünya Doğal Hayatı Koruma Vakfı’nın verilerine göre, 2020’de orman alanı yüzde 35’lere düşecekmiş. Özellikle adanın yüzde 72’lik bölümünü oluşturan Kalimantan tarafında, 90’li yıllardan sonra yaşanan orman kıyımının bilançosu çok üzücü. 1992 yılından bu yana Kalimantan’da yağmur ormanlarının kapladığı alan 1 milyon 200 bin hektardan 200 bin hektara düşmüş. Düşünebiliyor musunuz, tam 1 milyon hektarlık orman alanı, yaşlı Dünyamızın akciğerleri yok olmuş. 

Borneo’da en büyük gelir kaynağı palmiye yağı. Biyo-yakıttan kozmetik sanayine kadar birçok sektörde kullanılan palmiye yağı üretimini arttırma adına, yağmur ormanları hızla yok edilerek yerlerine yağ palmiyesi dikiliyormuş. Havadan çekilen resimlerde görülen durum gerçekten içler acısı…

Hayvan katliamı dolu dizgin!

Ada, çok ama çok zengin bir hayvan çeşitliliğine de ev sahipliği yapıyor. Ama her biri bugüne kadar birlikte yaşadıkları ada halkı tarafından acımasızca yok edilme tehdidi altında. Hangi birini yazayım; buraya özgü maymunlar, Avrupa pazarlarında kolayca müşteri bulan envaı çeşit kuşlar-papağanlar, piton yılanları, orangutanlar ve buraya eklenebilecek binlerce tür yok olma sürecinde…

2012 Haziran ayında Adanın doğusunda, vahşi hayvanları çekmek için kameralar yerleştiren bilim adamları, kamera kayıtlarında nadir görülen lekeli leopar, orangutan ve diğer canlıları incelerken daha önce hiç görmedikleri bir maymun türüne rastlamışlar. İlk kez görüntülenen siyah kabarık yüzlü, beyaz tüylü, pembe burunlu-pembe dudakları “Langur Maymunu” meğer eti ve midesinden çıkan panzehir taşları için avlanıyormuş.

Adanın Orangutanları, yaşam alanlarının azalmasından sonra insanlarla karşılaşma ihtimalinin artmasına paralel olarak nüfusları çok azalmış. Ne yazık ki, soylarının tükenmesinde batıl inanışların ve ahlaksız zevklerin de etkisi var. Bu zavallı hayvanlar, aynı Orta Afrika ülkesi Kongo’da yaşayan hemcinsleri gibi, özellikle Asya’nın zengin insanları için afrodizyak, kudret, şans ve bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan uzuvları yüzünden öldürülüyorlar. Her ne kadar koruma altında olsalar da macera arayan zengin iş adamlarının vahşi kişisel hazları için seyahat acenteleri gizli av partileri bile düzenliyormuş.  

İnsanlığın yüz karası: Hayvanat bahçeleri 

Yakalanıp Dünyanın farklı hayvanat bahçelerine gönderilen (satılan) ve sergilenen (!) bu hayvanlar, her gelene, insanlığını hatırlatırcasına kızgın gözlerle baksa da yakalayana kazandırdığı para miktarı yüzünden yöre halkının ve kaçak avcıların para hırsını körüklüyor, olmalı. Düşünüyorum da hayvanat bahçesi adı altında, köleleştirilen hayvanların sergilendiği yerler acaba insanlığımızın utancı mı, yoksa çocuklarımızla güzel vakit geçirdiğimiz bir rekreasyon alanı mı? Karar sizin; fakat şunu da ekleyeyim ki, bu hayvanları hayvanat bahçesinde de bekleyen farklı tacizler de var. Malezya’daki bir hayvanat bahçesinde gelen giden ziyaretçilerin verdiği sigaralarla tiryaki olan ‘Shirley’ adlı orangutana sigara yasağı getirilmiş.

Jakarta, Borneo’ya taşınıyor!

Ada, paleontoloji, antropoloji ve arkeolojik açıdan da çok zengin. Haftaya 1990’lı yılların sonunda, yol yapımı sırasında medeniyet (!) ile ilk kez karşılaşan ve konuşmayı bilmeyen kabilelerden, 50.000 yıllık mağara çizimlerinden, kocaman kulaklı, uzun kuyruklu, bebek yüzlü cüce fillerden, literatürde olmayan maymun çeşitliliğinden, avlandığında bütün köyü doyuran piton yılanlarından ve Sumatra Gergedanından bahsedeceğim.

Ama asıl anlatacağım ne biliyor musunuz, bataklık alana kurulduğu için bazı semtleri her yıl 25 cm suya gömülen Endonezya’nın Başkenti Jakarta’nın Borneo Adasına taşınma planı! Düşünebiliyor musunuz, bahsettiğim bu nadide özellikler yerini şehir kalabalığına, hava kirliliğine, gökdelenlere, varoşlara, yollara, limanlara, kargaşaya bırakacak. Şaka yapmıyorum, Endonezya devleti 40 milyar dolara mal olacağı öngörülen bu taşınma ile ilgili olarak çalışmaya başlamış bile. Belki de bizim kanalcılar, Katarlılar ve rantçılar yer kapatmaya başlamışlardır bile!

Ne diyelim, iç karartıcı bu haberle nasıl yapacağız bilmiyorum ama yine de her şeye karşın güzellikleri biriktirmenizi dilerim!..

0  0,00
Whatsapp Destek
1
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?