/

DÜNYAYI KURTARMAK BİZİM ELİMİZDE!

Kendisiyle tanışmıyorum ama her projede odaklanıp hayranlıkla izliyorum onu. Oyunculuğu usta boyutta ona dair cümlem olamaz ama sanki Hulusi Kentmen edası var ve kendisini de öyle kabul ediyorum hayatımda nedense

Kendisiyle tanışmıyorum ama her projede odaklanıp hayranlıkla izliyorum onu. Oyunculuğu usta boyutta ona dair cümlem olamaz ama sanki Hulusi Kentmen edası var ve kendisini de öyle kabul ediyorum hayatımda nedense. Babacan bir tavrı var ve iyi kalbini ekrandan ben görebiliyorum, bence herkes de görüyordur. Bu virüs sürecinde tanışmamamıza rağmen kendisini merak ettim sonra detaylı hikayesini araştırmaya başladığımda uzak ama yakın yer memleketi Kıbrıs’ta olduğunu öğrendim. Kıbrıs’a dair özel bir bağım en yakın arkadaşlarımdan Mustafa Sevgili ve eşi orada yaşıyor tabii ki oradaki durumu da merak ediyor ve kaygılanıyorum. Tanışmadığım ama tanışmaktan çok memnun olacağım usta oyuncu Osman Alkaş ile mail yoluyla buluştuk. En kısa zamanda Kıbrıs’ta buluşup sohbet edeceğimi de hayal ettim elbette. Kıbrıs’a selamlarımızı ve sevgilerimizi göndererek Kıbrıs’ta yaşanan virüs sürecini ve bu süreçte geçirdiği zamanı usta oyuncu Osman Alkaş anlattı.  

Siz ilk virüs tehdidi ile ne zaman yüzleştiniz ve önleminizi ne zaman aldınız?

Ben ilk virüs tehdidini İstanbul’da iken internetten yaptığım bir siparişin Çin’e geri gönderilmesi ile yaşadım. Sonra Kıbrıs’a geldiğim zaman bir Alman turist grubunda iki kişinin hasta olduğunu ve karantinaya alındıklarını öğrendiğim zaman aldım. Zaten hemen sonrasında ülke genelinde kısmi sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı; bu mart başındaydı. O günden beri evden çıkmamaya ve çok acil durumlar dışında marketlere, eczanelere gitmemeye özen gösteriyorum.

İçinde bulunduğumuz durumu siz nasıl yorumluyorsunuz?

İçinde bulunduğumuz durum ne yazık ki giderek kalabalıklaşan insan nüfusunun, birbirine çok yakın temas halindeki özensiz insanların ve doğaya yaptıklarımızın, verdiğimiz zararların karşılığında doğanın bize verdiği cevabıdır. Elbette çok zor ve çok da tehlikeli bir durum.

Siz Kıbrıslısınız ve şu anda da Kıbrıs’ta bulunuyorsunuz. Kıbrıs’ta virüse karşı alınan önlemler neler?

Kıbrıs’ta ilk Alman grubunun virüs taşıdığı öğrenildiği günden itibaren önce kısmi sokağa çıkma yasağı, ondan iki hafta sonra da izin ve sokağa çıkma durumu uygulanmaya başlandı. Şu an sabah altı ila akşam dokuz arasında ihtiyaçlar karşılanacak şekilde sokağa çıkılabilir; dokuzdan itibaren sokakta kimseyi görmek mümkün değil. Devlet, büyük hastaneleri ve otelleri karantina altına aldı. Bu şekilde virüsün yayılmasının önüne geçilmeye çalışılıyor.

Annemin yemek tariflerini yapıyorum

Kıbrıs’ta zaman nasıl geçiyor daha doğrusu Kıbrıs’ta evinizde zaman nasıl geçiyor?

Kıbrıs’ta evimde öncelikle okumak istediğim kitaplar teker teker sıraya girdi. Sonra evde yemek yapmaya başladım. Annemin yemek tariflerini teker teker uyguladım; hala uygulamaktayım. Yemek yapmak zevkli bir işmiş. Eldeki malzemenin mutfaktan çıktığı zaman bambaşka bir şeye dönüştüğünü görmek heyecan vericiymiş. Neler mi pişiriyorum? Fırın makarna, tepside etli veya tavuklu patates kebabı, Kıbrıs’ın kendine has enginar dolması… Kitap ve yemekten arta kalan zamanlarımda bahçedeki güllerle, geçen yıl diktiğim yeni fidanlarla, toprakla ve doğayla ilgileniyorum. Bu da aslında benim çok uzun zamandır yapmak istediğim işlerden birisiydi. Bir de ben tahta işlerine meraklıyım. Bahçeye çiçek saksılarının konması için sıralar, küçük tabureler yapıyorum.

Kıbrıs ilk defa bu kadar sessiz

Kıbrıs ilk kez bu kadar sessiz diyebilir miyiz, Kıbrıs’ın bu hali size neler hissettiriyor?

Evet Kıbrıs uzun zamandan beri ilk defa bu kadar sessiz ama sessizlik meğer ne kadar güzelmiş. Şehirlerin hay huyu dinmeyen trafik gürültüsü yerini yaprak hışırtılarıyla kuş cıvıltılarına bıraktı. Biraz ters olacak ama meğer sessizliği de özlemişiz. Ev çok kalabalık olmadığı için oturduğum yerden en uzaktaki kumrunun veya dallarda gezinen serçelerin seslerini dinleyebiliyorum. Bahçeye çıktığım zaman gözlerimi kapatıp ilkbahar güneşinde kuşları böcekleri dinliyorum. Elbet bu günler geçecek ve yine o sevgili gürültülü günlerimize kavuşacağız.

Sık sık dışarı çıkıp kalabalığa karışmayın

Kıbrıs’tan baktığınızda ikinci vatanınız Türkiye nasıl görünüyor?

Kıbrıs’tan bakınca Türkiye‘deki durumu sadece televizyonlardan veya sosyal medyadan arada bir de oradaki dostlarımdan aldığım mesajlardan gözlemleyebiliyorum. Büyükşehirlerde insanların günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, sosyal mesafeyi koruyabilmesi biraz zor oluyor gibi görünüyor. Diğer insanlarla itiş kalkış yapmadan sırayla işlerimizi halletmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Türkiye’deki dostlarımla konuştuğumuz ve yazıştığımız zamanlarda hep tavsiyem; aman sabırlı olun. Aman ihtiyaçlarınızın listesini yapın ve haftanın belli bir gününde ihtiyaçlarınızı karşılayın. Sık sık dışarı çıkıp kalabalığa karışmayın. Demek ki virüs bize sabırlı olmayı, insanların dibine sokulup acele ettirmemeyi öğretiyor.

Para, güç, yükselme hırsına kapılmadan yaşamamız gerektiğini koronavirüs bize hatırlatıyor.

Usta bir oyuncu olarak şöyle geriye dönüp baktığınızda virüs başımıza gelen en kötü olay diyebilir miyiz, dünya bu kadar global ölçüde daha da kötüsünü yaşadı mı?

Aslında dünyanın başına gelen en kötü şey korona virüs değil. Dünyada belki çoğumuzun ilgi alanına girmediği için bilmediğimiz o kadar çok ve o kadar önemli olaylar oluyor ki. Afrika’da veya diğer azgelişmiş ülkelerde günde 10.000 civarında çocuk yeterli beslenememekten bakımsızlıktan ölüyor veya ebola diye yine dünyayı kasıp kavuran bir salgın hastalık daha var. Belki bunlar korona virüs kadar bizim hayatımızı tehdit etmeye başlamadıkları için bu hastalıkları veya olumsuzlukları göz ardı ediyoruz. Dünyada şu anda en az 6 milyon insan kendi istemleri dışında evlerini terk etmek göç etmek durumunda kalmış. Bu durum en az korona virüs kadar insanlığı zorlayan ve gelecek için tehlike çanları çaldıran bir durum. Geçmişte de dünyamız salgın hastalıklara uğramıştır ama baktığınız zaman bu hastalıklar ne tek başlarına ortaya çıkmış ne de kendi kendilerine dünyayı etkileri altına almış. Hastalıkları yaratan da diğer insanlara bulaştıran da yine biz insanlarız. Para, güç, yükselme hırsına kapılmadan yaşamamız gerektiğini koronavirüs bize hatırlatıyor.

Savaşta düşmanın nerede olduğunu, gücünüzün nereye yeteceğini görebiliyorsunuz

Kıbrıs’ta yaşanan kötü bir dönem de var, o dönem size neler hatırlatıyor?

Evet, savaşı da sıkıntılı göç dönemlerini de yaşadım ama en azından savaşta düşmanın nerede olduğunu, gücünüzün nereye yeteceğini görebiliyorsunuz. Kendinizi bir yere kadar koruyabiliyorsunuz. Savaşta elinizi burnunuza götürdüğünüz zaman ölmüyorsunuz. Ama işte virüs, nerede olduğunu bilmediğimiz görmediğimiz için gözümüzü burnumuzu ellediğimiz anda bizi ölümle tehdit ediyor.

Siz oyuncular için de garip ve belirsiz bir dönem başladı zamanı belli değil sürecin…

Oyuncular için tekrar ne zaman sete çıkacağımızı bilmediğimiz, ucu açık bir dönem başladı ama oyuncuların da o kadar iş arasında enerjilerini, güçlerini, bilgi birikimlerini tüketmekte olduğunu da biliyoruz. İşte belki de bu dönemi yeniden, yeni bilgilerle yeni araştırmalarla geçirebileceğimiz bir dönem olarak değerlendiriyorum. Sete çıkamayan arkadaşlarıma tavsiyem kendi birikimlerini okuyacakları kitaplarla izleyecekleri filmlerle geliştirmeleri ve korona virüsün veya dünyanın diğer felaketlerinin bize öğrettiklerini yeni baştan değerlendirip yorumlamaları için bir fırsat bir kendine dönüş olarak değerlendirmeleri.

Bu virüs kuşkusuz hepimizi değiştirecek. Hayata dair alınacak dersler neler olacak sizce, insanlık duygu ve ruh olarak da iyileşmeye başlayacak mı?

İnsanoğlu yaşadığı her sıkıntılı dönemden sonra mutlaka kendine çeki düzen vermiştir ve bu hastalığın da bu virüsün de bize öğreteceği çok şeyler olacak ama herhalde en başta doğaya saygı ve büyükşehirlerdeki insan yığılmalarına bir göz atmamız gerekecek gibi geliyor. Evet virüsten sonra insanlığın öğreneceği çok şeyler olacak. Bu günlerde virüs tehlikesi geçtikten sonra ne yapmamız gerektiğini düşünmemiz gerekiyor. Bu bizim hayatımızdaki önemli molalardan birisi; panik, öfke, sabırsızlık bize bir şey kazandırmaz.

Yeni fikirler yeni yaşam biçimleri öneren projelerde yer almayı tercih edeceğim

O gün geldi ve salgın bitti. İlk yapmak istediğiniz nedir hatta neler yapmak istiyorsunuz?

Trafik karmaşasında kalabalık insan gruplarının toplaştığı eğlence mekanlarına veya insanların itiş kalkış doluştukları avmlere uzun bir süre gitmeyeceğim herhalde ama elbette sahneye çıkacağım. Dizilerde filmlerde oynayacağım. Ama korona virüsten veya insanlığın yeniden alması gereken yeni toplum yaşam biçiminden bahseden ve insanlara yeni fikirler yeni yaşam biçimleri öneren projelerde yer almayı tercih edeceğim.

Haydi insanoğlu toparla kendini

Okuyucularımıza sizin gibi değerli bir oyuncudan moral cümleleri alabilir miyiz? Bu dönem için önerileriniz ve tavsiyeleriniz neler olur?

Bugünlerde ben de herkesin tekrarladığı bir sloganı tekrarlamak istiyorum; evde kal. Evde kalan herkes doğanın tabiatın bize verdiği bu sinyali iyi değerlendirelim. Tabiat bize dünyanın bugüne kadar aldığı şekli, insanların yaptıklarını beğenmediğini hissettirdi. Bundan sonra bizim yapmamız gereken neyin ne olduğunu idrak edip daha insanca daha temiz daha insana ve doğaya saygılı yaşamamız gerektiğini söylüyor. Şu an bütün dünyayı tehdit eden gözde göremediğimiz, cansız ve sadece insanlar tarafından çoğaltılıp taşınan bir virüsün dolayısıyla doğanın bize verdiği bu çok önemli misyonu doğru yorumlayıp yeni bir yaşam biçimi, yeni bir yaşam formu oluşturmamız gerekiyor. Bu büyük görev ne kadar şanslıyız ki bizim kuşağımıza verilmiş.  Doğanın bize verdiği bu çok önemli misyonu doğru yorumlayıp yeni bir yaşam biçimi, yeni bir yaşam formu oluşturmamız gerekiyor. Bugünden sonra dünyanın daha iyi bir yer olup olmayacağı bizim bu virüsle mücadelemiz bittikten sonra anlaşılacak. Haydi insanoğlu toparla kendini. Temizle, koru dünyayı ve kendini. Herkese sağlıklı günler diliyorum. Dünyayı kurtarmak bizim elimizde.

0  0,00