Galip Umut Özdil

Galip Umut Özdil

EN DÜŞÜK ÜCRET, EN RİSKLİ EMEK

1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde bile çoğu zaman ihmâl edilen bir kesim… Özellikle bahar aylarının başından itibaren 3.5-4 milyon kişiyle tam anlamıyla bir göç hareketi yaratan, verdikleri emeklerin karşılığını alamayan, üçte ikisi yoksulluk sınırının altında yaşayan, medyanın gündemine yalnızca geçirdikleri trafik kazalarıyla gelen mevsimlik tarım işçileri…

Tarım sektörüne ilişkin üstü açık fabrika tanımını çok duymuşsunuzdur. Bu tanım her türlü doğa şartlarının ve iklim değişikliğinin yarattığı risklere karşı savunmasızlık anlamında kullanıldığı kadar, çiftçi ve tarım işçilerinin çalışma koşulları ile sağlık ve güvenlik açısından karşı karşıya oldukları tehlikeleri de kapsamalıdır.

Tarım, dünya çapındaki değerlendirmelere göre madencilik ve inşaat ile birlikte en tehlikeli üç sektör arasında yer alır. Tarımda sürekli ve geçici işçi olarak çalışanlar ile kendi nam ve hesabına çalışanlar için bu tehlikelerin yaygınlığı değişse de kapsamı aynıdır. Bu kapsam, iş alanları ile yaşam alanlarının bu kadar iç içe olduğu başka bir üretim kolu olmadığı için daha da genişlemektedir.

Tarımı diğer iş alanlarından ayıran önemli bir unsur ise fiilen çalışanlar kadar, ailelerinin, kamu ve özel sektör adına hizmet sağlamak için geçici de olsa üretim alanlarında bulunanların da aynı risk altında olmalarıdır.

Tarım sektöründe mevsimlik/geçici çalışanların sorunları daha yolda başlamaktadır. Uygun olmayan araçlarla, araç kapasitelerinin çok üzerinde yolcuyla birlikte seyahat etmek uzun yıllardır yaşanan bir problemdir. Tarım işçileri maliyetler artmasın diye balık istifi seyahat etmek zorunda bırakılmaktadır. Tarım sektöründe ölümlü iş kazalarının %30’undan fazlasının trafik kazaları olduğu sadece istatistiklerde kalmakta, gereği yeterince yapılmamaktadır.

Sağ salim üretim alanına ulaşabilen gezici ve geçici tarım işçileri, diğer bölgelerden gelen işçilerle zaman zaman yaşadıkları kalınacak yerin sınırı tartışmalarını da atlatabilirlerse sağlıksız barınma ve riskli çalışma koşulları aşamasına geçmektedir.

Kullanma ve içme suyu temininin kısıtlı olması, tarımsal ve evsel atıkların bertaraf edilememesi, uygun olmayan tuvaletler, tarımda kullanılan kimyasallara bağlı hastalıkların yaygınlığı, güneş gibi dış etkenlerin olumsuz etkileri, zoonotik hastalıklar, böcek sokmaları artık alışılagelen sorunlardır.

Ayrıca tarla, bağ-bahçe tarımında tarım makinelerinin eski oluşu ve bilinçsiz kullanımı sonucunda meydana gelen kaza ve yaralanmalar tarım alanında iş güvenliği problemlerinin başında gelir.

Sorunların çözümünü engelleyen ve işin en acı unsuru da bu konudaki verilerin yetersizliğidir. Mevcut veriler, gerçekleşmiş iş kazası ve meslek hastalıkları ile ilgili olarak sigortalı olup kaza veya hastalık geçirdiğinde SGK’ya işveren tarafından bildirimi yapılanlardır. Tarımda çalışanlar içinde en problemli ve yoğun grubu oluşturan mevsimlik ve göçebe çalışanlarla ilgili veri yok denecek kadar azdır.

Bu durum bunlara yönelik strateji, politika ve eylem planı gerçekleştirilmesine olanak vermemektedir.

İş müfettişlerinin sayısal yetersizliği, tarım işletmelerinde iç denetim kültürünün yerleşmemiş olması, bildirilmesi zorunlu kazalar dışında raporlama anlayışının yokluğu sorunların çözümünün önündeki engellerdir.

···

Çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatının kapsamının genişlemesi ile illerde valilikler ve yerel yönetimlerin çalışmaları bu olumsuz koşulların azalması için yeterli olmuyor. Çünkü; maddi kazanç çok az, göç hareketi çok yoğun ve dağınık, bilinç düzeyi az. Örgütlenme, tüzel kişilik bünyesinde korunma yok denecek düzeyde. Sözleşme gibi yasal koruma unsurları ancak işçileri sözde temsil eden gerçek kişilerle çok sınırlı oranda yapılıyor.

Bir de tüm bu sorunlara çok daha az ücretle çalışmayı kabul eden sığınmacıların dengeyi iyice bozması eklendi ki; içinden çıkılmaz veya iyice kendi haline bırakılan bir durum oluştu.

Ziraat odalarına kayıtlı 5.2 milyon, çiftçi kayıt siteminde ise 2 milyon çiftçi var. Ayrıca 6 milyonu aşkın gezici ve geçici tarım işçisi de ter döküyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’na kayıtlı çiftçi sayısı ise 500 binin altına düştü. Tüm bu sorunlara rağmen, daha çok soysal güvenlik koruması altına girmesi için teşvik edilmesi gereken çiftçilerin ödemeleri gereken prim bu yılın başında %45 artırılarak 1.668 liraya yükseltildi. Prim gün sayısı arttı.

Ramazan Bayramı’mız ve 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’müz kutlu olsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Galip Umut Özdil Arşivi