FENERBAHÇE HİÇ BU KADAR KÖTÜ OLMAMIŞTI…

Bu maç bir kere daha gösterdi ki üçlü defans bütün kötülüklerin anası değilmiş. Dörtlü defans tüm dertlerin dermanı hiç değilmiş. Çok sayıda ofansif oyuncuyla sahaya çıkınca, İrfan Can, Mesut ve Rossi birlikte oynayınca her yer cennet olmuyormuş. İsmail Hoca’dan kimse mucize beklemiyor ama böyle giderse ilerde sorarlar; “Pereira niye gitti o zaman?”
Herhalde son dönemde hiçbir Hoca bu kadar rahat ve avantajlı gelmedi göreve ve hiçbir Hoca bu kadar geniş bir kabul görmedi taraftardan. Kendi ilk gelişi de dahil İsmail Kartal kadar şanslı bir Hoca olmadı. Tek bir aleyhte yazı, tek bir olumsuz yorum veya tatsız bir sosyal medya mesajı görmedik İsmail Kartal’la ilgili. Ne güzel.

İsmail Hoca’yı hiç tereddütsüz bağrına bastı taraftar. Bu renklere önce oyuncu olarak sonra teknik direktör olarak hizmet veren, ter döken ama her daim bu camianın çocuğu olarak göreve hazır olan İsmail Kartal’ın avantajları çok.
Öncelikle kimse İsmail Hoca’dan mucize beklemiyor. Kimse “Bu şampiyonluğu almazsan gözümüze gözükme” demiyor. Herkes Pereira hayal kırıklığından sonra, Başkan’ın gönlündeki Hocayı devre arasında getiremediği için İsmail Kartal’ı göreve çağırdığını biliyor.

Kimilerine göre bu geliş tarzı İsmail Hoca’ya haksızlık. “Yedek kontenjanından, geçici olarak gelmiş bir hoca” değil İsmail Kartal böyle düşünenlere göre. Haklı olabilirler. Bunu önümüzdeki haftalar gösterecek. Ancak Ali Koç’un kafasındaki formül başka gibi. Muhtemelen Löw, olmadı o kalibrede bir başka isimle önümüzdeki sezona başlamak temel hedef. Önümüzdeki sene İsmail Kartal’ı yardımcı Hoca olarak göreceğiz bu plana göre.
Bütün bunları bilerek göreve geldi İsmail Kartal ve ilk maç Antalya deplasmanına çıktı. Eksikler bir kenara bırakılırsa elindeki kadronun en hücumcu ama en riskli 11’ini sahaya sürdü. Savunmacı nitelikli sadece iki isim vardı kadroda, Kim Min Jae ve Serdar Aziz. İki kanat beki Ferdi ve Osayi’nin sezona açık oyuncusu olarak başladıkları düşünülürse, İsmail Hoca’nın ofansif futbol tercihi açıktı.  

Orta sahada Zajc ve Sosa’nın fazla yumuşak kalma riskinin yanısıra ilerde oynayan Rossi, İrfan Can ve Mesut’un defansif iştahsızlıkları da ayrı bir risk görüntüsündeydi ama aynı zamanda İsmail Kartal’ın “Mutlak galibiyet isteğinin” de kanıtı gibiydi. İrfan Can Kahveci hep istediği gibi 10 numara pozisyonunda santrafor arkasında oynarken, Mesut Özil ise sol açıktaydı.

Sahaya beşli defans ve önünde dörtlü orta sahayla çıkan Antalya, Fenerbahçe’nin bu zaaflarından yararlanmak için geride sağlam basıp kapacağı toplarla hızla çıkmak üzere oyun planını kurmuştu.

Nitekim ilk yarı Fenerbahçe topa sahip olmasına rağmen Antalya’nın bu defansif kalabalığını yarmayı başaramadı. Sosa ve Zajc ileri üçlüyü besleyemezken, Kırmızı Beyazlılar kanatları da çok adamla tıkayınca Fenerbahçe atak yapmakta bile zorlandı. Sadece 4 kere girebildi rakip ceza sahasına. Ceza sahası hemen dışından kazanılan dört serbest vuruş ise yine son derece kötü vuruşlarla harcandı. Fenerbahçe herhalde hiçbir sezon duran toplarda bu kadar etkisiz kalmamıştır.
Antalya ilk yarı yakaladığı hızlı çıkma fırsatlarını kullanamadı ama Nuri Şahin ikinci yarıya Fenerbahçe’nin üstüne giderek başladı. Bu kez Fenerbahçe kendi yarı sahasından çıkamaz oldu. İsmail Kartal 60. Dakikada sahanın en etkisizleri Mesut Özil ve Rossi’yi kenara aldı. Bu Mesut’un konuşmaktan ve dua etmekten başka bir şey yapacağına inanan kaldı mı Allahaşkına?

Muhammet ve Nazım’ın girişiyle takım biraz hareketlense de Fenerbahçe golü serbest vuruşla buldu. Sosa’nın vuruşunda Naldo’ya çarpan topun kaleye gitmesi sadece Fenerbahçe’nin şansıydı.
Sonrasında oyun dengeye oturacak gibiyken, bu kez Antalya’nın serbest vuruşunda kaleci Berke topu elinden kaçırınca maç beraberlikle bitti.

Fenerbahçe herhalde bu sezonun en pasif futbolunu oynadı. Teknik taktikten vazgeçip İsmail Kartal’ın tek tek oyuncularla uğraşıp biraz kişisel özgüven ve motivasyon aşılaması gerekiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ümit Sezgin Arşivi