Emre Özpeynirci

Emre Özpeynirci

HAYATIMIZA KAYNAK

Yüksek kâr elde etmek amacıyla trafiğe nasıl çıktığı belli olmayan bazı ağır hasarlı araçlar (pert) maliyeti düşük tutmak ve zaman kazanmak için onarılmıyor, kaynakla birleştiriliyor. Böylece son dönemde önü 2010 model, arkası 2015 model, arkası 2006 model, önü 2012 model gibi birçok araçla karşılaşıyoruz.

TÜRKİYE’nin en büyük sorunlarından biri olan ağır hasarlı ve pert araçların yeniden trafiğe çıkmasını yıllardır her mecrada anlatıyor, yazıyor, hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekmeye çalışıyorum. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın geçen sene yayınlandığı 8 maddelik genelgeye rağmen sıkıntının artarak devam ettiği görülüyor. Yükselen fiyatlar ve alım gücünün düşmesine bağlı olarak özellikle 5 yaş üzerindeki ikinci el araçlara olan ilginin artışıyla son yıllarda dolandırıcılar geçmişte büyük kazalar geçirmiş araçları insan hayatını hiçe sayarak yanlış bir şekilde onarıp, ‘kazasız araç’ süsü vermeye başladı. Bunun sonucunda da son dönemde basında sürekli, “Önü 2010 arkası 2015 model araç” tarzı haberler görmeye başladık.
YOLLARDA 2 MİLYON ZOMBİ
Tüm Oto Servisleri Federasyonu (TOSEF) Türkiye’de ağır hasar kaydı olmasına rağmen yeniden trafiğe çıkan araç sayısının 2 milyon civarında olduğunu söylüyor. Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin (SGM) raporlarına göre de Türkiye’de her yıl 42 bin civarında sigortalı araca ağır hasar belgesi veriliyor. Bunun sadece 1100 adedi hurda belgesiyle trafikten çekiliyor, geri dönüşüme gidiyor. Türkiye’de araçlardaki kasko oranını yaklaşık yüzde 25 kabul ederken, kaskosuz araçlarla birlikte yılda 168 bin adet araç ağır hasar belgesi alırken, bunların %97’si onarılarak yeniden trafiğe çıkıyor.
KAYNAKLA BİRLEŞTİRİYORLAR
İşte bu noktada Pilot Garage Genel Müdürü Cihan Emre, ayda ortalama 30 bin araçta yapılan ekspertiz işlemlerinde, yaklaşık 300 aracın kaynakla birleştirildiğinin tespit edildiği belirtiyor. Bunun en tehlikeli hile yöntemi olduğuna dikkat çeken Emre şunları söyledi: “Maliyeti düşürmek ve zaman kazanmak için dolandırıcılar hasarlı parçaları onarmak yerine, arkası ve önü farklı iki aracı kaynakla birleştirip satışa çıkarıyor. En son yine Pendik bayimizde bir aracın önü 2015, arkası 2016 model çıktı. Vatandaşların bu birleştirmeyi çıplak gözle fark etmesi imkansız. Tüm aktif ve pasif güvenlik özelliklerini kaybeden birleştirilmiş araçlar, herhangi bir kazada ikiye bölünerek birçok ölümlü kazaya sebep oluyor.”

Denetim olmadan trafike çıkıyorlar

TÜM Oto Servisleri Federasyonu (TOSEF) Ünal Ünaldı da, ağır hasar kaydı işlenen araçların, onarım ve tekrar trafiğe çıkışında hiçbir denetime tabii tutulmadığını söylüyor. Bugün hasarlı araçların yüzde %30’unun yetkili servislerde, %40’ının özel servislerde, %30’unun tamirhanelerde onarıldığını dile getiren Ünaldı, “Tüm sektörü baz aldığımızda, yaklaşık 25.000 araç onarımı yapan tamirhane ve servis merkezi mevcut. Bu sayının 1.500’e yakını yetkili servis, 4.000›i özel oto servisi, 20.000’e yakını tamirhane olarak hizmet veriyor. 4.000 özel oto servisinden sadece 1.600’ünün TSE Belgesi var. Tamirhane tarafında durum çok vahim; 20.000 onarım noktası belgesiz ve yetersiz makine ekipman nedeni ile iptidai yöntemler ile ağır hasarlı araç onarımı yapmaktadır. Ağır hasarlı araç onarımına başlanmadan standartlara uygun belge denetimini sigorta eksperlerinin gerçekleştirmesi mümkündür. Onarım sonrası araçların detaylı şekilde teknik kontrolünü ise TSE belgeli oto ekspertiz noktaları ve TÜV muayene istasyonlarında yapılması, trafikteki can ve mal güvenliğinin sağlanmasında büyük rol oynayacaktır” dedi.

Araçlar ikiye bölünüyor ölümlü kazalar artıyor

CİHAN Emre, kaynakla birleştirme işlemiyle aracın en temel güvenlik unsuru olan şasinin, tüm koruyuculuğunu yitirdiğinin altını çizerek, “Herhangi bir kaza anında iki araçtan birleştirilmiş, ekleme araçlar kolaylıkla ikiye bölünerek ölümlü kazalara sebep oluyor. TV kanallarında rastladığımız kazada ikiye bölündü haberlerinin asıl sebebi bu. Kaynağın izleri belirli hilelerle kapatılıyor. Kaynak işlemini tüketicilerin basit kontrollerle tespit etmesi imkansız. Özellikle ağır hasarlı araçların tekrar trafiğe çıkmadan önce tamir süreçlerinde denetlenmesi gerektiğine inanıyoruz. Bir araç satın almayı düşünen vatandaşlarımızın, satın almayı düşündüğü her araca şüpheyle yaklaşarak, kurumsal ve kendini kanıtlamış oto ekspertiz noktalarında kapsamlı ekspertiz işlemi yaptırmasını tavsiye ediyoruz. Bu işlemleri ancak uzmanlar tespit edebilir” dedi.

Şasi hasarlı araçlara çok dikkat edilmeli

EBS Danışmanlık Genel Müdürü Erol Şahin ise “Ağır hasarlı araçların kaydına dikkat edilmeli, özellikle şasi hasarlı araçlar büyük bir tehlike olarak karşımıza çıkıyor. Vatandaşın araç alırken bu noktalara özellikle dikkat etmesi gerekiyor. Onarım konusunda, kullanılan malzeme ve işçilik noktasında vatandaşın bilgi sahibi olması çok zor,o nedenle can ve mal güvenliği için,hızla gelişen bu ortamda daha fazla denetim yapılması ve ciddi yaptırımlar uygulanması gerekmekte” yorumunu yaptı.

Ağır hasar sebebi yedek parça fiyatı

SİGORTA uzmanları ise yurt dışında yüzde 70-80 hasarlı araçların ağır hasarlı sayılırken Türkiye’de yüzde 25-30 hasar görmüş araçların ağır hasarlı sınıfına sokulduğunu belirterek, bunun gerekçesini ise yedek parça maliyetlerinin yüksek olmasına bağlıyor. Yani özellikle kazalarda çokça zarar gören tampon, çamurluk, far, ayna gibi parçalar ile hava yastıkları, elektronik kontrol üniteleri gibi yedek parçaların hiçbir kontrolü yapılmadan fahiş fiyatlarla satıldığını, hal böyle olunca da aracı ağır hasarlı yapmanın daha avantajlı olduğunu söylüyorlar. Otomotiv sektörü temsilcileri ise nasıl tamir edildiği belli olmayan bu araçların trafikte herkes için tehdit oluşturduğunun altını çiziyor. Bu noktada ağır hasarlıların ne şartlarda yapıldığı çok önemli. Yani ne yapılırken ne de tekrar tescilde sağlıklı bir kontrol ve denetim bulunmaması büyük tehdit oluşturuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Emre Özpeynirci Arşivi