/

Hayır deme hakkımız var

“Evet dediğimiz kadar, hayır deme hakkımız var”. Bu sözler, yüzündeki darp izleriyle toluma seslenen, yaşadığı şiddeti anlatan Derya Elbasan arkadaşımıza ait.

“Evet dediğimiz kadar, hayır deme hakkımız var”.
Bu sözler, yüzündeki darp izleriyle toluma seslenen, yaşadığı şiddeti anlatan Derya Elbasan arkadaşımıza ait.


“Ben gözüm çıktı sandım meğersem kanmış gözüm ondan göremiyormuşum” diyor.


“Döverek öldürmek nedir? Savaşa gider gibi”? diye soruyor.
Silah kabzasıyla yüzüme vuruyor, ayaklarıyla kollarıma… benim kollarımda ayakkabı numarası çıkmış” diyor.
Derya Elbasan’ın videosunu herkesin izlemesi lazım herkesin. İşte linki burada; https://www.youtube.com/watch?v=m7vG_BBa_OY
Ama ben, siz videoyu izleseniz de onun cümlelerini tekrarlayacağım. Çünkü her bir sözü, yaşadığımız şiddetin, kadın cinayeti gerçeğinin ve verdiğimizin mücadelenin billurlaşmış bir ifadesi.
Şiddet ile mücadele ile geçen yirmi yılını anlatıyor:


“Boşanmak istedim.
Çocuklarımla beraber yeni bir hayat kurdum, çalıştım. Tam ayaklarımızın üzerinde durduk, tahammül edemedi…Ben parazit değilim, ben acil zavallı değilim.” Diyor, tüm kadınlara sesleniyor; “yapabilirsiniz”.
“Ne istiyorsun? Hayır deme hakkım yok mu benim? Sen yanlış bir adamsın, hayır diyebilirim…”hesabını soruyor erkeklerden.
“Ben istiyorum ki, hakettiği cezayı alsın… Ben ölseydim ne olacaktı? Defalarca nöbetçi savcılığa çıktım. Hep tutuksuz yargılandı” ile hesap soruyor yargıdan. “Pompalıyı alan çıkıyor kadın vuruyor” diyor, silahlanma artışının ne demek olduğunu kısacık cümle ile sorumlularının yüzüne vuruyor.
Ve devamında da yıllar öncesinde başlayan giderek yükselen kararlılığımızı o kadar net ve kuvvetli söylüyor ki, özgürlük için mücadele eden tüm kadınların ifadesi oluyor hepimize kuvvet veriyor.
“Öleceğimi de bilsem asla bu yoldan dönmeyeceğim, asla pes etmeyeceğim”.
Derya’yı anlatıyorum çünkü o kadınların canı pahasına hayatına sahip çıkma mücadelesinin binlerce örneğinden biri.
Derya’yı anlatıyorum çünkü o, kendinden sonraki kuşaklar sınav için gittikleri şehirde, kendi istediği gibi bir gelecek için uğraşırken babası tarafından öldürülmesin demek istiyor.
Merve Konukoğlu, Elazığ’a sınava girmek için gitti ve öldürüldü. Tam da genç kuşakların özgürlük arayışının sembolüydü o da. Sosyal medya kullanıyor, şiddeti lanetliyor, kadın haklarına sahip çıkıyordu. “Çünkü hayat, nefes aldığında değil, fark ettiğinde başlar…” diyordu bir paylaşımında.

Fark etmişti Merve.
Kadınların hayatının hiç kimseye değil sadece kendilerine ait olduğunu fark etmişti. Fark eden kendi ülkesindeki milyonlarca, dünyada milyarlarca kadın kardeşi gibi.
https://twitter.com/MerveKnkglu/status/1231176320157179904
Onları bu yüzden anlatıyorum; milyonları, milyarları temsil ettikleri görülsün diye.


Karantinadan sonra güya “normalleşme” dönemine girdiğimiz bu günlerde son yılların en yüksek kadın cinayeti oranlarını gördüğümüz için. Şiddet nitelik değiştirdiği, daha hunharca işlenir hale geldiği ve şüpheli ölümlerin arttığı için anlatıyorum.
Karantinada şiddet artışı yaşıyorduk, ondan çıkınca da patlama yapmasının ne demek olduğunu herkes düşünsün diye anlatıyorum.
Salgının acısının kadınlardan çıkarmaya çalıştıkları bu kadar açık ortaya çıktığı için ve bunu asla kabul etmeyeceğimiz bilinsin diye yazıyorum.
Kadınlar bütün bunları görüyoruz, nedenlerini ve sorumlularını biliyoruz.
Böyle bir şiddet kıskacına rağmen bir kez bile destek sistemlerinin duyurusunu yapmayan yetkililer kendini toplasın. Onlardan cesaret alıp hakkımızda ileri geri konuşanlar da ağzını toplasın.
Bir Merve daha kaybetmemek ve Derya’ları yaşatmak için -öleceğini de bilse- ne gerekiyorsa yapacağız.

0  0,00