Mutlu Hesapçı

Mutlu Hesapçı

“İÇİMDEN ‘ABDULLAH GİBİ İNSANLAR ÇOK YAŞASIN’ DEDİM”

Bazı filmler bir kaderi ve o kaderle birlikte kederi anlatır. Ve o içe işleyen üzüntü ile çıkarsın filmden ve içinden ‘keşkeler’ geçer ama giden gitmiştir çoktan.

Üstelik de o hikâye gerçektir ve bir daha o kadın hiç gelmeyecektir.

Boş yere “Acıların kadını Bergen” denmemiştir kendisine…

Acıların içinden geçmiştir ve ölümü de maalesef çok acı bir şekilde olmuştur.

Bu ülkede kadın olmanın zorluğu çöker omuzlarına ama bir o kadar da güçlüdür bu toprakların kadınları.

İşte o nedenle gerçek bir hayat hikâyesinin sinema filmi olarak gösterilmesi bu noktada çok önemlidir.

Herkese ibretlik bir hikâye sunar.

Bergen acımasızca öldürülmüştür ama hikâyesine baktığınız zaman güçlü bir kadın olmanın bedelidir de bu aynı zamanda.

Kadınların duyguları vardır, o duygularla bakarlar hayata ve karşı tarafın da hep bir kalbi olduğunu düşünürler çoğu zaman.

Bazen hayattaki tercihlerinde kaderleri değişir, farkına varamazlar… Tam da o noktada kader ağlarını örüyordur.

Kalpten şarkılar söyleyerek ayakta kalan ve hayata tutunan bir kadının yine şarkılar söylediği için kalpsiz bir adam tarafından elinden alınan hayatı olmuştur.

Bu hikâyeyi biliyorduk, unutmak istedik ama bizim payımıza düşen ise yüzleşme vaktidir artık.

Senaryosunu Yıldız Bayazıt ve Sema Kaygusuz’un yazdığı ‘Bergen’de gücünü hayallerinden, sesinden ve hayata dair hiç vazgeçmediği umudundan alan yetenekli bir müzisyen olduğu vurgusu filmin çıkış noktasını oluşturuyor.

Yaratıcı yapımcılığını Mine Şengöz’ün yaptığı filmin yönetmenleri ise yakından takip ettiğim ve sevdiğim ikili Mehmet Binay ve Caner Alper.

Filmin oyuncu kadrosunda bütün şarkıları seslendiren Farah Zeynep Abdullah’la birlikte, Erdal Beşikçioğlu ve Tilbe Saran başrolleri paylaşırken; filmin oyuncu kadrosunda Nergis Öztürk, Ali Seçkiner Alıcı, Ahmet Kayakesen, Arif Pişkin, Şebnem Sönmez, Nurcan Eren ve Suzan Kardeş yer alıyor.

‘Bergen’in müzikleri ise çok sevdiğim arkadaşlarım baba-oğul Mazlum Çimen ve Saki Çimen’e ait.

“Bergen” filmini basın gösteriminde ilk izleyenlerden oldum, elimde kırmızı gül ve Bergen’in müzik plağıyla öylece kalakaldım film çıkışında.

Kafamda şarkıları çalıp duruyordu.

Filmde herkes çok iyiydi ve oyuncuları hayranlıkla izledim.

Filmden “Abdullah gibi adamlar varken neden kötü adamlar seçilir ahh” diyerek, üzülerek çıktım. Abdullah karakterine hayat veren Ahmet Kayakesen’e bayıldım, ne güzel olmuş o rolün içinde. Ayrıca perdeden seyirciye geçen ışıltısını fark ettim. Bu ışıltının etkisiyle oyuncu Ahmet Kayakesen’e “Bergen” filmine dair sorular sordum. Kendisinin de dediğinden yola çıkarak Abdullah gibi iyi ve güzel insanlar çok yaşasın ve kadınların hayatlarına acılar değil kırmızı güller bırakılsın.

Hâlâ izlemeyen kaldıysa röportajımızı okuduktan sonra “Bergen” filmine gidin, gerçi film gişede rekora gidiyor, eminim çoktan izlemişsinizdir. Sevdiğinize bugün durduk yere bir kırmızı gül alın ve mutlu bir pazar olsun.  

Film projesi daha ortada yokken Bergen’i ne kadar biliyordunuz şarkıları ve hayat hikâyesine dair bir fikriniz var mıydı?

Evet büyüklerimden dinlediğim bir hikâyeydi Bergen’in yaşamı. Hatta şarkıları dinlerken onun sesinin tonunu ve duygusunu hikayesi ile çoğu zaman pekiştirmiştim ve bu bana ağır gelmişti her seferinde.

Keşke böyle olmasaydı hiçbir şey, keşke

Bergen bizim kuşağın travmatik kadın hikâyelerinden biri oldu. O öldürüldüğünde çocuktum. Bir kadın olarak yaşadıklarını sonradan okusam da hep kaçmayı tercih ettim, çünkü çok acıklı bir hayat hikâyesi var. Siz bir erkek olarak Bergen’in hayat hikâyesine dair neler söylersiniz?

Bu üzerine saatlerce konuşulacak toplumsal bir yara ve problem. İnsan yaşamı boyunca ne için yaşar dediğimizde aklımıza gelecek en önemli şeylerden biridir saygı, sevgi, hoşgörü… İnsan olmaktadır çünkü naiflik, hemcins veya karşı cins bunu bir bütün olarak da değerlendirmek lazım. Bu hikâyenin bizim yaşamımıza bir ders olmasının yanında kaybettiğimiz sanatçı bizim için bir şeyleri öğütlüyor. Keşke böyle olmasaydı hiçbir şey, keşke.

Hissettiklerimiz bizi bu yolda beraber olmaya itti

Bergen filmi projesine dâhil edilme süreciniz nasıl oldu, rol size nasıl geldi ve neden sizi seçtiler?

Yazın başında Orchestra Yapım Mine Şengöz Hanım ile görüştük ve değerli yönetmenlerimiz Caner Alper ile Mehmet Binay da o toplantıdaydı. Hikâye üzerine çok fazla konuşamadık çünkü hepimiz birbirimizi anlıyordu ve konuşmaya da gerek yoktu. Esasen orada hissettiklerimiz bizi bu yolda beraber olmaya itti. İyi ki de öyle olmuş ve beni bu projeye dâhil etmişler.

Bir sürü ‘iyi ki’nin yanında bir sürü ‘keşke’lerle bitirdim senaryoyu

Abdullah nasıl bir karakter ve Bergen’in hayatındaki önemi ve rolü ne?

Bergen’in senaryosunu ilk okuduğumda Abdullah üzerinde düşündüğümde yüzümde buruk bir tebessüm belirdi, hislerimi şu anda anlatmam mümkün değil. Bir sürü ‘iyi ki’nin yanında bir sürü ‘keşke’lerle bitirdim senaryoyu ve “Abdullah gibi insanlar çok yaşasın” dedim kendi içimden.

Yoğruldum, bazen yoruldum ama çoğu zaman razıyım çocukluğumdan

Çocukluk, gelecek hayatımızı inşa etmede önemli bir zaman dilimi. Sizin çocukluğunuz bugünkü sizi ne kadar belirledi ya da etkiledi?

İnsanlar hayatlarına çocukluğuna baktığı gibi bakmalıdırlar. Çünkü orayı kaybetmek insanın yaşamını inşa etmede zorlanması anlamına gelir bana göre… Benim harika bir çocukluğum oldu. Hiçbir şeyden eksik kalmadım. İyi bir döneme ve iyi bir aileye doğdum. İnsan olmak her zaman birinci kural oldu. Sokakta büyüdüm ve iyi ailenin yanı sıra iyi abilerle büyüdüm ve hepsi yaşamıma dokunmuştur. Babamı küçük yaşta kaybetmem beni yaşama daha hızlı itti. Yoğruldum, bazen yoruldum ama çoğu zaman razıyım çocukluğumdan.

Okursun ve hissedersin sadece

Senaryoyu ilk okuduğunuzda Bergen’in hayatının bu şekilde ele alınmasını nasıl yorumladınız? Senaryoya bakışınız nasıl?

Bu bir biyografi ve üzerine pek yorum gerekmez genelde bu tarz gerçek hikâyelerin… Okursun ve hissedersin sadece. Abdullah beni çok umutlandırdı ve nefes aldırdı okurken senaryoyu. Hikâyenin geri kalan yerleri malumunuz.

Mehmet Binay ve Caner Alper’in emekleri büyüktür üzerimde

Bu filmin oyunculuk kariyeriniz açısından önemi nedir? Mehmet Binay ve Caner Alper gibi başarılı yönetmenlerin oyuncu yönetimi nasıldı?

İşte burası müthiş bir deneyim, sektördeki 8 yılımı geride bırakmamı sağlayan. Çünkü Caner Alper ve Mehmet Binay’ın diğer işlerini takip ettiğimde kendimi ne kadar onlara bırakmam gerektiğini hissettim. Sete çıkmadan önce sahneleri teker teker prova etmek deneyimini bana kazandırdılar. İşin bu kısmı benim için çok önemliydi. Sonrasının sette harika devam etmesi açısından ve bu karakteri onlarla beraber yarattık, emekleri büyüktür üzerimde.

Farah’ı sette ilk gördüğümde üzerine giydiği o Bergen’e hayran kalmıştım

Bergen filminin vizyondaki başarısı beni çok mutlu ediyor. Çünkü kadına karşı işlenen vahşeti herkese duyurması açısından çok önemli. Bir kadının kendini var etme savaşında aslında ne kadar da güçlü durduğunu gözler önüne sermesi açısından da filmin kendi içinde çok fazla misyonu var. Bütün kadınların içindeki gücü fark etmesi gerektiğine dair inanç tazeleniyor aslında. Bu noktada filmin bu kadar çok izlenmesini ve başarısını siz nasıl yorumluyorsunuz?

Bu filmin bu kadar fazla ilgi görmesi beni hiç şaşırtmadı çünkü bu kanayan bir yara günümüz yaşamında. Ve burada Farah’a ayrı bir parantez açmam gerekiyor, başarısı beni ayrıca şaşırtmadığı gibi sette ilk gördüğümde üzerine giydiği o Bergen’e hayran kalmıştım. İki kadınla aynı evde büyüdüm ve tek erkektim. Onları ne kadar hissettiğimi tahmin edebiliyorsunuzdur, her zaman bir bütün olmalıyızdır, umudum hep bu yönde. Bir şeyler artık değişmeli ve değişecek de umudum var.

Oyunculuk uzun ve zorlu bir serüven

Sizinle hiç karşılaşmadık ama ekrandan gördüğüm kadarıyla bir ışığınız var ve bu ışık daha da parlayacak hatta göz kamaştıracak diye hissediyorum. Siz oyunculuk yolculuğunuza baktığınızda nasıl bir dönemin içindesiniz ve bundan sonrası için hissettikleriniz neler?

Öncelikle çok teşekkür ediyorum fikirleriniz için ;)) … Yaşamımı kendime ve aileme layık kılmaya çalışıyorum, kariyerimi de bu doğrultuda çizmek önceliğim. Oyunculuk uzun ve zorlu bir serüven. Çok hayat var, çok yaşam ve bir sürü duygu. Hissettiklerimi aktarabilene kadar devam etmek derdim. İyi bir yolda olduğumu düşünüyorum ve gelecek ne getirir bilmiyorum. Bilmem anlatabildim mi? ; ))

Oyunculuk bana hiç tesadüfen gelmedi ama fırsatlar için bunu söyleyebilirim

Hikâyenizi okuduğumda oyunculuk size tesadüfen gelen bir şey gibi duruyor öyle mi, sonrasında ‘İyi ki oyuncuyum’ dediğiniz an, rol, proje, karar ne zaman oldu?

Oyunculuk bana hiç tesadüfen gelmedi ama fırsatlar için bunu söyleyebilirim tabii. Çok küçük yaştan beridir kameranın arkasında çalıştım ve önünde defalarca reklam çektim. 17-18 yaşlarım sette başladı, esasen kamera önü uzun bir serüven. Okullar, hocalar ve anlatılacak çok insan ve çok şey var orada.

Çocukluğumdan bu yana bir sürü meslek yaptım

Ticaret alanında başka işlerde çalışmışsınız, sonrasında kamera arkasında çalışma döneminiz var ve ekran önünde oyunculuk dönemi başlıyor. Bu çizelgede hayatınızdaki dönüm noktaları neler, her şey birden değişiyor ve bugünkü oyuncu Ahmet Kayakesen nasıl ortaya çıkıyor?

Bir sürü meslek yaptım çocukluğumdan bu yana 14 yaşımda pazarda limondan 20’li yaşlarımda kurumsal birkaç atılıma kadar ve set çalışanlığı aynı zamanda mağazacılık… : ))) Bunların hepsi de benim bugünümü inşa etti aslında. Ben sadece yaşadım, plansız ve bu böyle gidiyor.

Yazmayı çok seviyorum

Yazma uğraşınıza dair bir şeyler okudum internette. Neler yazıyorsunuz ve bu yazdıklarınız nasıl, hangi formlarda hayata geçecek? Geçecek mi?

Yazmayı çok seviyorum, kendimden çok insanlar üzerinde düşünmek benim en büyük mesaim ve bu da benim elime kalemi almamı sağlıyor. Çok hikâye var, biraz şiir biraz da şarkı sözü ama bunlar da zaten yaşamın getirdikleri. Bir gün, gün yüzüne çıkaracağımı düşünüyorum, zamanları vardır her birinin belki de.

Yoğun ve keyifli giden bir zaman dilimindeyim

Yeni projeler ve hayaller neler?

Yoğun ve keyifli giden bir zaman dilimindeyim. Bir yandan “Bergen” ve “Nasıl Fenomen Oldum?” dizisi yayındayken diğer yandan günlerce provalarımızı yaptığımız tiyatro oyunu. Mart ayı itibariyle oynamaya başladık. Ve çekeceğimiz birkaç film ve belgesel var önümüzde, şükür her şey iyi gidiyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mutlu Hesapçı Arşivi