Memetcan Demiray

Memetcan Demiray

Kadıköy’de Covid olimpiyatları!

Sosyal medyada aşılılar ve şüpheciler acımasızca güreşirken(!) tüm dünya şimdi “Delta varyantı”nı tartışıyor. Bu sırada Moda’da adeta halk maratonu var, kalabalığın arasında gezmek için sürekli slalom yapmak gerekiyor. Caferağa’da kafe ve barlar hıncahınç dolu, Bahariye’de maskesiz gençler cirit atıyor! 16 aylık kapanmadan çıkıp İstanbul’a gelen bir münzevi içinse hayat hiç kolay görünmüyor.

Tam 16 aylık gönüllü karantinadan çıkmış, bir salı akşamı kendimi Kabataş İskelesi’nde buluyorum. Tepedeki yarım Ay aynı geride bıraktığım ıssız kumsaldaki gibi ama şimdi etrafımda iki sokak kedisi yerine binlerce insan kol geziyor! Gerçek bir panik ânı… Bu kargaşada 100 metreyi en hızlı şekilde aşıp vapura binmem gerek! Ama turnikeler buna izin vermiyor! Böylece Covid-19 sonrası İstanbul’da toplu ulaşım için “HES kodu” gerektiğini öğreniyorum! Bu ilk şoku atlatmanın bedeli sadece vapuru kaçırmak değil, aynı zamanda yarım saat daha “kapalı ortam”da beklemek oluyor!
Neyse ki güverte püfür püfür… İyi de şu iki genç neden ısrarla yanımda dikiliyor? Ya önümdeki kız hapşırırsa, nereye kaçarım?!.. Derken Kadıköy’ün ışıkları beliriyor. Panik biraz geçti gibi… Ama asıl “olimpiyat” şimdi başlıyor!
VİRÜSE KARŞI BAYRAK YARIŞI!..
Nitekim vapurdan inenleri daha Haldun Taner’in orada bir “halk maratonu” bekliyor! Çoğu erkeklerden oluşan gençlerin neredeyse tamamı maskesiz, bir oraya bir buraya koşturup duruyor. Bahariye’de cirit atan kalabalıkta nihayet kızlar da var. Bir kafede mola veren, dondurma ya da soğuk kahve alıp yola devam edenler tam bir “bayrak yarışı”nı andırıyor. Galiba “macchiato madalya”, Moda sahilinde en sakin köşeyi bulanlara gidiyor!
Ertesi sabah yepyeni bir dünyaya uyanıyorum. Daha dün civarda eşleşecek Bluetooth bile bulamayan cep telefonum şimdi “aşırı yüksek risk bölgesi” uyarısı veriyor! Ve ta başından beri sadece internette gördüğüm Covid-19 toplumu, üç kat aşağıda, bir nefes mesafesinde arzıendam ediyor!
ŞİMDİLİK TEK ÇARE
AŞI AMA…
Evet, o Ekşisözlük’teki “aşılılar” - “şüpheciler” kavgası son derece somut burada… Aylardır eve kapatılanlar, aşılanmanın verdiği güvenle “eski normal”e dönmüş, hayatın tadını çıkarıyorlar. Ve pandeminin sorumlusu olarak “aşı karşıtları”nı gösterip, onlara tıpkı İtalya’daki gibi yaptırım uygulansın istiyorlar.
Diğer yandan şüpheciler, aşının sadece aşılanan kişiyi koruduğunu, bulaşıcılığı ise engellemediğini öne sürüyorlar. Aynı gün New York Times’ta çıkan “Delta varyantı” haberi de bu tezi doğruluyor. Covid 19’dan hastanelik olanların yüzde 97 oranında “aşısızlar” olduğunu vurgulayan haber, buna karşılık aşılı olanların da virüsü yaymaya devam ettiklerini söylüyor. Üstelik hiç fark etmeden!.. Çünkü aşılı biri, çoğu zaman virüs kaptığını anlamıyor, semptom dahi göstermiyor. Hatta “Delta varyantı”na yakalananların yaklaşık bin kat daha fazla virüs yükünü çok daha uzun süre taşıyabildiği de haberde geçiyor.
İçim daralır gibi oluyor, yürüyüşe çıkıyorum. Bir zamanlar çok sevdiğim barda maskesiz gençler, tıpkı eski günlerdeki gibi dans ediyor.
YOKSA PANDEMİ
BİTTİ Mİ?
Akşam yine New York Times’ta, ABD’ye de benzer bir psikolojinin hakim olduğunu, bireylerin aşıyı “altın kalkan” gibi görüp rehavete kapıldıklarını okuyorum. Hatta epidemiyolog Dr. Scott Dryden-Peterson, “Emniyet kemeri riski düşürür ama yine de arabayı dikkatli kullanmalıyız” diye uyarıyor ve “Delta varyantı” söz konusu olduğunda “arabayı dikkatli kullanmanın” ne olduğunu henüz bilmediğimizi belirtiyor. Yoksa az önce karşılaştığım ve “Her yıl aşılanacağız! Bu böyle sürüp gidecek!” diyen arkadaşım haklı mı?
Bu karamsar havayı Die Welt gazetesinden Andreas Rosenfelder dağıtıyor. Şu an asıl pandeminin “kafalarda” yaşandığını öne süren Rosenfelder, aşılar sayesinde risk gruplarının koruma altına alındığını, kitlesel ölümlerin önüne geçildiğini hatırlatıyor. “Aşılanan yetişkinler için Covid-19 artık tıpkı nezle gibi” diyen yazar, çocuklar ve gençlerin de virüsü kolayca yenebildiğini söylüyor. Dolayısıyla dileyen herkes, aşı olarak Covid 19’dan korunabiliyor. Ve “Aşılanan toplumlar için sorun tıbbi değil, psikolojik” diye ekliyor. Bu sırada Türkiye’nin günlük vaka sayısı 11,094 olarak açıklanıyor.
RİSKİ DE SEVERİZ, OLİMPİYATI DA!..
Mamafih 2021 yaz aylarında akıllar hayli karışık, tüm dünya yeni bir belirsizliğe doğru ilerliyor. Vaka sayıları patlayan İngiltere’de yüz binlerce insan “temaslı” olarak karantinaya alınınca hizmet sektöründe çalışacak personel bulunamıyor! ABD’de aşı kampanyası istediği gibi gitmeyen Başkan Joe Biden, suçu Facebook’taki komplo teorisyenlerine atıyor. Ve bu hafta başlayan 2020 Tokyo Olimpiyatları, Japonya’da büyük öfke uyandırırken halk, milyarlarca dolara mal olan ve virüsü yayma riski taşıyan bir organizasyona anlam veremiyor.
Ipsos’un son araştırması da Japonya’da olimpiyata desteğin sadece yüzde 22 olduğunu ortaya koyuyor. Aynı araştırmaya göre Covid-19 şartlarında Tokyo 2020’nin düzenlenmesine en yüksek onayı veren kamuoyu, yüzde 71 ile Türkiye oluyor! Böyle de risksever - sporsever bir milletiz!
Kadıköy’de bu gece de hapşırık sesleri öksürüklere karışıyor. Ve birazdan markete gitmem gerekiyor! Galiba şehre alıştım. Üç merdiven atlama, kaldırımlar arası slalom, çok yaklaşan olursa tekvando ve boks!.. Sonunda “bira madalyası” beni bekliyor!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Memetcan Demiray Arşivi