Tuğçe Küçük

Tuğçe Küçük

KÖLELİK KARŞITI HAREKET VE KADIN HAREKETİNİN SİMGESİ : İLHAM VEREN KADIN Sojourner Truth

Amerika Birleşik Devletleri’nde köleliğin yasal olduğu zamanlara gidelim. 1700’lü yılların sonunda, beyaz kadınların cinsiyetleri nedeniyle ikinci sınıf vatandaş olarak kabul edildiği bir dönemde siyah bir kadın olarak yaşadı Sojourner Truth. O, siyah bir kadın olmanın bir kabusun ortasında yaşamak olduğu bir zamana kölelik karşıtı harekete ve kadın hareketine yaptığı katkılarla damgasını vurdu.

“Bir kadın olarak, ülkem yok. Bir kadın olarak, bir ülkem olsun istemiyorum. Bir kadın olarak, bütün dünya benim ülkem.” / Kendine Ait Bir Oda, Virginia Woolf

Virginia Woolf bu cümleleri bugünden tam 92 yıl önce kurmuştu. Bugün, 2021 yılında yaşayan kadınlar olarak ülkemiz yok… Erkek söyleminin, erkek yönetiminin hakim olduğu dünyada kadınlar hala ülkesiz… Eril egemen dünyada kadınlar kendilerini, 138 yıl önce de 92 yıl önce de ve bugün de devlet söyleminin dışında var ederek ötekileştirilmeyle özgürleştirmişler/ özgürleştirmekteler…

Kendilerini devletlerinden özgürleştiren, dünyayı kendi ülkeleri yapan kadınların hikayeleri elbette ki erkek egemen dünya tarihinin uzandığı yere kadar uzanıyor.

İşte bu ilham veren sayısız kadından bir tanesi de Sojourner Truth…

Amerika Birleşik Devletleri’nde köleliğin yasal olduğu zamanlara gidelim. 1700’lü yılların sonunda, beyaz kadınların cinsiyetleri nedeniyle ikinci sınıf vatandaş olarak kabul edildiği bir dönemde siyah bir kadın olarak yaşadı Sojourner Truth. O, siyah bir kadın olmanın bir kabusun ortasında yaşamak olduğu bir zamana kölelik karşıtı harekete ve kadın hareketine yaptığı katkılarla damgasını vurdu.

“Bir erkek kadar çalışıp, bulabildiğimde bir erkek kadar yiyebilirdim ve kırbaca da dayanabilirdim! Ve ben kadın değil miyim? On üç çocuk doğurdum ve çoğunun köleliğe satıldığını gördüm ve anne tasasıyla ağladığımda beni İsa’dan başka kimse duymadı! Ve ben kadın değil miyim?”

Beyaz adam kaybetti - siyah kadın kazandı

Sojourner Truth 1797 yılında New York’un Ulster bölgesinde köle ebeveynlerin çocuğu olarak dünyaya geldi. Hollandalı bir ailenin kölesi olduğu için ana dili Felemenkçeydi. Daha sonraları başka bir aileye satıldığında İngilizce komutları anlamadığı için şiddete maruz kalmaya başladı. Gördüğü işkence ve istismar da cabasıydı. 18’ine geldiğinde başka bir köleyle evlendirilen Sojourner’in 5 çocuğu oldu. 1800’lü yılların başında kölelik karşıtı hareket yükselişe geçmeye başladığında Sojourner de küçük kızı ile birlikte kölelik karşıtı bir ailenin yanına kaçmayı başardı. Kaçmıştı ancak diğer çocuklarını ardında bırakmak zorundaydı. Çünkü yasalar gereği diğer çocukları 20 yaşına kadar diğer aileye hizmet etmek zorundaydı. Bu sırada eski sahibinin, oğlu Peter’ı başka bir aileye yasa dışı sattığını öğrendi. Yanlarına kaçtığı ailenin yardımıyla Sojourner, eski sahibine dava açtı. Aylarca süren yasal süreçten sonra oğlu Peter’ı geri almayı başarmıştı. Bu olay tarihe geçecekti. Çünkü ilk defa siyah bir kadın, beyaz bir adama karşı dava açmış ve davayı kazanmıştı.

Kölelik karşıtı hareket ve kadın hareketinin simgesi

1843 yılı ise onun hayatının dönüm noktası olmuştu. Köleliğe, baskıya, ayrımcılığa karşı mücadele etmek üzere yola çıkmıştı. Hiçbir eğitimi olmamasına rağmen muazzam bir hitabet gücü vardı. Konuşmalarıyla kitleleri etrafına toplamayı başarıyordu. 1844’te Northampton Eğitim ve Endüstri Derneği adlı Massachusetts kölelik karşıtı bir örgüte katıldı ve burada Frederick Douglass gibi önde gelen kölelik karşıtlarıyla tanıştı. O artık insanlara, kadınlara eşit haklar verilmesi anlamında mücadele eden bir aktivistti. 

Hayatının en etkili konuşmasını ise 1851 yılında Ohio düzenlenen Kadın Hakları Kongresi’nde yapan Sojorner artık kesinlikle kadın hakları hareketinin ve kölelik karşıtı hareketin simge isimlerinden biriydi.

“Şu adam kadınların at arabalarına çıkarmalarına, çukurların üzerinden geçmelerine yardım edilmesi ve her yerde en güzel yerin onlara verilmesi gerektiğini söylüyor. Kimse hiçbir zaman benim bir at arabasına binmeme, bir çamur birikintisinin üzerinden atlamama yardım etmedi ve herhangi bir yerin en iyisini vermedi! Ve ben kadın değil miyim?”

Northampton Kampı Toplantısı, Kölelik Karşıtı Konvansiyon, Amerikan Eşit Haklar Derneği gibi kongre ve toplantılarda yaptığı konuşmalarla ırk ve cinsiyet kavramlarıyla mücadele etti. Sojorner, Amerikan iç savaşı sonrasında ülkenin tüm eyaletlerinde köleliğin kaldırılmasına şahit oldu. O bu dünyadan ayrılırken uğruna mücadele verdiği davalarından birinden galip gelmiş köleliğin kaldırıldığını görmüştü. Peki cinsiyetlerin eşit olduğunu görebilmek için kaç yüz yıl yaşaması gerekirdi?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Tuğçe Küçük Arşivi