Korona sonrası gelir eşitsizliği daha da bozulacak

Korona virüsü yüzünden dünya iki türlü yaşam savaşı veriyor. Hastalığa yakalananlar yoğun bakımlarda, sağlıklı olanların büyük bölümü ise ya evlerinde ya da kapanmak üzere olan veya işletme zorluğu yaşayan iş yerlerinde hayatta kalma mücadelesini sürdürüyor. Virüse aşı bulunsa da ekonomik krizin kısa vadede çözümü görünmüyor.

2020’nin ekonomik büyüme açısından kayıp bir yıl
olacağı aşikâr. Ne kadar kayıp olur kestirmek kolay
değil; çok farklı tahminler var. Kendi hesabıma
şöyle düşünüyorum: İlk üç ayda, yani Korana öncesi
çeyrekten çeyreğe büyümenin yüzde 2’ye yaklaşması
mümkün görünüyor. İkinci üç ayda GSYH’da büyük
bir düşüş yaşanacak. Yüzde 20’yi bulabilir. Kalan 6
ayda gelir kayıplarının ne kadarı telafi edilebilir?
İyimser tahminlerim çerçevesinde bu kaybın büyük
ölçüde telafi edilebileceğini umuyorum. Bu koşullarda
2020’de yıllık büyüme “0” civarında kalır.

Korona virüsü yüzünden dünya iki türlü yaşam savaşı veriyor. Hastalığa yakalananlar yoğun bakımlarda, sağlıklı olanların büyük bölümü ise ya evlerinde ya da kapanmak üzere olan veya işletme zorluğu yaşayan iş yerlerinde hayatta kalma mücadelesini sürdürüyor. Virüse aşı bulunsa da ekonomik krizin kısa vadede çözümü görünmüyor. Türkiye’nin önemli ekonomistlerinden Seyfettin Gürsel’e virüsün işsizlik ve büyümeye etkisini sorduk. Cevaplar tıp doktorlarının hastalık için söylediklerinden daha parlak değil.

PERSPEKTİF: Türkiye 2019’la birlikte uzun süren işsizlik tecrübesiyle karşı karşıya kalmıştı. 2020’de belli düzeyde toparlanma beklenirken, dünya ile birlikte korona fırtınasına yakalandık. Bu durum istihdam piyasası açısından bir mükemmel bir fırtına olarak değerlendirilebilir mi?
2018 Şubat’ında başlayan işsizlik artışı 2019 yılında uzun süreli işsiz (bir yıl ve daha uzun süredir iş arayanlar) sayısında belirgin bir artışa neden olmuştu. 2014 yılında uzun süreli işsiz sayısı 589 bindi. 2017’ye gelindiğinde bu rakam 756 bine yükselmişti. 2019’da büyük bir sıçrama yaparak 1 milyon 50 bine yükseldi. Neredeyse her dört işsizden biri uzun süreli işsiz hâline geldi. Korona fırtınası umarım “mükemmel fırtına” boyutlarına ulaşmadan yatışır. Ama ne yazık ki şimdiden yaratmakta olduğu işsizlik şoku uzun süreli işsiz sayısını büyük ölçüde artıracak.

4 MILYONLUK IŞSIZ SAYISINA 3
MİLYON DAHA EKLENECEĞINI
TAHMIN EDIYORUM


P: Ne boyutta ve ne kadarlık bir istihdam kaybı bekliyorsunuz?
Belirsizlik had safhada; korona etkisi ne boyutta olacak ve ne kadar sürecek bilmiyoruz. İyimser sayılabilecek varsayımlar altında çeşitli faaliyet kollarının bu yılın başındaki çalışan sayılarını ve korona darbesinden az ya da çok etkilenme durumlarını dikkate alarak, 3 milyon ilave işsizin daha yaklaşık 4 milyonluk mevcut işsiz sayısına ekleneceğini tahmin ediyorum. Tarım dışı işsizlik oranı da yüzde 15 seviyesinden en az yüzde 23-24’e ulaşır. En az diyorum, çünkü bu tahmin işgücünün net olarak artmayacağı varsayımına dayanıyor. Diğer ifadeyle, eğitimini tamamlayıp iş aramaya çıkacak genç kuşağın çoğunlukla evinde oturup fırtınanın geçmesini bekleyeceğini varsayıyoruz. Böyle olsa bile bu da başlı başına bir sorun.
P: Ortaya çıkacak işsizliğin yeniden toparlanmaya başlama zamanına dair en rahat tahmininiz nedir?
İyimser olmaya devam edersek, Haziran’dan itibaren kepenk kapatan bazı faaliyet kollarında bir canlanma bekleyebiliriz. Çarkların bütünüyle dönmeye başlaması sonbaharı bulur. Ancak belirtmek isterim ki; bu öngörü vaka sayısının Mayıs’ın ilk haftasında zirveye ulaşacağı, karantina ve şehirlerarası serbest dolaşımın da Haziran’dan itibaren mümkün olabileceği umuduna dayanıyor.

GIDA, SAĞLIK, EĞITIM GIBI
ZORUNLU IHTIYAÇLARDA
SIKINTI OLMAZ


P: Bu işsizliğin siyasi ve toplumsal ne gibi sonuçları olabilir? Sizin projeksiyonunuz nedir?
Farklı senaryolar tüketicilerin ve yatırımcıların farklı davranışlarına ve küçük büyük işletmelerin mali açıdan korona fırtınasından ne ölçüde tahribata uğrayacaklarına bağlı olarak şekilleniyor. Nihai mal ve hizmet talebinde canlanmanın çok farklı düzeylerde seyredeceğini tahmin ediyorum. Gıda, sağlık, eğitim gibi zorunlu ihtiyaçlarda sıkıntı olmaz. Ama genelde hane tasarruflarında artışlar yaşanacaktır. Korona salgını hiç beklenmedik doğal afetlerin alışkanlıklarımıza büyük darbeler vurabileceğini gösterdi. Gelirlerinden tasarruf yapabilen nispeten yüksek gelirli kesimlerin daha temkinli davranacaklarını düşünüyorum. Sadece Türkiye’de değil, her yerde. Eğlence, tatil gibi hizmet talebinde eskisi kadar canlı bir talep zor görünüyor. Yabancı turistlerin, özellikle Avrupalı turistlerin Türkiye’ye akın etmelerini de bekleyemeyiz.
Dayanıklı tüketim mallarını (araba, mobilya, cep telefonu vb.) yenilemekte de eskisi kadar iştahlı ve acul olunmayacağını tahmin ediyorum. Yüksek ve uzun süreli işsizliğin pek çok hanenin gelirinde yaratmakta olduğu erozyon orta ve düşük gelirli kesimlerin de harcamalarını zorunlu olarak kısacak. Keza yatırım iştahının da salgın öncesi duruma gelmesi için bayağı zaman geçmesi gerekecek.
Arz yönünden de büyük sıkıntıların yaşanacağı belli oluyor. Yüksek borç, yetersiz işletme sermayesi gibi mali sorunlar nedeniyle hatırı sayılır miktarda irili ufaklı işletme fırtınadan sağ çıkamayabilir. Bu “doğal elemenin” üretim ve istihdamda yaratacağı boşluğun doldurulması da zaman alacaktır.
Dolayısıyla makroekonomik açıdan salgın öncesinin döviz kuru başta olmak üzere zaten var olan finansal istikrar, enflasyon, işsizlik gibi yapısal sorunları daha da ağırlaşmış olarak karşımızda duruyor olacak. Bu koşullarda 2020’nin ekonomik büyüme açısından kayıp bir yıl olacağı aşikâr. Ne kadar kayıp olur kestirmek kolay değil; çok farklı tahminler var. Kendi hesabıma şöyle düşünüyorum: İlk üç ayda yani Korana öncesi çeyrekten çeyreğe büyümenin yüzde 2’ye yaklaşması mümkün görünüyor. İkinci üç ayda GSYH’da büyük bir düşüş yaşanacak. Yüzde 20’yi bulabilir. Kalan 6 ayda gelir kayıplarının ne kadarı telafi edilebilir? İyimser tahminlerim çerçevesinde bu kaybın büyük ölçüde telafi edilebileceğini umuyorum. Bu koşullarda 2020’de yıllık büyüme “0” civarında kalır.

DEVLETIN YAPMAYA
ÇABALADIĞI GELIR
DESTEKLERI ÇOK YETERSIZ


P: Korona krizi sonrasında potansiyel büyümede nereye doğru bir gelişim gerçekleşebilir?
Son yıllarda yaşanan erozyon, yapısal sorunlarla bağlantılı. Yatırımlar büyük ölçüde verimsiz inşaat kesimine kaydırıldı. İleri teknoloji içeren yabancı sermaye yatırımları geriledi. Eğitim kalitesi düşük. Genelde etkin bir kaynak dağılımı ve etkili bir ekonomik yönetim yok. Korona fırtınası atlatıldıktan sonra bu sorunlar ne ölçüde ve ne sürede çözümlenebilecek? Doğrusu bu konuda fazla iyimser değilim. Dolayısıyla 2021’de de büyüme düşük kalabilir. Bu durumda uzun süreli işsizlik sorunu büyük bir tehdit olma yolunda.
P: Korona işsizliğiyle birlikte gelir dağılımının ne kadar bozulmasını bekliyorsunuz?
Gelir eşitsizliğinin daha da bozulacağına şüphe yok. Devasa işsizlik düşük ücretli ve özellikle kayıtsız çalışan kesimi vuracak. Devletin yapmaya çabaladığı doğrudan gelir destekleri çok yetersiz. Eşitsizliğin ne kadar derinleştiğini istatistiki olarak ne yazık ki çok geç öğreneceğiz. Malumunuz, “Gelir ve Yaşam Koşulları Anketi”nde bir önceki yılın gelirleri soruluyor. Dolayısıyla, bu yılın gelirleri gelecek yıl sorulacak. Sonuçlar da Eylül 2022’de yayımlanacak. Ama en azından Eylül 2021’de 2020 Anketi yayımlandığında “Şiddetli Maddi Yoksunluk”ta ne ölçüde bir sıçrama meydana geldiğini öğrenmiş olacağız. Tabiî, anketler yapılabilirse.

Bu yazı perpektif.online sitesinden alınmıştır.
Sitedeki yazıları @PerspektifOn twitter hesabından takip edilebilir.

0  0,00