KORONA’DAN ÖLENLERİN SAYISI TÜRKİYE’DE NEDEN AZ?

Ölenlerin sayısının doğru açıklanmadığına inananlar çok. Gerçeklerin her konuda gizlendiğine ya da çarpıtılarak yansıtıldığına , yalan rüzgarının semalarımızda kesintisiz estirildiğine dair sayısız örnekler sıralayanlar covit 19 virüsünden ölen kişilerin sayısının resmi açıklamanın tersine çok daha yüksek olduğu kanaatindeler.

 “Batı virüsten kırılırken, Türkiye’de ölenler nasıl bu kadar az olabilir? “ sorusunu sormak bile bizi terörist çuvalına doldurmalarına yetebilir korkusundakiler fısıldaşıyorlar. Fısıldaşanların uğultuları büyüdükçe büyüyor.

Resmi açıklamalardaki ölenlerin sayısı doğrudur, yanlıştır sonucuna kişisel yorumlarla varmak mümkün değil. Sadece sorular sorabiliriz.

Örneğin; Britanya’da covit 19 virüsünden günde ortalama 700 kişinin öldüğü açıklanırken, ölenlerin çoğunun kalp, kanser, şeker gibi kronik hastalıkları olduğu tespiti yapıldı. Yani bu kişilere test yapılmış , virüs taşıdıkları belirlenmiş ve öldükleri zaman da kayıtlara covit virüsü sonucu öldü ibaresiyle geçmişler.

Türkiye’de kronik hastalıkları nedeniyle ölenlerin kaçta kaçı sadece varolan hastalıkları nedeniyle öldü, kaçta kaçı virüs aldığı için öldü biliyor muyuz? Genelde hastalık belirtisi gösterenlere yeterli test yapılamadığını ise biliyoruz. Bu nedenle virüs nedeniyle ölen ama başka bir rahatsızlık nedeniyle öldükleri varsayılarak kayıtlara geçenlerin sayısı az olmayabilir. Bu durumdan doktorları sorumlu tutamayız. Sadece sorabiliriz; “ neden yeterli test yapılamıyor? “

BİZ HER TÜRLÜ MİKROBA BAĞIŞIKLIK MI GELİŞTİRDİK?

Türkiye ve diğer Ortadoğu ülkelerinde batı ülkelerine göre virüsten ölenlerin sayısının çok daha düşük olmasının başka gerekçeleri neler olabilir?

“Batıda ülke yönetimleri şeffaf ve gerçek veriler halkla paylaşılıyor. Otoriter Doğu rejimleri gerçekleri saklıyor” izahının yeterli olduğu kanaatinde değilim doğrusu.

Nufusunun çoğu yoksul olan ülke insanlarının kronik bir hastalığı yoksa bağışıklık sisteminin daha güçlü olduğunu söyleyebilir miyiz? Batının sınırlarından sokmadığı tarım ilaçlı gıdalarla beslenip, zehirli havayı soluyanların her türlü mikroba bağışıklık geliştirdiklerini ve covit 19 virüsünü kapsalar bile hastalığı ayakta atlattıklarını varsayabilir miyiz?

Tabii yoksul ülkelerin genç nufusunun batılı ülkelere göre çok yüksek olduğunu ve bu virüsün daha çok yaşlı insanları öldürdüğünü de gözardı etmemeliyiz.

BİR DE HERŞEYİ DEVLETTEN Mİ BEKLEMELİYİZ ?

Bir yanıyla evet, bir yanıyla hayır. Devletten beklemeliyiz çünkü; hükümetleri seçen, o hükümetlerin devlet yapılanmasına onay veren biz vatandaşlarız.

“ Ben bilmem, düşünmem, konuşmam, sorgulamam , devlet büyükleri bilir” anlayışına sahip olanlar herşeyi devletten beklemeliler zaten.

Bu devlet yapısı yanlış mı, bu hükümet uygulamaları hatalı mı diye sorguluyorsanız durum farklı tabii. O zaman vatandaşlık hakları nedir diye bakacaksınız önce, devletin yanlışlarını düzeltmek için üzerinize düşen sorumluluğu alıp, harekete geçeceksiniz sonra.

SÜRÜ MANTIĞI

Sürü mantığıyla yaşamaya devam edecekseniz; sokağa çıkma yasağı neden son dakika ilan edildi feryatlarıyla ortalığı inletmeyeceksiniz. Boğalar misali birbirinizi ite kaka market raflarına hücum etmeyeceksiniz. Kuzu kuzu evinizde oturup, allah ne verdiyse karnınızı doyuracaksınız. Sizler işsizlikten kıvranırken, af yasasıyla cezaevinden bırakılan hırsızların evinizi soymaması için siperde bekleyeceksiniz. Ortalık da sere serpe gezinen katiller bizim de canımızı alır mı diye içinizdeki şeytanı susturamayıp, kendinizi isyana teşvik etmeyeceksiniz.  

BİR VİRÜS BİZE NELERİ ÖĞRETTİ?

Hepimiz mutlaka ister istemez bu soruyu soruyoruz kendimize. Hepimizin bu virüsten öğrendiklerini alt alta yazıp üzerine kafa yormalıyız değil mi? Hepimiz bunu yapıyor muyuz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
Çiğdem Anad Arşivi