/

Kurtuluş Dayanışmadan Geçecek…

Belki birçoğumuz farkında değil ama öylesine önemli günlerden geçiyoruz ki…

Belki birçoğumuz farkında değil ama öylesine önemli günlerden geçiyoruz ki… Bugünlerde
yaşam kaygısının, geçinme telaşının geldiği boyutun ve nasıl yönetildiğimizin ne kadarının
farkındayız? Bu ortamda bile suni politik kaos ve tartışmalar yaratarak iktidarın kendi siyasi
hesaplarını koruyup kolladığı bir hayhuyla neler yaşadığımızı kim ne kadarının farkında?
Böylesine günlerde toplumsal dayanışmanın eleştirisini yapanların bir siyasi düşüncenin
savunucusu olarak değil salt yaşamsal ve insancıl kaygılarla hareket ettiklerini kaçımız
sorguluyoruz? Çünkü gün geçtikçe yaşam koşulları giderek ağırlaşıyor ve gelecekte bizi neler
beklediğini kimse açık yüreklilikle söylemiyor, bazı açıklamalar hiç de inandırıcı gelmiyor.

***.

Ben her şeyden önce hayatı sorgulayarak düşünenler, bugünleri bir sayacın sıfırlanması gibi
algılaması gerektiğine inanıyorum. Her sabah pencereden gökyüzüne bakabildiğime ve
sağlıklı olduğuma seviniyorum. Birden sevdiklerinle, dostlarınla arkadaşlarınla bir arada
olamadığını ve bir süre de olamayacağın aklına geliyor, üzülüyorsun ama buna katlanmanın
yaşama güdüsünün bir gereği olduğuna inanıyor, kendini teselli ediyorsun. Ben yaşamanın ne
demek olduğunu artık daha iyi anlıyorum. Çünkü yakın dostlarım dâhil her gün Korona
virüsünden ölüm haberlerini almaya başlayınca bu ülkede genel kabul gören
vurdumduymazlıkla davranılmayacağını anladım. Bu isteği sadece bilincimle, yüreğimle de
değil duyularımla da hissediyorum.


Bir yandan açlıkla Korona virüsü tehdidi arasında seçim yapmak zorunda bırakılanlar, işsiz
kalanlar diğer yandan yoksul ve yardım muhtaç ailelere siyasi parti ayrımı yapmaksızın
yardım eli uzatmak için çırpınan belediyelere karşı AKP iktidarının tavrı… Bugünlerde
yaşamaya dokunmanın ve insanca değerlerin ne anlama geldiğini öğrenirken bu siyasi tavrın
toplumsal dayanışma açısından en büyük korkumu oluşturuyor. Fiyaskoya varan maske
dağıtımındaki organizasyon, keyfi şekilde sokağa çıkanlar, kâr hırsıyla hareket eden patronlar,
işsiz kalanları, doların altının her geçen gün kendi rekorunu kırması, sokağa çıkma yasağının
kısa aralıkları ve daha bir sürü neden bu korkularımı artıran nedenler elbette. Ama dediğim
gibi en büyük korkum bu toplumsal dayanışmanın politikleştirilmesi, ötekileştirilmesi,
ayrıştırılması.


Biz kendi ülkemizde kendi içimizde dayanışmayı sağlayamamışken, bir maske bile
dağıtamamışken başta dünya ülkeleri Korona virüsünün korkutucu ve azgın dalgasını kontrol
altına alır almaz ilk işleri, “Enternasyonal” dayanışmayı ve paylaşmayı ve dünyanın
geleceğinin nasıl biçimleneceği üzerinde tartışmaları oldu. Hem de birbirilerini en sert şekilde
ve açık yüreklilikle eleştirerek… Ekonomik çöküntünün Korona virüsü gibi her yere ulaşacağı
ve bu zengin ülkelerin sınırlarını kapatacağını konuşuyor. ABD, Rusya ve Çin gibi
emperyalist ülkeler arasındaki çatışmanın daha da acımasız bir şekilde şiddetleneceğini ve
yeni sistemlerin dahi konuşulacağı bir dönem olacağı öngörülüyor. Yeni Dünya düzeninde
küresel bölünmüşlüğün daha kesin olacağı kabul ediliyor. Hatta ve hatta Korona virüsünü
bahane eden çoğu ülkede bireysel temel demokratik hak ve özgürlükleri askıya almak
istediğini, bazı ülkedeki yöneticilerin bunu fırsata çevirerek diktatörleşeceği uyarıları
yapılıyor. Yani Korona virüsü bireysel olarak insanların sadece can güvenliğini, işini,
varsıllığını tehdit etmiyor, aynı zamanda ülkelerdeki demokrasi ve özgürlüğün rafa
kaldırılmasına ve oligark yönetimlerin güçlendirilmesine de olanak tanıyor.


Ne yazık ki sınır tanımayan bir tehditle karşı karşıyayız. Yani bu öyle bir tehdit ki, hem can
güvenliğimizi hem de toplumsal yaşam biçimimizi yani insanın temel hak ve özgürlüklerini
de tehdit ediyor. Bu nedenden dolayı başta Avrupa ülkeleri yöneticileri uluslararası
dayanışmanın ve insan haklarının önemine dikkat çekiyorlar, krizi başka türlü aşmanın
mümkün olmadığına işaret ediyorlar. Hem yurt içinde hem de uluslararası dayanışmayı bir
zorunluluk tutuyorlar. Doğrusu da bu değil mi? Bu tür krizden çıkmanın yolu yani dayanışma
tüm siyasi hesaplaşmaların ötesinde ele alınmalı. Ülkeler, bu bataklıktan diktatoryal
heveslerle değil ancak ve ancak kolektif ve işbirlikçi bir anlayışla kurtulabilir.


Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 100.Yılı… Kutlu olsun. Nice
yüzyıllara olsun. Bugün ayrıca 23 Nisan’ı kutlamamaya ne Korona virüsünün ne de başka
şeylerin gücünün yetmediği gün aynı zamanda.

0  0,00
Whatsapp Destek
1
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?