Ezgi Gizem Gülümser

Ezgi Gizem Gülümser

Özgür Ay: “Duymayanlara Seslenmek Daha Önemli.”

İkinci albümü olan “Seslenebilsen Duymayanlara” yeni çıkan Özgür Ay ile Mühendislikten söz yazarlığına, renklerden melodiye uzanan bir söyleşi gerçekleştirdik.

EGG: Mühendislik analitiğinin müzik yapma pratiğine ne gibi faydaları oldu?

Ö.A.: Bence bu konuya bilimsel ve yaşamsal olarak iki açıdan bakmak lazım...

Yaşam açısından mühendislik size reel üretim yapan, meta üretmenizi hayatın içinde olmanızı sağlar, mesela sanatçılar arasında bir anlaşılma sorunu vardır, girin iş hayatının içine neden anlaşılamadığınızı daha kolay anlarsınız, öyle bir koşuşturma vardır ki, insanların seni duyacak zamanı dahi yoktur, o zaman seni nasıl anlasın. Özgürlükten bahsederiz şarkılarda sıklıkla, ama görürsün, maaşla çalışan bir mühendis, bir işçi biraz özgür davransın kapı dışında bulur kendisini. Dalkavukluğa, işgüzarlığa bizzat şahit olursunuz ama erdemli tavırlara da, sadakate de, dürüstlüğe de. Somut bir ürün üretirsiniz, insan gündelik hayatında kullanır yararlanır, çelişkileri kişiden bağımsız ve nettir bu hayatta, toplumu dışarıdan değil bizzat içinden gözlemlersiniz. O zaman zihninizdeki tablo çok daha net olur.

E.G.G:Peki ya bilimsel açıdan

Ö.A:Bilimsel açıdan, mühendislik çoğunlukla analiz etme prensibine dayanır ve direkt matematik karşınıza çıkar, müzik ile matematik hiçte ayrı değildir. Mesela Bach' ın eserlerinin matamatiksel analizlerinin yapıldığı bir seminere katılmıştım ve çok ilginç bulmuştum, çok öğretici idi.



EGG:  “Seslenebilsen Duymanlara”, ismi dinleyiciyi söz söylemeye iten bir çağrı gibi. Albümün bütününe bakınca bu ismi seçmenizin nedeni nedir?

Ö.A.:İnsanların çoğu güzelliklere, umutlara ve bunlara söyleyenlere karşı sağırlaşıyor. Duyanlar duyuyor zaten ama sayıları az, duymayanlara seslenmeliyiz, başka türlü çıkış yok, bu gezegen tek evimiz, tek evimiz olmasa da güzel bir ev değil mi? Başka evler bulunca yakıp gidecek miyiz yoksa? Biz burada tüm canlıları ile kocaman bir aileyiz. İnsan kötü bir canlı değil ama gezegenin ekonomik sistemi kötü ve bu da insanı kötülük yapmaya itiyor. Doğuştan kimse katil, kimse sömürücü kimse yalancı değildir, kimse cahil de değil, ama bunu öğreniyoruz zamanla ya da öğrenemiyoruz. Yeni bir ekonomik sistem, yeni bir bakış açısı, yeni bir dünya, yeni bir sanat lazım, çünkü herşey tıkandı, hayat akmıyor artık. Bu açıdan duymayanlara seslenmek daha önemli oluyor.

EGG:Müziğin rengini, biçimini, uzaklaşıp baktığınızda oluşturduğu tabloyu görmek mi yoksa gördüğünüz resimlerin müziğini bulmaya çabalamak mı sizin müzik yaparken ana itkiniz?

ÖA: 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında bazı klasik müzik bestecileri renklerin insanlarda çağrıştırdığı notaları aradılar, ya da notaların renklerini, mesela önemli bestecilerden bazıları "mi" notasının mavi renge karşılık geldiğini öne sürüyorlardı, yani müzik ile renk çağrışımı yeni birşey değil. Ama sonra bazıları şöyle düşünmeye başladı, renk nerede hangi durumun içinde, o zaman aynı renk bir başka çağrışım yapabiliyordu, bu çok uzun bir konu. Diğer yandan mutluluğu, sevinci minör akorlarla ifade etmek zordur ama major bir akor grubu bunu kolaylıkla yapabilir.
Bu konularda çok okumalar yaptım ve yapıyorum hala, ne kadar çok şey öğrenirseniz o kadar ayrıntılı düşünmeye başlıyorsunuz, otosansür mekanizmanızda o kadar hassas olmaya başlıyor.
Zihnimdeki tabloda ana tema nedir, önce ona bakarım. Ardından ayrıntılara geçerim ama sadece bu aşamada programatik davranıyorum sonrasını kesinlikle zamana ve kendime bırakıyorum, bazen hiçbir şey bulamıyorum orada kalıyor görüntüler. Bazen, önce güzel bir melodi gelirse aklıma, bu sefer de onun görüntüsünü ve şiirini ararım. “Aklıma bir melodi geldi, şöyle bir şey anlatsın istiyorum ama şiirini şu an yazamıyorum” diyerek çevremdeki insanlara da zaman zaman sormuşumdur, yardım istemişimdir.

EGG: Bir söz yazarı olarak da; şarkı içinde sözün anlattığı bu bütünlükte ne kadar bir önem kapsıyor?

ÖA: Şarkıda, melodi ve söz bir bütün olmalı bana göre, melodi sözü, söz melodiyi anlatabilmeli, ben burada ne kadar iyiyim bilmiyorum, ama halk ezgileri bu konuda mükemmeldir, benim için bir okuldur. Bir küre düşünün, artık şekil verecek hiçbir yanı kalmamış, halk ezgileri böyledir. Çünkü onlar ortak yaşam, ortak emek ve zamanın şekillendirdiği müziklerdir. Kaynaktan içilen su her zaman daha lezizdir, kimbilir nerelere dokundu, nerelerde süzüldü ve ne kadar sürede, nasıl buraya kadar geldiler.

EGG: Müzik, size renklerle birlikte eşlik ediyor. Bu deneyimi, sizinle aynı şekilde paylaşamayan çoğunluk için nasıl detaylandırıp betimlersiniz?

ÖA: Bu bir bakış açısı, bir yaklaşım biçimi, hatta bir alışkanlık, ne kadar doğru bilmiyorum, ama ben böyle ilerliyorum. Daha önceki sorularınıza istinaden de bu durumu az çok özetlediğimi düşünüyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Ezgi Gizem Gülümser Arşivi