Rocket Man - Pearls Before Swine

Zamanında, Chuck Berry, Genesis, Bob Dylan, Patti Smith gibi ünlü şarkıcıların/toplulukların konserlerinde ön grup olarak yarım milyon seyircinin önünde şarkı söylemiş bu genç avukat, duruşmalarda savunma yapamayacak kadar utangaçtır

Rocket Man
Roket-Adam

My father was a rocket man
Babam bir roket-adamdı
He often went to Jupiter or Mercury, to Venus or to Mars
Sık sık Jüpiter’e ya da Merkür’e, Venüs’e Mars’a giderdi
My mother and I would watch the sky
Annemle göğü seyreder
And wonder if a falling star
ve gördüğümüz kayan bir yıldızın
Was a ship becoming ashes with a rocket man inside
İçindeki roket-adamla küle dönüşen bir roket
olmasından korkardık

My mother and I
Annemle ben
Never went out
Çıkmazdık dışarı
Unless the sky was cloudy or the sun was blotted out
Gökte bulut yoksa ya da güneş ortalıktaysa
Or to escape the pain
Ya da acıdan kaçmak için
We only went out when it rained
Yalnızca yağmurda çıkardık dışarı

My father was a rocket man
Babam bir roket-adamdı
He loved the world beyond the world, the sky beyond the sky
Dünyanın ötesindeki dünyaya, göğün ötesindeki göğe sevdalıydı
And on my mother’s face, as lonely as the world in space
Ve annemin yüzünde, uzaydaki Dünya kadar yalnız bu yüzde
I could read the silent cry
Sessiz çığlığı okurdum
That if my father fell into a star
Eğer babam bir yıldıza düşerse
We must not look upon that star again
O yıldıza yeniden bakmamalıyız asla

My mother and I
Annemle ben
Never went out
Çıkmazdık dışarı
Unless the sky was cloudy or the sun was blotted out
Gökte bulut yoksa ya da güneş ortalıktaysa
Or to escape the pain
Ya da acıdan kaçmak için
We only went out when it rained
Yalnızca yağmurda çıkardık dışarı

Tears are often jewel-like
Gözyaşları mücevher gibi çoklukla
My mother’s went unnoticed by my father, for his jewels were the stars
Babam anneminkileri fark etmezdi, onun bütün mücevherleri yıldızlardı çünkü
And in my father’s eyes I knew he had to find
Ve babamın gözlerinde görüyordum
In the sanctity of distance something brighter than a star
Mesafenin kutsallığında bir yıldızdan parlak bir şey bulmalıydı
One day they told us the sun had flared and taken him inside
Bir gün güneşin birden parlayarak onu aldığını söylediler

My mother and I
Annemle ben
Never went out
Çıkmazdık dışarı
Unless the sky was cloudy or the sun was blotted out
Gökte bulut yoksa ya da güneş ortalıktaysa
Or to escape the pain
Ya da acıdan kaçmak için
We only went out when it rained
Yalnızca yağmurda çıkardık dışarı

Yukarıda sözlerini okuduğunuz hüzünlü şarkı Pearls Before Swine grubunun 1970’te çıkan “The Use of Ashes” albümünden. Sıklıkla saykedelik folk olarak etiketlense de barok-pop(1) türüne daha yakın albümün en güzel şarkılarından biri “Rocket Man”(2). Astronot babasını yitireceği endişesiyle yaşayan küçük bir çocuğun ve bu korkusunda ona eşlik eden annesinin kısa öyküsü, anlatılan. Sonunda korktukları başlarına gelir, güneş birden “parlar” ve babayı içine çekiverir. Güneşten daha parlak yıldızlar peşinde koşan ve anlaşılan onu bekleyenleri çok da umursamayan bir baba roket-adam. Şarkıyı yazan Tom Rapp’in, astronot değil öğretmen olan, alkolik ve bazen aylar boyunca eve uğramayan bir babası olduğunu bildiğiniz zaman şarkı daha geniş bir anlam kazanıyor. Babası tarafından yaşarken yetim bırakılan küçük bir çocuğun öykü aslında dinlediğimiz.
Bobby Zimmerman
Tom Rapp’in çocukluğu çok ilginç değil. 1947’de Kanada sınırına yakın Kuzey Dakota’da doğar, anne ve babası öğretmendir. Altı yaşında armağan edilen bir gitar ve sonrası bilindik öykü, ama anlatmaya değer bir anısı da var. Sekiz yaşındayken annesinin zoruyla katıldığı bir yetenek yarışmasında üçüncü gelir Tom Rapp; beşinci olan, Bobby Zimmerman adlı bir çocuktur ki yıllar sonra sahne adını Bob Dylan olarak değiştirecektir.
Tom Rapp 1965’te lisedeki arkadaşlarıyla kurar Pearls Before Swine’ı. “The Fugs’a(3) albüm yaptılarsa bize de yaparlar” diyerek demo kaydı yolladıkları ESP-Disk gerçekten de albümlerini basar; ancak bu küçük plak şirketinin sahibi Bernard Stollman çok da güvenilir biri değildir. Yaptığı sözleşmeyle şarkıların -gelecekteki telif hakları da dahil olmak üzere- tüm haklarını kendi üzerine geçirir. Tom Rapp yıllar sonra şöyle diyecektir: “ESP’den hiç para kazanmadım, yüz dolar filan bile değil. Bernard Stollman’ın uzaylılar tarafından kaçırıldığını ve beyni incelenirken, o kadar paranın nerede olduğuyla ilgili bölümün yanlışlıkla tamamen silindiğini düşünüyorum.”
Tom Rapp’in tüm ilgisi müziğedir, albümlerinin çok satması onu pek ilgilendirmez. Zaten grup için seçtiği isimden de belli değil midir?
[“Pearls Before Swine”, İsa’nın İncil’de geçen bir cümlesinden alıntı: “…nor cast your pearls before swine” (ne de domuzların önüne incilerinizi saçın); Türkçe karşılığı olarak “Eşek hoşaftan ne anlar” dersek sanırım yaklaşmış oluruz. İsa’nın havarilerine verdiği, “Kötü niyetli, aşırı önyargılı ya da anlattığınızı kavraması olanaksız insanlara doğruları anlatmak için zaman harcamayın” yollu bir öğüt.]
Grubun ilk albümü “One Nation Underground” aynı zamanda en çok satan albümleri olur. Sonrasında farklı kadrolarla ya da solo çıkardığı her albümde bir öncekinden daha az satma “başarısı” gösterecektir Tom Rapp. Bununla, yaptığı müziğin gitgide daha kötüleştiğini söylemek istemiyorum. Ancak çalıştıkları plak şirketinin hiç tanıtım yapmaması yanında, müzik endüstrisinin pazarlama yöntemlerine de hep burun kıvırır Rapp.
[Yeni bir grubun ilk albümünü kendi adıyla çıkarması ve albüm kapağı olarak üyelerin toplu fotoğrafını kullanmasına sık rastlanır, başlangıçtaki amaç grubun tanınması ve akılda yer etmesidir çünkü. Buna karşılık, Pearls Before Swine’ın ilk albümü “One Nation Underground”ın kapağı, Hieronymus Bosch’un ünlü “Dünyevi Zevkler Bahçesi” triptiğinin(4) sağ paneli “Cehennem”dir(5). “Balaklava” albümünün kapağını, Yaşlı Pieter Brueghel’in 1562’de yaptığı “Ölümün Zaferi” süsler. Sonraki albümlerden “These Things Too”’da Bellini’nin 15. yüzyılda yaptığı “Takdis Eden İsa”; “The Use of Ashes”da, 1500’lere tarihlenen “Tekboynuzun Avlanması”(6) yer alır. Bunlar bir sanatseveri mest edecek eserler olsa da yeni çıkan bir müzik grubu için en ideal seçimler olmadığı açık.]
Rapp’in çok farklı kaynaklardan, örneğin Tolkien ya da Herodotus’tan beslenen ve kimileri şiire yaklaşan anlamlı şarkı sözleri, farklı enstrümanlarla zenginleştirdiği ezgileri ne yazık ki pek az dinleyiciye ulaşır. Müzik yaparak geçinemeyen, bazen haftalarca yalnızca sütsüz mısır gevreği yiyerek beslenen (süt de almaya parası yetmez) bu yetenekli müzisyen 1976’da müziği bırakmak zorunda kalır. Önce bir sinema salonunda patlamış mısır satar, çok az kazansa da mutludur: “Her hafta seksen beş dolar kazanacağım garantiydi, sevinçten delirmiştim.”
Utangaç Avukat
Sonra hem çalışır hem de üniversiteye başlar Tom Rapp. Önce Ekonomi sonra da Hukuk okur; bu yıllar boyunca haftada yalnızca birkaç saat uyuyabildiğini anlatır sonraları. 1984’te mezun olunca insan hakları konusunda ün yapmış küçük bir hukuk şirketinde çalışmaya başlar. Zamanında, Chuck Berry, Genesis, Bob Dylan, Patti Smith gibi ünlü şarkıcıların/toplulukların konserlerinde ön grup olarak yarım milyon seyircinin önünde şarkı söylemiş bu genç avukat duruşmalarda savunma yapamayacak kadar utangaçtır. Bu yüzden daha çok büronun üstlendiği davaların hukuksal altyapıları üzerinde çalışır ve yıllar içinde insan/çalışan hakları konusundaki en yetkin hukukçulardan biri olarak öne çıkar. Sürekli daha büyük hukuk firmalarından iş teklifleri alsa da kabul etmeyi asla düşünmez.
Yıllar sonra, bit pazarına nur yağdıran 1990’larda, Tom Rapp’in öyküsü genç insanların ve ardından doğal olarak müzik basınının ilgisini çeker. Onunla röportaj yapan bir gazetecinin tanık olduğu kısa bir anlatı:
“Thomas Rapp ofisinde oturmuş, bir hayranının getirdiği albümlerine göz atıyordu. Sonra ‘One Nation Underground’u fark etti plaklar arasında.

  • Bende bu yok, bunu kasete çekmemin sakıncası var mı?
  • Nasıl yani, yok mu?
  • Ih-ıh…
    Sonra onunla aynı büroda yardımcı avukat olarak çalışan eşi Lynn söze karıştı:
  • Eski plakçılarda bazen bu albüme denk geliyoruz ama satın almıyor, çok pahalı olduğunu söylüyor!
  • Ama otuz dolar diyorlar, bu albümden benim elime o kadar para geçmedi ki!

Tom Rapp, kendisi de müzisyenliği seçmiş oğlunun topluluğu Shy Camp’le birkaç Terrastock(7) konserine katılsa ve solo bir albüm çıkarsa da avukatlığı sürdürür.
Bilirsiniz ünlü olan, daha çok bilinen “Rocket Man” Elton John’unkidir; farklı olarak şarkı, geride kalanların değil göreve giden astronotun gözünden anlatılır. Yıllarca bu şarkının David Bowie’nin “Space Oddity” parçasından esinlendiği sanılsa da Elton John’un söz yazarı Bernie Taupin 2016’da “Rocket Man”in Pearls Before Swine’dan “ödünç alındığını” itiraf eder. Hangisi daha güzeldir derseniz, karşılaştırmak bile gereksiz, tabii ki Tom Rapp’inki…
Bu dünyadan Tom Rapp adında, yetenekli, sevimli, naif, duyarlı ve iyi adam da geçti.
Tom Rapp 2018’de, 71 yaşındayken yaşama veda etti.
Güneşten büyük yıldızlarda uyusun.

(1) “Pop” derken 60’ların sonu ve 70’lerin başındaki popüler “sound”u kastediyoruz tabii. Nick Drake, Bob Dylan ya da -erken dönem- Leonard Cohen sevenler Pearls Before Swine’ı da sever muhtemelen.
(2) Şarkının ilk esin kaynağı Ray Bradbury’nin aynı adlı kısa öyküsüdür.
(3) 1960’ların aykırı bir Saykedelik Rock müzik topluluğu.
(4) “Triptik”, katlanabilir üç parçalı anlamına gelir.
(5) Bu büyük eser 1503 ve 1504 yılları arasında tamamlanmıştır.
(6) “Tekboynuzun Avlanması”, yedi tane dokuma duvar halısından oluşan bir “resimli öykü”dür; zanaatkârı bilinmez. Albüm kapağında kullanılan, bunlardan “Tekboynuz Öldürülür ve Kaleye Getirilir” adını taşıyan altıncısıdır.
(7) 1997 ve 2008 yılları arasında yedi kez düzenlenmiş, Saykedelik Rock ağırlıklı müzik festivali.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Oğuz Pancar Arşivi