Sudaki Ayak İzlerimiz

Çeşitli insan faaliyetleri, çok fazla suyun tüketimine veya kirletilmesine sebep oluyor. Su tüketimi ve kirlilik; sulama, yıkanma, yıkama, temizleme, soğutma ve işleme gibi belirli faaliyetlerle ilişkilendirilebilir. Peki “Su ayak izi nedir ve nasıl azaltılır?”

Çeşitli insan faaliyetleri, çok fazla suyun tüketimine veya kirletilmesine sebep oluyor. Su tüketimi ve kirlilik; sulama, yıkanma, yıkama, temizleme, soğutma ve işleme gibi belirli faaliyetlerle ilişkilendirilebilir. Peki “Su ayak izi nedir ve nasıl azaltılır?”

“Su ayak izi” kavramı 2002 yılında, UNESCO-IHEde çalışmış ve Su Ayak İzi Ağı’nın (WFN) kurucusu Prof. Arjen Hoekstra tarafından tanıtılmıştır. Su ayak izi kısaca, bir mal veya hizmet üretmek için gerekli tatlı su miktarının göstergesidir. Bu yaklaşım, daha iyi su yönetimi için harekete geçmek amacıyla kullanılmıştır. Su ayak izi, kullanılan su hacmini, suyun türünü, ne zaman, nerede ve ne amaçla kullanıldığını gösterir. Mavi, yeşil ve gri su ayak izi olmak üzere 3 türde incelenir. Mavi su ayak izi, bir ürünün üretim sürecinde tüketilen yüzey ve yer altı su kaynaklarının miktarıdır. Yeşil su ayak izi, bir ürün yetiştirilirken kullanılan toprakta depolanmış yağmur sularının tüketimidir. Son olarak, gri su ayak izi de kirlilikle eşleştirilmekte ve mevcut su kalitesi standartlarına göre kirlilik yükünün azaltılması için gerekli su miktarını gösterir. Tüketimin su ayak izinin en büyük bölümünün yüzde 89 ile tarım, yüzde 6 ile endüstriyel ve yüzde 5 ile evsel kaynaklı olduğu ifade edilmektedir. Su kaynaklarının sürdürülebilirliğini sağlamak ve su ayak izinin olumsuz etkilerini azaltmak için su kaynaklarını kullanan herkesin birlikte hareket etmesi gerekiyor. Bunun için karar vericilerin, iş dünyasının ve bireylerin yapması gerekenler olduğu düşünülüyor.

Bireysel olarak yapılabileceklerin bazıları şu şekilde sıralanabilir:

  • Kişisel su ayak izinin ve su kaynakları üzerinde yarattıkları etkinin farkında olunmalıdır.
  • Evde su tasarrufu bir alışkanlık haline getirilmeli ve aşırı tüketimden kaçınılmalıdır.
  • Geri dönüşebilir ve yeniden kullanılabilir atıklar uygun şekilde ayrıştırılmalıdır.
  • Enerji ve su tasarrufu sağlayan ürünler tercih edilmelidir.

Mal ve hizmet alırken çevreci üretim yapan işletmeler tercih edilmelidir

Dijitalleşmenin Ayak İzine Katkısı

Herkese merhaba! Özellikle evde kaldığımız bu günlerde internette geçirdiğimiz fazladan vakitle farkında olmadan dijital karbon ayak izi oluşumuna katkıda bulunuyor olabiliriz. Hadi, hep birlikte “dijital karbon ayak izi nedir, nasıl azaltılır?” konularına bir göz atalım.

Dijital ayak izinin interneti kullanırken arkamızda bıraktığımız veri izi olduğu söylenebilir. Bu izlere ziyaret ettiğimiz siteler, gönderdiğimiz e-mailler ve çevrim içi paylaştığımız bilgiler dahildir. Dijital ayak izinin; pasif ve aktif ayak izi olarak ikiye ayrıldığı belirtiliyor. Bir siteyi ziyaret ettiğinizde istemeden oluşturduğunuz veriye pasif dijital ayak izi; bir bilgiyi kasıtlı şekilde çevrim içi paylaştığınızda oluşturduğunuz veriye ise aktif dijital ayak izi adı veriliyor.  Sosyal paylaşım sitelerinde geçirilen vakit ne kadar fazla olursa, dijital ayak izi o kadar artıyor. Atılan her bir tweet, Instagram üzerinden paylaşılan her bir gönderi veya her Google araması dijital ayak izinin oluşmasına katkı sağlıyor. Her arama motoru kullanışımızda, aramaların her biri birden fazla sunucu gerektirdiğinden sera gazı üretiliyor. Bir Google aramasının tahmini 2 ila 7 gram karbondioksit emisyonuna denk geldiği belirtiliyor.

Teknolojinin sürekli ilerlemesi ve tüketici alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerden dolayı küresel karbondioksit emisyonlarının büyüklüğünü tahmin etmenin zor olduğu ifade ediliyor. İnternetin enerji ve karbon ayak izinin, hava ulaşımınınkini aştığı tahmin ediliyor.

KUTU

➡️ Dijital gündelik hayatımızda emisyonları azaltmanın birkaç basit yolu:

  • E-mail kutunuzu depolamayı azaltmak için sürekli temizleyebilirsiniz.
  • E-maillerinizi “tümünü yanıtla” şeklinde cevaplamayı sınırlayabilirsiniz.
  • Bilgisayarlar, uyku modunda olduğunda da enerji yakmaya devam ettiği için kullanmadığınızda bilgisayarınızı kapatabilirsiniz.
  • Youtube gibi platformlar üzerinden kesintisiz video izlemektense daha az enerji tüketimi için videoyu indirebilir veya daha düşük çözünürlükte izleyebilirsiniz.
  • Prize takılı duran fakat kullanılmayan şarj aletlerinizi prizden çekebilirsiniz.

GÜNDEM

-Dünya ülkelerinin küresel ısınmayı endüstri öncesi döneme kıyasla 1,5 ila 2 derece arasında sınırlama sözü verdiği Paris Anlaşması’nın üzerinden tam beş yıl geçti. Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, “Türkiye az çabayla çok şey başarabilir. Dünyada iklime dayalı yeni bir düzen kuruluyor, ancak Paris Anlaşması’nı imzalayan fakat onaylamayan Türkiye, bu oyunun dışında kalıyor” dedi.

-Güney Atlantik‘te küresel ısınma sonucunda buzuldan kopan ve üç yıldır sürüklenen buz dağı, Birleşik Krallık‘a ait Güney Georgia adasına çarpmak üzere. 3 bin 900 kilometrekare büyüklüğündeki “A68a” adlı devasa buz dağının, 3 bin 528 kilometrekare yüzölçümü olan adaya 90 kilometre kadar yaklaştığı belirtildi. Kraliyet Donanması, buz dağının bu ay içinde adaya çarpabileceğini söyledi. Adada daimi yerleşim yok, ancak penguenler ve balıkçıllar için dünyanın en önemli üreme alanı. Toplamda yedi milyon penguen dâhil 30 milyon kadar kuş ve iki milyon fokun yaşadığı tahmin ediliyor.

EKİPTEN ÖNERİLER

-Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Atlası 2020, 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı hakkında interaktif hikâye anlatımı ve veri görselleştirmeleri sunuyor. Bakmayı unutmayın😊

HADİ KEŞFEDELİM

Kartopu Dünya Hipotezini daha önce duymuş muydunuz? Bu hipoteze göre, bundan 750 milyon ile 650 milyon yıl önceki dönemde dünyanın tam üç kez tamamen veya çok büyük bir kısmının buzullarla kaplandığı, hatta en son olanının yaklaşık 10 milyon yıl sürdüğü öne sürülmektedir. Dünyanın buzul çağında tamamen donduğunu öne sürdüğü için bu görüş “Kartopu Dünya” şeklinde isimlendirilmektedir.

Dünya’nın aslında canlı bir organizma olduğunu savunan Gaia hipotezini daha önce duymuş muydunuz? Dr. James Lovelock adlı bir bilim insanı tarafından geliştirilen bu hipoteze göre, Dünya’daki yaşamın adı Gaia’dır ve karalar Gaia’nın kemikleri; okyanuslar, denizler ve ırmaklar onun dolaşım sistemi; atmosfer onun solunum sistemi; üzerinde yaşayan canlılar da onun sinir sistemidir.

YEŞİL NOTLAR

“Su neden bu kadar önemli, dünyamızın yüzde 70’i sularla kaplı değil mi?” diye düşünebilirsin. Sayı doğru ama yüzde 70’in sadece yüzde 2,5’i tatlı su. Bu tatlı suyun da yüzde 1’inden azı ekosistemler ve insanlar için ulaşılabilir durumda. Türkiye’de biz, tatlı su kaynaklarının yüzde 73’ünü tarımda, yüzde 11’ini sanayide ve yüzde 16’sını evlerimizde kullanıyoruz. Evlerde ise en yüksek oran tuvaletlerdeyken ardından çamaşır yıkama geliyor. Sifon haznesinin içine pet şişe yerleştirerek ayda 1,2 ton su tasarrufu sağlayabilirsin. Yapman gereken çok basit sifon haznesinin kapağını açıp pet şişeyi yerleştiriyorsun böylece alanı çoğaltmış oluyoruz ve sifon haznesine daha az su doluyor dolayısıyla daha az su harcıyoruz. Çamaşır makineleri ise her yıkamada 176 litre su harcıyor. Tam dolmadan makineni çalıştırmamaya özen gösterebilirsin.

Türkiye’de kişi başına düşen su ayak izi ortalaması: 1642 metreküp. Benim ise yıllık 369 metreküp yeşil, 72 metreküp mavi ve 146 metreküp gri olmak üzere toplam su ayak izi 587 metreküp. Sen de www.yarininsuyu.com adresinden kendi su ayak izini ölçüp neleri azaltman gerektiğine karar verebilirsin.

Önceki Haber

Bir Tablonun Anlattıkları “Çiçek Açan Badem Ağacı”

Sonraki Haber

Küresel Salgının Küresel Kapitalizmde Yarattığı Değişim

Son Haberler

Whatsapp Destek
1
Merhaba ;
Sizlere nasıl yardımcı olabilirim ?