Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

TARİHİ FIRSAT

Rusya’nın Ukrayna’yı işgal teşebbüsü ile başlayan bölgesel savaş, hızla küresel bir boyut kazanmakta hatta üçüncü dünya savaşı veya nükleer silah kullanılması ihtimali gibi dehşet senaryolarının yazıldığı; dünya barışını tehdit eden bir küresel soruna dönüştü. Gelişmelerden en çok etkilenen ülkelerin başında Türkiye gelmektedir.

Geçen hafta, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesi sonrasında güvenlik endişesine düştükleri iddiası ile AB üyesi İsveç ve Finlandiya devletleri NATO’ya üye olmak için teşebbüse geçtiler.

Türkiye VETO ederiz dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, PKK ve türevi YPG’nin 1984’den bu yana Türkiye’nin güvenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini; dolayısıyla öncelikle Türkiye’nin güvenlik endişelerine çözüm üretilmesi ve bu konuda Türkiye’ye hukuki bir garanti verilmesi gerektiğini; bunun için bu iki ülkenin taleplerini veya NATO’nun genişlemesini “VETO EDERİM” diyerek çok stratejik ve tarihi bir meydan okuma yaptı.

Öncelikle, haklı gerekçelerle NATO’nun özellikle de ABD’nin düşmanca tavırlarına, yaptırımlarına ve dayatmalarına NATO’nun kuruluş hukukuna dayanarak karşı çıkan ve Türkiye’nin hukukunu ve güvenliğini savunan Sayın Cumhurbaşkanının bu konuda desteklenmesi gerektiğine inanıyorum ve sonuna kadar da destekliyorum.

ABD, NATO ve AB üyesi ülkelerin yoğun desteği ile Suriye’nin kuzeyinde Türkiye’ye düşman bir terör devleti kurulmak istendiğini, bunun için ABD bütçesine ödenek konulduğunu, PKK’nın kullandığı silahların büyük kısmının bu ülkelerden temin edildiğini biz biliyoruz hatta bütün dünya biliyor, kendileri de inkar etmiyorlar.

Özellikle İsveç devleti ve toplumu çok uzun zamandan buyana Türkiye düşmanı tüm terör örgütlerine özellikle de PKK’ya yataklık yapıyor. Her iki ülke, Suriye’nin kuzeyinde yaptığımız operasyonlardan dolayı Türkiye’ye yaptırım uyguluyorlar, bazı malların satışına ambargo koyuyorlar. Bunları yok mu sayacağız?

Dış politika, partiler üstü ve iç politikanın ötesinde bir devlet politikasıdır, milli olmak mecburiyetindedir. Dış politika ile Devletin ve Milletin çıkarları savunulmakta ve ülkenin geleceği tanzim edilmektedir. Mesele hükümetin değil milletin ve devletin meselesidir. Bu sebeple dış politikada devletin taraf olduğu bir sorunda milletçe siyasetin arkasında durmalıyız. Bu sebeple “güvenlik endişesi” ile müttefiklerimize(!) karşı Devletimizin Başının bu tavrının desteklenmesi gerekir diye düşünüyorum: muhalefet partileri ve sivil toplum kuruluşlarının büyük kısmının bu ve buna benzer konularda duyarlı tavırlarını da burada şükranla karşılıyorum.

BENCE

Meseleyi doğru tanımlamak gerekir;

Konu, İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya üye olmasından önce ABD’nin (NATO’nun), Rusya’ya doğru yeni bir genişleme adımı atması ve böylece, Rusya ve Çin’i Arktik Okyanusu’nda kuşatma altına almak için bu ülkeler üzerinden yeni bir hamle yapmasıdır. Sonuçları çok uzun yıllar sürecek bir “çatışmalı soğuk savaş” dönemine kapı aralanmaktadır.

Türkiye, İsveç ve Finlandiya devletlerinin NATO’ya üye olmasına itiraz etmekten öte NATO’nun bu dönemde yani Ukrayna savaşı bitmeden ve uluslararası camianın teminatı altında bir barış ortamının kurulması kesinleşmeden Rusya’yı tahrik edecek bir genişlemenin dünya barışına getireceği savaş riski dolayısıyla itiraz etmelidir.

İkinci gerekçemiz de başta ABD olmak üzere NATO ülkelerinin desteklediği bölücü PKP/PYD terörünün ülkemizin güvenliği açısında taşıdığı tehdit ve tehlikenin çatışmalı bir soğuk savaş döneminde çok artacak olması dolayısıyla NATO üyesi müttefiklerimizin PKK’ya verdikleri desteğe itiraz etmektir.

“Türkiye’nin güvenlik endişesi” NATO’nun bizatihi kendisinden kaynaklanmaktadır.

Üç yıl içinde 721 şehit 2.147 yaralı verdiğimiz Kore savaşına katılmamız karşılığında 18 Şubat 1952’de 13. sıradan üye olduğumuz NATO, ülke bütünlüğümüze yönelik saldırılar karşısında hiç yanımızda olmamıştır.

Türkiye için en büyük tehdit bölücü terör örgütü kaynaklı saldırılardır; tüm sorunlarımızın kaynağı budur. Bu sebeple VETO, bu iki ülkenin üzerinden NATO’nun genişleme kararına olmalıdır.

Daha önceki muhtelif örneklerde olduğu gibi geri adım atacağımız konuşuluyor; özellikle ABD ile yaşadığımız CAATSA yaptırımları konusunda taviz kopartma fırsatçılığı yaptığımız ve Sayın Erdoğan’ın OYUN oynadığı iddia ediliyor; dünya basını böyle yazıyor, bazı ülkelerin yöneticileri bu şekilde beyanlarda bulunuyorlar.

VETO EDERİZ sözü Türkiye’yi ve Türk Milletini temsilen söylenmiştir; küçük kazanımlarla sözün ve Türkiye’nin ağırlığını ucuzlatmayınız!

Türkiye, ABD ve NATO üyesi devletlerin “Irak ve Suriye’nin kuzeyinde kurulmak istenen PKK/PYD devletine destek olmayacaklarını” yazılı olarak bildirmeleri şartıyla NATO’nun genişlemesine ONAY vermelidir, VETO’yu kaldırmalıdır.

Geri adım atarsanız asker sözü verildi diyerek Yunanistan’ın NATO’ya dönüşüne koyduğumuz vetoyu kaldıran Kenan Evren gibi lanetlenirsiniz!

Bir tarihi fırsat yakaladınız Sayın Cumhurbaşkanı; kahraman veya hain olmak sizin ellerinizde!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi