Mehmet Şandır

Mehmet Şandır

YANGIN GERÇEĞİ

28 Temmuz’da başlayan orman yangınları bazı gerçekleri önümüze serdi.
Turizm bölgesi Akdeniz sahillerinin tamamında birçok yerde aynı gün orman yangınlarının çıkmasını olağan dışı bulduğumuzu ve muhtemelen bir terör saldırısı karşısında olduğumuzu daha önce paylaşmıştım.
Türkiye, orman yangınları ile bir asimetrik savaş içinde tutulmak isteniyor.
Öncelikle, 7 il 46 ilçede 223 yangınla yaklaşık 15 gün süren bir savaşta, “Ne olursa olsun, bu bir vatan savunmasıdır, söndürmek zorundayız… Başka çaremiz yok” diyerek ateşin önüne atlayan tüm “ORMANCI” meslektaşlarımı ve bu mücadeleye katılan herkesi yürekten kutluyorum.
Allah onlardan razı olsun.
Yangınla mücadelede hayatını kaybedenler vatan şehididir.
25 Temmuz 1994 tarihinde büyük Arıburnu yangınında hayatını kaybeden dönemin Çanakkale Orman Bölge Müdürü Talat Göktepe ve tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
Olağan dışı bir felaketle karşı karşıyayız.
Ormanlarımız, barındırdığı tüm canlıları ile birlikte cayır cayır yanıyor.
Aşırı sıcak ve kuru hava, rüzgarın etkisi ile yangının büyümesine zemin hazırlıyor.
Muğla Meteoroloji Bölge Müdürü Latif Gültekin, “Bu olağanüstü bir hava durumu. Ne yıllık istatistiklere uyuyor ne ülke şartlarına. Nem, sıcaklık, rüzgar böylesine değişken, böylesine yangına müsait hiç olmamıştı” diyor. (Kemal Öztürk’ün yazısı)
Hava durumu orman yangını çıkmasına çok uygun ancak yangının aynı anda birçok yerde başlamasını eski Orman Genel Müdürü Abdurrahman Sağkaya asla olağan görmüyor.
Yangınları terör örgütleriyle bağlantılı kundakçıların gerçekleştirdiğini ve “kundakçılar maşa, bu işin arkasında üst akıl" olduğunu iddia ediyor.
Sayın Sağkaya, "Orman yangınları kesinlikle bir kundaklamadır, normal bir olay değil. Ancak bu olay 10 günlük hava tahmin raporuna bakılarak yapılmış bir kundaklama. Rüzgarın yönü ve hangi günler çok olacağı, nemin miktarı, yağmurun yağıp yağmayacağı veya sıcaklığın yüksek olacağı önceden incelenmiş. Üst akıl tüm bunları hesaplayıp bu yangınları öyle çıkardı. Yangınlar bilinçli ve planlı çıkarıldı" diyor.
Bu iddiayı doğrular mahiyette, PKK'ya ait sosyal medya hesaplarında “Ateşin Çocukları İnisiyatifi” adına yapılan paylaşımlarda, "Ateşin çocukları Türkiye'nin turistik bölgelerindeki sabotajların sorumluluğunu üstleniyor: Türk rejimi başka bir dilden anlayana kadar ateş seliyle onlara diz çöktürmenin zamanı gelmiştir." ifadesine yer verildi.
2020 yılında Hatay’da çıkarılan orman yangınlarını da aynı grup üstlenmiş ve yakalanmışlardı.
“Mavi Vatan Gazisi” Emekli Amiral Cihat Yaycı, “yangınlarla hedef Devlet’tir”, “Terör örgütü PKK bu yangınları üstlendiğinde FETÖ'cü hainler tarafından, ‘üstlenmenin zamanı mıydı? Türk devleti acz içine düşmüştü tam da yıkılmak üzereydi, iyi halt yediniz' diye amiyane tabiriyle fırçalar atılmış ve terör örgütü sahiplenme tweetini ve yazılarını silmiştir” diyor.
BENCE
Sayın Sağkaya ve Sayın Yaycı’nın iddiaları doğrudur ve ben de katılıyorum.
Ormanlarımızı Türk Milleti’nin düşmanları terör örgütlerine yaktırmışlardır.
Devamı gelecektir. Hedefleri, AKP Hükümeti’ni zayıflatmak veya Sayın Cumhurbaşkanı’nı devirmekten öte Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir.
SEVR hayalleri ve Büyük Ortadoğu Projesi devam etmektedir.
Türkiye’yi “Bekleme Odası” olarak kullanmak isteyenlerin şeytanlıkları bitmez.
Yarattıkları bataklıklara bekçi aradıklarını unutmayalım.
Ülkemiz, küresel güçlerin küresel projelerinin kesişme noktasında ve çatışma bölgesindedir.
Türk Milleti, bu toprakları vatanlaştırmak için çok bedeller ödemiştir.
Günümüzde savaşlar artık yeni formatlarda yapılmakta barış, dostluk, işbirliği, müttefiklik, hukuk, insanlık gibi kavramlar çok gerilerde kaldı; şimdi güçlü ve uyanık olmak zamanıdır.
Milletçe, toplumun tüm farklılıkları ile birlikte atalarımızın gelecek kuşaklar adına bize emanet bıraktığı bu toprakları savunmak mecburiyetimiz bulunmaktadır.
Bu bir milli mücadeledir, Milletçe birlikte verilirse başarılır.
Birliği sağlamak, Millet adına ülkeyi yönetenlerin görevidir.
Orman yangınları ve düzensiz göçlerle Türkiye’nin asimetrik bir savaş içinde bulunduğu bu süreçte Ülkeyi yönetenlerin çelişkili açıklamaları ve çatışmacı üslubu ile toplumu kamplaştırması çok yanlıştır.
Toplumda oluşan tepkilerin Devlet’e güvensizliğe dönüştüğünü, Devlet ile Millet arasında sadakat bağının hızla koptuğunu, bu durumun bir beka sorunu yaratacağını tekraren ve üzülerek ifade ediyorum.
Bu yangınlar öngörülebilinir miydi?
Öngörülmeli ve en kötü ihtimale göre hazırlık yapılmalıydı.
Yapılmadığı gerçeği ortada;
100 bin hektar orman, içinde barındırdığı tüm canlılar ile yandı kül oldu.
“Yangın ile alakalı yetkili sivil ve resmî kurumlarda bu kritik dönemde hizmet kusuru bulunup bulunmadığını ortaya çıkarmak, yangınların nasıl ve hangi sebep ile çıktığını aydınlatmak, alınan tedbirlerin neden yetersiz kaldığı sorusunu cevaplamak, yangınların çıkmasında ihmal ve kastın olup olmadığını ortaya çıkarmak” başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere siyasi iktidarın görevidir. Bu sözleri Sayın Bülent Arınç söylemektedir.
Bu da göstermektedir ki,
TÜRKİYE KÖTÜ YÖNETİLMEKTEDİR!

Önceki ve Sonraki Yazılar
Mehmet Şandır Arşivi