29 Ekim 2026 Perşembe Abone Ol Gazete İndir

YENİ Parti'nin Cumhuriyet kutlamasında Cemil Tugay elektriği kestirtti

Türkiye Cumhuriyeti’nin 103. yılını Cumhuriyet Meydanı’nda kutlayan YENİ Parti’de İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, AK Parti'ye geçen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın talimatıyla tören alanına elektrik verilmediğini söyledi.

YENİ Parti'nin Cumhuriyet kutlamasında Cemil Tugay elektriği kestirtti

GAZETE PENCERE - YENİ Parti İzmir İl Başkanlığı tarafından Cumhuriyet'in ilanının 103'üncü yıl dönümü dolayısıyla Cumhuriyet Meydanı'nda kutlama töreni düzenlendi. Atatürk Anıtı'na çelenk bırakmasıyla başlayan tören, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla devam etti.

'ELEKTRİK BAĞLAMADILAR'

Cumhuriyet'te yer alan habere göre, törende konuşan YENİ Parti İzmir İl Başkanı Çağatay Güç, tören alanına elektrik verilmediğini belirterek İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne tepki gösterdi. Güç, "Zor günlerden geçiyoruz. İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden bir haber aldık. Elektrik bağlamadılar. Biz jeneratörümüzü tuttuk, şu anda konuşmamızı yapıyoruz" dedi.

Güç, tutuklu Üsküdür Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın ev hapsine çıkarıldığı yönünde haber aldıklarını da belirterek şunları söyledi:

"Bu mutluluk ama bu gerçekten ülke adına acı verici bir şey. Suçsuz, günahsız birçok siyasi arkadaşımız içeride yatıyor. Korkanlar AKP'ye geçiyor, görüyorsunuz. Şurada söyleyeceğimiz laflardan korkanlar elektrik vermiyorlar. Bu insanların korkuları, bu iktidarın korkuları hiçbir fayda görmeyecek. Bu memleketi biz kurtaracağız. YENİ Parti kurtaracak.

Hepiniz hatırlarsınız, Cemil Tugay'ın ilk geçtiği gün YENİ Parti'nin önünde toplanmıştık hep beraber. O gün, valinin yanına gittik. Dedik ki: 'Sayın Valim, biz buradan Gündoğdu'ya yürüyeceğiz, oradan Lozan'ın oraya çıkacağız ve eylemimizi orada açıklamamızı sonuçlandıracağız' dedik. Vali Bey'in tavrı şu şekildeydi. O gün söylemedik. 'Gündoğdu'nun etrafında gezinin' dediler. 'Eylem alanı orası' dediler. Bu devlet, bu devlet bu anlayışı asla hak etmiyor. Ben, ben devlet memuru çocuğuyum. Devlet adamıydı benim annem babam. Böyle davranışları asla yapmazlardı. Bu devlet bu anlayışı asla hak etmiyor. Bu devlet adamlarını asla hak etmiyor.

O gün sanki işgal altındaydık burada. Beş binden fazla, on bine yakın polis vardı etrafta. Yirmiden fazla TOMA vardı burada. Her sokağa TOMA koymuşlardı, her sokağa. Ne için? Buradaki temiz yüzlü, vatanperver insanlar için. Ama gelgelelim ülkeyi yangın yerine çeviren, hırsızlık yapan, fondan milletin parasını çalanlar şu anda dışarıda geziyorlar."

'İZMİR MÜCADELENİN SİMGESİDİR'

İzmir'in, hem Milli Mücadele'de hem de ekonomik bağımsızlık yolunda önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Güç, şöyle devam etti:

"Cumhuriyetimizin 103. yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi huzurundayız. Ulu Önderimiz 1935'te, Millî Mücadele'nin ardından kurulan yeni Türkiye'yi şöyle anlatıyordu: 'Uçurum kenarında yıkık bir ülke… Türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar… Yıllarca süren savaş… Ondan sonra, içerde ve dışarda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni toplum, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız inkılaplar… İşte Türk Genel Devrimi'nin bir kısa ifadesi…' Biz milletçe uçurumun kenarından başladık. Ve sonra hep birlikte ayağa kalktık. İzmir ise bu kutlu mücadelemizin simgesidir. Zaferin denize ulaştığı şehirdir. 15 Mayıs 1919'da başlayan işgal günlerinde, ilk kurşunu atan Hasan Tahsin'in adıyla özdeşleşen direniş, günden güne büyüyen milli mücadelemizin kıvılcımı oldu.

9 Eylül 1922'de İzmir kurtuldu; yeni bir dönem başladı. Ancak zafer, milli mücadelemizin sonu değildi, asıl mesele bağımsızlığımızı kalıcı kılmaktı. Nitekim şehrimizin yaraları daha sarılmamışken, 17 Şubat 1923'te İzmir İktisat Kongresi toplandı. Çiftçisi, esnafı, işçisi masaya oturdu. Savaşın ardından ülkenin nasıl kalkınacağı, üretimin nasıl artırılacağı, ekonomik bağımsızlığın nasıl sağlanacağı konuşuldu. İzmir'in tarihimizdeki yeri tam da burada netleşiyor; işgalden kurtuluşa, kurtuluştan kuruluşa uzanan milli mücadele dönemimizin simgesidir İzmirdir. Çünkü bir ülkeyi kurtarmak başka, o ülkede insanların yüzünü güldürecek güvenle huzurla adil bir hayat kurmak başkadır. Bağımsızlık, yurttaşın sofrasında, emeğinde ve geleceğe dair umudunda karşılık bulmalıdır. Cumhuriyet'in anlamı da burada başlar.

Çiftçi emeğinin karşılığını alabiliyorsa, işçi alın teriyle insanca yaşayabiliyorsa, gençler önlerini görebiliyorsa, emekliler yıllarca verdikleri emeğin ardından huzurla yaşayabiliyorsa Cumhuriyet'in vaadi hayata geçiyor demektir. Şunu bugün söylemekte önem görüyorum; Atatürk'ün sözleriyle, Cumhuriyet 'bilhassa kimsesizlerin kimsesidir.' Bugün ise insanlarımız çalışıyor ama geçinemiyor; emek veriyor ama karşılığını alamıyor."