“TÜRKİYE’DE EN MAĞDUR OLAN KADINLAR AKP’YE OY VERMİŞ KADINLARDIR”

Son Güncellenme Tarihi: Haziran 12, 2020 / 07:10

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu 18 yıllık AKP iktidarı döneminde en mağdur olan kadın kesiminin AKP’ye oy veren kadınlar olduğunu söyledi. Canan Kaftancıoğlu, Çiğdem Anad’ın sorularını yanıtladı.

ÇİĞDEM ANAD; Son 18 yılda Türkiye’nin siyasi yapısı, rejimi değişti. AKP iktidarından önceki dönemle kıyaslama yaparak, 18 yılda kadınların hayatı sizce nasıl değişti?
CANAN KAFTANCIOĞLU; Şiddet gören kadınların sayısı katlanarak arttı.Kadınların yaşam hakkının ihlal edilmesi çok arttı. Kadınların mağduriyeti çok yükseldi. Sebebi; ülkeyi yöneten anlayışın tüm topluma sirayet etmesinden kaynaklanıyor. Eğer siz bir kadın cinayetini ” öfkeli kocanın” o anlık tepkisi olarak okursanız, eğer siz kadına dönük şiddeti ” o kadın da hak etmişti” gibi yorumlarsanız, kadınlar mağdur olur. 18 yılda kadınlar içinde en mağdur olan kesim ise AKP’ye oy vermiş kadınlar ve AKP içinde siyaset yapan erkeklerin eşleridir. Çünkü o kadınlar siyasette kullanılan unsurlar olarak öne sürüldüler. Uzunca bir süre erkek egemen bakış kadınların başörtüsü üzerinden toplumu da, siyaseti de , kadınları da ayrıştırdı.
ÇİGDEM ANAD; Bu ayrıştırma etkisini sürdürüyor mu?
CANAN KAFTANCIOĞLU; Hayır, etkisini sürdürmüyor bence. Belki de hepimiz bu erkek egemen bakışın oyununa gelmiştik. Ama şu anda kadınların farkındalıkları çok yükseldi. Bir kadının ne giyeceğine, eğer istiyorsa başörtüsünü ne renkte takacağına karar vermesi gereken yine kadının kendisidir. Erkek egemen bakışla yönetilen ülkelerde ve bizim ülkemizde kadınlar yaşam haklarını koruma mücadelesi, özgürleşme mücadelesi, istihdamda var olma mücadelesi veriyorlar ve ekonomik sıkıntılarla boğuşuyorlar.
” KADINLAR TÜRKİYE GİBİ PARÇALARA AYRIŞTIRILAMADI”.
ÇİGDEM ANAD; Türkiye üç parçaya ayrıldı. Muhafazakarlar, demokratlar ve kürtler. Kadınlar da böyle üç parça mı?
CANAN KAFTANCIOĞLU; Hayır, kadınları böyle ayrıştıramadılar. Her türlü ayrıştırma politikasına rağmen kadınlar ortak sorunlarda, duyguda, paydada biraraya gelmeyi başarıyor.
ÇİGDEM ANAD; Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için çok iyi yasalar çıkarıldı. Uygulamasında ciddi sorun var. Örneğin AKP döneminde imzalanan ve kadın hakları için önemli, toplumsal cinsiyet eşitliğini tanıyan İstanbul sözleşmesi uygulanamıyor. Tarikat ve cemaatlerin, Diyanet işleri başkanlığının bu anlaşmaya tepkisi çok yüksek. Tarikat ve cemaatler bu kadar etkili mi, etkin mi?
CANAN KAFTANCIOĞLU; Ne kadar etkin olduklarını deneyimledik. Eğer siz devleti, devlet kurumlarını , vatandaşı, halkı liyakat ile yönetmezseniz, isminin ne olduğunun önemi yok, bugün x yarın y tarikatı ya da örgütü her neyse, gelir sizin yönetiminizde etkili olur. Ne yazık ki, bu derece etkili oldukları bir süreç yaşıyoruz. Yasaların uygulanması için siyasi iradenin kadın erkek eşitliğini içselleştirmesi gerekir. Ne diyoruz; kadın erkek farklı ama eşit. Bu eşitliğin kabul edilmesi gerekiyor. Kadınların sorununu çözmek için bu sorunları çözmeye niyetli bir iktidar ve yasaları uygulamaya kararlı bir anlayış gerekmektedir.
“SİYASAL İSLAMIN DAYATTIĞI AİLE YAPISI TÜRK AİLE YAPISINA UYGUN DEĞİLDİR”
ÇİGDEM ANAD; Toplumsal cinsiyet eşitliğine Türk aile yapısına uygun değil savıyla karşı çıkıyorlar!
CANAN KAFTANCIOĞLU; Kastettikleri sanırım; siyasal islamın onlara dayattığı, ya da şerri bakış açılarıyla görmek istedikleri aile yapılarını kastediyorlar. Kocasının eşine istediği şekilde şiddet uygulayabileceği aile yapısı bizim aile yapımız değildir. Cumhuriyet değerleriyle oluşmuş aile yapısı kadının, erkeğin, çocuğun hak ve özgürlüklerine saygılı bir yapıdır.
ÇİGDEM ANAD; Belki ütopik bir soru ama kadınlar birlik olsa bütün sistemi, düzeni, rejimi değiştirebilirler mi? Nufüsun yarısı kadın.
CANAN KAFTANCIOĞLU; Hiç ütopik değil. Göreceksiniz; bütün kadınlar , her renkten, her kesimden, her inançtan, her giyimden, sosyal statüden kadınlar özgürlük paydasında, eşitlik paydasında, akıl ve yüreklerindeki acı paydasında bir araya gelecekler ve bu düzen değişecek. Bunu çocuklarım görecek diyordum ama artık kendimin göreceğine sonuna kadar inanıyorum.

Çiğdem Anad

Hülya Çiğdem Anad İbrahimhakkıoğlu 2 Ekim 1962’de Ankara’da doğdu. Londra’da Southwark College’de okudu. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden mezun oldu.

ZİRAATI DEĞİL GAZETECİLİĞİ SEÇTİ
Tercihini ziraattan yana değil de medya alanında kullandı. Televizyonculuk kariyerine 1987 yılında TRT’de haber dairesi muhabiri olarak başladı.1990’a kadar “Haber” adlı yarışma programının yapımcılığını, “Profil” adlı biyografik programın ve “Gün Başlıyor” adlı haber programın yapım yardımcılığını, “Ekonomi” adlı programın yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendi.

TRT’den Star TV’ye muhabir olarak transfer oldu. Atv’de 1991 – 1993 yılları arasında “32. Gün” programının muhabiri oldu. Yine Atv’de 1993-1997 yılları arasında “Son Durak” programının yapımcısı ve sunucusu oldu.

NTV’DEN CNN TÜRK’E GEÇTİ
Star TV’den NTV’ye transfer olduktan sonra “Evet-Hayır” adlı programı sundu. Kariyerine CNN Türk’ü ekledi ve burada 9 yıl çalıştı. CNN Türk’te 1998-2006 yılları arasında haber koordinatörlüğü ve sunuculuk yaptı. “Ajans” ana haber bültenini uzun süre sundu.

2007 yılında istifa ederek tekrar NTV’ye döndü. Burada da “Haydi Gel Bizimle Ol” adlı sohbet programını, 2009 yılında da “10 Kadın” programını sundu. Son olarak çalıştığı NTV’den yine ayrılmak zorunda kaldı.

CHP’DEN ADAY ADAYI OLDU
Gazeteci Anad, 7 Haziran seçimlerinde Şişli, Beşiktaş ve Beyoğlu ilçelerinin de içinde bulunduğu İstanbul 2. bölgeden CHP milletvekilliği aday adayı oldu.

KİTAPLARI
-Aklım Nereye Gidiyor Ellerim Nereye

-Hayat Geçiyor Sen Neredesin

BELGESELLERİ
-Arjantin (Kayıplar Ülkesi),

-Venezüella (Amerika’ya Başkaldıran Ülke) Yok Bilgileri Paylaşan Kardeşlik Var

Gazete Pencere'yi Google'da Takip Et

Scroll to Top