Can Atalay’dan İliç açıklaması: Madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunludur

Can Atalay’dan İliç açıklaması: Madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunludur
Gezi davası tutuklusu Can Atalay, İliç’le ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İliç’te yaşananların yıllara yayılmış bir cinayet olduğunu dile getiren Atalay, "Derhal, tarım alanlarında, endemik canlıların bulunduğu...
Gezi davası tutuklusu Can Atalay, İliç’le ilgili sosyal medya hesabından açıklama yaptı. İliç’te yaşananların yıllara yayılmış bir cinayet olduğunu dile getiren Atalay, "Derhal, tarım alanlarında, endemik canlıların bulunduğu bölgelerde, dağ köylüsüne ait alanlar başta olmak üzere madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunludur" dedi.

Gezi davası kapsamında Silivri cezaevinde tutuklu bulunan ve milletvekilliği düşürülen Can Atalay, sosyal medya hesabından İliç ile ilgili bir paylaşım yaptı. İliç'te yaşananların yıllara yayılmış bir cinayet olduğunu kaydeden Atalay, "Derhal, tarım alanlarında, endemik canlıların bulunduğu bölgelerde, dağ köylüsüne ait alanlar başta olmak üzere madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunludur" çağrısında bulundu.

Mayıs seçimlerinde Türkiye İşçi Partisi'nde (TİP) Hatay Milletvekili seçilen ancak geçtiğimiz ayda milletvekilliği düşürülen Can Atalay İliç'te yaşanan maden faciasına dair sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.

Erzincan İliç'teki  altın madeni sahasındaki toprak kaymasına ilişkin soruşturma ve tutuklamalar devam ederken toprak altına kalan 9 işçiye hâlâ ulaşılamadı İliç'te yaşananlar için "hesabı sorulacaktır" diyen Atalay'ın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şu şekilde:

"İliç, yıllara yayılmış bir cinayettir. Hayvancılıkla bilinen, Türkiye’nin en güzel peynirlerinden birine adını veren Şavak aşiretinin dağıtılması, mera yasakları, Anadolu’ya has küçükbaş hayvancılığın tasfiyesi ile birlikte yürüyen bu cinayette bugün yeraltında kalan işçilerin cesedine ulaşmak için çaba dahi sarf etmeyenlerin vereceği hesap vardır. Ancak derhal, tarım alanlarında, endemik canlıların bulunduğu bölgelerde, dağ köylüsüne ait alanlar başta olmak üzere madencilik faaliyetlerinin durdurulması zorunludur. Türkiye’nin kalkınması için kırsal üretimin güçlendirilmesi gerektiği açıkken iktidarın “yararsız” faaliyetlerin yanında, arkasında durması salt bir siyasi tercih değil, bu tercihin akçeli zorunluluğunu da göstermektedir. Köylerin mahalle statüsüne alınması nedeniyle yaşananlar açıktır. Mevcut iktidara rağmen belediyeler eliyle de bu alanda yapılabilecekler vardır. Buna talip olanların imeceyle bu talana karşı çıkıp doğrusunu inşa etmesinin de zamanı gelmiştir"