Giresun, yaylaları için yürüyecek: 'Sahibinden kelepir satılık şehir!'

Giresun’da 17 bin 930 hektarlık alan maden aramasına açıldı. Giresunlular ise bu karara tepkili! Kentteki çevre örgütleri ise yaylaların, köylerin, su havzalarının ve tarım alanlarının madenciliğe açılmasına karşı çıkıyor.

Giresun, yaylaları için yürüyecek: 'Sahibinden kelepir satılık şehir!'

BÜŞRA CEBECİ

GAZETE PENCERE - MAPEG’in ihalesiyle Giresun’da 17 bin 930 hektarlık alan maden aramasına açıldı. Kent yüzölçümünün yaklaşık yüzde 85’ini kapsayan maden çalışma sahası, Kümbet Yaylası dahil çok sayıda yayla ve köyü kuşatma altına aldı. Bölge halkı, maden faaliyetlerinin yalnızca doğayı değil, su kaynaklarını, tarımı ve Giresun’un temel geçim kaynağı olan fındık üretimini de tehdit ettiğine dikkat çekiyor.

Giresun Doğayı Koruma Topluluğu’nun çağrısıyla bir araya gelen yurttaşlar ve çevre örgütleri, “Giresun’un sonu böyle olmasın” sloganıyla 17 Nisan Cuma günü yürüyüş düzenleyecek.

Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nün (MAPEG) şubat ayında gerçekleştirdiği 317. Grup İhalesi ile Giresun’da toplam 17 bin 930 hektarlık alan maden aramasına açılırken, kentte buna karşı itiraz da büyüyor. Aralarında Kümbet Yaylası’nın da bulunduğu çok sayıda yayla, köy ve oba maden ön arama sahası içine alınırken, Giresun Doğayı Koruma Topluluğu’nun çağrısıyla çevre örgütleri ve yurttaşlar doğa talanına karşı 17 Nisan Cuma günü Debboy’dan meydana yürüyüş gerçekleştirecekler.

YAYLALAR TEHDİT ALTINDA

İhale haritalarına göre Giresun merkez, Bulancak, Dereli, Yağlıdere, Piraziz ve Şebinkarahisar’da geniş bir alan maden arama faaliyetlerinin hedefinde. Giresun’un en önemli yaylalarından biri olan, aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından turizm merkezi ilan edilen Kümbet Yaylası’nın da bu alanlar arasında yer alması tepkinin büyümesinde etkili oldu.

GİRESUN’UN TAHRİP BELLEĞİ

Gazete Pencere’ye konuşan Giresun Doğayı Koruma Topluluğu’ndan Emirhan Yılmaz, kentte yıllardır biriken tahribat hafızasının bu direnişin temel nedenlerinden biri olduğunu söyledi. Yılmaz, “Giresun’un böyle bir travması var bu konuya dair. O yüzden ekstra bir direniş görüyoruz” dedi. Giresun’un Türkiye’de en çok HES bulunan ikinci il olduğunu hatırlatan Yılmaz, Karadeniz Sahil Yolu’nun dolgu malzemesi için dağlardan sökülen kayalarla yapıldığını, bu süreçte açılan yaraların ise hiçbir zaman gerçekten rehabilite edilmediğini anlattı.

Yılmaz, bugün yaşananların yalnızca yeni bir ruhsatlandırma meselesi olmadığını belirterek, “Giresun resmen yağma ediliyor, satılıyor. Biz hatta bunun için ‘Sahibinden satılık şehir’ başlığını kullandık” ifadelerini kullandı. Kentin yalnızca dağlarının değil, yeraltı kaynaklarının, su varlıklarının ve yurttaşların sağlığının da tehdit altında olduğunu vurgulayan Yılmaz, özellikle merkez bölgesindeki olası madencilik faaliyetlerinin içme suları açısından ciddi risk yaratacağına dikkat çekti.

MADEN SAHASI GİRESUN’UN YÜZDE 85’İNİ KAPSIYOR

TEMA Vakfı’nın MAPEG verileri üzerinden hazırladığı çalışmaya göre Giresun’un yüzölçümünün yüzde 85’i madencilik faaliyetlerine açılabilecek alan olarak görünüyor. 2022 verilerine göre ilin yüzde 14’ü işletme alanı, yüzde 17’si arama alanı, yüzde 55’i ise ihale edilebilir alan statüsünde. Resmi açıklamalarda fiili kazı oranının düşük olduğu savunulsa da kentte asıl itiraz, ruhsatlandırılan alanların büyüklüğüne ve gelecekte yaratacağı geri dönüşsüz tahribata yöneliyor.

SU KAYNAKLARI DA TEHDİT ALTINDA

Yılmaz, maden çalışmasıyla birlikte Giresun’un su sıkıntısı yaşama riskine de dikkat çekti, “Giresunluların çoğu sularını yeraltı sularından sağlıyor. Atık havuzunda olabilecek bir sızma, hele merkez mevkisindeki köylerde yaşanırsa bu, Giresun’un su sıkıntısı yaşaması demek” dedi. Giresun’da daha önce yaşanan maden kaynaklı çevre felaketlerini hatırlatan Yılmaz, 2018 ve 2021’de iki ayrı atık havuzu taşmasının kente ağır bedeller ödettiğini söyledi. Yılmaz, “Yönetmeliğe uygun olursa iyi olur diyenler var. Yönetmeliğe uygun olmuş hali bu” sözleriyle, denetim ve güvence söylemlerine tepki gösterdi.

MADEN SAHASI BÖLGEYE İSTİHDAM GETİRİR Mİ?

Maden projelerinin sık sık “istihdam” vaadiyle savunulduğunu ancak bunun gerçeği yansıtmadığını da belirten Yılmaz, bölgede planlanan faaliyetlerin büyük ölçüde açık ocak madenciliği olduğunu, bu nedenle geniş bir yerel istihdam yaratılmasının söz konusu olmadığını söyledi. “Yeraltı madenciliği gibi kazma kürekle yerin altına inecek, bir köyden 20-30 kişinin çalışacağı bir model yok. Bu tamamen bir yalan” diyen Yılmaz, asıl riskin tarımın ve kırsal yaşamın tasfiyesi olduğunu kaydetti.

KENT SLOGANINDAN KİRAZ ELENDİ, SIRA FINDIKTA

Direnişin merkezinde yalnızca doğa değil, Giresun ekonomisinin temel dayanağı olan fındık da bulunuyor. Yılmaz, “Giresun’un ürettiği tek pazar payı olan tarım ürünü fındık. O fındıkla düğün yapılır, ameliyat olunur, bir ailenin bütün yılı döner. Şimdi bu ortadan kalkacak” dedi. Giresun fındığının endemik niteliğine dikkat çeken Yılmaz, Giresun belediyesinin "Kirazın Anavatanı, Fındığın Başkenti Giresun" sloganını hatırlattı ve “Giresun'da kiraz fidesi yok, kalmadı. Yakında fındık da kalmayacak” dedi. Kentte yıllardır devlet politikalarıyla uyumlu bir toplumsal yapı bulunduğunu, buna rağmen bugün yaygın bir “Giresun gözden çıkarıldı” duygusunun oluştuğunu aktaran Yılmaz, son günlerde bazı bölgelerde iktidar milletvekillerine dahi sert tepkiler gösterildiğini anlattı.

'GİRESUN’UN SONU BÖYLE OLMASIN'

“Giresun için harekete geç”, “Giresun’un sonu böyle olmasın” sloganlarıyla yapılan çağrılarda, 17 Nisan Cuma günü saat 17.00’de Debboy’dan meydana yürüyüş düzenleneceği duyuruldu. Kentteki çevre örgütleri, yaylaların, köylerin, su havzalarının ve tarım alanlarının madenciliğe açılmasına karşı bu yürüyüşün yalnızca bir protesto değil, Giresun’un geleceğine sahip çıkma çağrısı olduğunu vurguluyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar