Mike Pompeo The Washington Post'a yazdı: ABD, Suriye’de tehlikeli bir kumar oynuyor
ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminin Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo, Suriye'deki gelişmelerle ilgili bir yazı kaleme aldı. Pompeo, Şara'ya Maduro'yu hatırlattı
GAZETE PENCERE - ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminin Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo, Suriye'deki gelişmeler hakkında The Washington Post’a bir yazı yazdı.
Pompeo’nun “Amerika Suriye’de tehlikeli bir kumar oynuyor” başlıklı makalesi şöyle:
ŞARA HÜKÜMETİ AZINLIKLARI KORUMA KAPASİTESİNDEN YOKSUN
IŞİD’in nasıl yükseldiğini unutmayalım: Amerika’nın geri çekilmesi ve verdiği sözleri tutmaması sayesinde. Başkan Barack Obama’nın Irak’tan feci şekilde çekilmesi bir boşluk yarattı ve IŞİD bu boşluğu hızla doldurdu. Örgüt zirve noktasında Suriye’nin üçte birini ve Irak’ın yüzde 40’ını kontrol ediyordu – bu alan yaklaşık olarak Büyük Britanya büyüklüğündeydi. Obama’nın “özür turları”, Amerika’nın düşmanlarını sürekli yatıştırması ve “kırmızı çizgileri” uygulamaktaki isteksizliği IŞİD’i cesaretlendirdi; örgüt Amerikalı esirlerin kafasını kesti ve Paris, Brüksel ve Orlando da dahil olmak üzere dünya genelinde yeni bir terör dalgasını tetikledi.
Trump yönetiminin yeni Suriye hükümetiyle yapıcı bir ortaklık kurma umudu anlaşılabilir. Ancak Şara’nın El Kaide bağlantılı bir yapının lideri olarak geçmişi, son derece temkinli olunması gerektiğini göstermektedir. Gerçek şu ki, Suriye Savunma Bakanlığı’nın saflarında çok sayıda İslamcı ve Müslüman Kardeşler sempatizanı bulunmaktadır ve geçen yıl boyunca dini ve etnik azınlıklara yönelik süren saldırılar, hükümetin ya bu grupları koruma kapasitesinden ya da iradesinden yoksun olduğunu ortaya koymaktadır.
SDG İLE HÜKÜMET GÜÇLERİ ARASINDA TAMPON HATTI OLUŞTURULMALI
2019 tarihli Sezar Yasası’nın – Esad rejimini destekleyen kişi, kurum ve şirketlere yaptırım getiren yasanın – kaldırılmasına dair makul gerekçeler olsa da, bunun yapılması ABD’nin yeni Suriye hükümeti üzerindeki kritik bir baskı aracından vazgeçmesi anlamına geliyordu. Ne yazık ki şimdi bu yanlış güvenin bedeli ödeniyor gibi görünüyor.
Bu noktaya nasıl gelinmiş olursa olsun, Washington ortaklarını desteklemek ve Şara üzerindeki nüfuzunu yeniden tesis etmek için hızlı ve kararlı adımlar atmalıdır.
İdeal olarak bu, DSG ile hükümet güçleri arasında bir tampon ya da ayrım hattı oluşturulmasıyla başlamalıdır; bu hat sınırlı bir ABD ve koalisyon varlığıyla desteklenebilir. En azından yönetim ve Kongre birlikte hareket ederek, Şara’yı azınlıklara yönelik verilen sözleri yerine getirmeye, DSG’ye karşı yürütülen askeri kampanyadan geri çekilmeye ve IŞİD ya da diğer terör örgütlerinin yeniden canlanmasını engellemeye zorlamak amacıyla yaptırımları hızla yeniden devreye sokmalıdır. Yaptırımların hedefleri arasında Suriye petrol sektörü, geçiş hükümetinin kontrolündeki sanayi ve ticaret kuruluşları, finans sektörü ve bireysel milis liderleri yer almalıdır.
ŞARA’YA MADURO HATIRLATMASI: GERİ ADIM ATMAMASI HALİNDE...
ABD, bölgesel ortaklarıyla birlikte, Suriye içindeki farklı çıkar gruplarını koruyan ve iç çöküşü önleyen bir askeri ve güvenlik çerçevesi oluşturmak için benzersiz diplomatik gücünü kullanmalıdır. Bu kolay olmayacaktır; özellikle de Şara hükümetinin Türkiye ile eşgüdüm içinde hareket ettiği düşünüldüğünde. Ancak olası bir felaketi önlemek için, ABD’li politika yapıcıların ve diplomatların, Suriye’yi istikrar ve barış yoluna sokacak bir sonucu güvence altına almak için ellerindeki her aracı seferber etmeleri zorunludur.
“Operation Midnight Hammer”dan Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun yakalanmasına kadar Trump, Amerikan çıkarlarını korumak için sert gücü kullanma konusunda istekliliğini kanıtlamıştır. ABD, Şara’ya bu tehlikeli rotadan geri adım atmaması halinde aynı çizgiyi izlemeye hazır olduğunu net biçimde göstermelidir. Bölgesel istikrar – ve muhtemelen Amerikalıların hayatı – tehlikededir. Suriye’de tarihin tekerrür etmesine izin veremeyiz."
Kaynak:Haber Merkezi