Şam'ın ilerlemesi gündemde: Suriye'de ne değişti? ABD, SDG'yi neden yalnız bıraktı?
Şam yönetiminin SDG'ye karşı hızlı ilerleyişi ve ABD'nin SDG'ye yönelik politika değişimi tartışılmaya devam ediyor.
GAZETE PENCERE - HTŞ yönetimindeki Şam ile SDG arasındaki gerilim çatışmaya döndü ve HTŞ güçleri çok kısa sürede SDG kontrolündeki toprakları ele geçirmeye başladı. Bu esnada SDG'nin yaklaşık 12 yıldır desteğini aldığı ABD'nin HTŞ'ye yönelmesi Kürtler tarafından tepkiyle karşılanıyor. Peki ne değişti? 2026 ile birlikte Halep'te başlayan süreçte neler yaşandı?
Her şey Suriye’de HTŞ’nin başında olduğu Şam yönetimi ile SDG arasında Halep’in Kürt mahalleleri üzerinden başlayan gerilimin çatışmaya dönemsiyle başladı. Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de başlayan gerilim Fırat Nehri’nin batısının tamamına kadar yayıldı.
Aslında bu iki mahalle özelinde HTŞ ile SDG arasında 1 Nisan 2025 yılında bir anlaşma imzalanmıştı. 10 Mart’ta yapılan entegrasyon anlaşmasından farklı olarak yapılan bu anlaşmada SDG iki mahallede bulunan askeri varlığını geri çekti ve yerlerine asayiş kuvveti yerleştirdi.
Ancak HTŞ bu anlaşmaya uyulmadığı gerekçesiyle iki mahalleye de saldırdı. Kısa süreli direnişlerden sonra ateşkes anlaşmasıyla SDG bölgeyi tamamen terk etti.

Ancak HTŞ bu iki mahalleyle de kalmadı Rakka ve Tabka’da bulunan SDG üslerine de saldırılarda bulundu. IŞİD’lilerin tutulduğu hapishanelerin kontrolünü sağladı ve Rakka kent merkezine girdi.
Bu esnada ABD Ortadoğu Temsilcisi Tom Barrack, Mesud Barzani başta olmak üzere Irak’ta bulunan Kürdistan Özerk Yönetimi temsilcileri ve SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi bu çatışmalar sürerken toplantı gerçekleştirdi.
Barrack daha sonra HTŞ lideri Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed El Şara ile buluştu. Şara bu toplantılardan sonra tek taraflı bir anlaşma imzaladı. Anlaşmada Heseke’ye SDG vali atayacak, Mazlum Abdi, bakan yardımcısı olacak, SDG’liler tek tek orduya dahil edilecek ve Kobani’de SDG’nin silahlı yapısı kaldırılacaktı.
Bu tek taraflı anlaşmadan sonra Mazlum Abdi, Şam’a gitti ancak anlaşma sağlanamadı ve çatışmalar daha da arttı. SDG, Fırat’ın batısında özellikle Arap aşiretlerin taraf değiştirmesiyle komple, güneyinde ise kırsal bölgelerini boşaltmak zorunda kaldı. IŞİD’lilerin tutulduğu hapishaneler ve petrol rafinerileri HTŞ kontrolüne girdi.
Böylelikle HTŞ liderliğindeki Suriye ordusu SDG kontrolündeki toprakların çoğunu 48 saatten kısa sürede ele geçirdi.
18 Ocak'ta imzalanan 4 günlük ateşkese rağmen Rakka, Kobani ve Haseke çevresinde çatışmaların sürdüğü bildiriliyor.

ABD-SDG POLİTİKASI
ABD, 2014'ten itibaren Suriye'de IŞİD ile mücadelede SDG'yi en önemli müttefiki olarak görmüş, silah desteği de vermişti. Ancak SDG son çatışmalarda, başta ABD olmak üzere Batı'dan istediği desteği alamadı.
ABD KÜRTLERİ NEDEN YALNIZ BIRAKTI?
BBC Türkçe'de yer alan habere göre; ABD'de eski Türkiye Büyükelçisi (2008-2010) ve eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, University of Oklahama'da Orta Doğu Çalışmaları Merkezi Eş Direktörü Prof. Joshua Landis ve Washington merkezli Savaş Çalışmaları Enstitütüsü Kritik Tehditler Projesi Araştırma Müdürü Brian Carter, BBC News Türkçe'nin sorularını yanıtladı.
SURİYE’DE DURUM DEĞİŞTİ
James Jeffrey, ABD'nin Kürtleri uzun zamandır "IŞİD'e karşı mücadelede etkili bir ortak olarak" gördüğünü söylüyor.
Jeffrey ABD'nin aynı zamanda YPG'nin, "PKK'nın Suriye kolu olduğu" anlayışıyla hareket ettiğini düşündüğünün altını çiziyor.
Türkiye de bu görüşte ve YPG'yi "terör örgütü" olarak nitelendiriyor.
Ancak Kürt Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı YPG, ABD'nin "terör örgütü" listesinde yer almıyor.
Mayıs 2017'de dönemin ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Jonathan Cohen, ülkesinin YPG ile ilişkilerini "geçici, ortak çıkarlara bağlı ve taktiksel" olarak nitelendirmişti.
Cohen, "YPG'ye hiçbir şey vadetmedik. Bu mücadelede yer almak istedikleri için savaşıyorlar" demişti.
James Jeffrey'e göre ABD bu politikasıyla, "NATO müttefiki Türkiye ile karşı karşıya gelmekten ve gelecekte Suriye'nin iç yapısına müdahale etmekten kaçınmayı" amaçlıyor.
Jeffrey bu noktada kendisinin ve diğer Amerikalı yetkililerin, SDG dahil herkese, ABD'nin Suriye'nin geleceğine yönelik tutumunun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2254 sayılı kararına dayandığını hatırlattığını söylüyor.

ESAD’IN DÜŞÜŞÜ
Suriye'de 8 Aralık 2024'te 61 yıllık Baas rejimi son buldu. Devlet Başkanı Beşar Esad Rusya'ya kaçtı, Ahmed Şara ülkenin geçici lideri oldu.
Jeffrey, Suriye'de yeni dönemde, 2254 sayılı kararın büyük kısmının uygulandığını ve uygulanmaya devam ettiğini söylüyor ve ekliyor:
"Dolayısıyla ABD, SDG'ye karşı tutumunu değiştirmedi. Aksine Suriye'de genel durum daha iyiye doğru değişti. ABD'nin artık Şam ve SDG olmak üzere iki ortağı var. ABD, Suriye halkı ve uluslararası toplumla birlikte 2254 sayılı karardaki ilkeleri uygulama şansına sahip."
Jeffrey'e göre ABD'nin Suriye'de önceliği hâlâ ülkenin bütünlüğünün korunması ve Washington bunu "SDG ile ilişkilerini zayıflatmak" olarak görmüyor:
"Esad rejiminin yıkılmasının ardından, en azından ülkedeki Arapların çoğunun, Ankara'nın, Şam'ın ve neredeyse bölgedeki tüm devletlerin iradesine karşı şekilde, yarı bağımsız bir Kuzeydoğu Suriye'yi sürdürmeye çalışmak; ABD, SDG ve bölge için zararlı olacaktır."

TRUMP ŞARA’YI TANIYINCA İŞLER DEĞİŞTİ
Suriye Kürtleri birkaç ay öncesine kadar ülkede federal bir yönetimde ısrarcıydı.
Eski PYD Eş Başkanı ve Başkanlık Konseyi Üyesi Salih Müslim, Eylül ayında yaptığı açıklamalarda, "Yeni Suriye hükümeti adem-i merkeziyetçiliği tanımayı reddederse, bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız" demişti.
“BAĞIMSIZLIK HAYALLERİ SUYA DÜŞTÜ”
ABD'nin Suriye'de Kürtlere karşı pozisyonunun bir süredir önemli bir değişimden geçtiğini düşünenler de var.
Prof. Joshua Landis'e göre Suriye'de son gelişmelerle birlikte "Kürtlerin bağımsızlık hayalleri sönme noktasına geldi".
Joshua Landis, Kürtler için yaşananları, Irak'taki gelişmeler de gözönünde bulundurulduğunda birçok açıdan, "uzun bir yenilgi geçmişine eklenen yeni bir halka" olarak görüyor:
"Irak, onlar için bağımsızlık yolunda en büyük umuttu. Ancak Amerika onları desteklemeyi reddetti."
BARRACK’IN SON AÇIKLAMASI
ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, Suriye için federal bir yönetim modeline karşı olduğunu açıklamış, "en uygun yapının merkezi ve kapsayıcı bir devlet" olduğunu vurgulamıştı.
Tom Barrack 20 Ocak'ta X hesabından yaptığı açıklamada da Suriye'deki Kürtler için en büyük fırsatın, Beşar Esad dönemi sonrası geçiş sürecinde ortaya çıktığını, Kürtlerin birleşik bir Suriye devletine tam entegrasyonu için bir yol sunulduğunu söyledi.
Barrack, Suriye'nin artık tanınan bir merkezi hükümete sahip olmasının, ABD–SDG ortaklığının varlık nedenini değiştirdiğini şu sözlerle açıkladı:
"SDG'nin sahadaki IŞİD karşıtı birincil güç olma rolü büyük ölçüde sona erdi çünkü Şam artık hem istekli hem de IŞİD tutuklularının bulunduğu tesisler ve kamplar dahil olmak tüm güvenlik sorumluluklarını devralabilecek konumda."

TRUMP: PARA VERDİK AMA...
Trump ise dün yaptığı son açıklamada SDG'Ye petrol karşılığı çok para verdiklerini ifade ederek "Kürtleri seviyorum ama şunu anlamalısınız; Kürtlere petrol karşılığında çok para verildi, bunu kendileri için yaptılar, bizim için değil. Yine de onlarla iyi anlaştık ve onları korumaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu.
ABD ETKİSİ SAHADA AZALDI
Brian Carter ise ABD'nin Suriye'de pozisyonunun değişmediğini ancak sahadaki "gelişmeleri etkileme kabiliyetinin azaldığını" düşünüyor.
Carter'a göre ABD'nin Suriye'deki varlığının çok az olması da Washington'un ülkede olayları etkilemeye yönelik seçeneklerini sınırladı, ABD'nin Suriye hükümetinin saldırısını diplomasi yoluyla durdurması mümkün olmadı.
Carter, Suriye hükümetinin, SDG'nin "Fırat Nehri yakınlarında çökmesini", ülkenin kuzeydoğusunu büyük oranda ele geçirme fırsatı olarak gördüğü görüşünde.
Carter sözlerine şöyle devam etti:
"Suriye hükümetinin SDG'ye karşı saldırısı, IŞİD savaşçılarının hapishanelerden kaçması ve SDG'nin hükümete karşı savunma ve karşı operasyonlara başlamaya hazır görünmesi, ülkeyi muhtemelen istikrarsızlaştıracak son derece kaotik ve şiddetli bir duruma neden oluyor."
Kaynak:Haber Merkezi