Türkiye için İsrail tehdidi arttı mı azaldı mı? İsrail ile Türkiye karşı karşıya gelir ml?
İsrail'in bölgede Türkiye hariç saldırmadığı ülke kalmamış durumda. Bu durum Türkiye'yi de önlem almaya ve İsrail'i tartışmaya sevk ediyor.
GAZETE PENCERE - ABD ve İsrail'in İran'a ve Lübnan'a yönelik saldırıları devam ediyor. İsrail'in Gazze'den başlayarak bölgedeki ülkelere bir bir saldırması Türkiye'de de tartışma konusu. Türkiye İsrail'i durdurmaya yönelik somut adım atmasa da iki ülkenin bölgede çatıştığı çok alan var.
Karar yazarı Ahmet Taşgetiren, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının ardından başlayan savaşla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Pek çok insan 'Hameney’in vurulması'nı ürküntü ile karşıladı. Pek çok insan İran’dan sonra 'Sıra kimde - nerde?' diye sordu. Kahredici sorular bunlar. 'İsrail tehdidi' var mı gerçekten Türkiye için?" diye sordu.
Karar yazarı Taşgetiren, "Türkiye için İsrail tehdidi arttı mı azaldı mı?" başlıklı bugünkü yazısında, "Başlıktaki soru acaba tam da bugün, bizim devlet yetkililerinin masasına geldi mi? Malum, Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1 Ekim’de Meclis’in açılışındaki konuşmasında, ardından, yaşanan süreçteki etkinliği bilinen Devlet Bahçeli, “İsrail’in Türkiye’ye yönelik tehdit olduğu”nu ısrarla belirttiler. “İç cephe tahkimi” yaklaşımı da o günlerde dillendirilmişti. O günlerde İsrail, Gazze vahşetiyle ve Suriye’deki aktivitesi ile gündemdeydi. Ve şimdi İran vuruldu. Aslında bu son vuruş değildi, Haziran’da 12 gün savaşı diye nitelenen olayda da yine ABD – İsrail iş birliği ile İran’ın birçok yöneticisi katledilmişti. Son saldırıda dini diler Hameney ve Trump’ın ifadesiyle 35 İran’lı yönetici katledildi. Savaş İran’ın bölgedeki ABD – İsrail müttefiki Arapları da içine alan karşı hamleleriyle sürüyor." diye yazdı.
"Malum, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, “Nil Nehri'den Fırat Nehri’ne uzanan bölgede "İsrail’in Tevrat'a dayalı hakkı olduğunu" iddia ederek, "Hepsini alsalardı iyi olurdu" dedi. Yine malum, işaret edilen yerlerin bir kısmı Türkiye sınırları içinde." ifadelerini kullanan Taşgetiren, "Acaba Huckabee’nin sözleri Ankara’da densiz bir evanjelistin haddi aşan çıkışı olarak mı okundu, yoksa “İsrail tehdidi” konseptinin uzantısı olarak mı kayda geçti?" diye sordu.
İRAN'A SALDIRI OLUNCA BİZ NE DEDİK?
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerikan – İsrail saldırısının “kabul edilemez” olduğunu söyledi öncellikle. İran halkının acılarını paylaştı, sonra Körfez ülkelerine yönelik İran saldırısını eleştirdi, onların da acılarını paylaştı. Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump’ın telefon görüşmesi yaptığı açıkladı.
Ne konuşulmuş olabilir bu telefon irtibatında? Savaş, daha doğrusu ağır Amerikan – İsrail saldırıları devam ettiğine göre Trump’ı durduracak bir etki söz konusu olmadı. Olabilir miydi, sorusu bile fazla.
Belli ki Trump ile gerilim istenmiyor. Başka çare var mı, gibi bir ihtimal üzerinde de düşünülebilir. Ama Erdoğan – Turmp ilişkisinin bu halinin real – politiğe daha uygun olduğu değerlendirmesi benimsenmiş gözüküyor.
Kamuoyunda da “İran savunması” anlamına gelecek bir tavır Amerika ile ilişkiler açısından da İran’la problemli Arap ülkeleri ile ilişkiler açısından da sorunlu bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerinde bir de “İslâm dünyası”na çağrı var. “Başta İslam dünyası olmak üzere tüm aktörlerin acilen harekete geçmesi” çağrısı… İslâm dünyası deyim yerindeyse “lâl ü ebkem…” BM’nin tavrının da özgül ağırlığı yok.
Pek çok insan “Hameney’in vurulması”nı ürküntü ile karşıladı. Pek çok insan İran’dan sonra “Sıra kimde - nerde?” diye sordu. Kahredici sorular bunlar. “İsrail tehdidi” var mı gerçekten Türkiye için?"
Kaynak:Haber Merkezi