Tavuk ve dana kemiğin parayla satılması hayaldi, AK Parti ile gerçek oldu!

Tavuk kemiğin kilosu 50 TL, kuzu kemiğin kilosu 100 TL, dana kemiğin paketi de 120 liradan satılmaya başlandı. Esnaf, eskiden ücretsiz verdiği kemikleri şimdi sattığını söylerken, yurttaş da ete ulaşamadığı dönemlerde kemik aldığını belirtti.

Tavuk ve dana kemiğin parayla satılması hayaldi, AK Parti ile gerçek oldu!

GAZETE PENCERE - Artan hayat pahalılığı ve gıda fiyatları yurttaşın mutfağındaki yükü büyütmeye devam ediyor. TÜİK’e göre Temmuz ayında enflasyon yıllık yüzde 31,75 olarak hesaplandı. Gıda enflasyonu yüzde 37,53'e ulaştı. Türk-İş’in aynı aya ilişkin araştırmasına göre dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcamasını ifade eden açlık sınırı 36 bin 939 liraya çıktı.

Yoksulluk sınırı 120 bin 325 lira ile rekor kırarken tek başına yaşayan bir çalışanın yaşam maliyeti 47 bin 758 lira. Buna karşılık asgari ücret, 28 bin 75 lira ile tüm sınırların altında.

Kırmızı ette de tablo dikkat çekici. Kasaplarda kıyma ve kuşbaşının kilogram fiyatları 1000 lirayı aşarken TÜİK'in son üretim verileri de kırmızı et arzındaki gerilemeye işaret ediyor. Ülkede kırmızı et üretimi 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 10,5 azalarak 1 milyon 885 bin 130 tona düştü. Sığır eti üretiminde gerileme yüzde 11,5 oldu.

KASAP VİTRİNİ DEĞİŞİYOR

Et fiyatlarının hane bütçesi üzerindeki baskısı artarken İstanbul'un Kağıthane ilçesi ile Kadıköy Hasanpaşa’daki kasaplarda dikkat çekici bir değişim yaşanıyor. Kasapların anlatımına göre bir dönem müşterilere çorbalarda ve yemeklerde kullanmaları için ücretsiz verilen ya da değerlendirilmeyen kemikler artık ayrı bir ürün olarak tezgâha çıkıyor.

BirGün’den Meral Danyıldız’ın ulaştığı işletmelerde tavuk kemiğinin kilosu 50 liraya, kuzu kemiği 100 liraya, dana kemiği ise 120 liraya satılıyor. Bazı kasaplar kemikleri müşterilerine hâlâ ücretsiz verirken bazı işletmeciler ise artan talebi karşılamak için dışarıdan kemik satın almaya başladıklarını söylüyor.

‘ETTEN ÇOK GİDİYOR’

35 yıldır kasaplık yapan, yaklaşık çeyrek asırdır da kendi dükkânını işleten Recai Tapan, meslek hayatı boyunca kemik talebinin bu kadar arttığı bir döneme şahit olmadığını söylüyor. Tavuk, kuzu ve dana kemiği sattığını belirten Tapan, eskiden müşterilerine yemeklerde ve çorbalarda kullanmaları için kemikleri bedelsiz verdiklerini anlatıyor. Tapan, son dönemde tablonun değiştiğini belirterek şunları söylüyor: “Şimdi iş tersine, tamamen ihtiyaca döndü. Et alamayan, tavuğu alamayan gelip tavuk kemiği kaynatıyor. Öbürü yemeğine hiç değilse bir tat versin, et koksun diye dana kemiği kullanmaya başladı. Şu anda bu kemikleri resmen yok satıyoruz. Hatta dükkânda kendi sattığımız etlerden çıkan kemik yetmeyince, dışarıdan kemikçilerden ücreti mukabilinde satın almaya başladık. Eskiden bu kadar talep yoktu, şimdi dükkânda etten çok kemik gidiyor.”

Tapan, değişimin nedeninin düşen alım gücü olduğunu düşünüyor: “Bugün bir kilo kıyma bin lira, kuşbaşı bin 200 lira olmuş. İnsanlar evine et alamayınca, en azından çoluk çocuğu kemiğin vitaminini alsın diye uğraşıyor.”

BÜYÜK İLGİ VAR

15 yıllık kasap Mert Sevinç de benzer bir tabloyla karşılaştığını anlatıyor. Mesleğe başladığı ilk yıllarda bugün parayla satılan kemikleri müşterilere ücretsiz verdiklerini hatırlatan Sevinç, son dönemde ürüne yönelik talepte belirgin bir artış olduğunu söylüyor. Normalde kemik fiyatlarının daha yüksek olabileceğini, ancak çalıştığı işletmede yurttaşın satın alabilmesi için fiyatların düşük tutulmaya çalışıldığını belirten Sevinç, müşterilerin alışveriş alışkanlıklarının da değiştiğini ifade ediyor: “İnsanlar et almakta gerçekten çok zorlanıyor, onun için böyle alternatif yollara başvuruyorlar. Kuzu ve dana kemikleri çorbalarda, yemeklerde hazır bulyon yerine kullanılıyor. Tenceresinde gerçek bir et lezzeti, et kokusu hissetmek isteyen vatandaş mecburen kemiği tercih ediyor.”

Sevinç'e göre daralma yalnızca kırmızı ette yaşanmıyor. Beyaz et alışverişlerinde de müşterilerin daha hesaplı yöntemlere yöneldiğini belirten Sevinç “Ette alım gücü inanılmaz düştü. Eskiden dükkâna girip iki kilo, üç kilo et alan insanlara hasret kaldık. Beyaz ette de durum aynı. İnsanlar artık bütün bir tavuk alıp onu parçalatıyor ve o tek tavuktan birkaç çeşit farklı yemek çıkarmaya çalışıyor” diyor.

Beşiktaş’ta kasap Mustafa Özduran da kemiği ücretsiz verdiklerini anlatarak “Biz müşterilerden para almıyoruz ama talep oluyor. İnsanlar çorba yapmak için falan alıyorlar. Kolu kırık olan, kalçası ayağı kırık olanlar iyileşmek için alıyor. Ya da ekonomik zorluklardan dolayı alan çok oluyor. Bizim dükkânımızdan gelip isteyene veriyoruz” diye konuştu.

‘SOFRADA ET GÖREMİYORUZ’

Kasapların anlattığı değişim müşterilerin alışveriş tercihlerine de yansıyor. Evde hasta baktığını söyleyen emekli Kıymet Kılınç, emekli aylığından başka gelirlerinin bulunmadığını belirtiyor. Et alırken miktarı azaltmak zorunda kaldıklarını anlatan Kılınç yer yer kemik de aldıklarını belirterek şöyle konuşuyor: “Bazen kıymanın yerine tavuk alıyoruz. Onu da öyle eskisi gibi bir kilo falan değil; yarım kilo, gramla alabiliyoruz. Bazı zaman da kemik alıyoruz; çorbalarda, pilavlarda kullanmak için. Eskiden pek kullanmazdık ama şimdi mecbur kalıyoruz.” Kılınç, ekonomik koşullar nedeniyle alışkanlıklarının değiştiğini söyleyerek “Eskiden tat versin diye alırdık, şimdi insanlar sofrasında et göremiyor ki... Kasapta da eskisi kadar müşteri yok. İnsanlar artık mecburen kemiğe yöneliyor. Tabii eskiden ücretsiz verilirdi ama şimdi kasapların maliyetleri de belli, ücretiyle veriyorlar” diyor.

‘SENEDE BİR ET YİYORUM’

Ancak herkes pahalılaşan etin yerine kemiği koymayı kabul etmiyor. Hayat şartları nedeniyle 62 yaşında olmasına rağmen çalışmaya devam ettiğini söyleyen Birol Şencan, et alamadığında kemik almak yerine kırmızı eti hiç tüketmemeyi tercih ettiğini anlatıyor. “Bu millet eti nasıl yesin ki? Bakın ben 62 yaşındayım ve hâlâ çalışmak zorundayım. Et alamıyorum diye gidip yerine kemik falan da almıyorum. Onun yerine hiç yemiyorum.” En son yaklaşık bir yıl önce et yediğini söyleyen Şencan sözlerini şöyle noktalıyor: “O da ancak kurbandan kurbana, pay düşerse tüketebiliyorum. Başka da bir şansımız yok zaten.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar