Türkiye’nin önde gelen CEO’ları sanayi 4.0’ı İŞ’te Gelecek’te anlattı
Türkiye ekonomisi dolar kuru, fiyat artışları, enflasyon ve faiz sarmalına sıkışırken, dünya ekonomisi bambaşka bir dönüşümün arifesinde; COVID-19 salgınının daha da hızlandırdığı süreçle artık Sanayi 4.0 ekonominin...

Türkiye ekonomisi dolar kuru, fiyat artışları, enflasyon ve faiz sarmalına sıkışırken, dünya ekonomisi bambaşka bir dönüşümün arifesinde; COVID-19 salgınının daha da hızlandırdığı süreçle artık Sanayi 4.0 ekonominin yeni trendi ve zorunluluğu.
Peki Sanayi 4.0’la birlikte çalışma hayatında ne olacak? İnsanlar gerçekten işlerini robotlara mı kaptıracak? Üretimi makineler yapacaksa insanlar ne üretecek, nasıl para kazanacak, dahası yemek yemeyen, yorulmayan hafta sonu tatili yapmayan robotlarla insanoğlu nasıl baş edecek?
Bu soruların yanıtları Türk Metal Sendikası’nın yayınladığı “İş’te Gelecek” kitabında detaylıca tartışıldı. Gazeteci Hacer Boyacıoğlu’nun hazırladığı kitapta, Türkiye’de sanayi denilince akla gelen şirketlerin en üst düzey yöneticileri, sendikacılar ve akademisyenler, üretim dünyasında nelerin değişeceğini kendi perspektiflerinden anlattılar. Gazete Pencere de önümüzdeki iki gün boyunca, Sanayi 4.0 dönemine ilişkin kitapta yer alan dikkat çekici görüşleri okurlarıyla paylaşacak…
Çalışanların yüzde 8’i yeni nesil mesleklere uygun

Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ve Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası Başkanı Özgür Burak Akkol: ‘Sanayi 4.0 istihdamı düşürmek yerine artırıcı bir etkiye sahip olacak mı’ sorusunun yanıtı hem evet hem hayır. Türkiye’de 2030 yılına kadar 3 milyondan fazla iş artışı bekleniyor. Bu sorunun ‘evet’ kısmını oluşturuyor. ‘Hayır’ bölümüne gelirsek mevcut çalışma arkadaşlarımızın sadece yüzde 8’i yeni nesil mesleklere uygun. En az yüzde 40’ının yeni beceriler kazanması gerekecek. Geç kalırsak, istihdam için tehlike çanları çalar.
MATRIX filmi gibi olmayacak

FORD OTOSAN Genel Müdürü ve OSD Başkanı Haydar Yenigün: Önümüzdeki 10 ya da 30 yıl özellikle üretim sanayi ve onun dijital bağlantıları nedeniyle çok farklı olacak. Karanlık fabrikalar diye bir konsept var. İçinde insan değil, robotlar çalışıyor. Ama yine de Matrix filmindeki gibi tüm fabrikalar insansız çalışıyor, insanlar da zavallı, boş boş dolaşıyorlar… Böyle bir resim yok ortada. Bu otomasyon sistemini ne kadar çok geliştirirseniz, o kadar çok insan gücüne ihtiyaç var. Bu çok net. Ama tabii çok daha yüksek bilgi seviyesinde insana ihtiyaç var.
Tüm konular içinde en önemlisi sürdürülebilirlik

ARÇELİK CEO’SU Hakan Bulgurlu: Tüm konular içinde en öncelikli konu hangisi derseniz, sürdürülebilirlik derim. Biz sürekli tüketerek gidiyoruz. Ama bu tüketimi dizginleyemezsek, karşı karşıya olacağımız felaketleri saymakla bitiremem. Bunlar sıklaşacak ve biz sıkışacağız. Bugün hava durumundan, yağmayan kardan tutun da bunların tarım üzerindeki, ekonomideki etkilerine bakın. Hep kalıcı zarar ve tahribat oluşturan konular. Kaldı ki hepimizin çocukları var. Onlara bıraktığımız dünya da kritik. Sanayi 4.0 bu sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandırmak için de fırsat tanıyor. Kullandığınız kaynakların daha etkin ve verimli kullanılması, karbon emisyonunun düşürülmesi, bunlar hep Sanayi 4.0’la mümkün. Dolayısıyla bunlar el ele gidiyor.
Kritik nokta dijitalleşmeyi kaçırma riski

MAN Türkiye CEO’SU Münür Yavuz: Sanayi 4.0’a tam paket halinde adapte olmaya çalışırsak, fizibil olmayan birçok alan çıkacaktır. Kritik nokta dijitalleşmeyi kaçırma riski. Çünkü otomotivde akış ne? Önce tasarım yapılır, sonra satın alma birimi parçaları alır, üretilir, satış başlar, bayiye gider, bayi müşteriye ulaştırır. Bu zincir değişiyor. TESLA internetten satış yapıyor. Yan sanayiye artık fiziksel sipariş gitmiyor. Onların sisteme girişleri tanımlanıyor. İşin eninde sonunda dijitalleşme var. Üretim dünyasında illa robotlaşmaya gerek yok, ama dijitalleşme kaçınılmaması gereken bir süreç. Sanayi 4.0, robotu dışarıdan alıp onu koymaksa, o bizi bir yere götürmez. Mesele dijital dünyaya uzak kalmamak.
Artan gıda talebine, daralan tarım alanlarının çözümü tarım 4.0

TürkTraktör Genel Müdürü Aykut Özüner: ‘Tarım 4.0’ diye bir kavram var. Kırsal bölgeler daralıyor. Nüfus her geçen yıl büyük şehirlere kayıyor. Dünyada her hafta iki milyon kişi şehirlere yerleşiyor. İkincisi iklim değişikliği, bu konu da aslında birçok bilinmezlik barındırıyor. Üçüncüsü dünya nüfusu hızla artıyor. 2050’ye kadar bugünkü nüfusa iki milyar yeni nüfus eklenecek. Gıdaya ihtiyaç artarken, tarım alanları daralacak. Bu denklemi çözmenin tek yolu ise ‘Tarım 4.0’ dediğimiz tarımda teknoloji kullanımından geçiyor. Amaç daha az, küçük ve kısıtlı alanlardan daha çok mahsul ve verim elde edebilmek.
Sanayi 4.0 nedir?
Sanayi devriminin dördüncü jenerasyonu olarak nitelendirilen Endüstri 4.0, bilişim teknolojileri ile endüstriyi bir araya getirmeyi hedefliyor. İlk olarak 2011 yılında Hannover Fuarı’nda kullanılan Sanayi 4.0 kavramı, o günden bu yana geniş bir yelpazede ana gündem haline geldi. Sanayi 4.0’da, en basit şekliyle internet aracılığıyla makinalar makinalarla iletişim kurup anlaşıyor ve üretim sürecini tamamlıyor. Birbiriyle konuşan makineler ve üretimi insanın minimum katkısıyla tamamlayan akıllı fabrikalar, bu yeni dönemin en belirgin özelliği.
Yapay zekalı robotlar, üç boyutlu tarayıcılar, büyük veri, artırılmış gerçeklik de 4. sanayi devrimiyle hayatımıza giren kavramlar. Bu yeniliklerin tamamı üretimde verim, hız ve kaliteyi artırırken, siber güvenlik problemleri, yapay zekalı robotların kontrolü ve işin geleceği de yeni tartışma konuları olarak öne çıkıyor.
COVID-19’un akıllı çalışma biçimlerini artırmasıyla daha da hızlanan bu dönüşümü Türkiye çalışma hayatı için de tartışmak artık ertelenemez bir zorunluluk haline gelmiş bulunuyor. Türk Metal Sendikas’nın yayınladığı “İş’te Gelecek” kitabında bu tartışmalara küçük bir katkı sağlanması ve çalışma hayatının geleceği için sağlıklı bir müzakere platformu oluşturulması amaçlanıyor.
Yarın: İş dünyası, sendikacılar ve akademisyenler Sanayi 4.0 döneminde Türkiye’yi anlatıyor…