Üniversiteliler obezite klişelerini perdeye taşıyacak
Obeziteye yönelik önyargılı medya diline dikkat çekmek isteyen Türkiye Obezite Araştırma Derneği, üniversite öğrencilerine yönelik kısa film yarışması başlattı. Amaç, obezitenin bir “irade sorunu” değil, tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu anlatmak.
GAZETE PENCERE - Obezite uzun yıllardır yalnızca sağlık alanında değil, toplumsal algı ve medya temsilleri üzerinden de tartışılan bir konu. Uzmanlara göre bu tartışmanın en problemli yönlerinden biri, obeziteyle yaşayan bireylerin filmlerde ve medyada çoğu zaman klişeler üzerinden temsil edilmesi.
Türkiye Obezite Araştırma Derneği (TOAD), bu algıyı değiştirmek için üniversite öğrencilerine yönelik bir kısa film yarışması başlattı. Lilly Türkiye’nin koşulsuz desteği ve Fujifilm’in katkılarıyla düzenlenen “Taşıdığımız Hikâyeler: Obezitenin Görünmeyen Yüzü” başlıklı yarışma, obeziteye ilişkin kalıplaşmış anlatıları sorgulayan hikâyelerin ortaya çıkmasını hedefliyor.
Yarışmanın başvuruları 4 Mart Dünya Obezite Günü’nde başladı. Türkiye genelindeki iletişim, güzel sanatlar ve tasarım fakültelerinde okuyan öğrencilerin katılabileceği yarışmanın ulusal çapta yaklaşık 145 fakülteyi kapsaması bekleniyor.
OBEZİTE KÜRESEL ÖLÇEKTE BÜYÜYEN BİR SORUN
Küresel veriler, obezitenin hızla büyüyen bir halk sağlığı sorunu olduğunu gösteriyor. 2035 yılına kadar dünya nüfusunun yaklaşık yarısının, yani yaklaşık 4 milyar insanın fazla kilo veya obeziteyle yaşayacağı öngörülüyor. 1975’te okul çağındaki çocukların yalnızca yüzde 4’ü fazla kilolu ya da obez kabul edilirken, bugün bu oran yüzde 20’ye ulaşmış durumda.
Uzmanlara göre bu tablo, obezitenin yalnızca bireysel tercihlerle açıklanamayacak kadar karmaşık bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Buna rağmen medya temsillerinde obezite çoğu zaman “irade eksikliği” ya da kişisel başarısızlık gibi gösterilebiliyor. Bu yaklaşım ise obeziteyle yaşayan bireylerin toplumda damgalanmasına yol açabiliyor.
SİNEMADA KLİŞELER HÂKİM
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Deniz Sezgin Emüler’e göre sinema, toplumsal algıları şekillendiren güçlü bir anlatı aracı. Ancak akademik çalışmalar, beyaz perdede ideal beden ölçülerinin dışındaki karakterlerin çoğu zaman önyargılı bir biçimde temsil edildiğini ortaya koyuyor.
Araştırmalar, özellikle çocuk filmlerinde kilolu karakterlerin çoğunlukla “obur”, “pis” ya da “kötü kalpli” gibi sıfatlarla tanımlandığını gösteriyor. Benzer biçimde romantik filmlerde de kilolu karakterlerin aşkı bulabilmesi için önce zayıflaması gerektiği mesajı sık sık işleniyor.
MEDYA DİLİ DAVRANIŞI ETKİLİYOR
Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Başkanı Prof. Dr. S. Ruken Öztürk ise filmlerin yalnızca bir eğlence aracı olmadığını, aynı zamanda güçlü bir anlam dünyası kurduğunu söylüyor. Kamera açıları, müzik, kurgu ve hikâyenin kimin gözünden anlatıldığı gibi unsurların izleyicinin algısını doğrudan etkilediğini belirten Öztürk, genç sinemacıların bu konuda nasıl hikâyeler anlatacağını merak ettiklerini ifade ediyor.
Öztürk’e göre Türkiye’de obezite temalı sürekli bir kısa film yarışmasının bulunmaması da bu girişimi dikkat çekici kılıyor.

ÖDÜL TÖRENİ MAYISTA
Yarışmada dereceye giren filmler için para ödülleri de verilecek. Birinci olan kısa film 100 bin TL değerinde hediye çeki kazanacak. İkinci film 75 bin TL, üçüncü film ise 50 bin TL’lik ödülle desteklenecek.
Yarışmanın jüri başkanlığını yönetmen Pelin Esmer üstlenecek. Jüride ayrıca Prof. Dr. S. Ruken Öztürk, Prof. Dr. Deniz Sezgin Emüler ve Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dilek Yazıcı yer alacak.
Kazananlar, 12–15 Mayıs tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenecek Avrupa Obezite Kongresi kapsamında 13 Mayıs’ta gerçekleştirilecek törende açıklanacak.
Kaynak:Haber Merkezi