Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay hapis cezası: 'Bu karar bir hukuk faciası'

Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer kent uzlaşısı davasında bugün hakim karşısına çıktı. Özer yaptığı savunmada, "Bu dava barış süreci için samimiyet testi" dedi. Mahkeme, Özer'e 6 yıl 3 ay hapis cezası verdi.

Ahmet Özer'e 6 yıl 3 ay hapis cezası: 'Bu karar bir hukuk faciası'

GAZETE PENCERE - Bir yıllık tutukluluğun ardından geçen ay tahliye edilen Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer, “Kent uzlaşısı” davası kapsamında bugün hakim karşısına çıktı. Özer, yaptığı savunmada tüm suçlamaları reddetti.

HAPİS CEZASI...

Savcılığın 'silahlı terör örgütü üyesi olmak' suçlamasıyla 7.5 yıldan 15 yıla kadar hapsini istediği Özer hakkında, 6 yıl 3 ay hapis cezası kararı verdi.

AVUKATINDA AÇIKLAMA: BİR HUKUK FACİASI

Özer'in avukatı Hüseyin Ersöz karar sonrası açıklamalarda bulundu. Ersöz yaptığı açıklamada, "Hukuken kanunun, Anayasa'nın ve dosyadaki delillerin söylediği şey Ahmet Özer'in mahsum olduğudur. Hiçbir örgütle ilişkisinin olmadığı dosyaya girdi. Bizzat mahkeme tarauından toplanmış olan delillerdi. Bu yargılama süreci başladığı andan itibare aleyhe olan tek bir delil bile yoktutr. Geldiğimiz aşama itibarıyla beraat verilmesi gerekirken ne yazık ki bir mahkumiyet kararıyla karşı karşıya kaldık. Bu karar hiçbir yurttaşın kabul edeceği bir karar değil. Bu mahkemeler birçok dava gördü. Bu ülkenin bir hukuk aklı var, neyin suç olup olmadığını kanunlarımız yazar. Bugün karşı karşıya kaldığımız şey bir hukuk faciasıdır" dedi.

Özer'in avukatı Hüseyin Ersöz, duruşma öncesi X hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti: "Esenyurt Belediye Başkanı Prof. Dr. Ahmet Özer hakkında İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın bugünkü duruşmasında, Esasa İlişkin Savunmalar sonrasında hükmün açıklanmasını bekliyoruz.

Yargılama safahatında lehe birçok delil toplandı ve tanıklar dinlendi. Soruşturmanın başından beri yönlendirilmeye çalışılan kamuoyu algısına karşın Mahkemenin yapmış olduğu yazışmalara verilen cevaplarla, algılar ve olgular birbirinden ayrıldı.

Ahmet Özer hakkında emniyet, savcılık ve Yargıtay'dan gelen cevaplarla, yöneltilen suçlamanın mesnetsizliğini ortaya koyan tespitler yapıldı. Bugün dosyadaki deliller doğrultusunda Ahmet Özer'in masumiyetinin beraat kararına işlenmesini bekliyoruz. Esasa İlişkin Savunmalarımızı içeren dilekçemizi 17 Ocak günü Mahkemeye sunmuştu"

HÜSEYİN ERSÖZ: AFAKİ VE ZORLAMA YORUMLAR...

Özer'in avukat Hüseyin Ersöz, esas hakkında savunma yaptı. Ersöz şunları söyledi: "Müvekkilimiz hakkındaki iddianame ve esas hakkında mütalaadaki terör örgütüne üyelik iddiasına dayanak olarak gösterilen hususların objektif, kesin ve inandırıcı delil olma niteliklerini hiçbir suretle taşımadıkları, sübjektif ve afaki yorumlara konu edilen ve çoğu hukuken hiçbir anlam ifade etmeyen tamamen somut gerçeklikten uzak bu hususların örgüt üyeliği isnadına dayanak yapılamayacağı son derece açıktır."

Ersöz, kent uzlaşısıyla ilgili iddialara yönelik şunları söyledi: "İddianamede ve esas hakkında mütalaada müvekkilimize yönelik iddianın temelinde “kent uzlaşısı” kurgusu yer almakta. İddianamede yer verilen bazı PKK yöneticilerinin çeşitli mecralardaki konuşmalarından cımbızlanarak alınan bazı ifadeler, PKK’nın sözde kent uzlaşısı üzerinden belediyelere sızdığına delil olarak gösterilmeye çalışılmaktadır ki bu derece ciddi bir iddia açısından, sadece soyut ve belirsiz nitelikteki konuşmaların delil olarak gösterilmesi dahi iddianın gerçekte ne derece dayanaksız olduğunu ispata yetmekte."

Ersöz şöyle devam etti: "Kent uzlaşısı adı altında PKK/KCK’nın hedefleri doğrultusunda yapılmış ve buna uygun şekilde icra edilmiş gizli bir anlaşmanın varlığını kabule götürebilecek değil herhangi bir delil, en ufak bir emare dahi söz konusu değildir. CHP tarafından seçimlerde başarıyla tatbik edilen “Türkiye İttifakı” modelinin, PKK/KCK’nın bu yönde aldığı bir kararın uygulanması mahiyetinde olduğuna dair doğrudan ya da dolaylı herhangi bir delil mevzu bahis olmayıp iddialar tümüyle afaki ve zorlama yorumlara dayanmaktadır. Bu yönüyle, sırf müvekkilimizin suçlanabilmesi için bu şekilde bir senaryo uydurulmuş ve bunu destekleyebilecek hiçbir delil de gösterme gereği duyulmaksızın, bu senaryo iddianame haline getirilmiştir ki bunun ciddiye alınması elbette olanaklı değildir."

"BENİM İÇİN NE DERECE BÜYÜK BİR ACI OLDUĞUNU TAHMİN EDEMEZSİNİZ..."

Ahmet Özer ise savunmasında şunları söyledi: "Daha evvelden herhangi bir sebeple yargılanmamış olan 64 yaşındaki bir akademisyen ve siyasetçi olan şahsım, sayın Mahkemeniz huzurunda bugün her nasılsa “terör örgütüne üyelik” gibi açıkça dayanaksız ve hatta mantıksız bir isnat sebebiyle yargılanmaktayım ve bu yargılamada artık karar aşamasına gelinmiştir. Maalesef bu yargılamadan önceki soruşturma sürecinde ve yargılamanın ilk kısmında hayatımın 255 gününü, bu mesnetsiz iddia yüzünden tek kişilik bir koğuşta ve dört duvar arasında, en temel hakkım olan “kişi özgürlüğünden” tamamıyla mahrum bir şekilde geçirmek zorunda kaldım. Bunun, benim gibi bir aydın için ne derece büyük bir acı olduğunu tahmin edemezsiniz."

"TERÖR İLE İLİŞKİLENDİRİLMEYİ ZÜL OLARAK GÖRÜYORUM"

"Esasen bu derece haksız ve mesnetsiz bir suçlama için hiçbir delilin bulunamaması son derece normaldir; zira “olmayan” şeyin “bulunması” da mümkün değildir" diyen Özer savunmasına şöyle devam etti: "Benim bir terör örgütüne değil üye olmam, ismimin birlikte anılması dahi olanaksızdır. Akademik camia ve üyesi olduğum CHP dışında hiçbir aidiyetim yoktur. İrademi kimseye, hele ki hiçbir örgüte teslim etmedim, asla da etmem. Bitmesi için yıllardır mücadele etmeme rağmen bugün terör ile ilişkilendirilmeyi bir zül olarak görüyorum. Bir bilim insanı ve barışsever bir yurttaş olarak; hayatım boyunca hiçbir terör örgütüne üye olmadım, fikir ve yöntemlerini asla benimsemedim, terör dahil her türlü şiddetin, fikren her zaman karşısında oldum. Daima, barış içinde birlikte yaşamanın önem ve kıymetine vurgu yaptım, terör ve şiddetin asla bir çözüm metodu olmadığını ifade ettim."

'REMZİ KARTAL'LA TELEFONLA GÖRÜŞTÜ' İDDİALARI...

Özer, Remzi Kartal'la telefon görüşnmesi yaptığına dair iddialara yönelik ise şunları söyledi: "Ben Remzi Kartal isimli şahsın hem kendisini hem de ailesini, Vanlı ve aynı aşiretten olması dolayısıyla tanırım. Kartal ailesi Türkiye siyasetinde önemli yer edinmiş bir ailedir. Ayrıca benim de mensubu olduğum Bruki aşiretinin lider ailelerindendir. Nitekim bu aşiretin uzun süre lideri olan Kinyas Kartal 1965-1980 arasında Adalet Partisinden milletvekilliği yapmış, 1977 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı görevinde bulunmuştur ki bu kişi Remzi Kartal’ın öz amcasıdır. Kinyas Kartal’ın oğlu Nadir Kartal da 19. Dönem DYP Van Milletvekilliği görevinde bulunmuştur. Remzi Kartal’ın ağabeyi Fevzi Kartal da TBMM Van senatörlüğü görevinde bulunmuştur. Remzi Kartal’ın kuzeni olan İrfan Kartal ise Adalet ve Kalkınma Partisi’nden 27. Dönem Van Milletvekilliği yapmıştır.

Yani aile çeşitli siyasi partilerde aktif siyaset yapan üyeleri olan bir ailedir. Remzi Kartal da 1991 yılında SHP Van milletvekili seçilmiş ve uzun yıllar milletvekilliği yapmıştır. Bu dönemde de hem hemşeri olmamız, hem Kartal ailesinden olması hem de siyasetçi olması dolayısıyla görüşmem söz konusu olmuştur. Ancak kendisi yurtdışına çıktıktan sonra kendisi ile bir irtibatım olmadı. Bu çerçevede 2015 yılında bir görüşmem olduğunu da hatırlamıyorum. Nitekim belirtilen bu telefon hattının gerçekten bu şahsın kullanımında olduğuna dair bir delil de gösterilememiştir. İddianamede sadece uluslararası GSM hatlarında yapılan sorgulamada bu bilgiye ulaşıldığı belirtilmiş ise de bu sorgulama nasıl yapılmıştır? Belgesi nerededir? Buna dair bir açıklama söz konusu değildir. Bu nedenle söz konusu telefon hattının gerçekten bu şahsın kullanımında olup olup olmadığı dahi belli değildir."

"HAYAL ÜRÜNÜ ÇIKARIMLAR, TAMAMEN MESNETSİZ..."

"Tüm bu hususların da açıkça gösterdiği üzere Remzi Kartal ile görüşme iddiası ve buna dayalı olarak ileri sürülen hayal ürünü çıkarımlar tamamen mesnetsizdir" diyen Özel sözlerine şöyle devam etti: "Bu hususları tek tek ispatlamamıza rağmen iddianamede HTS kayıtlarına dayalı olarak ileri sürülen isnatların esas hakkında mütalaaya da aynen alınması, iddia makamının taraflı ve önyargılı davrandığının açık bir göstergesidir."

"Yargının bizi ucuz siyasi manevralara alet etmemesi gerekiyor" ifadelerini kullanan Özer, “Aksine, bizim gibi suçsuz insanları koruması gerekmekte” dedi.

Mahkeme başkanına hitap eden Özer, "Derdimizi yürek gözüyle de değerlendirmenizi istirham ediyorum" dedi.

"BU DAVA BARIŞ SÜRECİ İÇİN BİR SAMİMİYET TESTİ"

“Ahmet Özer davası, ‘barış süreci’ için bir samimiyet testidir” diyen Özer, yaklaşık 1.5 saat süren savunmasının sonunda, üzerine atılı suçlamaları reddederek beraatını ve adli kontrol kararlarının kaldırılmasını talep etti.

NE OLMUŞTU?

Ahmet Özer, PKK üyeleri ile irtibatta olduğu iddiası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 30 Ekim 2024’te gözaltına alınmış ve aynı gün çıkarıldığı mahkemece tutuklanmıştı.

İçişleri Bakanlığı kararıyla Özer görevinden uzaklaştırılmış, yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy kayyum olarak atanmıştı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ahmet Özer’in 6 ay önce seçim zamanında sabıka kaydının temiz olduğunu, aday olma izni verildiğini, alınan mahkeme kararının soyut ve asılsız olduğunu vurgulamıştı.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar