Aziz İhsan Aktaş davasında 10. gün | Aziz İhsan Aktaş: AK Partili belediyelerden de ihale aldık
Aziz İhsan Aktaş davası 10. günde devam ediyor. Aziz İhsan Aktaş savunmasını sundu; "Örgüt değil istihdam oluşturdum" dedi
GAZETE PENCERE - Kamuoyunda “Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” olarak bilinen İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında kritik bir aşamaya gelindi. Aralarında 5’i tutuklu olmak üzere 7 CHP’li belediye başkanının da bulunduğu 200 sanığın yargılandığı davada, ilk duruşmanın 10. gününde devam etti.
Duruşmanın bu gününde Aziz İhsan Aktaş savunma verdi.
DURUŞMADA YAŞANANLAR ŞÖYLE:
SORU CEVAP KISMINDA SORULARA CEVAP VERMEDİ
Avukat: BELTAŞ’a ait hastane taşınmazı satın aldığınız bedelin olması gerekenden daha yüksek bir bedel olduğunu söylüyorsunuz. İkinci sırada size en yakın teklif veren Mehmet Arıca 470 milyon TL ve siz bu satışın gerçek bir satış olduğunu, açık artırılmaya katılan ve teklif veren diğer şahıslarla bu konuda herhangi bir irtibatınızın olmadığını iddia ediyorsunuz ama aynı zamanda bu taşınmazın bu rakamı etmediğini de söylüyorsunuz. Taşınmazın değeri bu kadar bu rakam değilse satışa katılan kişi nasıl 450 milyon TL teklif etti? Taşınmaz değeri olduğundan az ise buna ne oluyor?
Aziz İhsan Aktaş: Bu konuyla ilgili cevap vermek istemiyorum.
Avukat: Siz dediniz ki ben gayrimenkulü hakkedişlerimi alabilmek için satın almak zorunda kaldım. Yani bu insanlar size biz bu gayrimenkulü satacağız, siz almazsanız ve başkası alırsa belediyenin kasasına para girse dahi sizin ödemenizi yapmayacağız mı dediler? İlla siz alacaksınız, sizin şirketiniz üzerine alınacak mı dediler?
Aziz İhsan Aktaş: Bu konuyla ilgili cevap vermek istemiyorum
Avukat: Devam ediyorum. Burası bu bedellere çıkamayacağınız bir gayrimenkulse bıraksaydınız, irtibatınız olmayan ikinci en yüksek teklif veren kişiye kalsaydı. Bu durumda zaten belediyenin kasasına para girecekti. İkinci en yüksek teklif bedeli 450 milyon TL ve bu teklif siz olmasanız da verilebiliyormuş. Hangi zorunluluğun altında kaldınız?
Aziz İhsan Aktaş: Savunmamda hepsine değinmiştim.
Avukat: Peki, 450 milyon TL teklif eden Mehmet Arıca ifadesinde diyor ki o gün İsa bana ortak olmayı teklif etti. Ben kabul etmedim. Hangi şartlarda, hangi bedel üzerine ortaklık teklif ettiniz kendisine.
Sanık: Kendisine bir ortaklık teklif etmedim.
14:00 | AZİZ İHSAN AKTAŞ SAVUNMA YAPTI
Aziz İhsan Aktaş ilk kez kürsüye çıktı. Siyah dosyasını eline alarak kürsüde savunmasına başlayan Aktaş, "Benim doğrudan sahibi olduğum ve yönettiğim firma sayısı sınırlı ve sadece 2’dir. 3 ay neden bekledim? Beni mağdur edenleri ortaya çıkarmak ve gerekli belgeleri tamamlamam sebebiyle bekledim, etkin pişmanlıktan faydalanmak için. Örgüt kurma suçuna ilişkin olarak, şirket kurmuşum, örgüt olmuş denmiş; istihdam yaratıp işçi çalıştırmışım, çalışanlarım örgüt üyesi denmiş" dedi.
Her bir iddia için tek tek savunma yapacağını kaydeden Aktaş, "Benim şirketlerim, kardeşlerimin ya da yakınlarımın şirketlerinin hak edişleri zamanında ve düzenli ödenmiyordu. Bazı Belediye Başkanları huzurda belgeler sunarak ödemelerin düzenli olduğunu iddia etseler de talepleri karşıladığımız için hak edişlerimiz düzenli ödeniyordu. Bu yüzden irtikap suçu savunmaları yersizdir. Hani diyorlardı ya, itirafçı değil iftiracı; ben mahkemede tüm itiraflarımı kısaca özetleyeyim. Benden istenenleri bedelleriyle söyledim mi? Söyledim. Paranın hangi bankadan, kim tarafından çekildiğini söyledim mi? Söyledim. Yetmedi, dekont sundum. Araçları kimin aracıyla, ne zaman teslim ettiğimi söyledim. Söylediklerimle paraları teslim alanların hesap kayıtları da eşleşti. Daha ne yapacağım; paraların seri numarasını alıp görüntü mü çekeceğim, ses kaydı mı alacağım?" diye konuştu.
Beşiktaş Belediyesi'ndeki iddialara ilişkin konuşan Aktaş, "30 Nisan'da verdiğim etkin pişmanlık ifadem, 11 Mayıs'taki etkin pişmanlık ifademi aynı şekilde kabul edelim. Fahri Aksoy belediyede çalışmaktaydı, ihaleyi kaybedince Akpolat’ı tehdit etmeye başlamış. Ödemeler resmi yolla yapılmadığı için... Kardeşlerim belediye hak ediş ödemelerini geciktirdiğinde hem maddi açıdan hem de bankalar karşısında hukuki açıdan zor durumda kalıyorlardı. Eylem 45 ile ilgili savcılıkta verdiğim ifadeyi aynen tekrarlarım. Alican Abacı, Akpolat’a AUDİ ve Mercedes araçlarının satın alınması şartı koymuş, araçların gerçekte ne kadara alındığını soruşturma aşamasında öğrendim. 2 araç ödemesi 10 haziran’da yapılan baskı neticesinde alınmıştır. Araçların kardeşlerimin şirketi adına alınmasını istediler" açıklamasında bulundu
AKTAŞ'IN SAVUNMASI ŞÖYLE:
İddianameye girmemiş ama yine Ozan İş ile ilgili bir evrakın mahkememize avukatlarım tarafından sunulmasını isteyeceğim. En son Beltaş (Beşiktaş Belediyesi iştiraki) adına kesilmiş 840 milyonluk bir çek var elimde Sayın Başkan. Bu çek, 3K Reklam Sanayi Ticaret Anonim Şirketi tarafından kesilmiş. Neden kesilmiş? Beltaş’ın bu şirketten ne alacağı var? Hiçbir alacağı yok. Hiçbir alacağı olmayan bir tüzel kişilik, bir belediye şirketine durup dururken 840 milyonluk çek kesiyor.
Aslında bir gerekçesi var: Beşiktaş Belediyesi’nin yapacağı bir reklam ihalesi var. Bu reklam ihalesini henüz yapmadan, Beşiktaş Belediyesi bu reklam ihalesini 3K şirketine verecek, bu 3K da önden teminat çeki veriyor. Yapılmamış bir ihalenin teminat çeki! Ve bu çekin arkasında kimin cirosu var? Beltaş Genel Müdürü Önder Gedik’in cirosu var Sayın Başkanım. Arkasında kimin cirosu var? Ozan İş’in şahsı adına imzası var; ama altında "Başkan Yardımcısı" unvanı basılı. Bu çekin aslı bende duruyor, soruşturma dosyasına da verdim. Yapılmamış bir ihalenin öncesinden alınmış bir çek bu.
Bu çeki niye bana verdiler? Yani şimdi burayı anlatacağım ama anlatmak biraz zoruma da gidiyor. 5 Aralık 2024 tarihi Sayın Başkan; belediyenin bize ödeyeceği çekler var ve bu çek miktarları çok yüksek, yarım milyar civarında. Tam rakamı hatırlamıyorum ama bunları avukatlarım aracılığıyla dosyaya sunacağım. Dürüst ticaret yapan bir iş adamısınız ve 5 Aralık’ta elinizde bir devletin çeki var; 500 milyon civarı. Devlete güvenmezseniz, devletin kurumlarına güvenmezseniz kime güveneceksiniz Sayın Başkanım?
Şimdi ben İstanbul’da yaşıyorum, kardeşlerim İstanbul’da yaşıyor. Yumurtalık güzel, Ceyhan güzel; ülkemizin en güzel ilçelerinden biri ama ben durup dururken, hiç birbirimizi tanımıyorken —ki belediye başkanı olduktan sonra tanışıyoruz, öncesinde bir tanışmamız yok— durduğumuz yerden niye gidip oralardan daire alalım? Sebep nedir? Sadece belediyenin kendisinde değil, ayrıca belediye şirketinde de alacağım var. Ceybel’deki alacağım hâlâ duruyor. Şimdi Ceybel’in yetkilisi belediye başkanı değil ama şirketin en büyük hissedarı belediye; bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bir belediye şirketinin genel müdürü, belediye başkanından habersiz hareket edemez.
Şimdi 'veresiye rüşvet verildi' deniyor ya... Tabii ki cezaevi koşullarını anlattık. Bahsettikleri bir araç var; Mercedes S400. Aracın ödeme dekontu 10 milyon TL. Sayın Savcı, Kadir Bey’in HTS kayıtlarını 30 Temmuz’a kadar istemiş. 31 Temmuz’u savcının istemiş olduğu HTS kayıtlarının içerisinde bulamadık. Bu yüzden mahkeme heyetinden talebim; 1 Nisan 2024 ile 31 Aralık 2024 tarihleri arasındaki Kadir Aydar, Mustafa Aydar, Mustafa Can ve Hakan Toprak’ın kayıtlarının getirtilmesidir.
Sayın Başkanım, örgüt kurma ve yönetme suçundan dolayı suçlandığımdan bu eylemden de yargılanmaktayım. Mevcut rüşvet eylemine ilişkin olarak tarafımca herhangi bir etkin pişmanlık ifadem yoktur. Bu eylem, kardeşimin şirketinin mağdur edilmesi neticesinde, durumdan faydalanarak verdiği ifadeyle o projede çalışan Adnan Tanrıverdi ve Tekin Sönmez'in mağduriyetlerini ortaya koyan bir eylemdir. Bu konuda huzurda dinlenen tanıklarla ve dosya kapsamında söz konusu mağduriyet belgelenmiştir. Bu konuyla birlikte belediye başkanlarıyla herhangi bir ortaklığımız yoktur.
Adıyaman Belediyesi ile ilgili rüşvet eylemine ilişkin olarak tarafımca herhangi bir pişmanlık ifadesi verilmemiştir. Kardeşinin şirketinin mağdur edilmesi neticesinde, proje danışmanı olan sorumlu bir vatandaş olarak vermiş olduğu veya vermiş olduğu tanık beyanı neticesinde ortaya çıkmış bir eylemdir. Bu konuda huzurda dinlenen tanık beyanları ve dosya kapsamına sunulan HTS kayıtları söz konusu mağduriyeti belgelemektedir.
Sayın Başkanım, huzurunuzda bakmanız için bir dosya hazırladım, sunmak istiyorum. Belediyeler ve siyasilerle olan iş ilişkilerimin tamamı ticari hayatın gerektirdiği temellere ve tedbirlere dayalıdır. Herhangi bir iş yapacağım zaman, işin şirketlerimin ticari hayatının devamlılığına uygun olup olmadığına bakarım. Yapılacak işin hangi partiye, hangi siyasiye ya da hangi isme yakın olduğu ile ilgilenmem; partizan bir yaklaşım sergilemem. Benim işim siyaset değildir, ticarettir.
İddia edildiğinin aksine; benim, akrabalarım ve yakınlarımın şirketleri toplamda 400'e yakın kamuda iş almış; bu işlerden AK Parti belediyelerinden 100, CHP belediyelerinden 120, siyaset üstü kurumlar olan devlet dairelerinden 130, diğer parti, kayyum idareleri ve bağımsız kuruluşlardan 50 adet iş almışızdır. Dolayısıyla CHP’li belediyelerden almış olduğumuz iş sayısı, AK Parti belediyelerinden almış olduğumuz iş sayısından çok da fazla değildir. Ancak söz konusu işlerin ticari büyüklüğüne baktığımızda; CHP’li belediyelerden 10.5 milyar civarı, AK Parti belediyelerinden 3.5 milyar civarı, devlet kurumları ve diğer partilerden 800 milyon civarı iş aldık.
Kamuoyuna vermiş olduğum ifadelerle onlarca belediye başkanının tutuklandığı dile getirilse de, benim etkin pişmanlık ifadelerim kapsamında tutuklanan belediye başkan sayısı 4'tür. Bu davada iddianame konusu olmayan Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe, bu davada iddianame konusu olan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin... (Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer ise 13 Ocak'ta yapılan operasyondan üç ay önce tutuklanmıştı). Beşiktaş Belediye Başkanımız Rıza Akpolat ise benimle aynı gün gözaltına alındı.
Beykoz, Şişli, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Şile, Bayrampaşa, Manavgat belediye başkanlarının; Antalya Büyükşehir, İstanbul Büyükşehir, İzmir Büyükşehir eski başkanı ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı'nın soruşturmaları benim etkin pişmanlık ifademle ilgili değildir. Daha önce bahsettiğim üzere; öncelikle benim üç ay kadar süreyle etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma karar sürecim oldu. Avukatlarım vasıtasıyla bu sürece karar verdikten sonra Nisan ayı sonu itibariyle ilk beyanımı verdim. İlk beyanımın verilmesi üzerine yaklaşık 140 gün savcılık makamına sunmuş olduğum bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, teyit edilmesi, doğrulanması süreçleri oldu. Bu süreçlerin tamamlanmasıyla Haziran ayının ilk haftasında adli kontrol (ev hapsi) kapsamında mevcut soruşturma dosyasından tahliye edildim ve ilerleyen süreçte de ev hapsi kaldırıldı. Tüm bu yasal süreçlerden sonra şu an sizin huzurunuzdayım.
Her ne kadar benim tüm CHP belediyelerine karşı art niyetli olduğum yönünde bazı sanık avukatlarınca dile getirilse de; bugüne kadar ben ve yakınlarım 30’dan fazla CHP’li belediye başkanıyla çalışmışken, benim beyanlarımla tutuklanan belediye başkan sayısı 4’tür. Dolayısıyla 30’dan fazla belediye başkanıyla ilgili beyanda bulunabilirdim; ama benim yetişme tarzımda suçsuz ve günahsız insanlara iftira atmak yoktur.
13:30 NURAY BAŞARAN KORUMALARIYLA DAVAYA GELDİ
Bilginay isimli firmanın çalışanlarının yöneticisi tamamlandı. Aziz İhsan Aktaş’ın savunması öncesi onunla röportaj yapan Nuray Başaran iki korumayla salona geldi.
13:00 | ARA BİTTİ SAVUNMALAR BAŞLADI
Ara sonrası savunma veren Aziz İhsan Aktaş'ın kuzeni Ayşegül Ünal şu ifadeleri kullandı:
İddia edilen suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama eylemine ilişkin herhangi bir eylem mevcut değildir. Benim veya şirketimin adına. Keza mal varlığı değerlerini aklama suçuna yönelik iddia da hatalıdır. Efendim onu da belirteyim. Şimdi iddianame içerisinde MASAK raporunda belediyeden gelen herhangi bir para transferine ya da çek tahsilatına rastlanmadığı, aynı zamanda sonuç olarak ihale bedeliyle mal hizmet satışı ve bunlara karşılık olarak banka hesaplarına giren tutarlar arasında farkların bu denli olmasından dolayı ihalenin alınmasına özel bir sebep olabilir denilmiştir. Hatalıdır bu. Efendim şimdi belirtmişler ki şirketimin almış olduğu ihalenin toplam bedeli 9.916 olmasına karşılık ilgili belediyeye 1.898 tutarında mal hizmet satışında bulunulduğuna dair form bilgisine ulaşıldığı hatalı. Belirttiğim üzere ilgili iş kapsamında belediyeye toplamda 9.743 bedelinde 8 adet fatura kesilmiştir. Kesilen faturalar ve hizmetler karşılıklı olarak belediyeden de 4 adet çek alınmıştır. Burada yine ben belediyeyle yapmış olduğum hizmet sözleşmesini edimimi yerine getirdim ve karşılığında hizmetin bedeli olan 4 çeki tahsil ettim. Efendim böylelikle girmiş olduğum ihale sözleşme bedeliyle kesmiş olduğum sekiz fatura karşılığında tahsil etmiş olduğum 4 adet çek bedeli birbiriyle örtüşmektedir. Burada 4 adet çekim, burada hakedişim, faturaların kestiğim 8 adetim de bulunmaktadır. Sizin de takdir gördüğünüz doğrultuda avukatım bunu da dosyaya ekleyecektir. Yani iddianame kapsamında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçuna öncülük teşkil edebilecek hiçbir eylemde yer almadım. Bu sebeple MASAK’ın hatalı raporuna dayanan suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunu kabul etmiyorum. Efendim belki daha başarılı bir iş kadını olacağımı planladığım bir gecede henüz baypas ameliyatı olan babam, 5 ay önce baypas ameliyatı olmuştu. Belinde 21 tane vida bulunan annem de daha yeni ameliyatını geçirmişti ve küçük kız kardeşimin gözleri önünde tutuklandım. Çalışma hayatımda bahsettiğim gibi kendi gayretimle, inatçı tavrımla buralara geldim. Ben yaklaşık 7 ay boyunca suçsuz yere cezaevinde kaldım. Efendim üzerime atılı tüm suçlamaları asla kabul etmiyorum. Hakkımda uygulanan adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını, aynı zamanda şu anda herhangi bir gelirim yok. Bağ-Kur’umu bile ödeyemiyorum. Çünkü şirket ve şahıs hesaplarında tedbir var. Şirket ve şahıs hesaplarının üzerindeki tedbirlerin kaldırılmasını, üzerime atılı suçlamalardan beraat kararı verilmesini ve ayrıca duruşmadan bağışık tutulmayı talep ediyorum. Beni de sabırla dinlediğiniz için sizlere teşekkür ediyorum.
MAHKEME BAŞKANI SORDU
Mahkeme Başkanı: Aziz İhsan Aktaş’ın kurduğu ihale sistemiyle firmaların hiçbirini kendi adına yapmadığı, kardeş ve akrabaları üzerine yaparak diye devam eden bir iddia var. Siz Aziz İhsan Aktaş’la ilgili kısmına cevap verdiniz. Ancak bu diğer firmalardan tanıdıklarınız veya bağlantılı olduklarınız var mı?
-Evet şöyle söyleyeyim. Ben ticaret yapıyorum. Ticaretimin bulunduğu, reel olarak doğru ticaretimde bulunduğum firmalar mevcuttur. Bunları da iddianame kapsamında ticaret yaptığım tüm firmaları da sizlere sunarım.
Mahkeme Başkanı: Peki sahipleri ya da ortakları, yetkililerini bildiğiniz firmalar var mı? Bu şekilde irtibatınızın olduğu.
-Tanıdığım şirketler var.
Mahkeme Başkanı: Aynı binada olmasının sebebi nedir?
-Ben gıda sektörünü bıraktıktan sonra şirketin faaliyet alanını da değiştirdim. Benim bulunduğum konum zaten Koşuyolu’nda aynı yerde olduğu için orada uygunluk gördüm. Oraya taşıdım. Başka yok.
Ozan İş’in Avukatı: Ayşe Hanım 26 Temmuz 2024 günü Kuveyt Türk bankasından şirketiniz banka hesabından bir para çıkışı oluyor. Bize miktarını ve o paranın nereye gittiğini anlatır mısınız? Ne kadar çıkışlı bir paraydı?
-300.000 dolar.
-İddianame kapsamında ben de okudum. Aziz İhsan Aktaş beni aradı. Paraya ihtiyacı olduğunu söyledi. Borç para olarak istedi ve ben de bu parayı kendisine ulaştırdım. Ne için kullandığını, ne yaptığını bilemedim.
Ozan İş’in Avukatı: Şahsi borç için istediği, kişisel şirketler için mi istedi?
-Şirketinin uygunluğu doğrultusunda şirketimden çektim bunu.
Ozan İş’in Avukatı: Peki şirket için istediyse neden şirketine teslim etmediniz de şahsen kendisine verdiniz?
-Kendisinin gönderdiği kişiye ulaştırdım ben.
Avukat: Anladım. Peki bu şirket için istediğini söylediğiniz borcu size geri ödedi mi?
-Ödedi, alacak vereceğimiz yoktur.
Avukat: Ne şekilde ödedi? Banka dekontu var mıdır ödemeye ilişkin?
-Efendim şu anda ne şekilde ödediğini hatırlamıyorum sayın başkanım ama yine kayıtlardan bakarım, dosyaya sunarım.
Mahkeme Başkanı: Parayı daha sonra nerede kullanacağını size söyledi mi?
-Ben bilemem zaten. Ben ifademi verirken de kendisinin benden borç talep ettiğini belirttim. Aramda bir ticari ilişkim de vardır. Aynı zamanda akrabamadır. Bu parayı ne nedenle aldığını bilemem. Bunu da ona soramam zaten. Sormadım.
İntursa Denizcilik ve Taşımacılık Sanayi: İstanbul’da Ayşegül Ünal tarafından 2017’de kuruldu. Ticari sicilde sahibi olarak aynı isim görünüyor. Aktaş’ın kaydı bulunmuyor. Kuruluşundan günümüze kadar 2’si CHP’li belediyeden, 3’ü AKP’li belediyeden 5 ihale aldı.
12.00 | MAHKEMEDE ÖĞLE ARASI
Alınan savunmalardan sonra mahkeme ara verdi. Ara sonrası Aziz İhsan çelik savunma verecek.
11:20 | İSFALT YÖNETİCİLERİ SAVUNMA YAPTI: MAAŞLI ÇALIŞANIM
Duruşmaya, İSFALT İdari İşler Müdürlüğü’nde uzman Murat Delice’nin savunmasıyla devam edildi.
Delice'nin ardından Akın Kumanlı'nın ifadesine geçildi. Kumanlı iddia edilen örgütün üyesi olmadığını söyledi. Kumanlı'nın savunmasında, "Maaşlı bir çalışanım. Hakkımda iddia edilen ‘örgüte üye olma’ suçlamasını kabul etmiyorum.
İhsan Bey’den para talep edildiğini duymuştum. Paraların rüşvet ya da hangi ad altında verildiğini bilmem. Rüşvete aracılık yapmadım. Suçsuzum, örgüt üyesi değilim, rüşvete aracılık etmedim. Beraatımı talep ederim. Ben araç sorumlusuyum, bu paranın ne olarak verildiğini bilme lüksüm yok.
Mahkeme Başkanı: Siz bu paraların ne olduğunu bilerek verdiniz?
Kumanlı: Bana sadece teslim etmem söylendi ve teslim ettim. Sadece görevi icrada bulundum. Bunu bana Aziz İhsan Aktaş söyledi
Tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın avukatı Hasan Sınar, Kumanlı’ya savcılıkta verdiği ifadeyi hatırlatarak sorular yöneltti. Kumanlı, “Söylediklerim duyuma dayalıdır” diye konuştu.
11:00 | ÇAĞRI MAZI SAVUNMA YAPTI
Duruşmada ilk olarak İSFALT İŞ Güvenliği Uzmanı Çağrı Mazı savunma yaptı. Mazı savunmasında şu ifadeleri kullandı:
Haziran 2022'de İSFALT A.Ş.'de Mühendislik ve Planlama Müdürü olarak işe başladım, halen bu görevime devam etmekteyim. İşe başladığım tarihte Birim Fiyat Analiz Şefliği, şirketin yapısal durumundan dolayı müdürlüğüme bağlı olarak çalışmaktaydı. Dolayısıyla yaklaşık maliyet komisyonlarında doğal üye olarak bütün şirketin mal alımı, hizmet alımı ve yapım işleri için oluşturulan komisyonların tamamında bulundum.
Yaklaşık Maliyet Komisyonlarındaki görevim, Mart 2023 tarihinde Birim Fiyat Analiz Şefliği'nin Ticaret Müdürlüğüne geçmesiyle sonlandı. O tarihten sonra, Mart 2023'ten beri oluşturulan herhangi bir ihale dosyasında yaklaşık maliyet komisyonunda bulunmadım. İddianamede 39 numaralı eylemde, İSFALT A.Ş. hizmet araçları kiralaması işi kapsamında yaklaşık maliyeti Mustafa Mutlu ile paylaşmış olmam varsayımından yola çıkarak ihaleye fesat karıştırma suçunu işlediğim iddia edilmektedir. Mustafa Mutlu ile hiçbir yaklaşık maliyeti paylaşmadım; kendisinin de benden böyle bir talebi olmadı, olsa da paylaşmazdım. O tarihte yetkilerini tam olarak bilmiyordum; duruşmalar esnasında sözleşmesi olduğunu ve bu sözleşme kapsamında bütün ihale dosyalarına erişim hakkı olduğunu öğrendim. Hakkımdaki ihaleye fesat karıştırma mahiyetindeki suç isnadı, Mustafa Mutlu'nun imzaladığı sözleşmesi gereği rahatlıkla edinebileceği bilgiler dahilindedir.
20 yılı aşkın meslek hayatımda her zaman yetkinliklerim ve erdemimle yol aldım, görevlerimi liyakatimle aldım. Milyon dolar mertebesinde bütçeler ve harcama yetkileri yönettim; hakkımda herhangi bir soruşturma veya şüphe dahi oluşmamıştır. Mevcutta adli kontrolde imza yükümlülüğüm bile yoktur. Yüce mahkemeden beraatimi arz ve talep ediyorum.
Kaynak:Haber Merkezi