Aziz İhsan Aktaş davasında 16. duruşma | Aziz İhsan Aktaş duruşmaya katılmadı
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü duruşması 16. gününde devam ediyor. Davada suç örgütü lideri olarak yargılanan Aziz İhsan Aktaş davaya katılmadı
GAZETE PENCERE - Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6'sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24'ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı davanın 16'ncı duruşması başladı.
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, bazı tutuklu ve tutuksuz sanıklar ile avukatları katıldı.
Duruşmada, sanıkların yakınları ile bazı CHP'li yöneticiler ve partililer izleyici olarak yer aldı.
DURUŞMADA YAŞANANLAR:
Duruşma savunması henüz alınmayan tutuksuz sanıkların savunmaları ile başladı. Aziz İhsan Aktaş'ın katılmadığı duruşmada şunlar yaşandı:
14:30 | SAVUNMALAR DEVAM EDİYOR: UĞUR UÇAK KONUŞTU
Seren Eldelikoğlu'nun savunmasından sonra şoförler söz aldı. Rıza Akpolat’ın şoförü Uğur Uçak mahkemeye yaptığı savunmasında yasa dışı eylem içine girmediini ifade etti. Uçak şu ifadeleri kullandı:
Ben Beşiktaş Belediyesi'nde 2019 yılında Emirhan Akçadağ'ın şoförü olarak işe başladım. Altı ay bu şekilde çalıştıktan sonra Rıza Akpolat'ın şoförü olarak yaklaşık dört yıl görevime devam ettim. İşim süresince yasa dışı hiçbir eylem veya olay içine girmedim. Bu yaşıma kadar hiç karşılaşmadım bir durumla, bir sabah polis memurlarınca gözaltına alındım ve cezaevinde 42 gün yattım.
Mahkeme başkanı ile diyalog
Mahkeme Başkanı: "'Yapılması gerekenleri yaptım' dediniz ya; neler bunlar? Örnek verir misiniz?"
Uğur Uçak: "Şöyle mesela; aracın servis bakımı için ücret verdiler, onu hesabımdan yatırıp ödedim. Ayrıca Yeşim Akpolat’ın özel (şoförüydüm), operasyon olup tutuklandıkları zaman bizi eve yolladı kıyafet almamız için. O anda bir bavulun içinde paralar gördüm. Gökhan (şoför) eşyaları topluyordu, ben o sırada kıyafetleri alıyordum. O bavul açıldığı zaman içinde paraları gördüm. Hatta içine ziynet eşyaları da koydu. Biz iki bavul ve üç dört kişi birlikte dışarı çıktık. Gökhan bavulu makam arabasına bıraktı. Gri bavulu da eksi ikinci katta Burak Kangal’ın aracına teslim ettik."
Mahkeme Başkanı: "Bir bavul dediniz, hangisiydi o?"
Uğur Uçak: "Gri bavul efendim. Ben eşyalarla çıktım. Bir arabada şahsi eşyalar vardı, diğer gri bavulun içinde ise paralar vardı efendim."
Mahkeme Başkanı: "Peki bu nakit paraları sana kim veriyordu?"
Uğur Uçak: "Efendim şöyle; Emirhan Akçadağ bize belirtiyordu, yatırılması gereken yerlere yatırıyorduk. Mesela bir ödeme yapmışım; otel bizi almıyordu borcumuz var diye. Ben otelin önündeydim, bana para yolladılar, 120.000 TL ödemeyi yaptım. Ardından Rıza Akpolat ve eşi otele gelecekti, odaları ayarladık. O şekilde."
Mahkeme Başkanı: "Peki bu paralar Emirhan’a nereden geliyormuş? Onu biliyor musun?"
Uğur Uçak: "O konuda bilgim yok efendim."
Mahkeme Başkanı: "Bu ilgili yerlere neden direkt ödenmiyor da senin üzerinden ödeniyor? Otele niye elden veya senin üzerinden yatıyor?"
Uğur Uçak: "Hiç bilgim yok efendim. Sadece bizim üzerimizden yapıldığını biliyorum. Zaten paranın hesabıma girdiği ile çıkış yaptığı an arasında ya beş dakika ya bir saat olmuştur. Para aynı gün hesabımdan çıkış yapmıştır."
Uçak'tan sonra Beşiktaş Belediyesi şoförü Mehmet Korkmaz ifade verdi.
14:15 | BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ KÜLTÜR VE SOSYAL İŞLER MÜDÜRÜ KONUŞTU
Beşiktaş Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü İsmail Yalçın da mahkemeye savunmasını sundu. Yalçın savunmasında "Özel belgede sahtecilik yönünden; tarafıma isnat edilen belgeler benim tarafımdan düzenlenmemiştir, benim imzamı taşımamaktadır ve talimatımla hazırlanmış değildir. Bir belgenin sonradan sahte çıkması, o belgeyi şekil yönünden işleme alan memuru suç ortağı yapmaz. Dosyada HTS kaydım yok, para transferim yok, mal varlığı artışım yok. Bu haliyle isnatlar soyut değerlendirmeden ibarettir. Görevli bir devlet memuru olarak şekli işlemleri yerine getirdim. Beraatimi ve duruşmalardan vareste tutulmamı talep ederim" ifadelerini kullandı.
BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ ÇALIŞAMNI GÜN BODUK'UN SAVUNMASI ŞÖYLE:
Ben 1985 yılında Beşiktaş Belediyesi'nde göreve başladım. 41. yılım. 2020 yılında kronik rahatsızlığımdan dolayı rapor aldım; o dönem kronik hastalar evden çalışacak denilmişti. Dosyalar eve geliyordu veya ben gelip imzalarımı atıyordum. İhale yapımı hakkında hiçbir bilgim yok. Görevim farklı olmasına rağmen imza atmak zorunda bırakılıyordum. Mali Hizmetler Müdürlüğü'nde bulunduğum için "mali üye" olarak imza atmak zorunda kaldım. Memur olduğumuz için o müdürlükteki herhangi bir memurun imza atması gerekiyordu, mecburduk.
TANER ÇUHADAR RIZA AKPOLAT'I SUÇLADI
Tutuksuz sanıklardan Taner Çuhadar mahkemeye savunma verdi. Savunmasında Rıza Akpolat'ı suçladı.
İddianamede üzerime atılı suçlara geçmeden önce bazı hususları anlatmak istiyorum. Sayın Başkan, öncelikle sanık Rıza Akpolat'ın basına yansıyan savunmasında 15 yaşındaki çocuğum dosyayla ilgisi olmamasına rağmen bazı çetelerle kıyaslanmıştır.
Çocuğumun sözde çetelerle ilişkisi olduğu ve benim bu nedenle ifade verdiğim beyan edilmiş olup çocuğum hakkında her gün sokaklarda masum çocukları, masum insanları öldüren çetelerle bağdaştırmış, o çetelere mensup olarak yansıtmıştır. Asla gerçeklikle bir bağı olmayan bu ifadesi çocuğumun can güvenliğini tehlikeye atmıştır. 15 yaşındaki bir çocuğu hiçbir şeyiyle alakası olmamasına rağmen sırf kendini kurtarmak için bu denli tehlikeye atmak hangi vicdana, hangi insanlığa yakışır? Sanık Rıza Akpolat'ın bu şekilde bir beyanda bulunması hakka ve hukuka uymadığı ortadadır. Bu konuda gerekli hukuki başvurular vekilimce yapılacaktır. Bu nedenle uzun uzun bu konuda konuşmayı dosyanın içeriği nedeniyle gerekli görmemekle birlikte bu durumla ilgili duygu ve düşüncelerimi açıklama gereğini duydum. Sayın Başkan, sizlere vermiş olduğum ilk ifade sürecimi anlatmak istiyorum. Çünkü her ne kadar sanık Rıza Akpolat bizlere "İtirafçılar, iftiracılar kendilerini kurtarmak için yalan beyan verdiler.
Savcılık tarafından baskı altında kaldılar, tehdit edildiler." dese de biz en büyük baskıyı Rıza Akpolat ve avukat ekibi tarafından gördük. 13 Ocak 2025 tarihinde sanık Rıza Akpolat, başkan yardımcılarından Alican Abacı ve birkaç kişinin daha gözaltına alındığı bir operasyon yapıldı. Sanık Rıza Akpolat'ın ilk savcılık ifadesinde kendisine sorulan işin içerisinde benim de bulunduğum iki eylem hakkında "Haberim yoktur, bilgim yoktur" diye beyanlı ifade vermiştir. Halbuki yapılan bütün işlemler kendisinin talimatıyla yapılmıştır. Savunmamın devamında bunları anlatacağım. Kendisi tutuklandıktan sonra avukatlar ve sanık Yeşim Akpolat beni Nişantaşı'nda bir ofise çağırarak Rıza'nın verdiği ifadeden dolayı savcının benim de ifademe başvuracağını söylemiştir. 3 gün boyunca o ofiste Abdülhalim Topaloğlu tarafından resmen eğitime alındım. Benim nasıl ifade vereceğim bu avukatlar tarafından şekillendi ve onların dediği gibi ifade vermem konusunda bana baskı kurdular. Hatta onlar bana "Taner, senin için savcıya da dilekçe verelim. Onlar gözaltı yapmadan biz beyanda bulunalım" dediler. Ve hatta bana bu şekilde ifade verirsem tutuklanmayacağımı söylediler. Ancak savcılık daha hızlı davrandı ve gözaltına alındım. İfademi bu avukatların söylediği şekilde verdim ve tutuklandım.
14:00 | SAVUNMALAR DEVAM EDİYOR
Beşiktaş Belediyesi'nde mühendis olan Özden Ateş'in savunması şöyle:
2019 yılından itibaren Beşiktaş Belediyesi'nde çalışmaktayım. 2023 yılında memur olarak mühendis kadrosunda görev yapmaya başladım. İddianamede yer alan 12. eylem kapsamında, ihale komisyon üyesi olduğum için bu dosyada yargılanmaktayım.
Ben teklif veren firmaların hiçbirisini tanımıyorum. O gün kurumda olmamdan kaynaklı olarak komisyon üyeliğine yazıldım. İhale dosyasının herhangi bir sürecinde bulunmadım ve ihalenin hangi usulle yapılacağı konusunda herhangi bir yetkim ya da bilgim yoktur. Bulunduğum konum gereği sadece bir memurum. Bu iş ve işlemlerin ihale süreçlerini bilmem söz konusu değildir. Bahsi geçen kişileri veya firmaların hiçbirisini tanımıyorum. Suçlamaları reddediyorum. Sayın mahkemenizden beraatimi talep ediyorum.
Beşiktaş Belediyesi çalışanı Türkan Duruel de savunma verdi:
38 yıllık devlet memuruyum. 2014 yılında Beşiktaş Belediyesi'ne geldim. Daha önce İstanbul İl Özel İdaresi'ndeki memuriyetimde dürüst ve çalışkan olmam sebebiyle mülkiye müfettişlerince görevlendirilip denetimlere katıldım; bunların sonunda teşekkür yazılarım mevcuttur. Sayın Valimizin takdirnameleri sicil dosyamda yer almaktadır. Rahatsızlığımdan dolayı özür dilerim; bu soruşturmada yer aldığım günden beri sağlığım bozuldu, kalp rahatsızlığı geçirmekteyim.
Mali Hizmetler Müdürlüğü'nde görev yaparken, her memur arkadaşım gibi ben de iki ihalede görevlendirildim. İhaleye gitmeden önce her zaman görev tanımımı okuyup giderim. Şöyle ki; mali üye, ihale anında ihaleye katılan firmaların teminat mektuplarını inceler. Yeterliliği var mıdır? Tarihleri uygun mudur? Bunlara bakarız ve ihaleye katılan firmalardan uygun teklif vereni ihale komisyon kararıyla belirleriz.
Memuriyet hayatım boyunca prensip olarak, mali üye olarak görevlendirildiğim hiçbir ihaleyle ilgili firmalarla resmi durum dışında bir görüşme veya iletişimde bulunmadım. İhaleye fesat karıştırma işlemi nedir, nasıl yapılır bunu dahi bilmiyorum Sayın Başkan. 15 Eylül 2025 tarihinde emniyet müdürlüğünde verdiğim ifademe aynen katılıyorum. İddianamede şahsıma yöneltilen suçlamaları kabul etmem mümkün değildir.
12:00 | Beşiktaş Belediyesi şoförü Harun Tuzcu'nun savunması:
"Beş yıldır şoför olarak görev yaptım. Bu süre boyunca müdürüm ne görev verdiyse alt-üst ilişkisi çerçevesinde elimden geldiğince yerine getirmeye çalıştım. Herhangi bir idari veya mali yetkim yoktu. Yaptığım işler uzmanlık gerektirmeyen, tamamen getir-götür mahiyetinde basit görevlerdir. Bu süreçte hiçbir zaman maddi menfaatim veya çıkarım olmadı. Hesabımdan gönderdiğim paraların kaynağını bilmiyorum, hiçbir zaman da sorgulamadım. Bana söylenilen hesaplara gönderim yaptım. Çoğu zaman Beşiktaş Belediyesi Özel Kalem Müdürü Alican Polat'ın ailesine yönelik verilen hizmetleri yerine getirdim. Hatta Alican Polat'ın oturduğu evin kirasını, aidatlarını, özel kalem müdürümden aldığım paralarla ödedim.
İlk gözaltına alındığımızda Alican Polat'ın ekibi Abdülhalim ve Alpaslan'ın yönlendirmesiyle gelen avukatlar tarafından korkutulduk. Bana ve diğer arkadaşlarıma; 'Alican Polat adına ne sorarlarsa bilmiyoruz deyin. Gökhan Bey'i tanımıyorsunuz, Burak Bey'i tanımıyorsunuz, Maya Residences'taki evi bilmiyorsunuz. Yoksa siz de dosyaya katarlar' şeklinde telkinlerde bulunuldu.
Ben hayatımda ilk defa emniyete girdim, ilk defa savcı karşısına çıktım. O gün olayın şoku ve korkusu ile Sayın Savcının sorularına yeterince samimi ve açık cevap veremedim. Tutuklandıktan sonra tamamen kendi irademle, avukatıma dilekçe verdirerek yeniden ifade vermek ve bildiklerimi samimi şekilde anlatmak istedim. Ben bu beyanı kimsenin baskısı altında kalmadan, kendi irademle yaptım; kimseye iftira atmadım. Ne yaşadıysam, ne gördüysem ve ne biliyorsam Sayın Savcıya aktardım. İkinci ifademin de arkasındayım.
Tekrar belirtmek isterim ki; ben ne ailemin ne çalıştığım insanların yüzüne bakamayacak bir iftira atmadım, yalan konuşmadım. Sadece bildiğim gerçekleri anlattım. Ben sadece verilen talimatları yerine getiren bir şofördüm. Bu işlemlerden hiçbir menfaatim olmadı. Herhangi bir organizasyonun parçası olmadım. Bu nedenle üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum ve beraatimi talep ediyorum."
Kaynak:Haber Merkezi