Böcek ailesi otel odasından son nefese kadar dakika dakika ne yaşadı?

Almanya'dan 9 Kasım 2025'te tatil için geldikleri İstanbul'da zehirlenerek ölen anne Çiğdem Böcek, baba Servet Böcek ve çocukları Kadir Muhammet ile Masal'ın ölümüyle ilgili dakika dakika ne yaşadığı ortaya çıktı.

Böcek ailesi otel odasından son nefese kadar dakika dakika ne yaşadı?

GAZETE PENCERE- Almanya'dan 9 Kasım 2025'te tatil için geldikleri İstanbul'da zehirlenerek ölen anne Çiğdem Böcek, baba Servet Böcek ve çocukları Kadir Muhammet ile Masal'ın ölümüyle ilk önce gıda zehirlenmesi üzerinde durulmuş ve midyeci, kokoreççi, lokumcu ve kafe işletmecisi tutuklanmıştı.

Daha sonra ise tutuklanan midyeci, kokoreççi, lokumcu ve kafe işletmecisi serbest kalmıştı. Zehirlenmenin otel ilaçlamasından kaynaklı olduğu adli tıp raporuyla tespit edilmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüpheliler Serkan Kışı, Zeki Kışı, Doğan Cağferoğlu, Hakan Oğlak, Muhammed Moeen Ud Dın Chıstı hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” ve Rustemsha Batyrov hakkında ise “taksirle birden fazla kişinin ölümüne neden olma” suçundan iddianame hazırlandı.

Gazeteci İsmail Saymaz halktv.com.tr’deki “Bir şeyiniz yok’ dediler, bizi gönderdiler” başlıklı yazısında Böcek ailesinin otel odasından son nefese kadar dakika dakika ne yaşadığını kaleme aldı.

YARDIMA GEL; HALİM KALMADI

İşte o yazı…

Umut Baran Dündar, 13 Kasım 2025’te saat 02.15’te Fatih’teki restoranına doğru yürürken, ‘Harbour Suites Old City Otel’in önünde ambulansın beklediğini gördü.

Yardım için durdu.

Sağlık görevlileri, içeride bulunan kişilerin ambulans istediğini ancak cam kapıyı açıp otele giremediklerini söyledi.

Dündar, etrafta bulduğu sert cisimlerle 10 dakika boyunca cama vurduysa da kırmayı başaramadı.

Mahalleden Murat Ayın’ı görüp “Yardıma gel. Halim kalmadı” dedi.

Ayın, cam kapının ardında 37 yaşındaki baba Servet Böcek’in iki yaşındaki kızı Masal’ı kucağında halsiz bir şekilde tuttuğunu, yerde oturur vaziyette olduğunu gördü.

Nihayet, otel çalışanı Muhammad Moeen Ud Din Chıshtı, yemek için gittiği kebapçıdan dönüp kapıyı açtı.

Servet ve Masal Böcek’e ambulansta müdahale ettiler.

Dündar, babaya “Odanızda başka biri var mı?” diye sordu.

"Eşim ve oğlum var" dedi baba.

Dündar ve Ayın, 202 numaralı odaya çıktılar.

Anne Çiğdem, bazanın üzerinde yarı baygın uzanmış haldeydi.

Dündar’a “Beni boşver, oğlumla ilgilen” diye seslendi.

Dündar, beş yaşındaki Kadir Muhammet’in nabzına baktı.

Nabzı alamadı.

Çocuğu kucağına alarak, alt kata indirip ambulansa teslim etti.

Tekrar odaya çıkıp 36 yaşındaki anne Böcek’i aşağıya taşıyarak, lobide koltuğa yatırdılar.

Bir ambulans daha istediler.

Dündar, Böcek’e “Ne oldu?” diye sordu.

Böcek, şöyle karşılık verdi:

Zehirlendik. Dün Çapa Hastanesi’ne gittik. Oradan da aşağıda bulunan hastaneye gittik. Serum takıp ‘Bişeyiniz yok’ dediler, bizi gönderdiler. Midye yedik, midyeden zehirlendik.”

ANNE VE BABANIN SON SÖZLERİ

Dakikalar sonra ambulans geldi.

Baba Okmeydanı Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi’ne getirildi.

Polisler baba Böcek’le görüştüler.

Böcek, 9 Kasım 2025 günü gezmek için Türkiye’ye geldiklerini, 11 Kasım’da Ortaköy’e gittiklerini, tezgahtan midye yediklerini anlattı. Kumpircilerin karşısındaki restoranda oturduklarını, kendisinin kokoreç yediğini, eşi ve çocuklarının çorba içtiğini, lokumcudan lokum aldıklarını, otele geldiklerini, kısa süre sonra mide bulantısı hissettiklerini söyledi.

12 Kasım sabahı rahatsızlıkları sürünce Bezmialem Hastanesi’ne gittiklerini, kendisi ve eşine serum verildiğini anlattı. Çocuklarının Çapa Tıp Fakültesi’nde tedavi edildiğini, taburcu olduktan sonra gece fenalaşarak hastaneye geldiklerini kaydetti.

Baba Böcek, polislerle görüşürken, kendisini iyi hissetmemeye başladı ve entübe edildi. İfade işlemi kesildi.

Anne Böcek de Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde polislerle konuşurken fenalaştı.

ART ARDA ÖLDÜLER

Masal ve Muhammet Kadir, 13 Kasım’da can verdi.

Anneleri ertesi gün…

Babaları 15 Kasım’da hayatını kaybetti.

Adli Tıp raporunda “Kişilerim ölümünün otelde böcekleri öldürmek amacıyla uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu meydana gelmiş olduğu” saptandı.

ÜÇ İTALYAN

Baba Böcek’in son nefesini verdiği gün otelde kalan üç İtalyan uykularından kusarak uyandı.

Mustafa Taamart ve Ayaoub Hamraous 11 Kasım’da, yakın arkadaşları Fakhri Reda ise bir gün sonra gezmek için İstanbul’a gelip aynı otele yerleşmişti.

15 Kasım’da ambulansla hastaneye gittiler.

Dönerden zehirlendiklerini düşündüler.

İfadelerinde şöyle dediler:

“Bir an önce memleketime gitmek istiyorum.”

Üç İtalyan hayatta kaldı.

KOKUDAN RAHATSIZ OLUNCA OTELİ KİLİTLEYİP KEBAPÇIYA GİTMİŞ

Otelin Pakistanlı çalışanı Muhammad Moeen Din Chıshtı, 11 Kasım’da Servet Böcek’le karşılaşmış. Böcek, “Galata’ya, Sultanahmet’e, sahile gideceğiz. Hangi yolları kullanabiliriz?” diye sormuş.

Chıshtı, yolu tarif etmiş.

Ertesi gün gördüğü Böcek’e “Dün nasıldı?” diye sormuş.

Böcek, şöyle karşılık vermiş:

Sahilde midye yedik, midemiz çok kötü, gece biz de çocuklar da çok kötüydü. Hiç uyuyamadık. Çocuklar sürekli kustu, odayı temizleyebilir misiniz? Ayrıca hangi hastaneye gidebiliriz?”

O da en yakın sağlık ocağını tarif etmiş.

Chıshtı, aynı gün saat 22.30’da tekrar mesaiye gelmiş.

Resepsiyonun yanındaki 101 numaralı oda ilaçlandığı için kokudan rahatsız olmuş. Otelde kalanları uyaracağına resepsiyona telefon numarasını ve dış kapının anahtarını bırakıp çıkmış. Dış kapıyı kilitleyip yandaki kebapçıya gitmiş. Yemeği yedikten sonra otelden “Açın kapıyı” diye sesler duyunca iş yerine geçmiş.

Chıshtı, şöyle diyor:

“Kapıda ambulans gördüm. Hemen kapıyı açtım. Ağzında kan bulunan Servet Böcek'in kolundan tutarak dışarı çıkmasına yardımcı oldum. Servet, ‘Odada eşim ve oğlum hasta şekilde bekliyor’ dedi. Anne Çiğdem de lobiye geldi fakat hali çok kötüydü, ayakta duramıyordu, sürekli karnını tutuyordu.”

Aile üç ambulansla hastaneye götürüldü.

NE ŞİRKETİN NE İLAÇLAMA YAPAN İŞÇİNİN SERTİFİKASI VAR

DSS’nin sahibi Zeki Kışı, şirketi yedi yıl önce kurduğunu ifade ediyor.

Şirketin adresi yok.

Home-ofis olarak hizmet veriyor.

İnternette yayınladığı bir ilanla müşteri buluyor.

Genellikle evlerde ve iş yerinde ilaçlama yapıyorlar.

Kışı, sertifikasının olmadığını kabul ediyor.

İlaçlama işini sigortasız ve yevmiyeli olarak çalıştırdığı Doğan Cağferoğlu ile 'adını hatırlamadığı bir şahıs’ ile yapıyor.

Kışı, “Cağferoğlu’nun da sertifikası yoktur” diyor.

‘Alfasc’ ve ‘Cypermetrin’ adlı ilaçları suyla karıştırıp böcekleri ilaçladığını belirterek, “Bunlardan başka ilaç kullanmayız. Alfasc ve Cypermetrin’i nereden aldığımızı hatırlamıyorum” diye konuşuyor.

11 Kasım’da gelen telefon üzerine oteli ilaçlaması için Cağferoğlu’nu gönderdiğini anlatan Kışı şöyle diyor:

“Cağferoğlu, tek başına giderek ilaçlama yaptı. Hangi otele dahi gittiğini bilmiyorum.”

Oğlu Serkan Kışı ise şirkette sigortalı olmak dışında ilaçlama işiyle ilgisinin olmadığını iddia ediyor.

‘SERTİFİKAYA GEREK YOK’ DEMİŞLER

Cağferoğlu ise şirkette iki üç aydır çalışıyor.

Sertifikası yok.

Kendisine işi öğreten ‘Serhat’ isimli çalışan, “Sertifikaya gerek yok” demiş. Serhat’a bu bilgiyi patron Zeki Kışı söylemiş!

Cağferoğlu, yaptığı işlemi şu şekilde anlatıyor:

“Görevli ilaçlama yapılacak odayı gösterdi. Alfasc ve Cypermetrin isimli ilaçlarıı suyla karıştırarak, püskürttüm. Oda içerisinde 16-17 bölgeye filit jel isimli böcek ilacı kullandım. Bu ilaç jel kıvamındadır ve böceklerin yemesi için belirli aralıklarla odaya konur. İlaçlamadan önce tuvalet kapısını ve havalandırmayı kağıt bantla kapattım. İlaçlamadan sonra odanın kapısını bantlayarak, ayrıldım.”

Cağferoğlu, oteli ağustosta da ilaçladığını söylüyor.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar