Boğaziçi'nde dün gözaltına alınan iki öğrenci serbest bırakıldı
Erdoğan'ın dünkü yurt açılışı öncesinde Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kayyum uygulamasını ve üniversite çevresindeki polis ablukasını protesto ettikleri için gözaltına alınan iki öğrenci yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldılar.
GAZETE PENCERE - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın dünkü yurt açılışı öncesinde Boğaziçi Üniversitesi'ndeki kayyum uygulamasını ve üniversite çevresindeki polis ablukasını protesto ettikleri için gözaltına alınan iki öğrenci hakimlik tarafından yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrolle serbest bırakıldı.
Kayyum uygulaması nedeniyle 5 yıldır eylemlerin sürdüğü Boğaziçi Üniversitesi'nde kulüp odalarının şafak operasyonuyla geçen hafta başaltılması üzerine öğrenci eylemleri düzenlenmişti. Dün yurt açılışı için üniversiteye gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ziyareti öncesi de üniversite içi, giriş ve çıkışları ile çevresindeki polis ablukasına rağmen eylemler sürdü. Eylemlerde Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu (SGDF) üyesi Ayşe Cebecioğlu ve Emek Gençliği üyesi Sude Şener gözaltına alındı.
"ÖĞRENCİLER KENDİ ÜNİVERSİTESİNDE DARP EDİLDİ, BOĞAZİÇİ VE HİSARÜSTÜ ADETA BİR KARAKOLA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ"
Geceyi emniyette gözaltında geçiren öğrenciler öğle saatlerinde Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'ni sevk edildi. O saatlerde öğrenci arkadaşları da adliye önünde bir açıklama yaparak, "Boğaziçi Üniversitesinde kulüp odalarının taşınması gündemiyle öğrencileri kendi üniversite binasına sokmamak için rektörlüğün talimatı ile yüzlerce polis kampüste konuşlanarak üniversiteyi günlerdir abluka altına aldı. Bir hafta içerisinde öğrencilere karşı üniversitede barikat kuruldu, öğrenciler kendi üniversitesinde darp edildi, Boğaziçi ve Hisarüstü adeta bir karakola dönüştürüldü." denildi. Açıklamada şu görüşler yer aldı:
"5 YILDIR BU YAĞMAYA KARŞI DİRENEN BİR ÜNİVERSİTEYE ERDOĞAN, ANCAK BÖYLE GİREBİLDİ"
"Son olarak Erdoğan’ın ziyareti gerekçe gösterilerek abluka en üst seviyeye çıkarıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan kampüse rahat girebilsin atanmış rektörle gövde gösterisi yapabilsin diye üniversite, asıl sahipleri öğrencilere ve akademisyenlere kapatıldı. Bu işgale karşı duran, kulüp odalarının taşınmasını protesto eden öğrenciler ise gözaltına alındı. 5 yıldır bu yağmaya karşı direnen bir üniversiteye Erdoğan, ancak böyle girebildi. Bu abluka saray rejiminin güçsüzlüğünün, iktidarının meşruiyetini kaybettiğinin en açık göstergesidir.
Depremde halk enkaz altındayken, kadınlar sokak ortasında katledilirken, çocuk işçiler fabrikalarda, atölyelerde can verirken ortalıkta olmayan devlet, atanmış yönetimin antidemokratik kararlarını uygulamak ve tek adamın ziyareti söz konusu olduğunda bütün imkanlarıyla Boğaziçine yığıldı. Bu bir haftada yaşananlar iktidarın hayalindeki üniversiteyi yaratma çabalarının karşılaştığımız son örneğidir. Bu saldırılar, üniversiteyi sermayenin arka bahçesine çevirme, kamusal ve nitelikli eğitime erişimi engelleme çabalarının bir devamı niteliğindedir.
"ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİNİN YAN YANA GELEBİLECEĞİ BÜTÜN ALANLAR SİSTEMATİK OLARAK TEK TEK ORTADAN KALDIRILMAK İSTENİYOR"
Başka bir 19 Mart’ın yaşanmaması adına üniversite gençliğinin yan yana gelebileceği bütün alanlar sistematik olarak tek tek ortadan kaldırılmak isteniyor. Eğitim yılının başından bu yana üniversite kulüpleri sansür, etkinlik yasakları ve kapatma cezaları ile engellenmeye çalışılıyor. Üniversitemizde çocuk işçi olarak çalıştırılan Hilal Özdemir eli silahlı bir erkek tarafından katledilirken, atanmış üniversite yönetimi hiçbir sorumluluk üstlenmiyor. Etkin CİTÖK inşa etmek için kadın özgürlük mücadelesini büyüten sıra arkadaşlarımız baskılarla karşılaşıyor. Üniversitelerimizin toplum yararına üreten merkezler olması gerekirken iktidarın savaş ve sömürü politikalarını sürdürmek için gereken iş gücünü devşirme merkezlerine dönüşüyor.
"KORKU İKLİMİ İLE DE ÖĞRENCİLER SİNDİRİLMEYE ÇALIŞILIYOR"
Bu amaçlara engel olarak görülen özgür düşünce ortamı ve demokratik üniversite yaşamındansa eser bırakılmıyor. Ünivsersitedeki öğrenci faaliyetlerinin merkezi olan Güney kampüs de tam da bu doğrultuda, belli düzenlemelerle sadece derse girip çıkılan, onun haricinde öğrenciden arındırılan bir kampüs haline getirilmeye çalışılıyor. Bu uğurda pazardan mal kaçırırcasına sabah erken saatlerde kulüp odaları taşınıyor. Üniversite bileşenlerinin iradesi hiçe sayarak alınan antidemokratik kararların üstüne yaratılan korku iklimi ile de öğrenciler sindirilmeye çalışılıyor.
Ancak buna izin vermeyeceğiz. Demokratik ve özerk üniversiteleri inşa etmek için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ayşe ve Sude tam olarak bu duruma itiraz ettikleri için, Boğaziçi üniversitesi öğrencilerinin bütününe bir gözdağı vermek adına gözaltına alındılar. Unutulmasın ki bugün Erdoğan'ın bu kampüse ancak abluka altında girebilmesi Sude, Ayşe ve binlerce öğrencinin mücadelesi sayesindedir. Üniversite gençliği sizin çizdiğiniz sınırlara teslim olmayacak. Bizler üniversitelerin gerçek sahipleri olarak ne kulüplerimizden ne kampüslerimizden ne de demokratik üniversite talebimizden bir adım geri atacağız. Arkadaşlarımızı geri alacağız. Baskılarınız ve ablukanız son bulacak, atanmış rektörleriniz gidecek biz kalacağız!"
YURT DIŞI ÇIKIŞ YASAĞIYLA SERBEST BIRAKILDILAR
Dışarıda arkadaşlarının açıklama yaptığı saatlerde savcılık işlemleri tamamlanan Ayşe Cebecioğlu ve Sude Şener hakimliğe sevk edildi. Sulh Ceza Hakimliği de iki öğrenciyi yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri ile serbest bıraktı. Serbest kalan öğrenciler adliye önünde arkadaşları tarafından karşılandı.
Kaynak:ANKA