Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan hakkında tutuklama talebi
"İrtikap"la suçlanan Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan'ın da aralarında olduğu 13 kişi adliyeye götürüldü. Özcan, yardımcısı Süleyman Can ve Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız'ın tutuklanması istendi.
GAZETE PENCERE - Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında "irtikap" suçlamasıyla Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan ile birlikte gözaltına alınan 13 kişi sabah saatlerinde adliyeye sevk edildi.
Gözaltına alınan isimler arasında Tanju Özcan'ın yanı sıra Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can, Mali İşler Müdürü Naim Ayhan, Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız, Belediye Meclis Üyeleri Hüseyin Ekrem Serin, Buse Özkan ve Cahit Görüş, İmar Müdürü Sinan Pekcan, İmar Müdürlüğü çalışanı Yasin Bargaç, İtfaiye Müdürü (eski İnsan Kaynakları Müdürü) Mehmet Ağan, eski Zabıta Müdürü Hakan Yılmaz, eski Yazı İşleri Müdürü Tahsin Arslan, eski Belediye Meclis Üyesi ve eski Bolu Bel A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Temel de bulunuyor.
Bolu İl Jandarma Komutanlığı koordinesinde 2 gün süren ifade işlemleri tamamlandı. 13 kişi, sabahın erken saatlerinde yapılan sağlık kontrollerinin ardından Bolu Adliyesi’ne götürüldü.
Polis ekipleri tarafından Bolu Adliyesi çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Jandarma araçlarıyla getirilen 13 kişinin savcılıktaki ifadelerinin ardından sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Tanju Özcan, Belediye Başkan Yardımcısı Süleyman Can ve Bolsev Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Ali Sarıyıldız için tutuklama talep edildi.
"ŞİRKETİN HERHANGİ BİR KADEMESİNDE GÖREVLİ DEĞİLİM"
Halk TV'den İsmail Saymaz'ın haberine göre, jandarmada verdiği ifadeyi tekrar ettiğini belirten Tanju Özcan, "Bolu'yu Seviyorum Vakfı benim başkanlığını yaptığım, mahkeme kararı ile kurulmuş bir vakıftır. Bolu'yu Seviyorum Eğitim Ticaret A.Ş. bu vakfın iştirakidir. Bu anonim şirketinin yönetim kurulu başkanı ben değilim. Bolu Bel A.Ş. ise bunlardan farklı olup yüzde 100'ü belediyeye ait olan bir şirkettir. Ben bu şirketin de herhangi bir kademesinde görevli değilim" dedi.
VAKFI KURMA AMACINI ANLATTI
Savcılık ifadesinde vakfı kurma amaçlarını anlatan Özcan, "Bolsev Vakfı'nı kurmamızın amacı Bolu ilindeki fakir ailelere, öğrencilere ve engelli vatandaşlara ve yatalak hastalara yardım yapma amacıydı. Nihai amacı ise büyük bir huzur evi yapmak idi. Vakfı kurma kararımızdan sonra ben Bolu Belediye Başkanı olarak birçok yerde bu vakfa yardım yapılabileceğini söyledim. Bilboardlar aracılığı ile halka da çağrıda bulundum. Bolu'nun ileri gelenlerinden, maddi olarak kazancı yüksek olan şirketlerden, hayır sever olduğunu bildiğimiz kişilerden bu vakfa yardımda bulunmalarını istedim. Bunların dışında Bolu ilinde faaliyet gösteren bankalara da marketlere de bu şekilde yardım edebileceklerini söyledim" diye konuştu.
"TOPLANTI GÜNÜ KESİNLİKLE BİR TEKLİF MEKTUBU VERİLMEDİ"
Yapıldığı iddia edilen toplantıya değinen Özcan, "Söz konusu toplantıda kesinlikle reklam sözleşmesine ilişkin bir teklif metni ve mektubu verilmedi" diyerek, şunları söyledi:
"Yapıldığı iddia edilen toplantıda yine vakfa yardım toplamak amacıyla yapılmış bir toplantıdır. Bu toplantıya Bolu içinde faaliyet gösteren bazı marketlerin temsilcileri katıldılar. Toplantıda da vakıf kurulduğunu, bu vakfın öğrencilere, yaşlılara, engellilere yardım yapacağını söyledim ve vakfa bağışta bulunup bulunamayacaklarını sordum.
Özellikle büyük market yetkilileri doğrudan bağış yapamayacaklarını, ancak reklam vermek için ciddi bütçelerinin olduğunu, bu parayı reklam vermek suretiyle verebileceklerini söylediler. Toplantı günü kesinlikle reklam sözleşmesine ilişkin bir teklif metni ve mektubu verilmedi. Söylediğim gibi reklam konusu büyük market yetkililerin bunu bize söylemesi üzerine açıldı.
Dolayısıyla daha önceden reklam verme hususunda hazırlanmamız ve reklam teklifi verme planlamamız olmadı. Yine o gün kimse olumlu ya da olumsuz sonuç bildirmedi. Ben bu toplantıda toplantıya katılanlara 'Arkadaşlar biz bu bedeli alacağız, ya seve seve vereceksiniz ya da..... vereceksiniz' şeklinde herhangi bir söylemim olmadı. Kaldı ki ben avukat olduğum için böyle bir şeyi bu kadar kişinin içinden söylenmeyecek kadar bilgiye sahibim. Zaten idari tahkikattaki ifadelerde de görüleceği üzere mağdurlardan hiçbiri ifadesinde bundan bahsetmemiştir."
"HUSUMET OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM"
"Savcılık aşamasında alınan ifadeler sırasında bu sözlerden bahsetmişlerdir. Bununda şu nedenle olduğunu düşünüyorum. Bu tarihten yaklaşık bir ay kadar önce benim hakkımda bir soruşturma olduğundan haberim oldu. İfadesi alınan mağdurlardan birkaç tanesi bana ifade verdiği konusunda bilgi verdi. Kendiliğinden bu bilgileri bana verdiler.
Bana ifade sırasında savcıya ifade verirken Bolu Cumhuriyet Başsavcısı odaya geldiğini, kendilerine "başkan sizden para istedi mi" şeklinde soru sorduğunu, ifade veren kişilerin istemedi demesi üzerine 'bazıları öyle demiyor, akıllı olun' diyerek odayı terk ettiğini söylediler. Bu nedenle sonradan verilen ifadelerin bana karşı olan husumet nedeniyle olduğunu düşünüyorum. Zira geçen sene meydana gelen Kartalkaya yangını olayından sonra başsavcılığın belediyeye karşı olan tutumu nedeniyle ben kendisini bizzat HSK'ya şikayet etmiştim. Bundan dolayı husumet olduğunu düşünüyorum."
"KOMİSYON BAŞKANI AKP GRUP BAŞKAN VEKİLİ"
"Toplantı sonrasında market sorumlularının da reklam vermek suretiyle yardım etmek istediklerini belirtmeleri üzerine Bolu Bel A.Ş olarak reklam teklifi düzenlenip market yetkililerine gönderildiğini biliyorum.
Şunu da belirtmek isterim ki ilk zamanlar Bolu Bel A.Ş bilboardları kiralamak suretiyle reklam sözleşmesi yapıyordu. Daha sonra Bolu Bel A.Ş yasal prosedür çerçevesinde bilboardları Bolsev Eğitim ve Yardımlaşma Ticaret Anonim Şirketi kullanımına geçirildi. Daha sonraki yapılan reklam sözleşmeleri Bolsev Eğitim ve Yardımlaşma Ticaret ve Anonim Şirketi ile yapıldı. Bu şirkette Bolsev vakfının iştirakidir.
Göndermiş olunan reklam teklifleri üzerine iki üç ay kadar sonra bazıları ile sözleşme imzalandığını duydum. Zaten vakıf olarak 2024 ekim ayından itibaren 527 ve 528 öğrenciye burs verilmeye başlandı. Burs verilecek öğrenciler vakfın onur kurulu tarafından belirlenen bir komisyon marifetiyle tespit edildi. Ben burs verilen öğrencilerden bir tanesi haricinde hiç birisini tanımıyorum. Bu komisyonda farklı görüşlerden, farklı siyasi partilerden olan esnaf, siyasetçi ve benzeri kişiler bulunmaktadır. Hatta bu komisyonun mevcut başkanı da AK Parti Bolu Belediyesi Grup Başkan Vekilidir. Dolayısıyla verilen burslarda herhangi bir ayrımcılık, öğrenci seçme gibi bir durum söz konusu değildir."
"DENETİMLER RUTİN UYGULAMA"
"Bolu ilinde 2024 yılı içerisinde marketlerde gerçekleşen denetimler rutin denetimlerdir. Zaten Bolu ilinin küçük olması sebebiyle mağdur olarak ifade veren kişilerin sorumlu olduğu marketler dışında pek fazla market bulunmamaktadır. Yüzde 90'ı bu marketlerden oluşmaktadır. Dolayısıyla rutin denetimlerde bu marketlerin yoğunlukta olması bu nedenledir. Ayrıca bu marketlerin denetimi ile ilgili o dönemlerde hem bakanlıktan hem cumhur başkanlığından belediyelerin denetimlerini sıklaştırması istendi.
Gerekçe olarak da Sanayi ve Ticaret İl Müdürlüğünün personelinin yetersiz olduğu söylendi. Yapılan denetimlerin iddia edilen reklam görüşmeleri ile herhangi bir bağlantısı yoktur. Mağdurlarda ifadelerinde yapılan denetimlerde açıkça mevzuata uygun olarak ihlallerin tespit edildiğini, mevzuata aykırı herhangi bir tespitin yapılmadığını söylemişlerdir. Bazı denetimler sonucunda verilen cezalara karşı İdare Mahkemesi ve Sulh Ceza Hakimliklerine başvurular yapılmıştır. Bu başvuruların sadece bir tanesi hariç diğerleri reddedilmiştir. Buna ilişkin bir kısım mahkeme kararlarını sunmak istiyorum. (Bir kısım mahkeme kararları alındı/dosyasına konuldu)"
"İCBAR YOLU İLE MENFAAT SAĞLAMAYA ÇALIŞACAK OLSAM YAZILI BİR TEKLİF MEKTUBU SUNMAM"
"Özetlemem gerekirse, icbar yolu ile menfaat sağlamaya çalışacak olsam yazılı bir teklif mektubu sunmam. Mağdurlar da gerçekten icbar edilmiş olsalardı yapılan her işleme karşı dava açamazlardı. Ben yardım yapılması gerektiğinde açıkça yardım istediğimi zaten belirtirim. Hatta SMA hastası Rüzgar bebek ile ilgili şuan kampanyamız vardır. Onun içinde açıkça yardım istiyoruz. Ayrıca bunun dışında Bolu spora, Bolu ilinde yapılan camilere, konserlere, fuarlara da yardımda bulunulması için hayırseverlerden ricacı oluyorum. Yani sadece kendi vakfımız için değil Bolu'nun yararına olan her şey için yardım talep ederim.
Ben yapılan toplantıda kimseden zorla reklam sözleşmesi yapmasını istemedim. Yapılmaması halinde herhangi bir yaptırımda bulunacağıma ilişkin tavır göstermedim. Hatta bu konuda ısrarcı bile olmadım. Yapılan denetimlerin mevcut toplantı ile hiçbir alakası yoktur. Rutin denetimler de şikayet üzerine yapılan denetimler belediye başkanlığımızın asli görevlerindendir. Mağdurlar idari tahkikat kapsamında bu iddialarından bahsetmemişlerdir. Daha sonradan çıkan ifadelerin art niyetli olarak verildiğini düşünüyorum."
"İCBAR DURUMU OLSAYDI RUHSAT VERME İŞLEMİNDE DE ZORLUK ÇIKARTMAMIZ GEREKİRDİ"
"Ayrıca mağdurlara yönelik icbar durumunun olmadığı şuradan da bellidir. Bu marketler iddia edilen denetimler sonrasında da marketler açmışlardır. Biz belediye olarak bu marketlerin açılması için ruhsat veriyoruz. İcbar durumu olsaydı biz ruhsat verme işleminde de zorluk çıkartmamız gerekirdi. Alınan ifadelerden bu konuda herhangi bir zorluk çıkarttığımıza dair bir iddia yoktur. Reklam sözleşmesi imzalayan şirketlerin reklam sözleşme süresi 1 yıllıktır. Sözleşmede sözleşmenin bitimine bir ay kala bir haber verilmesi halinde yeniden sözleşme yapılmayacağı hükmü de vardır. Buna rağmen reklam sözleşmesi imzalayan firmalar sözleşmelerini sonlandırmayıp reklam vermeye devam etmişlerdir. Ücretlerini de ödemeye devam etmişlerdir. Halen bu sözleşmenin geçerli olduğu şirketler vardır. Reklamları bilboardlarımızda yayınlanmaktadır. Hakkımda ifade veren ve reklam sözleşmesi imzaladığını beyan eden şirketlerin halen bilboardlarda reklamları yayınlanmaktadır, sözleşmeleri devam etmektedir. Yine icbarda bulunduğumu söyleyen kişiler aynı şekilde toplantı sonrasında fotoğraf çekildiğini söylemişlerdir. İcbar durumu gerçek olsaydı toplantı sonrasında da bu şekilde bir hatıra fotoğrafı çekilmesi hayatın olağan akışına aykırı olurdu. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum."
Kaynak:Haber Merkezi