Çocukları İmralı'nın karakutusunu anlattı: Adaya kimleri taşıdı?
İmralı'nın karakutusu olarak bilinen bir isim: Nail kaptan! Peki Trabzonlu Nail Kaptan, adaya kimleri taşıdı, bu göreve nasıl getirildi? Ailesi, Trabzonlu Nail Kaptan'ın hikayesini anlattı...
GAZETE PENCERE - Türkiye'nin en yüksek güvenlikli cezaevlerinden biri olan İmralı, Kürt meselesinin çözümü için başlatılan süreçte yeniden gündeme geldi.
Peki çeyrek asır boyunca adaya gidenleri kim taşıdı? Tek seferi İmralı'ya olan önce kosterin sonra İmralı gemisinin kaptanı bu kritik göreve nasıl getirildi? Devlet İmralı kaptanının kim olacağına nasıl karar verdi?
Habertürk'ten Öznur Karslı Çetiner, 5 yıl önce hayatını kaybeden Trabzonlu Nail Kaptan'ın hikayesini ailesinden dinledi...
İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nin 20 yıl daimi görevlilerinden biri olan Nail Kaptan’ı ailesi anlatıyor: 'Ser verip sır vermezdi...'
Çetiner'in haberi şöyle:
Peki, Türkiye’nin en merak edilen adasına gidenler nasıl ulaştı, ziyaretçileri adaya kim taşıdı, gemiden hangi diyaloglar geçiyordu? İşte bu soruların cevabını bilen sadece birkaç kişiden biriydi Nail Kaptan. İmralı Cezaevi’ne bağlı geminin kaptanı, nam-ı diğer Nail Ayanoğlu... Mudanya’nın en gedikli Karadenizli kaptanı Ayanoğlu İmralı görevinden önce yıllarca uluslararası gemi kaptanlığı yaptı.
KAPTANIN OĞULLARI ANLATIYOR: İMRALI BİZE BABAMIZI GERİ KAZANDIRDI
Bu yüzden 2 oğlu ‘hep yolu gözlenen babaydı’ diyor ve İmralı ‘bize babamızı geri kazandırdı’ diye ekliyor diğer oğul Mustafa Ayanoğlu: "İmralı Türkiye'de herkese bir şey çağrıştırıyordur. Bize başka şeyler çağrıştırıyor. Orası onun karakutusuydu. Babam denize çıkardı 3, 5 ay gelmezdi. Böyle büyüdük. Babamız bu işe girdiği zaman ‘babamızın nerede olduğu belli, İmralı’da’ diye bana bir sevinç gelmişti. Gururun yanında önemli bir görevdi. Tecrübesiyle herhâlde denizde, gemide tek insanlardan birisiydi. Deniz çevresinde bilinen bir insandı. İmralı bize babamızı kazandırdı."

DEVLET İMRALI KOSTERİNİN KAPTANINI NASIL SEÇMİŞTİ?
Denizcilerin yakından bildiği Nail Kaptan’a İmralı gemisine reislik etme görevi nasıl gelmişti? Bu kez oğlu Hakan Ayanoğlu anlatıyor: Kaptan kağıdı olan tecrübeli, hükmetmesini bilen bir reis arıyorlar. Babamın niteliklerini uygun gördüler. Mudanya’ya, MİT’ten ve Adalet Bakanlığı’ndan görevliler geldi. Önce titiz bir çalışma yapıyorlar. Babamın adı öne çıkıyor. O günlerde bizim de kulağımıza araştırmalar yapıldığı geldi. Sonunda babama böyle bir teklifle geldiler. Babam da bunu kabul etti. “Nail Kaptan buyur gel bizimle çalış" dediler.
İMRALI’YI SORANLARA SER VERİP SIR VERMEDİ
Nail Kaptan göreve başladığı günden sonra ne ailesine ne eşe dosta İmralı ile ilgili 20 yıl boyunca ser verip sır vermedi. Gemi kaptanlığı yapan büyük oğlu Mustafa Ayanoğlu anlatıyor: Küçük küçük şeyler belki anlatırdı. “Ben bugün denize gideceğim gelmeyeceğim” gibi. Ama içeriği hakkında hiçbir zaman bize bilgi vermedi. “Basından gazeteciler aradı, şunları sordu’ derdi bazen ama o kadar. Babam sana ne verirse o kadarını alırdın. Tam gizli görevdi yani onunki. Genelde sivil giderdi. Bazen orada kalırdı. İmralı 10 gemisi belli bir süre Mudanya limanında kaldı. Sonra ihtiyaçlar büyüyünce gemi de büyüdü Tuzla gemisi Güzelyalı limanına geçti. Babam oradan gidip gelmeye başladı.”

İMRALI’NIN ZİYARETÇİLERİNİ, ASKERİ 20 YIL O TAŞIDI
20 yıl her sabah Mudanya İskelesi'nden hareket eden İmralı gemisine önce adaya götüreceği malzemeleri yüklüyordu Nail Kaptan. Sonra avukatları, aile üyelerini, askerleri adaya ulaştırırdı. Nail Reis'in İmralı seferi tam 20 yıl sürdü: “Babamız gemi kaptanı olduğu için bulutları çok iyi bilirdi. “Şu saatte esecek, iyi esecek, az esecek bugünü kurtarırız, gideriz’ deyip dümene geçer giderdi. İnsan taşımak zor bir şey. İçinde bir de devletin görevlileri varsa.”

FELÇ GEÇİRDİ, DEVLET YİNE ONDAN VAZGEÇMEDİ
İmralı 10 gemisinin kaptanı Nail Ayanoğlu, 2010 yılında felç geçirince görevini iade etmek istedi. Ama devlet de İmralı 10 gemisi de ondan vazgeçemedi. Mustafa Ayanoğlu babası Nail Kaptan’ın İmralı görevindeki son zamanlarını şöyle anlatıyor:
"Felç geçirince hayata küstü dağ gibi bir adam bir günde. Yemiyor, içmiyor, kalkmıyor, konuşmuyor. Hiç unutmuyorum bir yetkili geldi. “Kaptan ne yapıyorsun sen? dedi. Babam 'Bende iş bitti' diye cevap verdi. Yetkili, “Baktım 1 aylık iznin var. 1 ay da ben sana izin veriyorum. 2 ay sonra gemidesin' dedi. Ertesi gün ayağa kalkmalar, yaşam isteği geldi. “Ben hala varım ölmedim, beni de istiyorlar” psikolojisindeydi. Belli ki o görev onu onore ediyordu. O göreve tekrar girebilme azmi onu ayakta tutu. Babam 20 gün sonra göreve döndü. Herkes şok oldu. Çok hızlı iyileşti."
Haberin tamamı
Kaynak:Haber Merkezi