Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün: Ekonomik sorunları çözmeye yargıdan başlamalı

Daha İyi Yargı Derneği’nin, “A’dan Z’ye Türk Yargı Reformu”nu iş ve hukuk dünyasına anlatmak için başlattığı “Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları”nın 20’ncisi, 19 Aralık 2024 Perşembe günü Eskişehir’de gerçekleşti.

Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün: Ekonomik sorunları çözmeye yargıdan başlamalı

Önceki Ekonomi ve Hukuk Buluşmaları, sırası ile Denizli, İzmir, Bursa, Mersin, Edirne, İstanbul, Hatay, Kayseri, Çanakkale, Gaziantep, Konya, Antalya, Diyarbakır, Van, Adana, Tekirdağ, Trabzon, Kocaeli ve Malatya’daydı.

“Sürdürülebilir Büyüme İçin Daha İyi Yargı” başlıklı Eskişehir buluşmasının açılışında ESİAD Başkanı Kenan Işık, Marmara ve İç Anadolu İş Dünyası Federasyonu (MARSİFED) Başkanı Osman Akın, Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Ticaret Borsası Başkanı Ömer Zeydan, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş ve Eskişehir Barosu Başkanı Av. Barış Günaydın konuştu. Ardından, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay, Türkiye ekonomisine ilişkin bir değerlendirmede bulundu. Daha İyi Yargı Derneği Başkanı Av. Mehmet Gün de “ekonomik istikrar için daha iyi yargının gereğini” anlattı. Mehmet Gün, şunları söyledi:

Yargı, yönetimde istikrarın ilk şartıdır

“Bağımsız yargının en önemli işlevi, ülkenin devasa yürütme gücünü kullanan yöneticilerin hukuka uyarlı ve hesapverir olmasını ve sorumlu davranmasını sağlamaktır. Yargının doğal işlevini göstermesi, ekonomi yönetiminin bilimsel ve öngörülebilir makro kararlar almasını sağlar. Yargı, yönetimde istikrarın ilk şartıdır, istikrar da sürdürülebilir büyümenin. Her ikisi, işletmelerin uzak görüşlü plan yapmasını, verimli çalışmasını ve refahın artmasını sağlar.

Ancak Türkiye’de, yürütmeyi denetlemesi, hukukla sınırlandırması ve bunun için yürütmeden bağımsız olması şart olan yargı, adeta Adalet Bakanlığı’nın özel bir dairesi, yürütmenin bir uzantısı haline gelmiştir. Cumhurbaşkanının, atadığı bakanların ve seçilmiş milletvekillerinin, görevlerinin gereklerine aykırı karar ve davranışlarını yargının denetleyemez olması, bugün yaşadığımız ekonomik kriz, eğitim, sağlık, güvenlik ve yolsuzluk sorunlarının kökündeki temel sebeptir.

Yargının, kamu görevlileri hakkında, idari amirlerinden izin almadan doğal görevini yapamaz olması kamu görevlilerini, fiilen hukukun üstünde ve imtiyazlı bir kesim haline getirmiştir. Yönetici kesimin hesapverirliği ve sorumlu davranışı sağlanmadıkça yönetimde istikrar sağlanamaz, yolsuzluk ve rüşvet önlenemez, ekonomik krizlerin de birbirini takip etmesinden kaçınılmaz.

Yargının görevini yapamaması işletmelerin büyümesini kısıtlıyor

Yargı, işletmelerin gelişerek serpilmesine engel olan konularda görevini yapamıyor. Zimmet, emniyeti suistimal, sadakatin ihlali, sırrın ifşası suçlarıyla etkin mücadele edemiyor. Şirket ve sair ortaklıklarda uyuşmazlıklar çözülmüyor. Girişimler profesyonel yönetime geçemiyor, geçmediği için de kurumlaşamıyor. Ortaklıklar güvenle kurulamıyor. Girişimler bir araya gelip güçlenemiyor. Girişimlerin birleşerek tasarruf edeceği kaynaklar israf ediliyor. Küçük girişimlerdeki gelişmek için gerekli finansman yetersizliği gelişmeyi önlüyor. Finansmana erişim zorluğu ortaya çıkıyor. Sonuçta üretim kalitesiz ve işletmelerin rekabet gücü düşük kalıyor. Elde edilen gelirin azlığı üretimden tedarik zincirine birçok soruna neden oluyor gelir dağılımını bozuyor.

Yargının kritik beyaz yaka suçlarında etkin görev yapamaması işletmelerimizin büyümesini kısıtlamakta, küçük kalmaya zorlamaktadır. Bu da ülkemizin gerçek potansiyelini gerçekleştirmeye engel olmaktadır. Türkiye’nin ekonomik sorunları ekonomide değil yargıdadır. Ekonomik sorunları çözmeye yargıdan başlamak zorunludur.

Türkiyenin ihtiyacı yargı reformu

Soruna neden olan süreçleri iyileştirmek, iş yükünü insan kaynakları arasında adil olarak dağıtmak ve dört-beş sene süren davaları üç-dört ayda bitirmek mümkün ve gerekli. Dürüstlük kuralını hayata geçirerek söylenilenlere ve söyleyenlere itimadı güçlendirmek, uyuşmazlıkları, gelişme vasıtası olarak görmek ve yönetmek, mahkemeye gelmeden önce uzlaşmayı sağlamak gerekiyor.

Mahkemelerin sayısını artırmak yerine azaltmalı, kalkınmaya en güçlü katkıyı vermesi için kalkınma bölgeleri bazında optimum yapılandırmalı, uzmanlıkları merkezlerde yoğunlaştırırken, hizmeti halkın ayağına götürmeliyiz.

İşte o zaman Türkiye’nin hukukun üstünlüğü endeks puanı ileri ülkeler seviyesine çıkarken, girişimler doğal gelişimlerine uygun olarak serpilir ve kişi başı milli gelirimiz kolayca 50 bin dolar seviyesine yükselir. Bunun için Türkiye’nin ihtiyacı olan yargı reformunu gerçekleştirmek, en başta bundan en büyük faydayı edinecek olan ticaret ve sanayi odalarına düşmektedir.”

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar