Danıştay'dan bilirkişi kararı

Danıştay 4. Dairesi, Kanal İstanbul Projesi'ne ilişkin "ÇED Olumlu" kararının iptali istemiyle açılan davada, yürütmenin durdurulması talebinin ek bilirkişi raporu alındıktan sonra değerlendirilmesine karar verdi.

Danıştay'dan bilirkişi kararı

GAZETE PENCERE - Kanal İstanbul Projesi'ne ilişkin ÇED Olumlu kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay 4. Dairesi'nde açılan davada istenen bilirkişi raporuna itiraz edildi.

Daire, yürütmenin durdurulması isteminin ek bilirkişi raporunun alınıp değerlendirilmesinden sonra görüşülmesine oy birliği ile karar verdi. Birgün'de yer alan habere göre, Danıştay 4. Dairesi, 15 Kasım 2024’te yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda 21 uzman bilirkişi tarafından hazırlanan 400 sayfalık raporu değerlendirdi.

EK RAPOR İSTENDİ

Bilirkişi raporuna karşı Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yapılan itirazlar ile bazı teknik hususların açıklığa kavuşturulması gerektiğine hükmeden daire, bu hususlara ilişkin ek bilirkişi raporu alınmasını kararlaştırdı.

HANGİ BAŞLIKLAR DEĞERLENDİRİLECEK?

Dairenin bilirkişilerden değerlendirme yapılmasını istediği başlıklardan bazıları şöyle:

-Proje alanı ve etki alanındaki yerüstü ve yeraltı su kaynaklarına ilişkin ÇED raporunda yer verilen hidrojeolojik çalışmaların yeterliliği,

-Güzergah boyunca farklı zemin koşulları dikkate alındığında kanal için öngörülen tasarımın teknik ve bilimsel açıdan uygunluğu,

-Yapılması planlanan tüm yapılar ile deplase işlemlerinin yapım ve inşaat tekniklerinin yeterliliği,

-Kanal ile çevresindeki mevcut ve planlanan yerleşim alanları arasında güvenli ve uygun mesafe bırakılıp bırakılmadığı,

-Başta Küçükçekmece Gölü çevresi olmak üzere aktif ya da potansiyel heyelan alanlarının bulunup bulunmadığı ve patlatma yöntemi dahil inşaat faaliyetlerinin heyelan riskini tetikleyip tetiklemeyeceği,

-Patlatma faaliyetlerinin depremi tetikleyici bir etkisinin bulunup bulunmadığı,

-Olası bir deprem durumunda kanal yapısı ile diğer yapıların depremin etkilerini artırıcı bir rolünün olup olmayacağı,

-Hafriyat çalışmaları başta olmak üzere tüm faaliyetler nedeniyle oluşacak toz, partikül ve diğer emisyonların hava kalitesi ile yüzeysel su kaynakları üzerindeki etkileri ve bu etkileri ortaya koymak için yapılan ölçümlerin yeterliliği,

-Kesilmesi planlanan ağaç sayısının ÇED raporunda doğru tespit edilip edilmediği ve bunun mevcut orman ekosistemi üzerindeki etkileri,

-Kazı faaliyetlerinden ortaya çıkacak malzemeye ilişkin ÇED raporunda yer alan değerlendirmelerin yeterli olup olmadığı.

NE OLMUŞTU?

5’inci İdare Mahkemesi geçen aylarda projeye ilişkin başka bir başvuruda yürütmeyi durdurma kararı almıştı. Kararda “telafisi güç zarar” uyarısı yapılmıştı.

Mahkemeye sunulan ilk bilirkişi raporunda ise “Rezerv yapı alanı kararının bilimsel altyapısı yok. Kentsel dönüşüm amacı yok, yeni şehirleşme hedefleniyor. İstanbul’un riskli yapılarıyla hiçbir ilişki kurulmamış. Kentsel Teknik Altyapı Etki Değerlendirme Raporu eksik” denilmişti. Raporda ayrıca Sazlıdere Barajı’nın zaten kuruma noktasında olduğu, Kanal İstanbul’un bu süreci hızlandırarak İstanbul’un su krizini derinleştireceği bildirilmişti.

Kaynak:Haber Merkezi

Öne Çıkanlar