Denizli’de binlerce yurttaş yağmur altında CHP’nin 80’inci mitinginde
CHP'nin, tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu için başlattığı "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" mitinglerinin 80’incisi Denizli’de...
PENCERE- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP’nin tutuklu Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlatılan "Millet İradesine Sahip Çıkıyor" buluşmalarının 80. durağı Denizli meydanı oldu.
CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Ekrem İmamoğlu'nun mektubunu okudu.
İmamoğlu mektubunda şu sözleri kaleme aldı:
"Güzel Denizli’nin güzel insanları, benim cesur hemşehrilerim!
Kıymetli hanımefendiler, değerli beyefendiler, güzel gözlü çocuklar, canımın içi gençler…
Her birinize hasretle sarılıyorum, sizleri çok özledim.
Sizler 19 Mart’tan bu yana bir milim bile geri adım atmadan demokrasiyi, adaleti savunmaya devam ediyorsunuz. Sizinle gurur duyuyorum, hepinize yürekten teşekkür ediyorum.
Denizli’nin halkçı ve icraatçı başkanı, değerli yol arkadaşım Bülent Nuri Çavuşoğlu’na bu şehre katkıları için teşekkür ediyorum.
Örgütümüzün güçlü iradesini ve mücadeleci ruhunu temsil eden değerli yol arkadaşım Ali Osman Horzum’a ve onun şahsında tüm örgütümüze şükranlarımı sunuyorum.
Sevgili dostlarım,
10 ay önce Türkiye’de büyük bir oyun sergilenmeye başladı. Bizi sandıkta asla yenemeyeceklerini gören bu iktidar, seçime rakipsiz girmek için yargı eliyle bir operasyon başlattı. Ben ve arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde hiçbir belediye başkanına reva görülmeyen hukuk dışı uygulamalara, türlü türlü zorbalıklara maruz kaldık.
Bu kirli oyunu kurgulayanlar, ilk zamanlar ne kadar hevesli, ne kadar mutluydular hatırlıyor musunuz? Güya ortaya öyle kanıtlar koyacaklardı ki, bizler ailelerimizin yüzüne bakamaz olacaktık. Güya turpun büyüğü heybedeydi.
Günlerce millete ahtapot masalları anlattılar. Gerçek dışı olduğu kanıtlanan sayısız yalan ve iftiralarla televizyonlarda milletimizi kandırmaya çalıştılar. Ama ne oldu? İddianame ortaya çıktı, çıtları çıkmaz oldu.
Ben ilk günden bugüne aynı şeyi söylüyorum: Bu dava baştan sona siyasidir. Eğer siyasi değil diyorsanız, iddialarınızın arkasındaysanız bizim mahkemelerimiz TRT ve isteyen tüm kanallar tarafından canlı yayınlansın. Milletimiz kimin ne olduğunu gözleriyle görsün. Hodri meydan!
Canlı yayın talebimiz başlangıçta 'olabilir, niçin olmasın' gibi laflar ettiler ama sonra bununla ilgili kanun teklifini sessiz sedasız reddettiler. Bizleri yalan ve iftiralarla milletin gözünden düşürebileceklerini zannedenler, milletin vicdanı karşısında çoktan mahkum oldular.
Biz 10 aydır daracık hücremizde, haklılığımızdan aldığımız güçle, milletimizden gördüğümüz ilgi ve destekle direniyoruz. Umudumuz ve cesaretimiz her gün daha da güçleniyor. Gelecek güzel günlere olan inancımız her gün daha da büyüyor.
Onlar ise her güne koltuklarını kaybetme korkusuyla, yoksulluğa, güvencesizliğe mahkum ettikleri milletin karşısına çıkamamanın ezikliğiyle uyanıyorlar.
Onların vakti doldu. Onların hizmet enerjisi, doğru dürüst projesi, liyakatlı kadroları kalmadı. Onların millete saygısı, sevgisi kalmadı. Millet karşısında hadlerini bilmez oldular.
Onlar yolun sonunda ama biz yolun başındayız. İşte bu yüzden; onlar sandıktan, milletten köşe bucak kaçıyor, biz ise sandığa, millete koşuyoruz. Biz sorumluluk üstlenmeye, iş yapmaya, ülkemlerin sorunlarını çözmeye koşuyoruz. Şu ya da bu şahsın, şu ya da bu partinin değil; milletin iktidarını kurmaya koşuyoruz.
Bizim peşinde olduğumuz tek zafer; milletin ortak aklının, milletin ortak vicdanının zaferidir. Milletin iktidarına millet ne derse o olacak. Milletin iktidarında herkes için demokrasi, herkes için adalet, herkes için refah olacak.
Türkiye büyürken milletin emeği ve ekmeği küçülmeyecek. Çalışacağız, üreteceğiz ve adilce paylaşacağız. Türkiye’yi geçim derdi çekmeden, gelecekten korkmadan yaşayan, emeğinin, yatırımının karşılığını hakkıyla alan özgür ve mutlu insanların ülkesi haline getireceğiz.
Bir kişi kaybederse, Türkiye kazanacak!
Her şey çok güzel olacak!
Her şey çok güzel olacak!
Ekrem İmamoğlu, Silivri Zindanı."
CHP LİDERİ ÖZEL: MİLLET YAŞTA GENEL BAŞKAN KURUDA OLMAZ!
CHP Lideri Özgür Özel sağanak yağmura rağmen meydanı dolduran binlere sesleniyor.
Özel'in konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:
248 gündür... 248 gün önce Türkiye’nin mevcut iktidarı bir sonraki iktidarına; mevcut Cumhurbaşkanı, bir sonraki Cumhurbaşkanına darbeye kalkışınca... Kalktık, Ankara’dan İstanbul’a doğru yola çıktık. Elim yüzümde, camdan dışarı bakarken dedim ki; her darbenin bir hedefi olur. Bunun hedefinde Cumhurbaşkanı adayımızın adaylığına engel olmak, partimizin iktidarına engel olmak var.
Her darbenin bir de sembolik hedef aldığı mekanları olur. Giderler Meclisi çevirirler. Giderler Çankaya Köşkü’nü çevirirler. Meydanları tutarlar. Bu darbenin hedefinde Saraçhane var dedik. Saraçhane’ye, Saraçhane’deki milletin bize emanet ettiği İstanbul Büyükşehir’in tarihi binasına doğru yola çıktık. Dedim ki; "Bu darbeye direnmek isteyenler Saraçhane’ye gelsinler." Ben bunu söyleyince İstanbul Valiliği, İçişleri Bakanı’nın talimatıyla önce 5 gün, sonra 10 gün İstanbul’da 3 kişinin yan yana gelmesini yasakladı. Gösteri yasak, toplanmak yasak, miting yasak!
"110 BİN KİŞİ GELDİ SARAÇHANE’YE"
Arkadaşlar haberi getirdiler, "Eyvah" dediler, "Ne olacak şimdi?" Dedim; "Ne olacaksa bu akşam olacak, ne olacaksa bu meydanda olacak." abii kolay değildi, bir yarımada orası. Kimse gelmesin diye otobüsleri yasakladılar, metroları kapattılar, köprüleri kaldırdılar, vapurları bağladılar ama o akşam oraya 110.000 kişi geldi Saraçhane’ye! 110.000 kişi! O gün bugün, o gün bugün bu otobüsün üstündeyiz. Bugün 80. miting için, 80. eylem için bu meydandayız.
"MİLLET YAŞTA GENEL BAŞKAN KURUDA OLMAZ"
Dediler ki; "Yazın olmaz" dediniz, dedik, oldurdular. "Kışın soğuk" dedik, meydanları Çankırı’da dahi doldurdular eksi 4 derecede. Ama Denizli’de inanılmaz bir yağmur var. "Kimse gelmez, millet saçak altında durur. O meydan dolmaz, bugün bu miting patlar" dediler. Dediler ki; "Bir sahne var... Sahne, sahne var, önü çok büyük bir meydan." Dedim ki; "Yağmur varsa sahne olmaz. Millet yaşta, Genel Başkan kuruda olmaz!"
"EYLEM YAPMAYA GELDİK DENİZLİ'DE"
Bugün, bugün bu meydanda itiraz edenler var, itiraz edenler. Her türlü haksızlığa, her türlü vicdansızlığa, her türlü eşitsizliğe itiraz edenler var.Cumhurbaşkanı adayımızın tutukluluğuna itiraz da bu meydanda. Asgari ücretin ev geçindirememesinden muzdarip emekçi de bu meydanda. Açlık sınırının üçte ikisine mahkum edilen emekli de bu meydanda. Pamuk üreticisi beyaz altın üretirken şimdi borç batağında olan çiftçi de bu meydanda. Siftahsız esnaf da bu meydanda. İtiraz etmeye, mücadele etmeye, direnmeye, eylem yapmaya geldik Denizli'de, eylem yapmaya!
Umudunu kesmiş gençler, valizleri, valizleri zihninde toplamış ve fırsat olursa yurt dışına giderim, başka ülkede yaşarım diyen gençler... 31 Mart akşamı bir seçim daha beklemeye karar vermişler demiştim.Şimdi o gençler; belki yoksul, barınma sorunu olan, her türlü güçlükle baş eden ama umudu diri olan gençler burada. Genciyle yaşlısıyla, emeklisiyle emekçisiyle, köylüsüyle esnafıyla... Selam olsun sizlere, selam olsun hepinize!
"SEN SEBEPSİN BUNA ERDOĞAN"
Sayın Erdoğan! Denizli'deyiz. Ocak ayının ortasındayız. Dağlar karlı, Denizli yağmurlu, bir meydana sığmamış durumdayız. Ve bu meydan, Denizli'nin bu meydanı, zamanında sana çok oy veren, birinci parti yapan Denizli Büyükşehir'i sana veren bu meydan "İstifa, istifa" diye inliyorsa, sen sebepsin buna Erdoğan, sen sebepsin buna, ben değil!
Denizli'yle aramıza çok zaman girdi. 25 yıl Denizli'de belediyeyi kazanamadık. Ama suçu Denizli'ye, Denizli'nin güzel insanlarına atmadık. Kusuru kendimizde bildik. "Daha çok çalışmalıyız, daha, daha, daha çok çalışmalıyız. Doğru adaylar belirlemeliyiz ve bir şekilde Denizli'nin gönlüne girmeliyiz" dedik.
İşte böyle bir sürecin sonunda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak sizlere yine bir kalabalık, tıklım tıklım Denizli meydanında hemşehriniz, canım kardeşim, evladınız Bülent Nuri Çavuşoğlu'nu emanet ettik.
Ve sizin evladınız, sizden yüzde 50 oy alarak, iki kişiden birinin oyunu alarak göreve geldi. O gün bugündür mücadelesine devam ediyor.
"DENİZLİ'NİN YÜZDE 95'İNİN YÜKÜNÜ DENİZLİLİ BELEDİYE BAŞKANLARIMIZA VERDİNİZ"
5 olan ilçe belediye sayımızı 15'e yükselttiniz. Neredeyse Denizli'nin yüzde 95'inin yükünü Denizlili belediye başkanlarımıza verdiniz. Son seçimde seçtiğiniz birbirinden değerli milletvekillerimize, göreve getirdiğiniz 15 belediye başkanımıza ve hem bu meydana, hem Denizli'ye sonsuz katkılar sunan ilçe başkanlarımıza ve il başkanı kardeşim Ali Osman Horzum'a yürekten bir teşekkür alkışı Denizli'den!
Tabii genel başkanlar için bir adaya destek istemek kolay. Ama sonra aday seçilince, 2,5 yıl hizmet, 2 yıldan fazla hizmet edince, onunla birlikte 2 yıla yakın hizmet edince, onunla birlikte meydana çıkmak, onunla birlikte otobüsün üstüne çıkmak, işte o başkana bağlı.
Buraya gelirken şöyle bir baktım, şöyle bir baktım. 22 aydır bu şehir için arı gibi çalışan kardeşim, Denizli'nin yollarına 38 değil ha, 38 bin ton asfalt övünülecek asfalttır, 338 bin ton sıcak asfalt dökmüş Denizli'ye!
1 milyon 800 bin metrekare beton parke yol kaplamış. 5 mahallede kent lokantası açmış, 5 mahallede. İki kent marketi hizmete almış. Biz "önemli" dedik, "kreş açın" dedik, "CHP'li belediyeler kreş açacak" dedik; şu ana kadar tam 6 kreş açmış. "Emekliler önemli" dedik; emekli evi açmış, çayı ücretsiz yapmış.
burası bir tarım kenti. Çiftçileri unutmamış. 50.000 zeytin fidanı dağıtmış, bu sene 100.000 tane daha dağıtacak. Diğer taraftan, diğer taraftan 258.000 litre mazot dağıtmış, bu yıl 500.000 litre daha dağıtacak. 20.000 metrekare tarımsal sulama borusu dağıtmış, bu yıl 40.000 kilometre daha, 40.000 metre daha dağıtacak. Besicilere 20.000 çuval yem dağıtmış, bu yıl 40.000 çuval daha dağıtacak. Ve öyle hizmetler, öyle çalışmalar var ki ben bakarken, izlerken hem gurur duydum hem gözlerim doldu.
"ÖĞRENCİNİN NURİ ABİLERİ VAR"
Denizli’de hep söylüyoruz Cumhuriyet Halk Partisi kimsesizlerin kimsesidir diye. Denizli’de okula gidiyor çocuklar. Babasının parası varsa, annesinin parası varsa okulda beslenme saati gelince çantayı açıyorlar. Ve o çantanın içinden durumu iyi olanın her şeyi çıkıyor. Meyvesi çıkıyor, ekmeği çıkıyor ve sütü çıkıyor, peyniri çıkıyor. Ya parası olmayan? Parası olmayanın bazen o beslenme çantası bile yok. Ama Denizli’de beslenme çantası olmayan 5.000 öğrencinin Nuri abileri var, Nuri amcaları var.
Birinci ve ikinci sınıfların her ay, her ay beslenme çantasına konulsun diye her ay aileye teslim ediliyor. Ay kaç gün okul? 22 gün. 22 tane yumurta, 22 kutu süt, 22 paket bal, 22 paket peynir, 22 paket reçel ve çocuklar için haftalık okula götürsün diye muzsa muz, elmaysa elma, portakalsa portakal. Ve kimsenin, kimsenin çocuğunun beslenme çantası boş kalmıyor. Hiçbir yoksul çocuğun gözü arkadaşının çantasında kalmıyor. Helal olsun Nuri Başkan'a, helal olsun.
"BUNDAN SONRA İLKOKULDA BÜTÜN BESLENME ÇANTALARI DOLACAK"
Şimdi bu hafta ilk belediye meclis toplantısında bir oylama var. Oylamada yetki alacaklar. Bundan önce 5.000 öğrenci birinci ve ikinci sınıflar. Bu hafta büyükşehir belediyesinde oylanacak üçüncü ve dördüncü sınıflar. Bundan sonra ilkokulda bütün beslenme çantaları dolacak. 15.000 öğrenci bu hizmetten yararlanacak.
"KURDELEYİ GELECEĞİM BİRLİKTE KESECEĞİZ"
Biz bu mitinglerde çok istisnaen açılış yapıyoruz. Ve bu hafta büyükşehirimiz Yunus Emre Sosyal Tesisini, Egekent Hastanesi Çocuk Gelişim Merkezini, Batı Ege üstgeçidinin temellerini atıyor. Ayrıca bugün beni karşıladığında söz aldı. Türkiye’de, Allah razı olsun, rahmetli kardeşim Ferdi Zeyrek adına ki, en yakın arkadaşlarından biriydi Nuri Başkan, Türkiye’nin dört bir yanında tesisler yapılıyor. Dedi ki, "En büyüğü bana yakışır. Temelini birlikte atacağız, kurdelesini birlikte keseceğiz. Ferdi Zeyrek adına Denizli’nin merkezinde kültür ve sanat merkezi, büyük bir salon, spor kompleksini bir arada hayata geçirecek, kendisine yürekten teşekkür ediyorum. O kurdeleyi geleceğim, birlikte keseceğiz Denizli’de."
"İKİ ASGARİ ÜCRETİN ALTINDA GELİRİ OLAN HANEYİ YOKSUL BİLİYOR TÜM DESTEKLERİ VERİYOR"
Ayrıca, ayrıca marifet iltifata tabi. Söyleyelim Türkiye duysun. Hani diyorlar ya Cumhuriyet Halk Partisi belediyeler ne yapıyor, ne yapacak? Geçen seçimlerden önce dediler ki Denizli’de, "CHP’ye vermeyin oy. Gelirse sosyal yardımları keser, yoksullara verilenleri vermez, bu hizmetleri aksatır." Geldik ve başkan, öyle onların yaptığı gibi hiç maaşı olmayana değil, asgari ücretin üçte birinin altında kalana değil, bırak asgari ücreti, iki asgari ücretin altında geliri olan haneyi yoksul biliyor, yoksul sayıyor ve onun üstüne o hanelere tüm destekleri veriyor. 1.500 liradan yılda üç ay 4.500 lira doğalgaz veriyor. Tüpü tüp kullanan aileye ihtiyacı kadar tüp veriyor. Bebek olunca "hoş geldin bebek paketi" herkese gidiyor ama yoksul aileye çocuk büyüyene kadar bebek bezi gidiyor. Eğer askeri varsa askere yolluyor, "en büyük asker bizim asker" diye askerdeki çocuğun yol parasını da veriyor, yemin törenine gidecek anasını, babasını, kardeşini de yolluyor.
Denizli'de Türkiye duysun. Denizli'de bir hamile anne 6. aya gelirse, son 3 ay, doğumdan sonra 6 ay toplam 9 ay boyunca belediyeyi aradığında "Doktora gideceğim" taksi kapıda, anne taksi. "Anneme gideceğim" taksi emrinde, "Hastaneye gideceğim" emrinde. "Doğuma gittim, döndüm, kontrole gittim, bebeğimle gezmeye gittim" taksi emrinde. Anne taksi var Denizli'de! Zengine değil, garibana var, garibana!
45 yaş üstü, 45 yaş üstünde olup yüzme bilmeyen herkese yüzme kursundan sonra yazın denize gitmesinden tut da, 65 yaş üstünde herkesin evinde, evinde bir tamir varsa... 65 yaş üstünde birisi su bozuldu, elektrik arızası ya da evde bir onarım günlerce tutar tasası. Ama arıyor Nuri Başkanı, arıyor büyükşehiri ne arıza varsa, ne tamirat varsa 65 yaş üstüne bedava ve en hızlı şekilde gidip yapıyorlar.
"DENİZLİ'Yİ NASIL YÖNETİYORSAK TÜRKİYE'Yİ ÖYLE YÖNETECEĞİZ"
Buradan bütün Türkiye'ye sesleniyorum. CHP nasıl yönetecek? Vallahi Denizli'yi nasıl yönetiyorsak, akılla, fikirle, çalışkanca, vicdanla, halden anlayarak Denizli'yi nasıl yönetiyorsak Türkiye'yi öyle yöneteceğiz.
Bir yandan, bir yandan yaptıklarımız. Tabii yaptıklarımızı söylerken bugün burada bir istisna yapacağım. İstisna şudur: normalde mitinge gidince, eyleme gidince açılış yapmıyoruz. Ama öyle bir teklif geldi ki, dediler ki, "Genel Başkanım, sen en çok kızdığın şey Atatürk'ün ismiyle sorunu olanlar. Atatürk Havalimanı'nı bile allem ettiler, kullem ettiler, kapattılar, adını İstanbul koydular."
Türkiye'de dünya kadar tesisi kapatıp sonra adını başka koyarak açıyorlar. Oysa Denizli'de, konuşmayı yapacağın meydanda Ege'nin en büyük bilim merkezi açılacak. Atatürk'ün gösterdiği hedefe yürümek için, evren, galaksi, yıldızlar, uzay bilimi ve havacılık konusunda çocukların ufkunu açacak, eğitecek, simülasyonlarla bunları gösterecek, sevdirecek bir bilim merkezi var. "Adını da Atatürk Bilim Merkezi koyduk" dediler. İşte bu eseri de bugün açmaya geldik.
Bu ülkede, bu ülkede bu millete çok zulmettiler. Bu milletin aklını karıştırmaya çok çalıştılar, iftiralar attılar, tekerlemeler yaptılar ama bu milletin gönlünden bir tek şeyi sökemediler, sökemeyecekler. Bu millet Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hem askeridir hem evladıdır hem yurttaşıdır.
"BU TESİS AÇILMADAN ÖNCE DÜNYA KADAR LAF EDİYORLARDI"
Tabii benim arkamda eskiden, eskiden şöyleydi: bir il başkanı, iki milletvekili, varsa üç tane, beş tane belediye başkanı diziyorduk arkaya. Şimdi arkada büyükşehir belediye başkanı var, Allah eksikliğini göstermesin, il başkanı var, milletvekillerim var. Burada aşağıda da 15 tane aslan gibi belediye başkanım var.
Hizmet edenler arkamda, önümde. Bir de Denizli'yi görmeyenler, duymayanlar, oy zamanı yüzünü dönüp oyu alınca sırtını dönenler var. AK Parti'nin çözmesi gereken dünya kadar sorun çözülmüyor. Bakın şurası pandemi zamanında niyetlenildi. Pandeminin yarattığı ihtiyaçla ihtiyaçlar, kaynaklar doğru yere gitti. Sonrasında yapım maliyetleri, silkelemeler, bilmem neler... Şu tesis bugün açılıyor, bu tesis açılmadan önce dünya kadar laf ediyorlardı, "söylediler açmadılar" diye. Allah'a şükür açmaya geldik.
"SÖZ VERDİĞİN ŞEHİR HASTANESİNİN YERİNDE YELLER ESİYOR"
Peki siz? Devlet Hastanesi depreme dayanıksız. 10 yıldır konuşuluyor, devlet hastanesinin çatıları çöküyor, harekete geçen yok. Sonra bin yataklı hastaneyi kapatacaklar, yerine şehir hastanesi yapacaklardı, 5 yıldır ortada yok. Şimdi çıkmışlar, 500 yataklı prefabrik acil durum hastanesi açıyorlar. Aç, acil durum hastanesi açarsan helal olsun derim ama bin yataklı devlet hastanesini kapatıyorsun, yatak sayısını azaltıyorsun. Söz verdiğin şehir hastanesinin yerinde yeller esiyor, hiç bunları görmüyorsun.
Pamukkale'de 3 ayda bitecek dedikleri tadilat 9. aya girdi bitmedi. Esnaf mağdur, yerli yabancı turistler mağdur. Denizli'den Avrupa'ya... Burası Avrupa ile çalışan çok sayıda iş adamının olduğu, fabrikaların olduğu, mühendisinin geldiği, yurt dışına gidildiği, orada fuarlara gidilen, burada fuarlara gelinen bir yerken havaalanından Avrupa'ya uçuş yok, onu bırakın, ülkenin başkentine uçuş yok.
"25 TANE FİŞİ PARAYI ÇUVALLARA DOLDURUP SENELERCE YOLSUZLUK YAPMIŞLAR SENELERCE"
Denizli Belediyemiz 750 milyon lira yatırım yaparak Bozdağ Kayak Merkezi'nin çalışması gerekiyordu. Biliyorsunuz belediye değişti, görüntüler çıktı. Belediyenin kendi güvenlik kameralarından kayak merkezinde 5 tane fişi kesmişler parayı kasaya koymuşlar, 25 tane fişi parayı çuvallara doldurup senelerce yolsuzluk yapmışlar, senelerce.
Çuval çuval yolsuzluğu anlattı, ispatı ortada ama halen daha o konuda bir şey yapmadılar ama bu durumu açığa çıkardı diye hazımsızlık yaptılar ve kendileri yolsuzluk yaparak açık tuttukları Bozdağ Kayak Merkezi'nin protokolünü CHP gelince iptal ettiler. Ama hiç merak etmeyin yargıda kazanacağız, Denizli'nin hakkını söke söke alacağız, söke söke alacağız.
"BUGÜN 2,5 KİLO PAMUK SATIYORSUN 1 LİTRE MAZOT ALIYORSUN"
Bir yandan, bir yandan Denizli, Denizli çiftçilerin en mağdur olduğu kentlerden bir tanesi. Mecliste Denizlili pamuk üreticilerinin sesini duymak için, Türkiye'ye duyurmak için elimizde pamuk kozası gösterip söylemiştim. Bir de Denizli'de tekrar edeyim.
Eskiden, ben de Manisa'da Hacıhaliller köyünde yazlarımı geçirdim. 12 yaşından beri traktör üstünde, küfünatör çektim, pamuk ara çapası yaptım, pamuk toplayan emekçilerin testi testi onlara su taşıdım. O beyaz altının bereketini dayımlarla, anneannemle birlikte ben yaşadım. O günlerde 1 kilo pamuk satan 2,5 litre mazot alıyordu. Var mı burada çiftçiler? Doğru mu?
1 kilo, 1 kilo pamuk satıyordun, 2,5 litre mazot alıyordu. Bugünkü hesaba vurursan pamuğun kilosu 150 liraymış mazot üzerinden. Bugün 2,5 kilo pamuk satıyorsun, 1 litre mazot alıyorsun. Bugün pamuğun kilosu 18 lira 20 lira, sen 2,5 kilo pamuk satıp 1 litre mazot alabiliyorsun. Nereden nereye gelmiş.
Niye böyle? Çünkü çiftçinin, köylünün bir kıymeti kalmamış. Kanuna göre 772 milyar lira destekleme lazım ama sadece bu paranın 168 milyarını bütçeye koydular. Yani kanun Denizli'nin çiftçisine "5 vereceksin destekleme" diyor, bunlar sadece 1 veriyorlar. Ve bunu utanmadan, sıkılmadan şimdiden bütçeye yazarak yapıyorlar. 10 yıldır da böyle yapıyorlar.
"BUNUN ADI AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİDİR"
Ama iş gelince, iş gelince yandaşa destek vermeye, o zaman ellerini hiç korkak alıştırmıyorlar. Bakın, sizin hakkınız 772 milyarın 168'ini bütçeye koymuş ama aynı para, hemen hemen aynı para, 768 milyar lira kurumlar vergisi verecek şirketler, oradan vazgeçilen kurumlar vergisi tutarı... Diyor ki bu sene 768 milyar lira kurumlar vergisinden vazgeçeceğim. Faiz lobilerine 2.7 trilyon lira vereceğim. Geçiş garantili otobanlara, köprülere 238 milyar lira vereceğim. Kur korumalı mevduata 2,5 trilyon lira verdim.
Öyle bir noktaya geliyor ki çiftçiye gelince 5'in 1'ini veriyorlar ama yandaşlara gelince ne istiyorlarsa fazlasıyla veriyorlar. Buradan, buradan açıkça söylüyorum: 1 kilo buğday satılıp 1 kilo mazot alındığı günlerden, 6 kilo buğday satılıp 1 litre mazot alındığı günlere geldik. 1 kilo pamuğun 2,5 litre mazot aldığı günlerden, 2,5 kilo pamuğun 1 litre mazot alamadığı günlere geldik.
Şimdi dönüp bakıyorsunuz dünyada vergi zenginden alınır, bunlar zengini bırakmışlar vergiyi tavana değil tabana yaymışlar. Tırnak makasından, mutfak tüpünden, törpüden özel tüketim vergisi alanlar elmastan, pırlantadan, lüks yatlardan almıyorlar. Yüzde 65 dolaylı vergi. Yani zengin fakir ayırmayan, en zenginden de en yoksuldan da aynı vergiyi alan dolaylı vergi. Elektriğin vergisi, sütün vergisi, doğalgazın vergisi, çocuğa alınan hırkanın, ayağa alınan ayakkabının vergisi milyardere de aynı, asgari ücretliye de aynı.
Bunun adı, bunun adı dolaylı vergi. Yüzde 64. Bunun üstüne vergilerin yüzde 24'ü gelir vergilerinden kesilen, hepimizin maaşlarından kesilen gelir vergisi. Yaptı mı yüzde 88? Yüzde 1 bir ıvır zıvır vergisi var. Sadece yüzde 11 kurumlar vergisi. Para kazanandan, kar edenden yüzde 11, para kazanmayan, sürünen, geçinemeyenlerden yüzde 88.
Bunun adı, bunun adı AK Parti'nin kara düzenidir. Denizli'den, hemşehrilerimin arasından, buradan Türkiye'ye haykırıyorum ki: Zenginden değil yoksuldan alan, yoksulu görmeyip zengini kayıran, verginin yüzde 88'ini yoksuldan, 11'ini zenginden alan AK Parti'nin kara düzenini vallahi de yıkacağım, billahi de yıkacağım.
"10 ÇALIŞANDAN 7'SİNİN KADIN OLDUĞU SEKTÖRDE 360 BİN KİŞİ İŞSİZ KALDI"
Allah'tan korkun yav! Allah'tan korkun. Denizli'deyiz. Tekstilin başkentindeyiz. 10 bine yakın imalathane kapandı Türkiye'de. Denizli'nin canı çıktı. 3 yılda 360 bin emekçi tekstilde işsiz kaldı. Tekstil deyip geçme, yüzde 70'i kadın istihdamı. Yani diyoruz ya "kadın istihdamı önemli" diye; 10 çalışandan 7'sinin kadın olduğu sektörde 360 bin kişi işsiz kaldı.
Sorun ne? Sorunu söyleyeyim. Bir tek Türkiye'de var. Büyük bir açmaz. Asgari ücret; alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Nasıl olacak bu iş? Tekstil yapıyor adam. Mısır'daki asgari ücretle, Afrika'daki, Hindistan'daki asgari ücretle rekabet edecek. Ama Türkiye'de bu asgari ücreti verdiğinde, bu asgari ücretle çalışanlar sürünüyor.
Bakın şimdi asgari ücreti 28 bin lira yaptılar. Tarihte ilk kez asgari ücret ilan edildiği anda açlık sınırının altında kaldı. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak çıktık ve dedik ki: Küçük esnafa ve bilhassa tekstil üreticilerine çalışan başına 10.600 lira SGK prim desteği verelim. Yani basit yoldan anlatırsak; asgari ücret alan için 39 bin lira olsun (maliyeti), 39 bin ver ama 10 bin lirasını SGK'dan düşelim, veren için 29 bin lira olsun.
Bu teklifi getirdik, kabul etmediler. Kabul etselerdi hem asgari ücretlinin bu yaşadığı sıkıntılar ortadan kalkacak hem de tekstil üreticileri açısından çok büyük bir rahatlama gelecekti.
"SİZE ANT OLSUN Kİ AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİ YIKILACAKTIR"
Ben buradan Cumhuriyet Halk Partisi'nin hem çalışanın dostu olduğunu hem de patronun dostu olduğunu açıkça söylüyorum. Sol parti, sosyal demokrat parti demek sermaye düşmanı demek değildir. Bizim sistemimizde kalkınmacı bir ekonomi vardır. Üreticiye her türlü destek, her türlü teşvik vardır. Bu işin sonunda daha çok üretmek, daha çok kazanmak ama adil bir vergi sistemiyle kazandığının vergisini vermek vardır. Hep birlikte çalışmak, daha çok kazanmak ama hakça bölüşmek vardır.
Yandaşına sahip çıkan, vatandaşını görmeyen, yoksulu ezdiren, zordaki üreticiyi de iflasa sürükleyen, sadece yandaşa sahip çıkan bu düzenin adı: AK Parti'nin kara düzenidir. Size ant olsun ki AK Parti'nin kara düzeni yıkılacaktır!
Denizli'ye, Denizli'ye söz veriyorum. Bu kardeşiniz partinin genel başkanı olurken en büyük desteği Manisa ile birlikte Denizli'den aldık, Ege'den aldık. Sonra tüm Türkiye tanıdı, tüm Türkiye'den aldık. Siz bana kefil oldunuz, ben Nuri'ye kefil oldum. Nuri çalışmaya niyet etti, bu güzel günlere geldik.
"İLK SEÇİMLE BAKAN EVLATLARININ DEVRİ BİTECEK, VATAN EVLATLARININ DEVRİ BAŞLAYACAK"
Buradan bir kez daha sizin huzurunuzda söylüyorum. Bir devri kapatacağız, bir devri açacağız. Size söz veriyorum; artık yapılacak ilk seçimle bakan evlatlarının devri bitecek, vatan evlatlarının devri başlayacak! Vatan evlatlarının!
"TAYYİP BEY SİZE HİÇ İLİŞMESE EN DÜŞÜK EMEKLİ MAAŞI 42 BİN LİRA OLACAKTI"
Esas buradan Türkiye'ye bir selam daha ve buradan bir sesi daha bütün Türkiye'ye duyurma zaruriyetimiz var. Meydandaki emeklileri bir göreyim, kaldırın elinizi. Kaldırın.
Bugün Türkiye'de açlık sınırı 30 bin liradır. Bugün Türkiye'de yoksulluk sınırı 98 bin liradır. Ve bugün Türkiye'de en düşük emekli maaşı 18.975 lira olabilmiştir. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak şunu hatırlatmak zorundayız: Adalet ve Kalkınma Partisi geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Yani Tayyip Bey size hiç ilişmese, size hiç karışmasa, 1,5 asgari ücreti değiştirmese; bugün beğenmediğimiz 28 bin liralık asgari ücrete kıyasla en düşük emekli maaşı 42 bin lira olacaktı. Öyle ya, 28'in yarısı 14... Üstüne 42 bin lira. Oysa bugün sadece 19 bin lira.
İşte bunun için dedik ki; biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak kök maaşları arttıracak bir kanun teklifi çıkaralım diyoruz. Biz emeklilere seyyanen zam verecek kanunu meclisten çıkaralım diyoruz dedik. Perşembe günü mecliste bu konunun çalışılması için önergemizi verdik. Reddettiler. AK Parti ve MHP oylarıyla önergemiz reddedildi.
Bunun üzerine karar verdik. Şu anda Türkiye Büyük Millet Meclisi kapalıdır ancak içinde Cumhuriyet Halk Partisi'nin milletvekilleri emekliler için nöbettedir.
"42 BİN LİRA ALACAK KİŞİYE 20 BİN LİRA TEKLİF EDİYORSUN"
Ve AK Parti, AK Parti o meclise gelene kadar, gerekli düzenlemeyi yapana kadar meclisi terk etmeyeceğiz dedik. Bunun üstüne cuma günü apar topar kameralar karşısına çıktılar. Biz de dedik ki; hadi inşallah, bir işi de birlikte yapalım. Ama tekliflerini getirdiler; 19 bin lirayı arttırıyorlar. Ne teklif ediyorlar? 20 bin lira.
Ey AK Parti! Bu emekli ellerini nasırladı, dirseğini çürüttü, gözlük camları büyüdü çalışarak. Bu emekli yıllarca çalışanlara baktı. Dedik ki; artık sen çalışmayacaksın, artık sana devlet bakacak. Emekli ettiğin, 1,5 asgari ücret alan emekliye neler neler ettin. 42 bin lira alacak kişiye 19 bin, 20 bin lira teklif ediyorsun.
"BUNDAN SONRA EMEKLİLER BIRAKIN AK PARTİ'YE OY VERMEYİ SELAM DAHİ VERMEYECEKLER"
Buradan açıkça söylüyorum. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında bugün asgari ücret önerimiz 39 bin liradır. En düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, bugünün parasıyla 39 bin lira olacaktır. 39 bin lira! Sonra, sonra eski yerine, 1,5 asgari ücrete çıkacak. Emeklisine saygı duymayanın, emeklisine hürmet etmeyenin bu memlekette görecek günü, sizin yüzünüze bakacak yüzü yoktur. Bundan sonra emekliler, bırakın AK Parti'ye oy vermeyi selam dahi vermeyecekler! Selam dahi!
"EMEKLİYE GELİNCE ŞARTLAR ZOR AMA LÜKS LOJMANLARA GELİNCE YÜZDE 400"
Bakın size para bulamayanlar, size para yok deyip 19 bini 20 bin yapabiliriz diyenler, parayı bulmuşlar. Bütçede üst düzey kamu görevlileri için lojman kiralama gideri 1.1 milyar lira. 3 yıl önce bu para 300 bin liraymış. Şimdi 4 katına çıkarmışlar. Emekliye gelince şartlar zor, zam yüzde 12, yüzde 12. Ama lüks lojmanlara gelince yüzde 400!
Bakın buradan açıkça söylüyorum. Ekrem Başkanı sırf Cumhurbaşkanı adayı olacak diye tutuklayan ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin iktidara gelmesine engel olmaya çalışan, İstanbul'da görevlendirilmiş AK Parti'nin yargı kolları başkanının oturduğu Boğaziçi ön görünümündeki villa 48 milyon liraya tadilat geçirdi. 48 milyon lira! Yani 1 milyon veriyorlar emekli öğretmene, 30 yıllık emekliliğinin ikramiyesi olarak. 48 emekli öğretmen ikramiyesi.
Bugün Denizli'de, bugün Denizli'de çalışıp çalışıp emekli olan birisine kıdem tazminatı en kabadayısı 500 bin lira alıyor doğru mu? 100 tane tekstil işçisinin 25-30 yıl çalışıp alabileceği kıdem tazminatını villasının tadilatına verenler var.
Bu lüks lojmanları falan yapıyor ya bunlar, bu vicdansızlar. Bir de lojmansızlar var. AK Parti geldi, bütün yani mütevazı lojmanları kaldırdı. Polisi lojmansız bıraktı. Öğretmeni lojmansız bıraktı. İnfaz koruma memurunu, bunun yanında tüm devlet memurlarını lojmansız bıraktı. Şimdi lüks lojmanlara 1.1 milyar ayırdı. Lojmansızlığın en sıkıntı yarattıklarından bir tanesi infaz koruma memurları.
"İNFAZ KORUMA MEMURLARININ HER BİRİSİNİN LOJMANI OLACAK"
Türkiye'de 500 bine yakın tutuklu var, hükümlü var. Şehrin dışında koca koca cezaevleri var. 5 infaz koruma memurundan sadece birine lojman var. 50 bin lira, 48 bin lira maaş; 25 bin lira lojman, 25 bin lira kira ve 5 kişiden birine lojman. Buradan önümüzdeki dönem için söz veriyoruz, daha önce de söyledim kendilerine: Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında cezaevleri artık bu kadar kalabalık olmayacak. Ama infaz koruma memurlarının her birisinin lojmanı olacak. Söz veriyoruz.
"BU ÜLKEDE ÜLKENİN EVLATLARINI BİRBİRİNE DÜŞMAN GÖSTERENLER VAR"
Buradan, buradan söylemek istediğim şu. Bu ülkede ülkenin evlatlarını birbirine düşman gösterenler var. 19 Mart'ta üniversite öğrencilerinin karşısına, başta söylediğim gibi, sonradan Anayasa Mahkemesi'nin bizi haklı gördüğü, öğrencileri haklı gördüğü gibi öğrencilerin karşısına polisi diktiler.
"EMEKLİ KURTULMADAN EMEKÇİ KURTULMAZ"
Ben buradan şunu söylemek istiyorum. Bu ülkede poliste, öğretmende, askerde, infaz koruma memuru da, öğrenci de, emekli de, emekçi de hangi yaştan olursa olsun tüm vatandaşlarımızın da çıkarları ortaktır. Polis kurtulmadan öğrenci kurtulmaz. Köylü kurtulmadan esnaf kurtulmaz. Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz.
"YAĞMUR YAĞMASIN DİYE DUA EDEN TEK ZİHNİYET AK PARTİ'NİN KARA DÜZENİDİR"
Buraya gelirken yağmur yağıyor, yağdıkça yağıyor. İnsan yağmasın diyemez. Biliyorsunuz yağmur duası diye bir şey var. AK Partililer yağmur yağmasın duasındalar. Tayyip Erdoğan başta, başa geçmişler, hep beraber dizilmişler... Hani o yağmur duasına çıkılıyor ya, şey... Hangi filmde? İnek Şaban deme... Kemal Sunal. Kemal Sunal diyor ya; yağmur duası filminde. Bunlar çıkmışlar yağmur duasına gidiyorlar. Hiçbirinin elinde şemsiye yok. Neden? Tayyip Bey dua ediyor: "Yağmur yağmasın, Ankara susuz kalsın. İstanbul susuz kalsın. Afyon, Uşak susuz kalsın."
Yağmur yağmasın diye dua eden tek zihniyet, AK Parti'nin kara düzenidir, yazıklar olsun!
"KURAKLIK UMACAK ZİHNİYETE GELDİYSEN ACINACAK HALDESİN"
Mansur Bey ile o kadar uğraştılar. Sabahlara kadar çalışıldı, ekipmanlar takıldı. Baraj bitmiş, DSİ su getirecek, getirmemiş. Kuraklıktan siyaset olmaz. Bütün dünyanın derdi; Tayyip Bey kuraklıktan fayda, iktidar sürdürecek. Bir ülkeyi 23 yıl yöneteceksin, son 50 yılın en kurak yazından medet umup, "Buradan bunlar yıpranır, ben iktidar olurum" diyeceksin. Tayyip Bey! Sana buradan söylüyorum: Bundan sonra ne olursa olsun, seni iktidardan indirmemiz için kimseden sana fayda yok. Kuraklık umacak zihniyete geldiysen, acınacak haldesin. Rahmet de yağacak, oylar da yağacak! Bu iktidar gidecek! Halkın iktidarı gelecek!
"BEREKETİ DE BİZ GETİRECEĞİZ"
Yüzyıl önce nasıl bu memlekete bereketi getirdiysek, nasıl bu memlekete yüzyıl önce hastalıkları bitirdiysek, nasıl ülkeyi şaha kaldırdıysak; 103 yıl sonra görev yine hepimizdedir. Görev Türk milletindedir. Görev Türkiye İttifakı'ndadır. Görev aslan sosyal demokratlardadır. Görev milliyetçi demokratlardadır. Muhafazakar demokratlardadır, liberal demokratlardadır, Kürt demokratlardadır. Alevisiyle Sünnisiyle bu memlekete kardeşliği de, bereketi de biz getireceğiz, biz getireceğiz!
"YAĞMUR YAĞMASIN DUASINA ÇIKANLARDAN BU MİLLETİ KORUSUN"
O yüzden Allah, Allah bu memleketin yarınları için "yağmur yağmasın" duasına çıkanlardan bu milleti korusun. Bu milleti korusun.
"568 MİLYAR YOLSUZLUK VAR DEDİLER 568 KURUŞUN KANITINI KOYAMADILAR"
Bu ülkede adalet olmazsa refah da olmaz. Başta söyledim; 19 Mart darbesinin üzerinden tam 298 gün geçti. Yalanlar, iftiralar attılar. Ve öyle şeyler söylediler ki, yaz boyunca şu evde açık olan bir TRT, açık olan bir yandaş kanal, hatta merkez medya kanalı varsa yaz boyunca şunu dinledi: "568 milyar yolsuzluk var" dediler, 568 kuruşun kanıtını koyamadılar. "1200 cep telefonu aldı İBB" dediler, dağıttı dediler, iddianameye bile yazamadılar. "Gizli toplantılar yaptılar, paraları paylaştılar, videosu var" dediler; çıkmayınca "Bizi de kandırmışlar" dediler.
"HAYATLARI YALAN VE İFTİRA"
"İBB’nin parkelerinin altından 2 milyon Euro çıktı" dediler. Çıkmayınca, iddianamede olmayınca "Yalan atma özgürlüğü var, insanlar bazen yalan atar" dediler. "Lüks lüks arabaları çekip İmamoğlu’nun arabaları" dediler, MHP’li milletvekilinin çıktı. "Bavulları gösterip içinde para var" dediler, jammerlar çıktı. Ve Gaziosmanpaşa Belediyesi'ni gösterip "Kasa açıldı, dolarlar çıkıyor görüntüleri var" dediler, arama tutanağından mühür çıktı. TRT’ye sorduk, dediler ki: "Aramanın görüntüsünü bulamadık, Anadolu Ajansı'ndan stok video kullandık, onda da dolar varmış" dediler.
Hayatları, hayatları yalan ve iftira. Buradan Denizli’deki AK Parti’nin, MHP’nin günahsız seçmenine soruyorum: Böyle kul hakkı olur mu? Bütün bir yaz yalan atıp sonra "pardon" olur mu? Hani diyorlardı ya "Bir ay sonra insan içine çıkamayacaklar".
Aha da Tayyip Bey! 80. eylemdeyim! Denizli’de Merkezefendi’deyim! 100 bin hemşehrimin arasındayım! Onların yüzüne bakıyorum, gözüne bakıyorum! Ve buradan haykırıyorum ki; Ekrem İmamoğlu masumdur! Tek suçu Tayyip Erdoğan’ı yenmektir! Aha da çatlasan da patlasan da Ekrem İmamoğlu karşına çıkacak, seni yenecek, Cumhurbaşkanı olacaktır!
"BİR GÜN KAPINA POLİS GELDİ Mİ"
Şimdi Tayyip Bey’e Denizli’den, Denizli’den... Aha Tayyip Bey ben burada Denizli’deyim, karşına da dikildim. Buradan sana soruyorum: Sen yıllar önce bu suçların hepsiyle yargılandın. Bir gün kapına polis geldi mi? Bir gün tutuklandın mı? Bir gün hapse kondun mu?
"TRT’DEN CANLI YAYINI GETİR"
Şimdi kendine güveniyorsan, kendine güveniyorsan; eğer Ekrem Başkandan korkmuyorsan tutuksuz yargılamayı getir ve TRT’den canlı yayını getir! Senin savcılarını da millet duysun, verilen cevapları da millet duysun. Buradan çağrımdır: Hodri meydan! Tutuksuz yargılama, televizyondan canlı yayın! Haydi bakalım!
"TÜRKİYE’DE YÜZDE 65’E CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANLARI SEÇİLDİ"
Buradan... AK Parti’nin, MHP’nin kadın kollarına, gençlik kollarına, ana kademesine... Eğer Tayyip Erdoğan’a şunu diyebilirseniz; bu bir demokrasi yürüyüşüdür. Tayyip Bey yıllarca bu sahada top oynadı. Oynadığı maçları 23 yıldır kazandı. Biz isyan etmedik. Sahadan çekilmedik. Yanlış işlere girişmedik. 31 Mart’ta; Denizli Nuri Başkanı seçti, İstanbul Ekrem Başkanı seçti, Ankara Mansur Başkanı seçti, Adana Zeydan Başkanı seçti, Mersin Vahap Başkanı seçti. Türkiye’de yüzde 65’e CHP’li belediye başkanları seçildi.
Şimdi Tayyip Bey, o oynayıp da kazandığı maçın topunu aldı, eve kaçıyor. Nereye gidiyorsun? "Topu keseceğim, daha oynamam, oynatmam" diyor. Eğer AK Parti’nin gençleri Tayyip Bey’e giderse, "Reis, baba, dede... Nereye gidiyorsun? Ver topu" derse... O topu sahaya getirirse, bu önemli bir iştir. Belki bir kere kaybederler, iki kere kaybederler, sonra kazanırlar ama; onurlarını, haysiyetlerini kaybedip de kazandığı zaman demokrat, kaybedince otokrat olma ayıbına ortak olmazlar. Buna davet ediyorum AK Partilileri.
"AK PARTİLİ 19 BİN LİRA EMEKLİ MAAŞINA LAYIK MI? MHP’Lİ KARDEŞİM 28 BİN LİRA ASGARİ ÜCRETE LAYIK MI?"
Ve buradan açıkça söylüyorum. Hem vallahi hem billahi... Partinin genel başkanı olarak, Ege’nin bir evladı olarak, Selanikli anneannenin, Üsküplü dedenin torunu olarak, iki emekli öğretmenin evladı, bahçıvan Abdullah Ağa’nın torunu olarak yeminle söylüyorum Denizli’deki AK Partiliye, MHP’liye: CHP’liler! Biz sizin düşmanınız değiliz, sizin dostunuzuz. Çünkü siz bizim komşularımızsınız, akrabalarımızsınız. Damadımızsınız, gelinimizsiniz. Tarla komşumsun, kapı komşumsun. Biz size düşman değiliz. Ama bizi size düşman etmek isteyen, kutuplaştıran, ayrı düşürenler; bunu kavga olsun da millet kavgaya baksın, emekli maaşı konuşmasın diye yapıyor. AK Partili 19 bin lira emekli maaşına layık mı? MHP’li kardeşim 28 bin lira asgari ücrete layık mı?
"HEP BİRLİKTE KAZANACAĞIZ"
Biz halkın partisiyiz. Biz asgari ücret artsın diye, emekli maaşı artsın diye, ürün kıymetlensin diye, çiftçi milletin efendisi olsun diye, esnafın yüzü gülsün diye mücadele ediyoruz. Buradan and içerim, yemin ederim ki; Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında hiçbir yoksul kaybetmeyecek. Hep beraber kazanacağız. AK Partilisi, MHP’lisi, CHP’lisi, İYİ Partilisi... Hep birlikte kazanacağız. O yüzden Tayyip Bey’in kavgasına bakmayın. Emekli maaşı için mücadeleye bakın. Asgari ücret için mücadeleye bakın. Evladının geleceği için işsizliğin bitmesine bakın.
Cumhuriyet Halk Partisi, AK Partililerin değil, AK Parti’nin kara düzeninin düşmanıdır, kara düzeninin!
"BÖYLE BİR AHLAKSIZLIĞA SABIR OLMAZ"
AK Parti’nin kara düzeni, AK Partilinin, MHP’linin de alın terini sömürüyor. AK Parti’nin kara düzeni AK Partili gençleri reissiz bırakıyor. AK Parti’nin kara düzeninde ilk kez artık marketlerde, ilk kez artık marketlerde tarihi geçmiş gıdalar "fırsat reyonu" diye, utanç reyonlarında satılıyor. Ürünün, peynirin tarihi geçmiş, fırsat reyonuna koyuyor. Doritos cips alamamış çocuğuna, patates cipsi alamamış, tarihi geçmiş yerden, bir ay tarihi geçmiş cipsi fırsat reyonundan alıyor gariban. Bunun partisi olmaz. Böyle bir hlaksızlığa sabır olmaz. Yalanlarla sürdürülen iktidardan umut olmaz.
Efendim, "Gelirlerse ezanı dindirecekler." Vallahi yalan! "Bayrağı indirecekler." Vallahi yalan! "Vatanı böldürecekler." Hadi oradan! Hadi oradan!
Kaynak:Haber Merkezi