Dilek İmamoğlu'ndan AK Parti, MHP ve DEM Parti'ye çağrı

İBB davasının canlı yayınlanması teklifinin reddini eleştiren Dilek İmamoğlu, "O halde AKP, MHP ve DEM başta olmak üzere tüm partiler, birer hukuk temsilcinizi duruşmalara gözlemci olarak yollayın. Genel başkanlar İmamoğlu'nun savunmasını izlesin" dedi.

Dilek İmamoğlu'ndan AK Parti, MHP ve DEM Parti'ye çağrı

GAZETE PENCERE - İBB davasının canlı yayınlanmasına dair önerinin kabul edilmemesine tutuklu aileleri tepki gösterdi. Ortak açıklamayı yapan Ekrem İmamoğlu'nun eşi Dilek İmamoğlu, "Sayın Bahçeli, bu konuya tam iki kez değindi. CHP, teklifte bulundu. MHP ve AKP oylarıyla bu teklif reddedildi. Neden? Bize bir mesaj mı veriyorsunuz?" diye konuştu.

Partilerin hukuk temsilcilerinin davayı izlemesini isteyen İmamoğlu, "O halde size iki önerim olacak: AKP, MHP ve DEM başta olmak üzere, tüm partilerin hukuk komisyonlarından birer liyakatli hukuk temsilcinizi duruşmalara gözlemci olarak yollayın. Onlar, size gün sonunda duruşmaları rapor etsin. İki; Ekrem İmamoğlu'nun savunmasını tüm parti genel başkanları izlesin" dedi.

28. AÇIKLAMA YAPILDI

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne (İBB) yönelik operasyonda tutuklananların yakınları tarafından kurulan Aile Dayanışma Ağı (ADA), 28. buluşmasını Saraçhane Parkı’nda gerçekleştirdi.

Buluşmaya; CHP Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, CAO Yürütme Kurulu Başkanı Kayıhan Pala, İBB Başkanvekili Nuri Aslan, milletvekilleri, gazeteciler, sanatçılar ve çok sayıda kişi destek verdi.

28. buluşmanın basın açıklaması, İBB Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.

"GERÇEKLERİN GÜN YÜZÜNE ÇIKACAĞI YENİ BİR DÖNEMİN BAŞLANGICI"

"Uzun ve yorucu bir bekleyişin ardından, umutla ve sabırla beklediğimiz dava süreci nihayet başladı” diyen İmamoğlu şunları söyledi:

"Bizler için bu sadece bir yargılama sürecinin başlangıcı değil aynı zamanda gerçeklerin gün yüzüne çıkacağına olan inancımızın yeniden güçlendiği bir dönemin başlangıcıdır. Çünkü biliyoruz ki gerçek er ya da geç ortaya çıkar. Ve biz inanıyoruz ki gerçekler ortaya çıktığında, sevdiklerimizin özgürlüğüne kavuştuğu, ailelerin yeniden bir araya geldiği günler çok da uzak olmayacak. Çok yakında Ramazan Bayramı’na gireceğiz. Ülkemize adalet, demokrasi ve bereket dünyaya barış getirmesi dileğimle Ramazan Bayramı’nı kutluyorum. Bizler, ne yazık ki bir yıldır bayramlarımızı eksik yaşıyoruz."

aciklama

"AİLELER SESSİZ SEDASIZ BÜYÜK BİR YÜK TAŞIYORLAR"

"Sadece tutuklular değil, aileleri de bir yıldır büyük zorluklar yaşıyor. Bir belirsizlikle yaşamak, dört duvar arasında hapis olanların acısını her an kalbinde taşımak, ne zaman kavuşacağına, kavuşunca neler yapacağına dair hayaller kurmak bile inanın çok yıpratıcı.

Buradaki aileler, çocuklar, eşler, anneler, babalar, kardeşler sessiz sedasız büyük bir yük taşıyorlar. Ve inanın bir yıldır bu yük hiç hafiflemedi. Üstelik bu duygusal yükün yanında, işin bir de fiziksel yük boyutu var. Her duruşma günü Silivri’ye, İstanbul’un en uzak noktalarından birine gitmek zorunda kalıyoruz. Pek çok aile için bu, yaklaşık 80 kilometrelik zorlu bir yol anlamına geliyor. Ulaşımın güçlüğü, saatler süren yolculuklar, uzun bekleyişler ve gün boyu süren yorgunluk aileler için hem fiziksel hem de maddi açıdan çok ağır bir yük oluşturuyor."

"RAMAZAN GÜLTEN, KIZININ BABA DEDİĞİNİ MAHKEMEDE ÖĞRENDİ"

"Başka şehirlerden gelenler için bu yük daha da ağırlaşıyor. Yol, konaklama, geçim sıkıntısı, işten izin alma mücadelesi, bütün bunlar ailelerin omzuna binen yükü daha da artırıyor. Bu yüzden gelemeyenler de oluyor ama hiçbiri bu sürecin dışında kalmıyor. Çünkü bedenen burada olamasalar da zihinleri de yürekleri de burada. Bu dava, sadece içeride tutulanları değil, ailelerin tamamını yoran, eksilten ve tüketen bir sürece daha ilk haftadan dönüşmüş durumda.

Bütün bu zorlukların sonunda ailelerin tutunduğu tek şey ise bazen sadece o birkaç saniyelik karşılaşma oluyor. Mahkeme salonunda sevdiklerimizle kısa bir an bile olsa göz göze gelmek hem onları hem bizleri çok rahatlatıyor. Ama inanın bu kısacık mutluluk anlarının bile ardında katlanılması çok zor duygular var. O kısacık bakışma anlarında, gözlerdeki katman katman anlamları, duyguları tarif edebilmek imkânsız. Bu anlarda o kadar kıymetli şeyler paylaşılıyor ki…

Mesela bu hafta Ramazan Gülten, kızı Maya’nın ‘baba’ dediğini mahkeme salonunda öğrendi. Kızının doğumunu da görememişti. Sırrı Küçük ise kızının ilk karnesini göremedi; küçük kızına Silivri’de bir polis okulunda olduğunu söylemek zorunda kaldığını anlattı. Bir babanın çocuğunun en kıymetli anlarında yanında olamaması, ilk kez ‘baba’ dendiğini mahkeme salonunda öğrenmesi hepimizi derinden sarstı."

aciklama-2

"BU YAKLAŞIM KABUL EDİLEMEZ"

"Bir yılın özlemi, bazen birkaç saniyeye sığdırılmaya çalışılıyor. Ne yazık ki bazı aileler o birkaç saniyeden bile mahrum bırakılıyor. Bazı aileler, salon düzeni, giriş-çıkış kısıtlamaları ve içerideki uygulamalar nedeniyle yakınlarını göremeden geri dönmek zorunda kalıyor; büyük bir kırgınlık ve çaresizlik yaşıyor. El sallamaya, göz göze gelmeye, kısacık bir temas kurmaya bile engel olunmaya çalışıldığına şahit oluyoruz. Bir yıldır ayrı bırakılmış ailelerin hasret gidermesinden bile rahatsız olan bir yaklaşım kabul edilemez."

"HİÇBİR VATANDAŞ BÖYLE BİR MUAMELEYLE KARŞI KARŞIYA KALMAMALI"

"Duruşmalar olağan bir yargılama düzeni içinde değil, son derece zorlayıcı koşullar altında yürütülüyor. Oysa hiçbir vatandaş, devlet karşısında böylesine bir muameleyle karşı karşıya kalmamalıdır. Türkiye, geçmişte benzer yargılama süreçlerinin nasıl ağır sonuçlar doğurduğunu acı biçimde yaşadı.

Yıllar sonra çöken davalar, beraat kararları ve ortaya çıkan gerçekler bize şunu gösterdi: Hukuktan uzaklaşıldığında, bedelini sadece yargılananlar değil, aileleri ve toplumun bütünü ödüyor. O dönem yaşanan acılar hâlâ hafızalardayken, benzer yanlışların yeniden tekrarlanmasına kimse izin vermemelidir. Bu nedenle tüm yetkili makamlara sesleniyoruz: Kaçma şüphesi bulunmayan, delilleri karartma imkânı olmayan insanların tutuksuz yargılanması gerekir."

"NEDEN REDDETTİNİZ, BİZE BİR MESAJ MI VERMEK İSTİYORSUNUZ"

"Sayın Bahçeli, bu konuya tam iki kez değindi. İki kez dile getirdi bu konuyu. CHP, dün Meclis’e bu konuyla ilgili bir öneri teklifinde bulundu. Yine Meclis’in oylarıyla, MHP ve AKP oylarıyla bu teklif önerisi reddedildi. Neden? Soruyoruz aileler olarak; neden reddettiniz? Bize bir mesajınız mı var? Bize bir mesaj mı veriyorsunuz? Diyorsunuz ki ‘Biz Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarını suçsuz yere bir yıldır tutsak edildiğine inanıyoruz. Yani siz ailelere inanıyoruz. Bir yıldır sizin adalet çağrınıza, hukukun işletilmesine inanıyoruz’ diyorsunuz. Ama Türkiye'ye, yani 86 milyona bu durumu açıklayamayız. Bizim sizden aldığımız mesaj budur.

O halde benim size iki önerim olacak: AKP, MHP ve DEM başta olmak üzere, tüm partilerin hukuk komisyonlarından birer liyakatlı hukuk temsilcinizi mahkemeye, duruşmalara gözlemci olarak yollayın. Onlar, size gün sonunda, duruşmaları rapor etsin. İki; Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına, yine aynı şekilde tüm parti genel başkanları katılsın. Ekrem İmamoğlu’nun ve avukatlarının savunmasını mahkemede tüm parti genel başkanları izlesin."

"HUKUKU İŞLETİN"

"Öyle ya; siz eşimi, çocuklarımın babasını, Türkiye Cumhuriyeti'nin cumhurbaşkanı adayını, 25,5 milyon oyla seçilmiş cumhurbaşkanı adayını bir yıldır tutsak ettiniz. Onu azılı suçlu ilan ettiniz. Ve biz de size diyoruz ki, ‘Mahkemeler canlı yayınlansın’ ve siz bunu kabul etmiyorsunuz. O halde buyurun mahkemeye, buyurun duruşma salonlarına. ‘Yok. Hayır olmaz’ diyorsanız, o zaman hukuku işletin ve Ekrem İmamoğlu'nu, arkadaşlarını tutuksuz yargılayın. Hemen şimdi hepsini serbest bırakın."

Tutuksuz yargılama esastır. Bunu hepimiz çok iyi biliyorsunuz. Bayramda herkesi ailelerine kavuşturun. Biz, hüküm kurmuyoruz. Sadece adil, şeffaf ve tarafsız bir yargılama süreci istiyoruz. Böyle olduğunda gerçeklerin ortaya çıkacağından ve sevdiklerimizin özgürlüklerine kavuşacağından hiç şüphemiz yok. Hukuk er ya da geç sonunda işleyecek."

TUBA TORUN: SAVCILIĞIN SUNDUĞU KAYITLAR KENDİLERİNİ YALANLADI

Dilek Kaya İmamoğlu’nun ardından CHP Genel Başkan Yardımcılarından Aykut Erdoğdu’nun avukat eşi Tuba Torun Erdoğdu söz aldı.

9 Mart’ta başlayan İBB Davası duruşmalarında yaşanan idari ve hukuki hukuksuzlukları sıralayan avukat Torun, "Aykut Erdoğdu'nun dosyada yer alan HTS ve baz kayıtlarında, 43 saniyede önce Fatih'te, sonra Beyoğlu'nda, sonra Üsküdar'da olduğu, yani 43 saniye içinde üç ayrı ilçede bulunduğu görüldü" dedi.

tuba-torun

"Tutuklamaya delil olarak gösterdikleri bu HTS ve baz kayıtlarının güvenilirliğinin, bu vahametten ibaret olduğu anlaşıldı ve mahkemeye de anlatıldı" diyen Tuba Torun Erdoğdu, "Aykut Erdoğdu'nun kendisine elden para verdiği iddia edilen kişiyle, en fazla 256 metre yan yana geldiği, dosyaya bizzat savcılığın sunduğu kayıtlarla tespit edin. Yani kendi elleriyle sundukları kanıtlar, kendini yalanladı. Rüşvete aracılıkla suçlanan Aykut Erdoğdu, tutuklandıktan 4 ay sonra rüşvet verdiği iddia edilen kişinin ifadesi alındı" şeklinde konuştu.

Kaynak:ANKA

Öne Çıkanlar